En İyi 15 "Villainess" (Kötü Kadın Karakter) Isekai Manhwası!: Kötü Kızlar Kulübü'ne Hoş Geldin!
Isekai evreninin en karizmatik, en acımasız, en stil sahibi kötü kadınlarıyla tanışmaya hazır ol! Bu manhwalarda entrika, sihir ve moda asla bitmiyor.
1. "Who Made Me a Princess" - Ah, Bir de Prenses Olduk!
Yolcu, bak şimdi, "Who Made Me a Princess" tam bir klasik. Bir gün gözünü açıyorsun ve bir romanın içindesin, hem de ölecek olan bir prenses olarak! Ama dur bakalım, bu prenses sıradan değil, Athanasia de Alger Obelia. Babası, imparator Claude, tam bir psikopat ve onu öldürmeye hazır. Tabii ki, bizim ana karakterimiz, bu kaderi değiştirmeye kararlı. Nasıl mı? Babasının sevgisini kazanarak! Abi, bu manhwa'nın çizimleri o kadar güzel ki, sanki bir sanat eserine bakıyorsun. Claude'un buz gibi bakışları, Athanasia'nın masumiyeti... Her şey mükemmel çizilmiş. Büyü sistemi de ilginç; mana kontrolü, elementler falan. Ama en çok sevdiğim şey, Athanasia'nın zekası ve kararlılığı. Öyle kolay pes etmiyor, sürekli bir planı var. Saray entrikaları da cabası. Kim dost, kim düşman belli değil.
Bu manhwa'da en çok dikkatimi çeken şey, karakterlerin derinliği. Claude sadece kötü bir imparator değil, geçmişinde acılar yaşamış bir adam. Athanasia da sadece masum bir kız değil, hayatta kalmak için savaşan bir kahraman. Bu ikilinin arasındaki ilişki zamanla değişiyor, gelişiyor ve okuyucuyu derinden etkiliyor. Bir de Felix Robane var, Athanasia'nın sadık şövalyesi. O da ayrı bir olay. Tam bir "best boy" karakteri. Her zaman Athanasia'yı koruyor, ona destek oluyor. Manhwa'nın ilerleyen bölümlerinde olaylar daha da karmaşıklaşıyor, sırlar ortaya çıkıyor ve Athanasia'nın kaderi tamamen değişiyor. Bu manhwa'yı okurken hem eğlenecek hem de duygulanacaksın, garanti veriyorum.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın soundtrack'i de harika. Özellikle Athanasia'nın teması çok etkileyici. Arada bir açıp dinliyorum, beni o dünyaya götürüyor.
Rota Önerisi: Eğer "Who Made Me a Princess"i sevdiysen, "Beware of the Villainess!" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha da çılgın.
2. "Beware of the Villainess!" - Kötü Kızlara Dikkat!
Yolcu, şimdi de sana tam bir "badass" karakterin hikayesini anlatacağım. "Beware of the Villainess!"de Melissa Podebrat adında bir kızımız var. Bir gün kendini bir romanın içinde buluyor, hem de kötü karakter olarak! Ama Melissa öyle ağlayıp sızlanacak biri değil. Aksine, bu durumu fırsat biliyor ve tüm ezberleri bozuyor. Erkek karakterlerin hepsini parmağında oynatıyor, düşmanlarını alt ediyor ve kendi kurallarını koyuyor. Abi, Melissa o kadar havalı ki, ona hayran kalmamak elde değil. Dövüş sahneleri de çok iyi çizilmiş. Kılıçlar, büyüler havada uçuşuyor. Bir de karakterlerin arasındaki diyaloglar çok komik. Sürekli birbirlerine laf sokuyorlar, atışıyorlar.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Melissa'nın erkek karakterlere karşı takındığı tavır. Onları asla ciddiye almıyor, sürekli onlarla dalga geçiyor. Ama aslında içten içe onlara değer veriyor. Özellikle Nine adındaki karakterle arasındaki ilişki çok ilginç. Nine, Melissa'nın koruması ve ona aşık. Ama Melissa, onun duygularını görmezden geliyor. Tabii ki, zamanla işler değişiyor ve Melissa da Nine'a karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor. Manhwa'nın ilerleyen bölümlerinde olaylar daha da karmaşıklaşıyor, yeni karakterler ortaya çıkıyor ve Melissa'nın geçmişiyle ilgili sırlar açığa çıkıyor. Bu manhwa'yı okurken hem eğlenecek hem de şaşıracaksın, garanti veriyorum.
Manhwa'da en çok güldüğüm yerler, Melissa'nın erkek karakterleri rezil ettiği sahneler. Özellikle Vel adındaki karakteri sürekli aşağılıyor, onu küçük düşürüyor. Ama aslında Vel de Melissa'ya aşık. Bu manhwa tam bir aşk, entrika ve aksiyon dolu bir şölen.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, kadınların güçlü olması ve kendi kaderlerini kendilerinin çizmesi. Melissa, tam bir rol model.
Rota Önerisi: Eğer "Beware of the Villainess!"i sevdiysen, "The Villainess Reverses the Hourglass" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha da stratejik.
3. "The Villainess Reverses the Hourglass" - Kum Saati Tersine Döndüğünde...
Yolcu, bu manhwa tam bir intikam hikayesi. Aria Roscente adında bir kızımız var. Üvey kız kardeşi Mielle tarafından sürekli eziliyor, aşağılanıyor. Mielle, tam bir şeytan tüyü. Herkesi kendine hayran bırakıyor, Aria'yı ise sürekli kötü gösteriyor. Ama bir gün, Aria bir mucize yaşıyor ve zamanı geri alma yeteneği kazanıyor. Artık geçmişteki hatalarını telafi etme ve Mielle'den intikam alma şansı var. Abi, Aria'nın intikam planları o kadar zekice ki, ağzım açık kaldı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyor, hiçbir şeyi şansa bırakmıyor. Mielle'nin maskesini düşürmek için elinden geleni yapıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Aria'nın karakter gelişimi. Başta ezik bir kızken, zamanla güçlü ve kararlı bir kadına dönüşüyor. İntikam almak için her şeyi yapmaya hazır. Ama aynı zamanda merhametli ve adil. Mielle'ye hak ettiği cezayı vermek istiyor ama onu öldürmek istemiyor. Sadece hayatını mahvetmek istiyor. Manhwa'da en çok gerildiğim yerler, Aria'nın Mielle ile karşılaştığı sahneler. İkisi de birbirlerinin niyetlerini biliyor, sürekli birbirlerine oyun oynuyorlar. Bu manhwa tam bir zeka savaşı. Kimin kazanacağını asla tahmin edemiyorsun. Bir de manhwa'nın çizimleri çok güzel. Özellikle Aria'nın kıyafetleri ve aksesuarları çok şık. Sanki bir moda defilesine bakıyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, intikamın insanı nasıl değiştirdiği. Aria, intikam almak için her şeyini feda ediyor.
Rota Önerisi: Eğer "The Villainess Reverses the Hourglass"i sevdiysen, "Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha olgun.
4. "Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp" - Doktor Elise: Lambalı Kraliyet Hanımı
Yolcu, bu manhwa tam bir reenkarnasyon hikayesi. Elise de Clorance adında bir kızımız var. İlk hayatında kötü bir imparatoriçe olmuş, ülkesini savaşa sürüklemiş ve sonunda idam edilmiş. Ama ikinci hayatında, günümüz Kore'sinde başarılı bir cerrah oluyor. Ancak bir kaza sonucu ölüyor ve tekrar geçmişe, ilk hayatına geri dönüyor. Bu sefer hatalarını telafi etmek ve ülkesini kurtarmak için elinden geleni yapıyor. Abi, Elise'in zekasına ve bilgisine hayran kaldım. Tıp bilgisini kullanarak ülkesindeki hastalıkları tedavi ediyor, savaşları önlüyor ve halkın sevgisini kazanıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Elise'in karakter gelişimi. İlk hayatında bencil ve acımasız bir kadınken, ikinci hayatında şefkatli ve yardımsever bir doktora dönüşüyor. Geçmişteki hatalarından ders çıkarıyor ve daha iyi bir insan olmaya çalışıyor. Manhwa'da en çok etkilendiğim yerler, Elise'in hastaları tedavi ettiği sahneler. Tıp bilgisini kullanarak hayat kurtarıyor ve insanlara umut veriyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok gerçekçi. Özellikle ameliyat sahneleri çok detaylı çizilmiş. Sanki gerçek bir ameliyatı izliyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, hatalarımızdan ders çıkarmanın ve daha iyi bir insan olmanın önemi.
Rota Önerisi: Eğer "Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp"i sevdiysen, "A Stepmother's Märchen" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha duygusal.
5. "A Stepmother's Märchen" - Bir Üvey Annenin Masalı
Yolcu, bu manhwa tam bir aile draması. Shuli von Neuschwanstein adında bir kadınımız var. Kocasının ölümünden sonra, altı üvey çocuğuna bakmak zorunda kalıyor. Çocuklar, Shuli'yi sevmiyor, onu suçluyor ve ona kötü davranıyor. Ama Shuli, pes etmiyor. Çocukların sevgisini kazanmak ve onları mutlu etmek için elinden geleni yapıyor. Abi, Shuli'nin sabrına ve şefkatine hayran kaldım. Çocukların tüm yaramazlıklarına katlanıyor, onlara dersler veriyor ve onları koruyor. Zamanla, çocuklar da Shuli'yi sevmeye başlıyor ve ona güveniyorlar.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Shuli'nin karakter gelişimi. Başta yalnız ve çaresiz bir kadınken, zamanla güçlü ve bağımsız bir anneye dönüşüyor. Çocukların sevgisiyle hayata tutunuyor ve kendi mutluluğunu buluyor. Manhwa'da en çok duygulandığım yerler, Shuli'nin çocuklarla birlikte vakit geçirdiği sahneler. Onlara kitap okuyor, oyunlar oynuyor ve onlarla birlikte gülüyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok sıcak. Özellikle çocukların ifadeleri çok sevimli. Sanki gerçek bir aile fotoğrafına bakıyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, aile bağlarının önemi ve sevginin her şeyi iyileştirebileceği.
Rota Önerisi: Eğer "A Stepmother's Märchen"i sevdiysen, "Remarried Empress" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha politik.
6. "Remarried Empress" - Yeniden Evlenen İmparatoriçe
Yolcu, bu manhwa tam bir saray entrikası. Navier Ellie Trovi adında bir imparatoriçemiz var. Kocası, İmparator Sovieshu, onu terk ediyor ve başka bir kadınla evlenmek istiyor. Navier, bu duruma boyun eğmiyor. İmparatorun teklifini kabul ediyor ama ondan boşanmak yerine, başka bir ülkenin imparatoruyla evlenmeyi teklif ediyor. Abi, Navier'in zekasına ve cesaretine hayran kaldım. İmparatoru şaşırtıyor, onu küçük düşürüyor ve kendi kaderini kendi ellerine alıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Navier'in karakter gelişimi. Başta sessiz ve itaatkar bir imparatoriçeyken, zamanla güçlü ve bağımsız bir kadına dönüşüyor. Saray entrikalarına karşı koyuyor, ülkesini koruyor ve kendi mutluluğunu buluyor. Manhwa'da en çok gerildiğim yerler, Navier'in İmparator Sovieshu ile karşılaştığı sahneler. İkisi de birbirlerinin niyetlerini biliyor, sürekli birbirlerine oyun oynuyorlar. Bu manhwa tam bir zeka savaşı. Kimin kazanacağını asla tahmin edemiyorsun. Bir de manhwa'nın çizimleri çok şık. Özellikle Navier'in kıyafetleri ve aksesuarları çok zarif. Sanki bir kraliyet portresine bakıyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, kadınların güçlü olması ve kendi kararlarını kendilerinin vermesi.
Rota Önerisi: Eğer "Remarried Empress"i sevdiysen, "The Reason Why Raeliana Ended Up at the Duke's Mansion" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha romantik.
7. "The Reason Why Raeliana Ended Up at the Duke's Mansion" - Raeliana'nın Dük'ün Konağında Bitmesinin Sebebi
Yolcu, bu manhwa tam bir romantik komedi. Raeliana McMillan adında bir kızımız var. Bir roman okurken ölüyor ve romanın içine reenkarne oluyor. Ama bu sefer, ana karakter değil, kısa sürede ölecek bir yan karakter olarak! Amacı hayatta kalmak. Bunun için de romanın en güçlü karakterlerinden biri olan Duke Noah Wynknight ile bir anlaşma yapıyor. Sahte bir nişanlılık ilişkisi kuruyorlar. Abi, Raeliana'nın hayatta kalma çabaları çok komik. Sürekli Duke'ü etkilemeye çalışıyor, ona yaranmaya çalışıyor. Ama Duke, ona hiç yüz vermiyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Raeliana ve Duke arasındaki ilişki. Başta sadece bir anlaşma olan ilişkileri, zamanla aşka dönüşüyor. İkisi de birbirlerine aşık oluyor ama bunu itiraf etmekten korkuyorlar. Manhwa'da en çok güldüğüm yerler, Raeliana'nın Duke'ü kıskandırmaya çalıştığı sahneler. Sürekli başka erkeklerle flört ediyor, Duke'ün dikkatini çekmeye çalışıyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok sevimli. Özellikle Raeliana'nın ifadeleri çok komik. Sanki gerçek bir komedi filmi izliyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, aşkın beklenmedik yerlerde ortaya çıkabileceği.
Rota Önerisi: Eğer "The Reason Why Raeliana Ended Up at the Duke's Mansion"i sevdiysen, "What's Wrong with You, Duke?" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha tuhaf.
8. "What's Wrong with You, Duke?" - Senin Sorunun Ne Dük?
Yolcu, bu manhwa tam bir absürt komedi. Elissa adında bir kızımız var. Bir gün kendini bir romanın içinde buluyor, hem de hasta ve zayıf bir karakter olarak! Hayatta kalmak için bir dükle evlenmesi gerekiyor. Ama dük, tam bir deli! Sürekli garip davranışlar sergiliyor, Elissa'yı şaşırtıyor ve onu güldürüyor. Abi, dükün tuhaflıklarına hayran kaldım. Sürekli hayvan kostümleri giyiyor, ağaçlarla konuşuyor ve Elissa'ya garip sorular soruyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Elissa'nın dükün tuhaflıklarına verdiği tepkiler. Başta şaşırıyor, korkuyor ama zamanla dükün tuhaflıklarına alışıyor ve onu sevmeye başlıyor. Manhwa'da en çok güldüğüm yerler, dükün Elissa'yı güldürmeye çalıştığı sahneler. Sürekli ona şakalar yapıyor, ona hediyeler veriyor ve onu mutlu etmeye çalışıyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok renkli. Özellikle dükün kostümleri çok yaratıcı. Sanki bir karnavaldaymışsın gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, farklılıkların insanları bir araya getirebileceği.
Rota Önerisi: Eğer "What's Wrong with You, Duke?"i sevdiysen, "I'm a Villainous Daughter, so I'm Going to Keep the Last Boss" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha güçlü.
9. "I'm a Villainous Daughter, so I'm Going to Keep the Last Boss" - Ben Kötü Niyetli Bir Kızım, Bu Yüzden Son Patronu Tutacağım
Yolcu, bu manhwa tam bir strateji oyunu. Aileen Lauren d'Autriche adında bir kızımız var. Nişanlısı, prens Cedric Jeanne Elmeier tarafından terk ediliyor. Terk edilmesinin sebebi, prensin başka bir kıza aşık olması. Aileen, bu duruma çok üzülüyor ve intikam almaya karar veriyor. Bunun için de oyunun son patronu, şeytan kral Claude Jeanne Elmeier ile bir anlaşma yapıyor. Aileen, Claude'u baştan çıkaracak ve onu kendine aşık edecek. Abi, Aileen'in planlarına hayran kaldım. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyor, hiçbir şeyi şansa bırakmıyor. Claude'u etkilemek için elinden geleni yapıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Aileen ve Claude arasındaki ilişki. Başta sadece bir anlaşma olan ilişkileri, zamanla aşka dönüşüyor. İkisi de birbirlerine aşık oluyor ama bunu itiraf etmekten korkuyorlar. Manhwa'da en çok gerildiğim yerler, Aileen'in prens Cedric ile karşılaştığı sahneler. Cedric, Aileen'i geri kazanmaya çalışıyor ama Aileen, ona yüz vermiyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok güzel. Özellikle Aileen'in kıyafetleri ve aksesuarları çok şık. Sanki bir moda defilesine bakıyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, kadınların güçlü olması ve kendi intikamlarını kendilerinin alması.
Rota Önerisi: Eğer "I'm a Villainous Daughter, so I'm Going to Keep the Last Boss"i sevdiysen, "The Villainess is a Marionette" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha dramatik.
10. "The Villainess is a Marionette" - Kötü Kadın Bir Kukla
Yolcu, bu manhwa tam bir politik drama. Cayena Hill adında bir prensesimiz var. Kardeşi, veliaht prens Rezef Hill tarafından bir kukla gibi yönetiliyor. Cayena, kardeşinin emirlerini yerine getirmek zorunda kalıyor, istemediği şeyleri yapmak zorunda kalıyor. Ama bir gün, Cayena bu duruma isyan ediyor. Kardeşinin kuklası olmaktan vazgeçiyor ve kendi kaderini kendi ellerine almaya karar veriyor. Abi, Cayena'nın cesaretine hayran kaldım. Kardeşine karşı koyuyor, onun planlarını bozuyor ve kendi krallığını kuruyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Cayena'nın karakter gelişimi. Başta zayıf ve çaresiz bir prensesken, zamanla güçlü ve bağımsız bir kraliçeye dönüşüyor. Saray entrikalarına karşı koyuyor, ülkesini koruyor ve kendi halkının sevgisini kazanıyor. Manhwa'da en çok etkilendiğim yerler, Cayena'nın halka yardım ettiği sahneler. Onlara yiyecek dağıtıyor, onların sorunlarını çözüyor ve onların refahı için çalışıyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok etkileyici. Özellikle Cayena'nın gözleri çok anlamlı. Sanki onun duygularını hissediyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, özgürlüğün ve bağımsızlığın önemi.
Rota Önerisi: Eğer "The Villainess is a Marionette"i sevdiysen, "Your Throne" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha acımasız.
11. "Your Throne" - Senin Tahtın
Yolcu, bu manhwa'da Medea Solon adında bir dahi ve Helios ailesinin varisi var. Bir de Psyche Callista adında güzelliğiyle ünlü, sevilen bir kızımız var. Kader onları bir araya getiriyor ama bu karşılaşma hiç de masumane olmuyor. Medea, Psyche'nin vücuduna geçiyor ve Psyche de Medea'nın vücuduna. İkisi de birbirlerinin hayatlarını yaşamak zorunda kalıyor. Medea, Psyche'nin vücudunda intikam almaya çalışıyor, Psyche ise Medea'nın vücudunda hayatta kalmaya çalışıyor. Abi, bu manhwa'nın konusu çok ilginç. İki kızın birbirlerinin vücutlarında yaşadığı maceralar çok heyecan verici.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Medea ve Psyche'nin karakter gelişimi. İkisi de birbirlerinin hayatlarını yaşarken değişiyorlar, gelişiyorlar. Medea, daha şefkatli bir insan oluyor, Psyche ise daha güçlü bir kadın oluyor. Manhwa'da en çok gerildiğim yerler, Medea ve Psyche'nin birbirleriyle karşılaştığı sahneler. İkisi de birbirlerinin niyetlerini biliyor, sürekli birbirlerine oyun oynuyorlar. Bu manhwa tam bir zeka savaşı. Kimin kazanacağını asla tahmin edemiyorsun. Bir de manhwa'nın çizimleri çok güzel. Özellikle Medea'nın ve Psyche'nin ifadeleri çok etkileyici. Sanki onların duygularını hissediyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, önyargıların ve dış görünüşün yanıltıcı olabileceği.
Rota Önerisi: Eğer "Your Throne"u sevdiysen, "The Villainess Lives Twice" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha karmaşık.
12. "The Villainess Lives Twice" - Kötü Kadın İki Kere Yaşar
Yolcu, bu manhwa'da Artizea Rosan adında bir kadın var. Ülkesini yıkıma sürükleyen, acımasız bir kötü kadın olarak biliniyor. Ama idam edilmeden önce, bir mucize oluyor ve geçmişe geri dönüyor. Artizea, bu sefer hatalarını telafi etmek ve ülkesini kurtarmak için elinden geleni yapıyor. Abi, Artizea'nın zekasına ve stratejik yeteneklerine hayran kaldım. Geçmişteki hatalarından ders çıkarıyor, geleceği tahmin ediyor ve ülkesini korumak için her şeyi yapıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Artizea'nın karakter gelişimi. Başta bencil ve acımasız bir kadınken, zamanla şefkatli ve yardımsever bir lidere dönüşüyor. Halkının refahı için çalışıyor, ülkesini geliştiriyor ve savaşları önlüyor. Manhwa'da en çok etkilendiğim yerler, Artizea'nın halka yardım ettiği sahneler. Onlara yiyecek dağıtıyor, onların sorunlarını çözüyor ve onların refahı için çalışıyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok gerçekçi. Özellikle savaş sahneleri çok detaylı çizilmiş. Sanki gerçek bir savaşı izliyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, hatalarımızdan ders çıkarmanın ve daha iyi bir gelecek inşa etmenin önemi.
Rota Önerisi: Eğer "The Villainess Lives Twice"ı sevdiysen, "The Lady and the Beast" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha fantastik.
13. "The Lady and the Beast" - Hanımefendi ve Canavar
Yolcu, bu manhwa'da Martina adında, ailesi tarafından istenmeyen bir hanımefendi var. Ailesi, onu canavar lakaplı bir dükle evlendiriyor. Dük, aslında büyülü bir yaratık. Gündüzleri insan formunda, geceleri ise canavar formunda. Martina, dükle evlendikten sonra onun sırrını öğreniyor ve ona yardım etmeye karar veriyor. Abi, Martina'nın cesaretine ve şefkatine hayran kaldım. Canavar dükü sevgiyle iyileştiriyor, onun insan formuna geri dönmesine yardım ediyor ve onunla birlikte mutlu bir hayat yaşıyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Martina ve dük arasındaki ilişki. Başta korku ve şüpheyle başlayan ilişkileri, zamanla aşka dönüşüyor. İkisi de birbirlerini olduğu gibi kabul ediyor, birbirlerine destek oluyor ve birlikte zorlukların üstesinden geliyorlar. Manhwa'da en çok duygulandığım yerler, Martina'nın dükü iyileştirdiği sahneler. Ona masallar anlatıyor, ona şarkılar söylüyor ve onunla birlikte vakit geçiriyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok güzel. Özellikle dükün canavar formu çok etkileyici. Sanki gerçek bir masalı izliyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, sevginin her şeyi iyileştirebileceği ve dış görünüşün önemli olmadığı.
Rota Önerisi: Eğer "The Lady and the Beast"i sevdiysen, "Miss Not-So-Sidekick" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha komik.
14. "Miss Not-So-Sidekick" - O Kadar da Yan Karakter Olmayan Bayan
Yolcu, bu manhwa'da Shuriel adında bir kızımız var. Bir roman okurken ölüyor ve romanın içine reenkarne oluyor. Ama bu sefer, ana karakter değil, romanın yan karakterlerinden biri olarak! Shuriel, romanın olay örgüsünü bildiği için hayatta kalmaya çalışıyor. Ama romanın olay örgüsü, Shuriel'in hayatını zorlaştırıyor. Shuriel, romanın ana karakterleriyle arkadaş oluyor, onlara yardım ediyor ve kendi hikayesini yazmaya başlıyor. Abi, Shuriel'in zekasına ve espri anlayışına hayran kaldım. Romanın olay örgüsünü alt üst ediyor, kendi kurallarını koyuyor ve romanın en sevilen karakterlerinden biri oluyor.
Bu manhwa'da en sevdiğim şey, Shuriel'in romanın ana karakterleriyle olan ilişkisi. Onlara akıl veriyor, onlara destek oluyor ve onların mutlu olmasını sağlıyor. Manhwa'da en çok güldüğüm yerler, Shuriel'in romanın olay örgüsüyle dalga geçtiği sahneler. Sürekli romanın klişelerini eleştiriyor, romanın mantıksızlıklarını ortaya çıkarıyor ve okuyucuyu güldürüyor. Bir de manhwa'nın çizimleri çok sevimli. Özellikle Shuriel'in ifadeleri çok komik. Sanki gerçek bir komedi filmi izliyormuşsun gibi hissediyorsun.
Seyir Defteri Notu: Manhwa'nın ana teması, kendi hikayemizi yazmanın ve kaderimizi kendi ellerimize almanın önemi.
Rota Önerisi: Eğer "Miss Not-So-Sidekick"i sevdiysen, "Roxana" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer bir konu var ama karakterler daha karanlık.
15. "Roxana" - Roxana
Yolcu, sona geldik! Bu manhwa'da Roxana Agriche adında bir kızımız var. Korkunç bir ailenin zehirli kızı. Bir gün kendini bir romanın içinde buluyor ve kaderini değiştirmek için çabalıyor. Roxana zeki, kurnaz ve acımasız. Ailesinin oyunlarına karşı koyuyor ve kendi yolunu çizmeye çalışıyor. Manhwa'da en sevdiğim şey, Roxana'nın karakteri. Kötü bir ailede doğmasına rağmen, kendi değerlerini koruyor ve hayatta kalmak için mücadele ediyor. Çizimler de muazzam, atmosfer karanlık ve gotik. Her panelde gerilimi hissediyorsun. Özellikle Roxana'nın bakışları, insanın içini ürpertiyor.
Bu manhwa'da entrika, ihanet ve hayatta kalma mücadelesi ön planda. Aşk da var ama karanlık ve tehlikeli bir aşk. Roxana'nın etrafındaki herkesin bir amacı var ve kimseye güvenemiyorsun. Manhwa'nın en heyecanlı yerleri, Roxana'nın ailesiyle karşı karşıya geldiği anlar. Her seferinde ölümle burun buruna geliyor ama zekası ve cesareti sayesinde hayatta kalmayı başarıyor. Roxana, klasik bir "villainess" değil. Onun hikayesi, kötü bir ortamda yetişen bir insanın nasıl hayatta kalabileceğini ve kendi kaderini nasıl değiştirebileceğini gösteriyor.
Seyir Defteri Notu: Bu manhwa'nın atmosferi o kadar yoğun ki, okurken resmen nefesim kesiliyor. Roxana'nın dünyasına girdiğimde, kendimi tehlikeli bir oyunun içinde hissediyorum.
Rota Önerisi: Eğer "Roxana"yı sevdiysen, "Kill the Villainess" adlı manhwayı da mutlaka okumalısın. Orada da benzer temalar işleniyor ama karakterler daha karmaşık.
Tepkiniz Nedir?