En Güçlü 10 Espada! Bleach Sıralaması!: Ruh Gücünü Hisset!

Bleach evreninin en acımasız 10 Espada'sını keşfetmeye hazır mısın? Gel, reiatsu'nun doruklarına ulaştığımız bu epik sıralamada bize katıl!

Şubat 23, 2026 - 15:58
Şubat 23, 2026 - 15:58
 0  2
En Güçlü 10 Espada! Bleach Sıralaması!: Ruh Gücünü Hisset!

1. Coyote Starrk: Yalnızlığın Gücü

Yolcu, şimdi gel de sana yalnızlığın vücut bulmuş hali olan Coyote Starrk'tan bahsedeyim. Adam o kadar güçlü ki, ruhu ikiye bölünmüş, Lilinette adında bir partner yaratmış kendine. Starrk, Espada'ların bir numarası ve bu ünvanı kesinlikle hak ediyor. Reiatsu seviyesi akıl almaz boyutlarda. Cero'ları o kadar hızlı ve güçlü ki, çoğu kaptan bile afallıyor karşısında. Silahı, Los Lobos, kurtlar çağıran bir Zanpakuto. Bu kurtlar, Starrk'ın reiatsu'sunun yoğunlaşmış halleri ve patladıklarında inanılmaz bir yıkıma neden oluyorlar. Düşünsene, yalnızlıktan sıkılıp kendi ruhundan kurtlar yaratıyorsun ve o kurtlar da ortalığı kasıp kavuruyor. İşte bu Starrk'ın gücünün özeti!

Starrk'ın dövüş stili, tembelliği ve umursamazlığıyla tezat oluşturuyor. Aslında dövüşmekten pek hoşlanmıyor, ama söz konusu Aizen'e hizmet etmek olduğunda, elinden geleni yapıyor. Starrk'ın en büyük özelliği, savaşırken bile rahat ve cool kalabilmesi. Sanki bir yandan kestiriyor, bir yandan da düşmanlarını alt ediyor gibi. Los Lobos'u serbest bıraktığında, ortalık tam bir cehenneme dönüyor. Kurtlar her yönden saldırıyor, Cero'lar havada uçuşuyor. Starrk'ın bu kadar güçlü olmasının nedeni, sadece reiatsu seviyesi değil, aynı zamanda dövüş zekası ve stratejik düşünme yeteneği. O, sadece bir güç gösterisi değil, aynı zamanda zekice planlanmış bir ölüm dansı sunuyor.

Ancak, Starrk'ın gücüne rağmen, içten içe yalnızlık çekiyor. Diğer Espada'larla bir bağ kurmak istiyor, ama başaramıyor. Belki de bu yüzden Lilinette'i yaratmış, kendine bir yoldaş edinmek için. Starrk'ın hikayesi, gücün her zaman mutluluk getirmediğinin bir kanıtı. O, Bleach evreninin en güçlü karakterlerinden biri olabilir, ama aynı zamanda en trajiklerinden biri. Starrk'ın ölümü, sadece bir savaşın sonu değil, aynı zamanda bir yalnızlığın da sona ermesi anlamına geliyor. Onun mirası, Bleach hayranlarının kalbinde sonsuza dek yaşayacak.

Seyir Defteri Notu: Starrk'ın "Cero Metralleta" tekniği, art arda yüksek hızlı Cero'lar ateşleyebilme yeteneği, onu neredeyse durdurulamaz kılıyor. Bu teknik, onun reiatsu kontrolünün ne kadar üst düzeyde olduğunu gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer Starrk'ın yalnızlığı seni etkilediyse, "Violet Evergarden" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da duygusal derinlik ve yalnızlık temaları işleniyor.


2. Baraggan Louisenbairn: Yaşlılığın Hükmü

Yolcu, şimdi de Hueco Mundo'nun eski kralı, yaşlılığın ve ölümün somut hali olan Baraggan Louisenbairn'den bahsedelim. Bu adam, sadece Espada'ların ikincisi değil, aynı zamanda zamanı kontrol edebilen bir güç abidesi. Respira adındaki yeteneği, temas ettiği her şeyi çürütüyor ve yok ediyor. Etrafındaki her şeyi yaşlandırarak toz haline getiriyor. Düşünsene, sana dokunması bile ölüm fermanın demek. Baraggan, sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da bir dehaya sahip. Kurnazlığı ve stratejik zekası, onu son derece tehlikeli bir rakip yapıyor.

Baraggan'ın dövüş stili, kibir ve üstünlük duygusuyla dolu. Kendisini Hueco Mundo'nun kralı olarak görüyor ve diğer herkesi aşağılıyor. Dövüşürken bile tahtında oturuyormuş gibi bir tavır sergiliyor. Silahı, Arrogante, çürümeyi temsil eden bir baltadır. Bu baltayı savurduğunda, ortalık tam bir kıyamet yerine dönüyor. Respira'sı, sadece canlıları değil, binaları ve hatta havayı bile çürütebiliyor. Baraggan'ın gücünün sırrı, sadece zamanı kontrol edebilmesi değil, aynı zamanda bu gücü nasıl kullanacağını çok iyi bilmesi. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir stratejist ve bir lider.

Baraggan'ın ölümü, kibirinin ve aşırı güveninin bir sonucu. Soi Fon'un Bankai'si karşısında bile yenilgiye uğramıyor, ama Hachigen Ushoda'nın kurnazca planlanmış tuzağına düşüyor. Hachigen, Baraggan'ın Respira'sını kendi içine hapsederek onu kendi gücüyle yok ediyor. Baraggan'ın ölümü, Bleach evrenindeki en ironik ölümlerden biri. Zamanı kontrol eden bir varlığın, kendi gücü tarafından yok edilmesi, kaderin acımasız bir oyunu gibi. Baraggan, Bleach hayranlarının aklında, kibirli ve güçlü bir kral olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Baraggan'ın "Gran Rey Cero"su, normal bir Cero'dan çok daha güçlü ve yıkıcıdır. Bu Cero, Hueco Mundo'nun en karanlık derinliklerinden toplanan enerjiyle oluşturulur.

Rota Önerisi: Eğer Baraggan'ın gücü ve ölümü seni etkilediyse, "Fate/Zero" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da güçlü karakterlerin trajik kaderleri işleniyor.


3. Tier Harribel: Fedakarlığın Yansıması

Yolcu, şimdi gel de sana fedakarlığın sembolü olan Tier Harribel'den bahsedelim. Bleach evreninin bu dişli savaşçısı, sadece Espada'ların üç numarası değil, aynı zamanda kadınların gücünü temsil eden bir karakter. Tiburón adındaki Zanpakuto'su, suyu kontrol etme yeteneği veriyor ona. Harribel, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda zeki ve stratejik bir lider. Dövüşürken bile sakinliğini koruyor ve düşmanlarının zayıf noktalarını bulmak için sürekli analiz yapıyor.

Harribel'in dövüş stili, zarafet ve güç dengesini bir araya getiriyor. Su bazlı saldırıları, hem hızlı hem de ölümcül. Cascada adındaki tekniği, devasa bir su kütlesini düşmanlarının üzerine salarak onları ezip geçiyor. Hirviendo adındaki tekniği ise, suyu kaynar hale getirerek düşmanlarını yakıyor. Harribel'in gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda dövüş zekası ve liderlik vasıfları. O, sadece kendi için değil, aynı zamanda takipçileri için de savaşıyor. Harribel, Bleach evrenindeki en saygı duyulan karakterlerden biri.

Harribel'in hikayesi, fedakarlığın ve sorumluluğun ağır yükünü taşıyan bir kadının hikayesi. O, takipçilerini korumak için her şeyi yapmaya hazır. Aizen'e karşı savaşırken bile, kendi çıkarlarını değil, takipçilerinin güvenliğini düşünüyor. Harribel'in ölümü, Bleach evrenindeki en dokunaklı anlardan biri. Ancak, onun mirası, takipçilerinin kalbinde sonsuza dek yaşamaya devam ediyor. Harribel, Bleach hayranlarının aklında, güçlü, zeki ve fedakar bir lider olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Harribel'in "Ola Azul" tekniği, üç büyük su damlasını birleştirerek devasa bir saldırı oluşturur. Bu teknik, onun su üzerindeki kontrolünün ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterir.

Rota Önerisi: Eğer Harribel'in fedakarlığı seni etkilediyse, "Claymore" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da kadın savaşçıların zorlu yaşamları ve fedakarlıkları işleniyor.


4. Ulquiorra Cifer: Hiçliğin Gözleri

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en gizemli ve karizmatik karakterlerinden biri olan Ulquiorra Cifer'den bahsedelim. Espada'ların dördüncüsü olan Ulquiorra, hiçliğin ve umutsuzluğun vücut bulmuş hali gibi. Murciélago adındaki Zanpakuto'su, ona inanılmaz bir güç ve hız kazandırıyor. Ulquiorra, duygularını bastırmış, soğuk ve mesafeli bir karakter. Ancak, içten içe büyük bir acı ve yalnızlık taşıyor.

Ulquiorra'nın dövüş stili, acımasız ve hesaplı. Düşmanlarını analiz ediyor, zayıf noktalarını buluyor ve sonra onları acımasızca yok ediyor. Cero Oscuras adındaki tekniği, karanlık enerjiden oluşan devasa bir patlama yaratıyor. Segunda Etapa adındaki ikinci dönüşümü ise, onu neredeyse durdurulamaz bir varlığa dönüştürüyor. Ulquiorra'nın gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda duygularını bastırması ve mantığına odaklanması. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir makine gibi hareket ediyor.

Ulquiorra'nın hikayesi, duyguların ve insanlığın değerini sorgulayan bir hikaye. Ichigo ile olan savaşı, onun için bir dönüm noktası oluyor. Ichigo'nun kararlılığı ve umudu, Ulquiorra'nın içindeki boşluğu doldurmaya başlıyor. Ulquiorra'nın ölümü, Bleach evrenindeki en trajik anlardan biri. Ancak, onun mirası, hayranların kalbinde sonsuza dek yaşamaya devam ediyor. Ulquiorra, Bleach hayranlarının aklında, gizemli, güçlü ve duygusal bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Ulquiorra, Segunda Etapa'ya ulaşabilen tek Espada'dır. Bu dönüşüm, ona inanılmaz bir güç ve hız kazandırır.

Rota Önerisi: Eğer Ulquiorra'nın karakteri seni etkilediyse, "Neon Genesis Evangelion" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da duygusal karmaşıklıklar ve varoluşsal sorgulamalar işleniyor.


5. Nnoitra Gilga: Savaşın Hazinesi

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en sadist ve savaş düşkünü karakterlerinden biri olan Nnoitra Gilga'dan bahsedelim. Espada'ların beşincisi olan Nnoitra, savaşmaktan ve acı çektirmekten büyük keyif alıyor. Santa Teresa adındaki Zanpakuto'su, ona altı kollu bir form veriyor ve her bir kolunda farklı bir silah taşımasını sağlıyor. Nnoitra, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda acımasız ve vicdansız bir karakter.

Nnoitra'nın dövüş stili, saldırgan ve vahşi. Düşmanlarını ezmekten ve onlara acı çektirmekten zevk alıyor. Her bir kolunu farklı bir silahla kullanarak, düşmanlarını şaşırtıyor ve alt ediyor. Nnoitra'nın gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda savaşma arzusu ve acımasızlığı. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir canavar gibi davranıyor.

Nnoitra'nın hikayesi, güç arayışının ve acımasızlığın sonuçlarını gösteren bir hikaye. Nelliel Tu Odelschwanck ile olan geçmişi, onun karakterini şekillendiren önemli bir olay. Nnoitra, Nelliel'i kıskanıyor ve onu alt etmek için her şeyi yapıyor. Nnoitra'nın ölümü, Bleach evrenindeki en tatmin edici anlardan biri. Zaraki Kenpachi tarafından yenilmesi, onun kibirinin ve acımasızlığının cezasını çekmesi anlamına geliyor. Nnoitra, Bleach hayranlarının aklında, sadist, güçlü ve antipatik bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Nnoitra, Espada'lar arasında en yüksek Hierro'ya (deri) sahip olan karakterdir. Bu, onun fiziksel saldırılara karşı inanılmaz derecede dayanıklı olduğu anlamına gelir.

Rota Önerisi: Eğer Nnoitra'nın acımasızlığı seni etkilediyse, "Berserk" manga serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da vahşet, savaş ve intikam temaları işleniyor.


6. Grimmjow Jaegerjaquez: İçgüdüsel Yıkım

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en vahşi ve içgüdüsel karakterlerinden biri olan Grimmjow Jaegerjaquez'den bahsedelim. Espada'ların altı numarası olan Grimmjow, savaşmayı ve gücünü kanıtlamayı her şeyden çok seviyor. Pantera adındaki Zanpakuto'su, ona bir pantere dönüşme yeteneği veriyor ve hızını, gücünü ve çevikliğini inanılmaz derecede artırıyor. Grimmjow, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda asi ve kontrol edilemez bir karakter.

Grimmjow'un dövüş stili, agresif ve acımasız. Düşmanlarını ezmekten ve onlara üstünlüğünü göstermekten zevk alıyor. Desgarrón adındaki tekniği, pençelerinden çıkan devasa enerji bıçaklarıyla düşmanlarını parçalıyor. Gran Rey Cero'su ise, inanılmaz derecede güçlü ve yıkıcı bir enerji patlaması yaratıyor. Grimmjow'un gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda savaşma arzusu ve içgüdüsel yetenekleri. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir yırtıcı hayvan gibi davranıyor.

Grimmjow'un hikayesi, güç arayışının ve içgüdüsel dürtülerin bir yansıması. Ichigo ile olan rekabeti, onun karakterini şekillendiren önemli bir faktör. Grimmjow, Ichigo'yu yenmek ve gücünü kanıtlamak için her şeyi yapmaya hazır. Grimmjow'un hayatta kalması, Bleach evrenindeki en sürpriz gelişmelerden biri. Ancak, onun karakteri, hayranların kalbinde sonsuza dek yaşamaya devam ediyor. Grimmjow, Bleach hayranlarının aklında, vahşi, güçlü ve karizmatik bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Grimmjow'un "Cero"su, diğer Espada'ların Cero'larından farklı olarak mavi renktedir. Bu, onun reiatsu'sunun özel bir özelliğidir.

Rota Önerisi: Eğer Grimmjow'un vahşeti seni etkilediyse, "Devil May Cry" oyun serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da şeytani güçler ve aksiyon dolu savaşlar ön planda.


7. Zommari Rureaux: Aşkın Kontrolü

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en tuhaf ve gizemli karakterlerinden biri olan Zommari Rureaux'dan bahsedelim. Espada'ların yedi numarası olan Zommari, aşkın ve kontrolün gücünü temsil ediyor. Brujería adındaki Zanpakuto'su, ona vücudunu birçok göze dönüştürme yeteneği veriyor ve bu gözlerle gördüğü her şeyi kontrol edebiliyor. Zommari, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda sakin ve düşünceli bir karakter.

Zommari'nin dövüş stili, kontrol ve manipülasyon üzerine kurulu. Gözleriyle gördüğü her şeyi kontrol ederek, düşmanlarını etkisiz hale getiriyor. Gemelos Sonído adındaki tekniği, ona inanılmaz bir hız kazandırıyor ve sanki aynı anda birçok yerdeymiş gibi görünmesini sağlıyor. Amor adındaki yeteneği ise, gözleriyle baktığı her şeyi kontrol etmesine olanak tanıyor. Zommari'nin gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda zekası ve kontrol yeteneği. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir kuklacı gibi davranıyor.

Zommari'nin hikayesi, kontrolün ve aşkın sınırlarını sorgulayan bir hikaye. Rukia Kuchiki ile olan savaşı, onun karakterini ve ideallerini ortaya koyuyor. Zommari, aşkın her şeyi kontrol edebileceğine inanıyor ve bu inancını savunuyor. Zommari'nin ölümü, Bleach evrenindeki en hızlı ve acımasız ölümlerden biri. Byakuya Kuchiki tarafından anında yok edilmesi, onun gücünün sınırlarını gösteriyor. Zommari, Bleach hayranlarının aklında, tuhaf, güçlü ve kontrolcü bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Zommari'nin "Amor" yeteneği, kontrol ettiği kişilerin iradelerini tamamen ortadan kaldırır. Bu, onu son derece tehlikeli bir rakip yapar.

Rota Önerisi: Eğer Zommari'nin kontrol teması seni etkilediyse, "Code Geass" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da zihinsel kontrol ve manipülasyon ön planda.


8. Szayelaporro Granz: Bilginin Zaferi

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en bilimsel ve deneysel karakterlerinden biri olan Szayelaporro Granz'dan bahsedelim. Espada'ların sekiz numarası olan Szayelaporro, bilgiye ve araştırmaya büyük önem veriyor. Gabriel adındaki Zanpakuto'su, ona kendini ve başkalarını yeniden doğurma yeteneği veriyor ve her türlü saldırıya karşı bağışıklık kazanmasını sağlıyor. Szayelaporro, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda zeki ve manipülatif bir karakter.

Szayelaporro'nun dövüş stili, analiz ve adaptasyon üzerine kurulu. Düşmanlarını inceliyor, zayıf noktalarını buluyor ve sonra onları kendi avantajına kullanıyor. La Lujuriosa adındaki tekniği, düşmanlarının vücuduna yerleşerek onları içeriden kontrol etmesine olanak tanıyor. Gabriel'i kullanarak, kendini yeniden doğuruyor ve her türlü yaradan kurtuluyor. Szayelaporro'nun gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda zekası ve bilimsel bilgisi. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir bilim insanı gibi davranıyor.

Szayelaporro'nun hikayesi, bilginin ve deneyin sınırlarını sorgulayan bir hikaye. Renji Abarai ve Mayuri Kurotsuchi ile olan savaşı, onun karakterini ve ideallerini ortaya koyuyor. Szayelaporro, bilginin her şeyin üstünde olduğuna inanıyor ve bu inancını savunuyor. Szayelaporro'nun ölümü, Bleach evrenindeki en acımasız ve ironik ölümlerden biri. Mayuri Kurotsuchi tarafından kendi deneylerinin bir sonucu olarak yok edilmesi, onun bilime olan inancının bir eleştirisi gibi. Szayelaporro, Bleach hayranlarının aklında, bilimsel, güçlü ve manipülatif bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Szayelaporro, düşmanlarının saldırılarına karşı bağışıklık kazanmak için onların ruhsal enerjilerini analiz eder ve kendi vücudunu buna göre yeniden yapılandırır.

Rota Önerisi: Eğer Szayelaporro'nun bilimsel yaklaşımı seni etkilediyse, "Steins;Gate" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da bilimsel deneyler ve zaman yolculuğu ön planda.


9. Aaroniero Arruruerie: Açgözlülüğün Bedeli

Yolcu, şimdi de Bleach evreninin en açgözlü ve hilekar karakterlerinden biri olan Aaroniero Arruruerie'den bahsedelim. Espada'ların dokuz numarası olan Aaroniero, Hollow'ları yiyerek güçlenen ve onların yeteneklerini elde eden bir varlık. Glotonería adındaki Zanpakuto'su, ona sınırsız sayıda Hollow'u yeme ve onların güçlerini kullanma yeteneği veriyor. Aaroniero, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda kurnaz ve manipülatif bir karakter.

Aaroniero'nun dövüş stili, hile ve aldatma üzerine kurulu. Düşmanlarını kandırıyor, onların zayıf noktalarını buluyor ve sonra onları acımasızca yok ediyor. Glotonería'yı kullanarak, yediği Hollow'ların yeteneklerini kullanıyor ve düşmanlarını şaşırtıyor. Kaien Shiba'nın görünümünü kullanarak, Rukia Kuchiki'yi kandırmaya çalışıyor. Aaroniero'nun gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda kurnazlığı ve manipülasyon yeteneği. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir dolandırıcı gibi davranıyor.

Aaroniero'nun hikayesi, açgözlülüğün ve hilenin sonuçlarını gösteren bir hikaye. Rukia Kuchiki ile olan savaşı, onun karakterini ve ideallerini ortaya koyuyor. Aaroniero, güç için her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda başkalarını kandırmaktan çekinmiyor. Aaroniero'nun ölümü, Bleach evrenindeki en acımasız ve haklı ölümlerden biri. Rukia Kuchiki tarafından gerçek kimliğinin ortaya çıkarılması ve yok edilmesi, onun hilelerinin cezasını çekmesi anlamına geliyor. Aaroniero, Bleach hayranlarının aklında, açgözlü, hilekar ve antipatik bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Aaroniero, Espada'lar arasında güneş ışığından etkilenen tek karakterdir. Bu, onun Hollow kökenleriyle ilgili bir zayıflıktır.

Rota Önerisi: Eğer Aaroniero'nun hileleri seni etkilediyse, "Death Note" anime serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da zeka oyunları ve manipülasyon ön planda.


10. Yammy Llargo: Öfkenin Patlaması

Yolcu, geldik sona! Şimdi de Bleach evreninin en kaba kuvvetine sahip karakterlerinden biri olan Yammy Llargo'dan bahsedelim. Espada'ların on numarası (daha doğrusu sıfır numarası) olan Yammy, öfkelendikçe büyüyen ve güçlenen bir varlık. Ira adındaki Zanpakuto'su, ona devasa bir forma dönüşme yeteneği veriyor ve gücünü inanılmaz derecede artırıyor. Yammy, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda öfkeli ve kontrol edilemez bir karakter.

Yammy'nin dövüş stili, kaba kuvvet ve yıkım üzerine kurulu. Düşmanlarını ezmekten ve onlara acı çektirmekten zevk alıyor. Ira'yı serbest bıraktığında, devasa bir canavara dönüşüyor ve her şeyi ezip geçiyor. Cero'su bile diğer Espada'lardan daha büyük ve yıkıcı. Yammy'nin gücünün sırrı, sadece Zanpakuto'sunun yetenekleri değil, aynı zamanda öfkesi ve fiziksel gücü. O, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir yıkım makinesi gibi davranıyor.

Yammy'nin hikayesi, öfkenin ve kontrolsüz gücün sonuçlarını gösteren bir hikaye. Ichigo Kurosaki ve Byakuya Kuchiki ile olan savaşı, onun karakterini ve sınırlarını ortaya koyuyor. Yammy, öfkelendikçe güçleniyor, ancak aynı zamanda kontrolünü kaybediyor. Yammy'nin ölümü, Bleach evrenindeki en tatmin edici anlardan biri. Ichigo ve Byakuya tarafından birlikte yenilmesi, onun kontrolsüz gücünün sınırlarını gösteriyor. Yammy, Bleach hayranlarının aklında, kaba, güçlü ve öfkeli bir karakter olarak kalmaya devam edecek.

Seyir Defteri Notu: Yammy, Espada'lar arasında en büyük reiatsu'ya sahip olan karakterdir. Ancak, bu reiatsu'yu kontrol etmekte zorlanır.

Rota Önerisi: Eğer Yammy'nin öfkesi seni etkilediyse, "Hulk" çizgi roman serisine bir göz atmanı öneririm. Orada da öfke ve kontrolsüz güç ön planda.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.