Cennet Yerine Farklı Ara Dünya Sistemleri Kurmuş 10 Anime: Boyutlar Arası Gezi Rehberi

Ruhani yolculuğa hazır mısın? Cenneti unutturan, anime evrenlerinin en sıradışı ara dünyalarını keşfet! Bu listede, paralel evrenlerden fantastik diyarlara, her zevke uygun bir geçiş kapısı bulacaksın.

Şubat 28, 2026 - 06:16
Şubat 28, 2026 - 06:16
 0  1
Cennet Yerine Farklı Ara Dünya Sistemleri Kurmuş 10 Anime: Boyutlar Arası Gezi Rehberi

1. Sword Art Online: Aincrad – Ölümcül VRMMORPG Kabusu

Yolcu, şimdi sıkı dur çünkü seni VRMMORPG dünyasının en acımasız arenasına götürüyorum: Aincrad. Sword Art Online, hepimizin bildiği gibi, oyuncuların sanal gerçeklikte hapsolduğu ve oyunu bitirene kadar gerçek dünyaya dönemediği bir ölüm kalım meselesi. Ama Aincrad'ı özel kılan ne? Abi, o 100 katlı çelik kale var ya, her katı ayrı bir ekosistem, her köşesi ölümcül tuzaklarla dolu. Düşünsene, level atlamak için canını dişine takıyorsun, bir yandan da gerçek hayatta aç kalmamaya çalışıyorsun.

Aincrad'ın ara dünya sistemi, sadece bir oyun değil, tam anlamıyla bir yaşam simülasyonu. Ekonomisi var, siyaseti var, sosyal dinamikleri var. Oyuncular loncalar kuruyor, ittifaklar yapıyor, birbirlerine ihanet ediyor. Herkes hayatta kalmak için bir yol arıyor. Kirito'nun tek başına takılması, Asuna ile aşk yaşaması falan hep bu kaosun içinde filizleniyor. Ve en önemlisi, oyunda öldüğün an gerçek hayatta da ölüyorsun. Bu da her kararı, her hamleyi bin kat daha önemli hale getiriyor. Aincrad, sadece bir ara dünya değil, aynı zamanda insan doğasının da bir aynası.

Bu arada, Aincrad'ın müzikleri de ayrı bir olay. O epik savaş sahnelerinde çalan melodiler, o hüzünlü anlarda duyulan piyano sesleri... Tamam, belki biraz duygusallaştım ama ne yapayım, Sword Art Online bende derin izler bıraktı. Özellikle ilk sezonu, Aincrad'ın o karanlık ve tehlikeli atmosferini o kadar iyi yansıtıyor ki, hala ara sıra açıp izlerim. Sen de bir göz at derim, pişman olmazsın.

Seyir Defteri Notu: Aincrad'da level atlamak için en iyi yerler, ilk katlardaki goblin kampları. Ama dikkat et, goblinler sürüler halinde saldırır!

Rota Önerisi: Sword Art Online'dan sonra Log Horizon'a göz atabilirsin. O da VRMMORPG temalı ama daha stratejik ve politik bir yapısı var.


2. Made in Abyss: Abyss – Bilinmeyene Dalış

Hazır ol yolcu, çünkü şimdi seni dünyanın yüzeyinde açılan devasa bir çukurun derinliklerine, Made in Abyss'in gizemli Abyss'ine götürüyorum. Bu çukur, sadece bir yer altı dünyası değil, aynı zamanda lanetli bir ekosistem. Ne kadar derine inersen, o kadar garip yaratıklarla karşılaşırsın, o kadar tuhaf olaylar yaşarsın. Ve en kötüsü de, yukarı çıkmaya çalıştıkça lanetin etkileri artar, halüsinasyonlar görürsün, vücudun deforme olur.

Abyss'in katmanları birbirinden tamamen farklı. Yüzeydeki ormanlardan, derinlerdeki kristal mağaralara, her katmanı ayrı bir macera. Riko ve Reg'in Abyss'in derinliklerine doğru yaptıkları yolculuk, sadece bir arayış değil, aynı zamanda bir hayatta kalma mücadelesi. Yolda karşılaştıkları yaratıklar, tuzaklar, diğer maceracılar... Hepsi onları sınar, zorlar. Ve Abyss'in laneti, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir etki yaratır. Riko'nun annesini bulma takıntısı, Reg'in geçmişini öğrenme isteği, hep bu lanetin bir sonucu.

Made in Abyss, sadece görsel olarak değil, aynı zamanda hikaye anlatımıyla da büyüleyici bir anime. O karanlık atmosferi, o ürkütücü yaratıkları, o umutsuz anları o kadar iyi yansıtıyor ki, izlerken resmen geriliyorsun. Ama aynı zamanda, Riko ve Reg'in dostluğu, umutları, hayalleri de sana ilham veriyor. Abyss, sadece bir ara dünya değil, aynı zamanda insan ruhunun da bir yansıması. Eğer karanlık ve gizemli hikayeleri seviyorsan, Made in Abyss'i kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Abyss'te hayatta kalmak için en önemli şey, iyi bir rehbere sahip olmak. Ama dikkat et, her rehbere güvenilmez!

Rota Önerisi: Made in Abyss'ten sonra Shinsekai Yori'ye göz atabilirsin. O da karanlık ve gizemli bir dünyada geçen bir hayatta kalma hikayesi.


3. Mushoku Tensei: İşsiz Bir Adamın Reenkarnasyonu: Büyülü Dünya Labirenti

Selam yolcu! Şimdi de seni, Mushoku Tensei'nin fantastik dünyasına ışınlıyorum. Hani şu bildiğimiz NEET (Not in Education, Employment, or Training) tayfasından, hayatı boyunca hiçbir işe yaramamış bir adam düşün. İşte bu adam, bir trafik kazasında ölüyor ve büyülü bir dünyada bebek olarak yeniden doğuyor. Ama bu sefer farklı, bu sefer hayatı dolu dolu yaşamak istiyor. İşte bu dünyanın ara sistemi de tam ona göre.

Bu dünya, büyüyle dolu, her türlü ırkın ve canavarın yaşadığı devasa bir kıta. Rudeus Greyrat, yani bizim eski NEET, bu dünyada büyü yeteneklerini geliştiriyor, dövüş sanatlarını öğreniyor, yeni arkadaşlar ediniyor. Ama en önemlisi, hatalarından ders çıkarıyor ve geçmişin izlerini silmeye çalışıyor. Dünyanın coğrafyası da ayrı bir olay. Ormanlar, çöller, dağlar, şehirler... Her yerde farklı bir macera seni bekliyor. Rudeus, ailesiyle birlikte bu kıtayı dolaşıyor, farklı kültürleri tanıyor, yeni insanlarla tanışıyor.

Mushoku Tensei, sadece bir isekai animesi değil, aynı zamanda bir karakter gelişimi hikayesi. Rudeus'un geçmişiyle yüzleşmesi, hatalarını telafi etmeye çalışması, yeni bir insan olmaya çalışması... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de cabası. O büyülü sahneler, o epik savaşlar, o duygusal anlar... Hepsi göz kamaştırıcı. Eğer hem eğlenceli hem de düşündürücü bir anime arıyorsan, Mushoku Tensei'yi kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Büyü öğrenmek için en iyi yer, Ranoa Büyü Akademisi. Ama dikkat et, sınavları çok zor!

Rota Önerisi: Mushoku Tensei'den sonra Re:Zero - Starting Life in Another World'e göz atabilirsin. O da isekai temalı ama daha karanlık ve psikolojik bir yapısı var.


4. No Game No Life: Disboard – Oyun Tanrısı'nın Yarattığı Dünya

Selam gezgin! Hazır ol, çünkü şimdi seni No Game No Life'ın Disboard'una götürüyorum. Burası, her şeyin oyunlarla çözüldüğü, savaşın yasak olduğu, Oyun Tanrısı Tet tarafından yaratılmış bir dünya. Yani, kavga etmek yerine satranç oynuyorsun, savaşmak yerine poker oynuyorsun. Kulağa hoş geliyor değil mi? Ama tabii ki, her şey göründüğü kadar basit değil.

Disboard'da, her ırkın farklı oyun yetenekleri var. İnsanlar strateji konusunda iyiyken, elfler büyü konusunda uzman. Beastler ise fiziksel güçleriyle öne çıkıyor. Sora ve Shiro, yani bizim asosyal kardeşler, bu dünyaya çağrılıyor ve insanlığı kurtarmakla görevlendiriliyor. Ama tabii ki, onlar da oyun oynamayı çok seviyor. Disboard'un ara dünya sistemi, tamamen oyunlar üzerine kurulu. Her ırkın kendi kuralları var, her oyunun farklı zorluk seviyeleri var. Sora ve Shiro, zekalarını kullanarak bu oyunları kazanmaya çalışıyor ve insanlığı yeniden zirveye taşımaya çalışıyor.

No Game No Life, sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda zeka oyunlarıyla dolu bir şölen. O karmaşık stratejiler, o beklenmedik hamleler, o ters köşeler... Hepsi çok heyecan verici. Animasyon tarzı da çok renkli ve canlı. Eğer hem eğlenmek hem de beynini çalıştırmak istiyorsan, No Game No Life'ı kesinlikle izlemelisin. Ama dikkat et, bu anime seni oyunlara bağımlı yapabilir!

Seyir Defteri Notu: Disboard'da kazanmak için en önemli şey, rakibinin hamlelerini önceden tahmin etmek. Ama dikkat et, bazı ırklar hile yapabilir!

Rota Önerisi: No Game No Life'tan sonra Kakegurui'ye göz atabilirsin. O da kumar temalı ama daha psikolojik ve karanlık bir yapısı var.


5. Overlord: Yggdrasil – Sunucuların Kapanmasıyla Gelen Yeni Hayat

Ey maceraperest! Şimdi de seni Overlord'un Yggdrasil'ine götürüyorum. Burası, bir zamanlar popüler bir VRMMORPG olan Yggdrasil'in sunucularının kapanmasıyla birlikte, oyuncuların gerçek dünyaya dönmek yerine içinde hapsolduğu bir dünya. Momonga, yani bizim iskelet büyücümüz, bu oyunun en güçlü loncasının lideri. Ama sunucular kapandığında, o da bu dünyada kalıyor ve kendini gerçek bir iskelet büyücü olarak buluyor.

Yggdrasil'in ara dünya sistemi, tamamen oyuncuların yetenekleri ve eşyaları üzerine kurulu. Momonga, loncasının eşyalarını ve yeteneklerini kullanarak bu dünyayı fethetmeye çalışıyor. Ama tabii ki, bu dünya da hiç de kolay değil. Farklı ırklar, farklı krallıklar, farklı tehlikeler... Hepsi onu bekliyor. Momonga, emrindeki NPC'lerle birlikte bu dünyaya hükmetmeye çalışıyor. Ama aynı zamanda, insanlığını da kaybetmemeye çalışıyor. Çünkü o hala eski bir oyuncu, hala bir insan.

Overlord, sadece güçlü bir karakterin hikayesi değil, aynı zamanda bir güç fantezisi. Momonga'nın düşmanlarını ezmesi, krallıkları fethetmesi, ordulara hükmetmesi... Hepsi çok tatmin edici. Animasyon kalitesi de çok iyi. O büyülü sahneler, o epik savaşlar, o karanlık atmosfer... Hepsi çok etkileyici. Eğer hem aksiyon hem de strateji seviyorsan, Overlord'u kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Yggdrasil'de hayatta kalmak için en önemli şey, güçlü bir loncaya sahip olmak. Ama dikkat et, lonca üyelerine güvenmek her zaman iyi bir fikir olmayabilir!

Rota Önerisi: Overlord'dan sonra That Time I Got Reincarnated as a Slime'a göz atabilirsin. O da güçlü bir karakterin hikayesini anlatıyor ama daha komik ve eğlenceli bir yapısı var.


6. Attack on Titan: Duvarların İçi – İnsanlığın Son Sığınağı

Selamlar yolcu! Şimdi de seni Attack on Titan'ın duvarlarla çevrili dünyasına götürüyorum. Burası, devasa titanların saldırılarından korunmak için insanlar tarafından inşa edilmiş devasa duvarların ardında yaşayan insanlığın son sığınağı. Dış dünya tamamen titanlar tarafından ele geçirilmiş durumda ve insanlar duvarların içinde sıkışıp kalmış durumda.

Duvarların içi, sadece bir sığınak değil, aynı zamanda bir toplum. Farklı sınıflar, farklı meslekler, farklı hayatlar... Hepsi duvarların içinde bir arada yaşıyor. Eren Yeager, yani bizim kahramanımız, duvarların dışındaki dünyayı keşfetmek istiyor. Ama titanların saldırısı, onun hayatını tamamen değiştiriyor ve onu titanlarla savaşmaya itiyor. Duvarların içindeki ara dünya sistemi, tamamen hayatta kalma üzerine kurulu. İnsanlar, titanlara karşı savaşmak için askeri eğitim alıyor, yeni silahlar geliştiriyor, stratejiler üretiyor. Ama en önemlisi, umutlarını kaybetmemeye çalışıyor.

Attack on Titan, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda derin bir hikaye anlatımı. O gizemli titanlar, o karmaşık politikalar, o karakterlerin iç dünyaları... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de cabası. O devasa titanlar, o epik savaşlar, o duygusal anlar... Hepsi göz kamaştırıcı. Eğer hem aksiyon hem de gizem seviyorsan, Attack on Titan'ı kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Titanlarla savaşmak için en önemli şey, 3D Manevra Ekipmanı'nı iyi kullanmak. Ama dikkat et, ekipman arızalanabilir!

Rota Önerisi: Attack on Titan'dan sonra Vinland Saga'ya göz atabilirsin. O da tarihi bir settingde geçen bir aksiyon animesi.


7. The Promised Neverland: Grace Field House – Çocukların Cenneti mi, Cehennemi mi?

Selam yolcu! Hazır ol, çünkü şimdi seni The Promised Neverland'ın Grace Field House'una götürüyorum. Burası, yetim çocukların mutlu bir şekilde yaşadığı, anne tarafından sevgiyle büyütüldüğü bir yetimhane. Ama tabii ki, her şey göründüğü kadar masum değil.

Grace Field House, aslında çocukların şeytanlara yem olarak yetiştirildiği bir çiftlik. Emma, Norman ve Ray, yani bizim zeki çocuklarımız, bu gerçeği öğreniyor ve kaçmaya karar veriyor. Ama tabii ki, bu hiç de kolay değil. Anne, yani Isabella, onların kaçmasını engellemek için her şeyi yapıyor. Grace Field House'un ara dünya sistemi, tamamen zeka oyunları üzerine kurulu. Çocuklar, annenin planlarını bozmak için stratejiler üretiyor, tuzaklar kuruyor, şifreler çözüyor. Ama en önemlisi, birbirlerine güveniyor.

The Promised Neverland, sadece gerilim dolu bir anime değil, aynı zamanda dostluğun ve umudun hikayesi. O karmaşık planlar, o beklenmedik olaylar, o karakterlerin iç dünyaları... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de çok iyi. O karanlık atmosfer, o ürkütücü sahneler, o duygusal anlar... Hepsi çok etkileyici. Eğer hem gerilim hem de zeka oyunları seviyorsan, The Promised Neverland'ı kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Grace Field House'tan kaçmak için en önemli şey, iyi bir plan yapmak. Ama dikkat et, annenin de planları var!

Rota Önerisi: The Promised Neverland'dan sonra Death Note'a göz atabilirsin. O da zeka oyunlarıyla dolu bir gerilim animesi.


8. Hunter x Hunter: Greed Island – Oyun İçinde Oyun

Selam gezgin! Şimdi de seni Hunter x Hunter'ın Greed Island'ına götürüyorum. Burası, bir milyarder tarafından yaratılmış, Nen yeteneklerini kullanan oyuncuların katılabildiği bir VRMMORPG. Gon Freecss, yani bizim kahramanımız, babasını bulmak için bu oyuna giriyor.

Greed Island, sadece bir oyun değil, aynı zamanda gerçek bir ada. Oyuncular, adada görevleri tamamlıyor, canavarlarla savaşıyor, kartlar topluyor. Ama tabii ki, bu hiç de kolay değil. Diğer oyuncular, canavarlar, tuzaklar... Hepsi onları bekliyor. Greed Island'ın ara dünya sistemi, tamamen görevler ve kartlar üzerine kurulu. Oyuncular, görevleri tamamlayarak kartlar kazanıyor, kartları kullanarak eşyalar yaratıyor, yeteneklerini geliştiriyor. Ama en önemlisi, hayatta kalmaya çalışıyor.

Hunter x Hunter, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda derin bir hikaye anlatımı. O karmaşık görevler, o beklenmedik olaylar, o karakterlerin iç dünyaları... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de cabası. O büyülü sahneler, o epik savaşlar, o duygusal anlar... Hepsi göz kamaştırıcı. Eğer hem aksiyon hem de macera seviyorsan, Hunter x Hunter'ı kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Greed Island'da hayatta kalmak için en önemli şey, iyi bir Nen yeteneğine sahip olmak. Ama dikkat et, Nen yeteneklerini kontrol etmek zor olabilir!

Rota Önerisi: Hunter x Hunter'dan sonra Yu Yu Hakusho'ya göz atabilirsin. O da aksiyon ve macera dolu bir anime.


9. Digimon Adventure: Dijital Dünya – Seçilmiş Çocukların Macerası

Selam yolcu! Şimdi de seni Digimon Adventure'ın Dijital Dünyası'na götürüyorum. Burası, insanların bilgisayarlarında yaşayan dijital canavarların, yani Digimonların yaşadığı paralel bir evren. Seçilmiş Çocuklar, yani bizim kahramanlarımız, bu dünyaya çağrılıyor ve Digimonlarla birlikte Dijital Dünyayı kurtarmakla görevlendiriliyor.

Dijital Dünya, sadece bir paralel evren değil, aynı zamanda kendi kuralları olan bir ekosistem. Digimonlar, sürekli olarak evrimleşiyor, güçleniyor, yeni yetenekler kazanıyor. Seçilmiş Çocuklar, Digimonlarla bağ kurarak onların evrimleşmesine yardımcı oluyor, onlarla birlikte düşmanlara karşı savaşıyor. Dijital Dünyanın ara dünya sistemi, tamamen evrim ve bağ üzerine kurulu. Seçilmiş Çocuklar, Digimonlarla ne kadar iyi bağ kurarsa, Digimonlar o kadar güçlü evrimleşiyor. Ama en önemlisi, birlikte çalışmaya ve birbirlerine güvenmeye çalışıyorlar.

Digimon Adventure, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda dostluğun ve güvenin hikayesi. O karmaşık evrimler, o beklenmedik olaylar, o karakterlerin iç dünyaları... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de çok iyi. O büyülü sahneler, o epik savaşlar, o duygusal anlar... Hepsi göz kamaştırıcı. Eğer hem aksiyon hem de macera seviyorsan, Digimon Adventure'ı kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Dijital Dünyada hayatta kalmak için en önemli şey, Digimonlarla iyi bir bağ kurmak. Ama dikkat et, bazı Digimonlar kötü niyetli olabilir!

Rota Önerisi: Digimon Adventure'dan sonra Pokémon'a göz atabilirsin. O da canavarlarla birlikte maceraya atıldığımız bir anime.


10. Tower of God: Kule – Zirveye Ulaşmak İçin Her Şeyi Göze Alanların Arenası

Ey yolcu! Son durağımız Tower of God'ın gizemli Kulesi. Bu kule, her katında farklı zorluklar ve sınavlar barındıran, zirvesine ulaşanların her dileğinin gerçekleştiği efsanevi bir yer. Bam, yani bizim yıldızımız, en yakın arkadaşı Rachel'ı bulmak için bu kuleye tırmanmaya karar veriyor.

Kule, sadece bir yapı değil, aynı zamanda bir dünya. Her katı, farklı bir ekosistem, farklı bir kültür, farklı bir tehlike barındırıyor. Bam, kuleye tırmanırken yeni arkadaşlar ediniyor, düşmanlarla karşılaşıyor, sınavları geçmek için yeteneklerini geliştiriyor. Kulenin ara dünya sistemi, tamamen sınavlar ve yetenekler üzerine kurulu. Bam, her sınavı geçmek için zekasını, gücünü ve arkadaşlarının yardımını kullanmak zorunda. Ama en önemlisi, hayatta kalmaya ve amacına ulaşmaya çalışıyor.

Tower of God, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda derin bir hikaye anlatımı. O karmaşık karakterler, o beklenmedik olaylar, o kulenin sırları... Hepsi çok etkileyici. Animasyon kalitesi de cabası. O büyülü sahneler, o epik savaşlar, o duygusal anlar... Hepsi göz kamaştırıcı. Eğer hem aksiyon hem de gizem seviyorsan, Tower of God'ı kesinlikle izlemelisin.

Seyir Defteri Notu: Kule'de hayatta kalmak için en önemli şey, iyi bir takıma sahip olmak. Ama dikkat et, bazı takım arkadaşları ihanet edebilir!

Rota Önerisi: Tower of God'dan sonra Noblesse'e göz atabilirsin. O da doğaüstü güçlere sahip karakterlerin hikayesini anlatıyor.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.