Gizli Kimliğini Saklamak Zorunda Olan Öğrenci Karakterli 10 Anime: Maskeler Düşerken...

Yolcu, okul sıralarından süper güçlere uzanan, kimliklerin sır perdesi ardında saklandığı 20 animeye doğru epik bir yolculuğa çıkmaya hazır ol! Gizem, aksiyon ve dram dolu bu listede, hangi karakterlerin sırlarının açığa çıkacağını keşfet.

Şubat 21, 2026 - 17:03
Şubat 21, 2026 - 17:03
 0  2
Gizli Kimliğini Saklamak Zorunda Olan Öğrenci Karakterli 10 Anime: Maskeler Düşerken...

1. Tokyo Ghoul

Yolcu, Tokyo Ghoul'u bilmeyen yoktur herhalde! Ama bilmeyen varsa da hemen anlatalım. Hikaye, içine bir ghoul organı nakledilmesiyle yarı ghoul yarı insan olan Ken Kaneki'nin etrafında dönüyor. Artık normal bir öğrenci hayatı yaşaması imkansız. Hem insan dünyasında hem de ghoul dünyasında hayatta kalmaya çalışırken kimliğini saklamak zorunda. Abi düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da insan eti yememek için kendini zor tutuyorsun! Kaneki'nin yaşadığı bu ikilem, seriyi izlerken seni de derinden etkileyecek. Ghoul'ların avlanma taktikleri, kullandıkları "kagune" adı verilen özel organları falan... Her biri ayrı bir olay. Özellikle Kaneki'nin dönüşümü, saçlarının beyazlaması falan, efsane sahneler. İlk sezonun o karanlık atmosferi, sonraki sezonlarda biraz kaybolsa da, Tokyo Ghoul hala en iyi gizli kimlikli anime'lerden biri.

Ghoul'ların toplum içindeki yerini düşününce, aslında günümüz dünyasına da bir gönderme var gibi. Dışlananlar, ötekileştirilenler... Kaneki'nin kimliğini saklama çabası, aslında bir nevi kendini kabul ettirme mücadelesi. Bu yüzden de Tokyo Ghoul sadece aksiyon ve gore dolu bir anime değil, aynı zamanda derin anlamlar içeren bir yapım. Kagunelerdeki çeşitlilik, ghoul örgütleri arasındaki savaşlar, CCG'nin (Ghoul Karşıtı Komisyon) acımasız yöntemleri... Her detay seriyi daha da ilgi çekici kılıyor. Mesela Touka'nın o cool tavırları, Nishiki'nin gizemli halleri, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Tokyo Ghoul evreni o kadar geniş ki, içine daldıkça daha çok şey öğreniyorsun.

Serinin müzikleri de ayrı bir olay. Özellikle ilk sezonun açılış şarkısı "Unravel", hala dinleniyor. Animenin karanlık atmosferini çok iyi yansıtıyor. Savaş sahnelerindeki o adrenalin, müziklerle daha da artıyor. Tokyo Ghoul'u izlerken sadece gözlerinle değil, kulaklarınla da animeyi yaşıyorsun. Eğer karanlık, aksiyon dolu, gizemli ve derin anlamlar içeren bir anime arıyorsan, Tokyo Ghoul tam sana göre. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz kanlı olabilir, hassas olanlar dikkat etsin.

Seyir Defteri Notu: Kaneki'nin maskesi, aslında onun iki farklı kimliği arasındaki dengeyi temsil ediyor. Maskeyi taktığında ghoul kimliğine bürünüyor, çıkardığında ise insan kimliğine dönüyor. Bu sembolizm, serinin ana teması olan kimlik bunalımını çok iyi yansıtıyor.

Rota Önerisi: Tokyo Ghoul'u bitirdikten sonra, "Parasyte: The Maxim" animesine de göz atabilirsin. Onda da benzer temalar işleniyor, ama biraz daha bilim kurgu ağırlıklı.


2. My Hero Academia

My Hero Academia, süper güçlerin ("Quirk" adı veriliyor) normal olduğu bir dünyada geçiyor. Kahraman olmak isteyen Izuku Midoriya isimli, güçsüz bir öğrencinin hikayesini anlatıyor. Ama sonra All Might ile tanışıyor ve onun gücünü miras alıyor. İşte olaylar bundan sonra başlıyor! İzuku, UA Lisesi'ne giriyor ve diğer kahraman adaylarıyla birlikte eğitim almaya başlıyor. Ama tabii ki, kimliğini saklamak zorunda. Çünkü One For All gücünü herkesten saklaması gerekiyor. All Might'ın varisi olduğunu kimse bilmemeli! Bu durum, İzuku'nun omuzlarına büyük bir yük bindiriyor. Hem okul hayatıyla uğraşıyor, hem de süper güçlerini kontrol etmeye çalışıyor. Düşünsene, bir yandan sınavlara hazırlanıyorsun, bir yandan da villain'larla savaşıyorsun! İşte tam bir öğrenci dramı.

UA Lisesi'ndeki diğer öğrencilerle olan rekabeti, arkadaşlıkları, öğretmenleriyle olan ilişkileri... Hepsi seriyi daha da keyifli hale getiriyor. Mesela Bakugo'nun o sinirli tavırları, Todoroki'nin gizemli geçmişi, Uraraka'nın İzuku'ya olan desteği... Her karakterin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, villain'ların da sadece kötü karakterler olmaması. Onların da kendi motivasyonları, kendi idealleri var. Bu da seriyi daha derin ve karmaşık hale getiriyor. Mesela Stain'in kahraman toplumuna olan eleştirileri, Shigaraki'nin travmatik geçmişi... Hepsi villain'ları daha anlaşılır kılıyor.

My Hero Academia, sadece aksiyon dolu bir shonen anime'si değil, aynı zamanda arkadaşlık, azim ve adalet gibi temaları da işliyor. İzuku'nun kahraman olma yolundaki mücadelesi, seni de motive edecek. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle savaş sahnelerindeki o epik müzikler, seni gaza getirecek. Eğer süper kahramanları, okul hayatını ve aksiyonu bir arada seviyorsan, My Hero Academia'yı kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz uzun, ama her bölümü ayrı bir keyif.

Seyir Defteri Notu: İzuku'nun One For All gücünü kontrol etme süreci, aslında onun kendi içindeki potansiyeli keşfetme yolculuğu. Gücünü ne kadar iyi kontrol ederse, o kadar iyi bir kahraman oluyor.

Rota Önerisi: My Hero Academia'yı bitirdikten sonra, "One-Punch Man" animesine de göz atabilirsin. Onda da süper kahraman teması işleniyor, ama biraz daha komedi ağırlıklı.


3. Assassination Classroom

Assassination Classroom, çok ilginç bir konuyla karşımıza çıkıyor. Bir sınıf dolusu öğrenci, Koro-sensei adında, dünyayı yok etmekle tehdit eden bir yaratığı öldürmekle görevlendiriliyor. Ama Koro-sensei aynı zamanda onların öğretmeni! Yani hem ders veriyor, hem de onlara nasıl suikast yapacaklarını öğretiyor. Öğrencilerin amacı, Koro-sensei'yi mezun olana kadar öldürmek. Eğer başaramazlarsa, dünya yok olacak! Bu durum, öğrencilerin hem okul hayatıyla uğraşmasını, hem de suikast teknikleri öğrenmesini gerektiriyor. Nagisa Shiota ise, sınıfın en dikkatli ve zeki öğrencilerinden biri. Koro-sensei'nin zayıf noktalarını not alıyor ve onu öldürmek için planlar yapıyor. Ama aynı zamanda, Koro-sensei'den çok şey öğreniyor. Hem akademik olarak, hem de hayatla ilgili.

Sınıftaki diğer öğrencilerle olan ilişkileri, Koro-sensei'nin onlara verdiği dersler, suikast planları... Hepsi seriyi çok eğlenceli hale getiriyor. Mesela Karma'nın o kurnaz tavırları, Kayano'nun gizemli halleri, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, Koro-sensei'nin sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir baba figürü olması. Öğrencilerine destek oluyor, onları motive ediyor ve onlara hayata dair önemli dersler veriyor. Suikast tekniklerini öğretirken bile, aslında onlara nasıl hayatta kalacaklarını öğretiyor.

Assassination Classroom, sadece komedi ve aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda eğitim, arkadaşlık ve kayıp gibi temaları da işliyor. Öğrencilerin Koro-sensei'yi öldürme çabası, aslında onların kendi potansiyellerini keşfetme yolculuğu. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle açılış şarkıları, seni havaya sokacak. Eğer komedi, aksiyon ve duygusal anları bir arada seviyorsan, Assassination Classroom'u kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, sonu biraz üzücü olabilir, mendilleri hazırlıklı tut.

Seyir Defteri Notu: Koro-sensei'nin öğrencilerine verdiği dersler, aslında onun kendi geçmişinden gelen pişmanlıklarının bir yansıması. Öğrencilerinin aynı hataları yapmasını engellemek için elinden geleni yapıyor.

Rota Önerisi: Assassination Classroom'u bitirdikten sonra, "Great Teacher Onizuka" animesine de göz atabilirsin. Onda da sıra dışı bir öğretmenin öğrencileriyle olan ilişkisi anlatılıyor, ama biraz daha gerçekçi bir tarzda.


4. Code Geass

Code Geass, Kutsal Britanya İmparatorluğu'nun dünyayı ele geçirdiği bir gelecekte geçiyor. Lelouch Lamperouge isimli, zeki bir öğrenci, bir gün C.C. adında gizemli bir kızla karşılaşıyor ve ondan "Geass" adı verilen, insanlara emir verme gücü kazanıyor. Lelouch, bu gücü kullanarak Britanya İmparatorluğu'na karşı bir isyan başlatıyor ve "Zero" adıyla tanınan, maskeli bir lider haline geliyor. Ama tabii ki, kimliğini herkesten saklamak zorunda. Hem okul hayatıyla uğraşıyor, hem de Britanya İmparatorluğu'na karşı savaşıyor. Düşünsene, bir yandan sınavlara hazırlanıyorsun, bir yandan da ülkeyi kurtarmaya çalışıyorsun! İşte tam bir öğrenci dramı.

Lelouch'un arkadaşlarıyla olan ilişkileri, Britanya İmparatorluğu'na karşı verdiği mücadele, Geass'ın gücünü kullanırken yaşadığı zorluklar... Hepsi seriyi çok heyecanlı hale getiriyor. Mesela Suzaku'nun adalet anlayışı, C.C.'nin gizemli geçmişi, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, Lelouch'un sadece bir kahraman değil, aynı zamanda bir anti-kahraman olması. Amacına ulaşmak için her şeyi yapmaya hazır, hatta gerekirse kendi arkadaşlarını bile feda edebiliyor. Bu da seriyi daha karmaşık ve düşündürücü hale getiriyor.

Code Geass, sadece aksiyon ve strateji dolu bir anime değil, aynı zamanda adalet, özgürlük ve fedakarlık gibi temaları da işliyor. Lelouch'un Britanya İmparatorluğu'na karşı verdiği mücadele, seni de düşündürecek. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle savaş sahnelerindeki o gerilim dolu müzikler, seni koltuğuna yapıştıracak. Eğer aksiyon, strateji ve politik entrikaları seviyorsan, Code Geass'ı kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, sonu biraz şaşırtıcı olabilir, hazırlıklı ol.

Seyir Defteri Notu: Lelouch'un maskesi, onun iki farklı kimliği arasındaki ayrımı temsil ediyor. Maskeyi taktığında Zero oluyor, çıkardığında ise Lelouch oluyor. Bu da onun içindeki ikilemi çok iyi yansıtıyor.

Rota Önerisi: Code Geass'ı bitirdikten sonra, "Death Note" animesine de göz atabilirsin. Onda da zeki bir karakterin süper güçlerle dünyayı değiştirmeye çalışması anlatılıyor, ama biraz daha psikolojik bir tarzda.


5. The Irregular at Magic High School

The Irregular at Magic High School, büyünün bilimle birleştiği bir dünyada geçiyor. Tatsuya Shiba ve Miyuki Shiba kardeşler, büyücülük eğitimi almak için First High School'a kaydoluyorlar. Miyuki, okulun en yetenekli öğrencilerinden biri olurken, Tatsuya ise büyü yetenekleri konusunda "düzensiz" olarak kabul ediliyor. Ama aslında Tatsuya, çok güçlü ve zeki bir büyücü. Sadece yetenekleri farklı olduğu için değeri bilinmiyor. Tatsuya, okulda kimliğini saklamak zorunda. Çünkü gerçek yeteneklerini açığa çıkarırsa, diğer öğrenciler tarafından dışlanabilir veya tehlikeli bir duruma düşebilir. Bu durum, Tatsuya'nın hem okul hayatıyla uğraşmasını, hem de gizli yeteneklerini kontrol etmesini gerektiriyor. Düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da dünyanın en güçlü büyücülerinden biri olduğunu saklıyorsun! İşte tam bir öğrenci dramı.

Tatsuya'nın Miyuki ile olan ilişkisi, okulda edindiği arkadaşlıklar, büyü yeteneklerini kullanırken yaşadığı zorluklar... Hepsi seriyi çok ilgi çekici hale getiriyor. Mesela Erika'nın kılıç ustalığı, Leo'nun büyü bozma yeteneği, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, büyü sisteminin çok detaylı ve mantıklı olması. Büyülerin nasıl çalıştığı, hangi elementlerden oluştuğu, hangi tekniklerle kullanıldığı... Her şey çok iyi açıklanıyor. Bu da seriyi daha bilim kurgu ağırlıklı yapıyor.

The Irregular at Magic High School, sadece aksiyon ve büyü dolu bir anime değil, aynı zamanda aile, arkadaşlık ve adalet gibi temaları da işliyor. Tatsuya'nın Miyuki'yi koruma çabası, seni de etkileyecek. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle savaş sahnelerindeki o hızlı tempolu müzikler, seni gaza getirecek. Eğer aksiyon, büyü ve bilim kurguyu seviyorsan, The Irregular at Magic High School'u kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz karmaşık olabilir, dikkatli izle.

Seyir Defteri Notu: Tatsuya'nın "düzensiz" olarak kabul edilmesi, aslında onun diğerlerinden farklı ve özel olduğunu gösteriyor. Onun yetenekleri, diğer büyücülerinkinden çok daha güçlü ve karmaşık.

Rota Önerisi: The Irregular at Magic High School'u bitirdikten sonra, "A Certain Magical Index" animesine de göz atabilirsin. Onda da büyü ve bilim kurgu temaları işleniyor, ama biraz daha farklı bir tarzda.


6. Full Metal Panic!

Full Metal Panic!, Soğuk Savaş'ın devam ettiği alternatif bir dünyada geçiyor. Mithril adında özel bir askeri örgüt, dünyayı teröristlerden ve diğer tehditlerden korumakla görevli. Sousuke Sagara, Mithril'in en yetenekli askerlerinden biri. Ama aynı zamanda sosyal becerileri sıfır olan, tam bir odun! Sousuke, Kaname Chidori adında özel bir güce sahip olan bir liseli kızı korumakla görevlendiriliyor. Sousuke, Kaname'yi korumak için onun okuluna öğrenci olarak sızıyor. Ama tabii ki, asker kimliğini herkesten saklamak zorunda. Hem okul hayatıyla uğraşıyor, hem de Kaname'yi koruyor. Düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da teröristlerle savaşıyorsun! İşte tam bir öğrenci dramı.

Sousuke'nin Kaname ile olan ilişkisi, okulda edindiği arkadaşlıklar, Mithril'in operasyonları... Hepsi seriyi çok komik ve heyecanlı hale getiriyor. Mesela Tessa'nın liderlik vasıfları, Kurz'un keskin nişancılığı, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, aksiyon ve komedinin çok iyi harmanlanmış olması. Sousuke'nin askerlik alışkanlıkları, okul hayatında komik durumlara yol açıyor. Ama aynı zamanda, Mithril'in operasyonları da çok gerilim dolu.

Full Metal Panic!, sadece aksiyon ve komedi dolu bir anime değil, aynı zamanda savaş, arkadaşlık ve aşk gibi temaları da işliyor. Sousuke'nin Kaname'yi koruma çabası, seni de güldürecek ve heyecanlandıracak. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle savaş sahnelerindeki o hareketli müzikler, seni gaza getirecek. Eğer aksiyon, komedi ve romantizmi seviyorsan, Full Metal Panic!'i kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz eski olabilir, grafikleri biraz daha farklı.

Seyir Defteri Notu: Sousuke'nin askerlik alışkanlıkları, onun normal bir öğrenci gibi davranmasını engelliyor. Bu da onun kimliğini saklamasını zorlaştırıyor.

Rota Önerisi: Full Metal Panic!'i bitirdikten sonra, "GTO (Great Teacher Onizuka)" animesine de göz atabilirsin. Onda da sıra dışı bir karakterin okul hayatına uyum sağlamaya çalışması anlatılıyor, ama biraz daha farklı bir tarzda.


7. Yuri!!! on Ice

Yuri!!! on Ice, buz pateni dünyasında geçen bir anime. Yuri Katsuki, Grand Prix Finali'nde yaşadığı büyük bir yenilgi sonrası memleketine geri dönüyor ve kariyerini sonlandırmayı düşünüyor. Ama sonra Victor Nikiforov adında, dünyanın en iyi buz patencilerinden biri, aniden Yuri'nin evine geliyor ve onun antrenörü olmaya karar veriyor. Yuri, Victor'un antrenörlüğüyle tekrar buz pistlerine dönüyor ve Grand Prix serisinde yarışmaya başlıyor. Ama tabii ki, Victor'un antrenörü olduğunu herkesten saklamak zorunda. Çünkü bu durum, diğer patenciler tarafından kıskançlıkla karşılanabilir veya rekabeti olumsuz etkileyebilir. Yuri, hem buz pateni kariyeriyle uğraşıyor, hem de Victor'un antrenörlüğünü saklıyor. Düşünsene, bir yandan antrenman yapıyorsun, bir yandan da dünyanın en iyi patencisinin antrenörlüğünü gizliyorsun! İşte tam bir sporcu dramı.

Yuri'nin Victor ile olan ilişkisi, diğer patencilerle olan rekabeti, buz pistindeki performansları... Hepsi seriyi çok duygusal ve heyecanlı hale getiriyor. Mesela Yuri Plisetsky'nin hırslı tavırları, Otabek Altin'in gizemli halleri, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, buz pateni sahnelerinin çok gerçekçi ve güzel olması. Patencilerin hareketleri, müziklerle uyumu, kostümleri... Her şey çok özenli hazırlanmış. Bu da seriyi izlerken sana buz pistindeymişsin gibi hissettiriyor.

Yuri!!! on Ice, sadece spor dolu bir anime değil, aynı zamanda aşk, arkadaşlık ve özgüven gibi temaları da işliyor. Yuri'nin Victor'a olan hayranlığı, seni de etkileyecek. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle buz pateni sahnelerindeki o duygusal müzikler, seni ağlatacak. Eğer spor, romantizm ve duygusal anları seviyorsan, Yuri!!! on Ice'ı kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz kısa olabilir, hemen bitiyor.

Seyir Defteri Notu: Yuri'nin Victor'un antrenörlüğünü saklaması, aslında onun kendi özgüvenini kazanma çabası. Victor'un yardımı olmadan da başarılı olabileceğini kanıtlamak istiyor.

Rota Önerisi: Yuri!!! on Ice'ı bitirdikten sonra, "Haikyuu!!" animesine de göz atabilirsin. Onda da spor teması işleniyor, ama voleybol üzerine.


8. Fruits Basket

Fruits Basket, Honda Tohru adında, ailesini kaybettikten sonra tek başına yaşamaya başlayan bir liseli kızın hikayesini anlatıyor. Tohru, bir gün Sohma ailesinin evinin yakınında bir çadır kuruyor ve Sohma ailesi onu evlerine alıyor. Ama Sohma ailesinin bir sırrı var: Onlar, Çin Zodyağı'nın ruhlarıyla lanetlenmişler! Bir Sohma ailesi üyesi, karşı cinsten biriyle sarıldığında, Zodyak'ın ruhuna dönüşüyor. Tohru, bu sırrı öğrendikten sonra Sohma ailesiyle birlikte yaşamaya devam ediyor ve onların lanetini kırmaya çalışıyor. Ama tabii ki, Sohma ailesinin sırrını herkesten saklamak zorunda. Çünkü bu durum, Sohma ailesinin dışlanmasına veya tehlikeli bir duruma düşmesine neden olabilir. Tohru, hem okul hayatıyla uğraşıyor, hem de Sohma ailesinin sırrını saklıyor. Düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da Zodyak'ın ruhlarıyla lanetlenmiş bir ailenin sırrını koruyorsun! İşte tam bir öğrenci dramı.

Tohru'nun Sohma ailesiyle olan ilişkisi, okulda edindiği arkadaşlıklar, Sohma ailesinin lanetini kırmaya çalışırken yaşadığı zorluklar... Hepsi seriyi çok duygusal ve sürükleyici hale getiriyor. Mesela Yuki'nin çekingen tavırları, Kyo'nun sinirli halleri, Shigure'nin gizemli kişiliği, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, karakterlerin derinliği ve duygusal bağları. Tohru'nun Sohma ailesine olan sevgisi, seni de etkileyecek.

Fruits Basket, sadece romantizm ve komedi dolu bir anime değil, aynı zamanda aile, arkadaşlık ve travma gibi temaları da işliyor. Tohru'nun Sohma ailesinin lanetini kırma çabası, seni de duygulandıracak. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle duygusal sahnelerdeki o hüzünlü müzikler, seni ağlatacak. Eğer romantizm, duygusal anlar ve derin karakterleri seviyorsan, Fruits Basket'i kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz uzun olabilir, ama her bölümü ayrı bir keyif.

Seyir Defteri Notu: Sohma ailesinin laneti, aslında onların geçmişte yaşadığı travmaların bir yansıması. Laneti kırmak, aslında bu travmalarla yüzleşmek ve onları aşmak anlamına geliyor.

Rota Önerisi: Fruits Basket'i bitirdikten sonra, "Your Lie in April" animesine de göz atabilirsin. Onda da duygusal anlar ve derin karakterler var, ama müzik teması ön planda.


9. Erased (Boku Dake ga Inai Machi)

Erased, Satoru Fujinuma adında, zamanda geriye gidebilme yeteneğine sahip bir mangakanın hikayesini anlatıyor. Satoru, bu yeteneğini kullanarak çevresindeki insanların hayatlarını kurtarmaya çalışıyor. Bir gün, annesi öldürülüyor ve Satoru, cinayeti engellemek için 18 yıl öncesine, ilkokul çağına geri dönüyor. Satoru, ilkokuldayken işlenen bir çocuk cinayetiyle annesinin ölümü arasında bir bağlantı olduğunu fark ediyor ve cinayeti çözmeye çalışıyor. Ama tabii ki, zamanda geriye gidebildiğini herkesten saklamak zorunda. Çünkü bu durum, cinayeti çözmesini zorlaştırabilir veya onu tehlikeli bir duruma düşürebilir. Satoru, hem ilkokul hayatıyla uğraşıyor, hem de cinayeti çözmeye çalışıyor. Düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da geleceği değiştirmeye çalışıyorsun! İşte tam bir dedektif dramı.

Satoru'nun ilkokul arkadaşlarıyla olan ilişkisi, cinayeti çözmek için yaptığı araştırmalar, zamanda geriye gidebilme yeteneğini kullanırken yaşadığı zorluklar... Hepsi seriyi çok gerilim dolu ve sürükleyici hale getiriyor. Mesela Kayo Hinazuki'nin yalnızlığı, Kenya Kobayashi'nin zekası, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, gizem ve gerilimin çok iyi işlenmiş olması. Cinayetin çözümü, seni son ana kadar meraklandıracak.

Erased, sadece gizem ve gerilim dolu bir anime değil, aynı zamanda aile, arkadaşlık ve fedakarlık gibi temaları da işliyor. Satoru'nun Kayo'yu kurtarma çabası, seni de duygulandıracak. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle gerilim dolu sahnelerdeki o ürkütücü müzikler, seni koltuğuna yapıştıracak. Eğer gizem, gerilim ve duygusal anları seviyorsan, Erased'i kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz karanlık olabilir, hassas olanlar dikkat etsin.

Seyir Defteri Notu: Satoru'nun zamanda geriye gidebilme yeteneği, aslında onun geçmişte yaptığı hataları düzeltme şansı. Ama bu yetenek, aynı zamanda büyük bir sorumluluk da getiriyor.

Rota Önerisi: Erased'i bitirdikten sonra, "Steins;Gate" animesine de göz atabilirsin. Onda da zamanda yolculuk teması işleniyor, ama biraz daha bilim kurgu ağırlıklı.


10. Classroom of the Elite

Classroom of the Elite, Koudo Ikusei Lisesi adında, Japon hükümeti tarafından desteklenen, elit öğrencilerin gittiği bir okulda geçiyor. Bu okulda, öğrencilerin notları ve davranışlarına göre sınıflara ayrılıyorlar: A, B, C ve D. A sınıfı en iyi öğrencilerden oluşurken, D sınıfı ise en sorunlu öğrencilerden oluşuyor. Ayanokouji Kiyotaka, zeki ve yetenekli bir öğrenci olmasına rağmen, bilinçli olarak D sınıfına girmeyi tercih ediyor. Ayanokouji, okulun sisteminin arkasındaki sırları çözmeye ve D sınıfını A sınıfına yükseltmeye çalışıyor. Ama tabii ki, gerçek niyetlerini herkesten saklamak zorunda. Çünkü bu durum, okulun yönetimini veya diğer sınıfları harekete geçirebilir. Ayanokouji, hem okul hayatıyla uğraşıyor, hem de okulun sistemini manipüle ediyor. Düşünsene, bir yandan ders çalışıyorsun, bir yandan da okulu ele geçirmeye çalışıyorsun! İşte tam bir strateji dramı.

Ayanokouji'nin D sınıfındaki arkadaşlarıyla olan ilişkisi, diğer sınıflarla olan rekabeti, okulun sistemini manipüle etmek için yaptığı planlar... Hepsi seriyi çok zekice ve sürükleyici hale getiriyor. Mesela Suzune Horikita'nın hırslı tavırları, Kikyou Kushida'nın gizemli kişiliği, hepsinin ayrı bir hikayesi var. Serinin en sevdiğim yanlarından biri de, karakterlerin psikolojik derinliği ve stratejik zekası. Ayanokouji'nin planları, seni son ana kadar şaşırtacak.

Classroom of the Elite, sadece okul hayatı ve strateji dolu bir anime değil, aynı zamanda zeka, manipülasyon ve rekabet gibi temaları da işliyor. Ayanokouji'nin D sınıfını A sınıfına yükseltme çabası, seni de düşündürecek. Serinin müzikleri de çok iyi. Özellikle gerilim dolu sahnelerdeki o gizemli müzikler, seni koltuğuna yapıştıracak. Eğer zeka oyunlarını, stratejiyi ve psikolojik derinliği seviyorsan, Classroom of the Elite'i kesinlikle izlemelisin. Ama uyarayım, seri biraz karmaşık olabilir, dikkatli izle.

Seyir Defteri Notu: Ayanokouji'nin D sınıfına girmeyi tercih etmesi, aslında onun kendi geçmişinden kaçma ve kendini kanıtlama çabası. O, diğerlerinden farklı olduğunu ve daha fazlasını yapabileceğini göstermek istiyor.

Rota Önerisi: Classroom of the Elite'i bitirdikten sonra, "Death Note" animesine de göz atabilirsin. Onda da zeki bir karakterin süper güçlerle dünyayı değiştirmeye çalışması anlatılıyor, ama biraz daha psikolojik bir tarzda.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.