Günün Belirli Saatine Bağlı Güç Kullanan Karakterli 10 Anime: Zamanın Ötesine Yolculuk!

Yolcu, zamanın gücünü avuçlarında taşıyan anime karakterlerinin dünyasına dalmaya hazır ol! Gizli kalmış cevherleri keşfet, güçlerinin sırlarını çöz ve unutulmaz bir maceraya atıl.

Şubat 28, 2026 - 05:58
Şubat 28, 2026 - 05:58
 0  2
Günün Belirli Saatine Bağlı Güç Kullanan Karakterli 10 Anime: Zamanın Ötesine Yolculuk!

1. Tsukuyomi (Naruto)

Yolcu, Naruto evreninde gözün gücünün sınırlarını zorlayan bir teknik olan Tsukuyomi'ye bir göz atalım! Uchiha klanının mangekyou sharingan'ı ile erişilebilen bu genjutsu, kullanıcıyı rakibinin zihnine hapsediyor. İnanılmaz bir illüzyon dünyası yaratılıyor ve zaman algısı tamamen çarpıtılıyor. Rakip, saniyeler içinde günlerce işkence görebiliyor; gerçek dünyada ise sadece anlık bir süre geçiyor. Itachi Uchiha'nın bu tekniği kullanış şekli, adeta bir sanat eseri gibi. Rakibinin en derin korkularını kullanarak onu paramparça ediyor. Bu yetenek, sadece zaman algısını değil, aynı zamanda rakibin psikolojisini de derinden etkiliyor.

Tsukuyomi'nin en büyük dezavantajı ise kullanıcının gözüne aşırı yük bindirmesi. Sürekli kullanımı körlüğe yol açabiliyor. Bu yüzden Itachi, bu tekniği sadece en kritik anlarda kullanmaya özen gösteriyor. Ayrıca, bu tekniğe karşı koyabilmek için sharingan'a sahip olmak veya çok güçlü bir zihinsel dirence sahip olmak gerekiyor. Naruto evreninde, bu tekniği aşabilen çok az karakter var. Bu da Tsukuyomi'yi inanılmaz derecede tehlikeli ve etkili bir yetenek yapıyor. Hele ki Itachi gibi bir dehanın elindeyse, rakibin kaçış şansı neredeyse sıfır.

Tsukuyomi'nin anime dünyasındaki yeri tartışılmaz. Sadece bir genjutsu değil, aynı zamanda Uchiha klanının trajik hikayesini ve Itachi'nin karmaşık kişiliğini de yansıtıyor. Bu teknik, izleyicilere zamanın ne kadar göreceli bir kavram olduğunu ve zihnin ne kadar güçlü bir silah olabileceğini gösteriyor. Naruto'nun dünyasına adım atmak isteyen her yolcunun, bu tekniğin derinliklerine inmesi gerekiyor. Çünkü Tsukuyomi, sadece bir dövüş tekniği değil, aynı zamanda bir felsefe.

Seyir Defteri Notu: Tsukuyomi'nin adını Japon mitolojisindeki Ay Tanrısı'ndan aldığını biliyor muydun? Bu da tekniğin zaman ve illüzyonla olan bağlantısını daha da derinleştiriyor.

Rota Önerisi: Naruto'nun dünyasına daldıktan sonra, Code Geass'teki Lelouch'un Geass'ına da göz atmalısın. Zihin kontrolü ve strateji konusunda ustaca bir anime seni bekliyor.


2. Benim (Persona 3)

Ey yolcu, Persona 3'ün karanlık saatlerine hoş geldin! Bu anime/oyun evreninde, gün ile gece arasında saklı bir saat dilimi var: Dark Hour. Sıradan insanlar bu anı fark etmezken, belirli kişiler bu zamanda var olan Shadow'larla savaşabiliyor. Ana karakterimiz Minato Arisato da bu özel yeteneğe sahip. Dark Hour'da Persona'sını çağırarak Shadow'lara karşı savaşıyor. Bu savaşlar sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir mücadele. Çünkü Shadow'lar, insanların bilinçaltındaki karanlık arzuları ve korkuları temsil ediyor.

Dark Hour'un varlığı, Persona 3'ün atmosferini tamamen değiştiriyor. Okul hayatı ve sosyal ilişkiler bir yandan devam ederken, diğer yandan ölümcül Shadow'larla savaşmak gerekiyor. Bu da karakterlerin sürekli bir gerilim içinde olmasına neden oluyor. Minato'nun Persona'sı Orpheus, onun içsel gücünü ve kararlılığını temsil ediyor. Ancak, Persona'sını kullanmak, onun yaşam enerjisini tüketiyor. Bu yüzden, her savaş, Minato için bir fedakarlık anlamına geliyor. Dark Hour'da savaşmak, sadece Shadow'ları yenmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi içsel şeytanlarıyla yüzleşmeyi de gerektiriyor.

Persona 3, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda insanın varoluşsal sorunlarını da ele alıyor. Ölüm, kayıp, yalnızlık gibi temalar, Dark Hour'un karanlık atmosferiyle birleşince, izleyiciyi derinden etkiliyor. Minato'nun hikayesi, sadece bir kahramanın değil, aynı zamanda kendi karanlıklarıyla yüzleşen ve sonunda ışığı bulan bir insanın hikayesi. Persona 3'ün dünyasına adım atmak, sadece Shadow'larla savaşmak değil, aynı zamanda kendi içsel yolculuğuna çıkmak anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Dark Hour'da ortaya çıkan Tartarus Kulesi'nin katları, her dolunayda değişiyor. Bu da oyuncuları sürekli yeni zorluklarla karşı karşıya bırakıyor.

Rota Önerisi: Persona 3'ten sonra, Shin Megami Tensei serisinin diğer oyunlarına da göz atmalısın. Her biri farklı bir evrende geçse de, aynı temaları ve atmosferi taşıyor.


3. Ryuko Matoi (Kill la Kill)

Selam yolcu! Kill la Kill'in çılgın dünyasına ayak basmaya hazır mısın? Ryuko Matoi, intikam ateşiyle yanan bir lise öğrencisi. Babasının katilini bulmak için Honnouji Akademisi'ne geliyor. Ancak, bu okul sıradan bir okul değil. Öğrenciler, Goku Üniformaları adı verilen özel giysilerle güçlendiriliyor. Bu üniformalar, Life Fibers adı verilen gizemli varlıklarla yapılmış ve giyen kişiye inanılmaz yetenekler kazandırıyor. Ryuko, babasının laboratuvarında Senketsu adında bir Life Fiber üniforması buluyor. Senketsu, Ryuko'nun kanıyla beslenerek ona inanılmaz bir güç veriyor.

Ryuko'nun gücü, Senketsu ile olan bağına bağlı. Ne kadar çok kan verirse, Senketsu o kadar güçleniyor ve Ryuko'nun yetenekleri de o kadar artıyor. Ancak, Senketsu'nun gücünü kontrol etmek kolay değil. Ryuko, Senketsu'nun vahşi doğasıyla başa çıkmak ve kendi intikam arzusunu kontrol altında tutmak zorunda. Kill la Kill, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda giyim ve kimlik üzerine de derin bir mesaj veriyor. Goku Üniformaları, öğrencilerin statüsünü ve gücünü temsil ediyor. Ryuko ise, bu sistemi yıkmak ve kendi kimliğini bulmak için savaşıyor.

Kill la Kill'in görsel stili, anime dünyasında benzersiz bir yere sahip. Abartılı animasyonlar, çılgın karakter tasarımları ve enerjik müzikler, izleyiciyi adeta bir görsel şölene davet ediyor. Ryuko'nun dönüşüm sahneleri, anime tarihine geçmiş durumda. Senketsu ile birleştiği anlar, sadece güçlenmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi içsel potansiyelini keşfetmek anlamına da geliyor. Kill la Kill'in dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda kendi sınırlarını zorlamak ve kim olduğunu keşfetmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Senketsu'nun tasarımı, Japon okul üniformalarının bir parodisi. Bu da animeye ayrı bir ironi katıyor.

Rota Önerisi: Kill la Kill'den sonra, Gurren Lagann'a da göz atmalısın. Aynı yapımcıların elinden çıkan bu anime, daha da çılgın ve epik bir maceraya davet ediyor.


4. Accelerator (A Certain Magical Index)

Merhaba yolcu! A Certain Magical Index'in bilim ve büyünün çarpıştığı dünyasına hoş geldin. Accelerator, Academy City'nin en güçlü esper'i (süper güce sahip insan). Onun gücü, vektörleri kontrol etmek. Yani, herhangi bir nesnenin hareket yönünü ve hızını değiştirebiliyor. Bu da onu neredeyse yenilmez yapıyor. Ancak, Accelerator'ın gücü her zaman aktif değil. Gücünü kullanmak için, AIM Difüzör adı verilen bir cihaz kullanması gerekiyor. Bu cihaz, Accelerator'ın beynine bağlanıyor ve vektörleri kontrol etmesini sağlıyor.

Accelerator'ın gücü, sadece fiziksel saldırıları savuşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi saldırılarını da inanılmaz derecede güçlendiriyor. Bir kurşunu geri çevirmek veya bir binayı yıkmak onun için çocuk oyuncağı. Ancak, Accelerator'ın gücünün karanlık bir tarafı da var. Gücünü kötüye kullanarak birçok insanın ölümüne neden oldu. Bu da onu, hem kahraman hem de kötü adam olarak görülen karmaşık bir karaktere dönüştürüyor. Accelerator'ın hikayesi, gücün sorumluluğu ve affedilme üzerine derin bir mesaj veriyor.

A Certain Magical Index, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda bilim ve büyü arasındaki çatışmayı da ele alıyor. Academy City, bilimin en son teknolojileriyle dolu bir şehir. Ancak, bu şehirde aynı zamanda büyücüler de yaşıyor. Accelerator, bu iki dünya arasındaki dengeyi sağlamak için savaşıyor. Onun gücü, hem bilimin hem de büyünün sınırlarını zorluyor. A Certain Magical Index'in dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda bilimin ve büyünün potansiyelini keşfetmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Accelerator'ın gerçek adı bilinmiyor. Bu da onun gizemini daha da artırıyor.

Rota Önerisi: A Certain Magical Index'ten sonra, A Certain Scientific Railgun'a da göz atmalısın. Aynı evrende geçen bu anime, farklı karakterlerin hikayelerini anlatıyor.


5. Yato (Noragami)

Selam yolcu! Noragami'nin tanrılar ve ruhların iç içe geçtiği dünyasına hoş geldin. Yato, küçük bir tapınağı bile olmayan, bilinmeyen bir tanrı. Amacı, ünlü bir tanrı olmak ve milyonlarca takipçi kazanmak. Ancak, bu amaca ulaşmak için parası yok ve sürekli iş aramak zorunda. Yato, 5 yen karşılığında her türlü işi yapıyor: kayıp kedileri bulmak, öğrencilere ders çalışmak, hatta tuvaletleri temizlemek. Yato'nun gücü, dilekleri gerçekleştirmek ve kötü ruhları kovmak. Ancak, gücünü kullanmak için bir Regalia'ya (kutsal silah) ihtiyacı var.

Yato'nun Regalia'sı Yukine, genç bir ruh. Yukine, Yato'nun geçmişinden gelen karanlık sırları temsil ediyor. Yato, Yukine'yi kontrol etmek ve onu iyi bir Regalia yapmak zorunda. Ancak, Yukine'nin genç ve asi ruhu, sürekli sorunlara neden oluyor. Noragami, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda arkadaşlık, fedakarlık ve affedilme üzerine de derin bir mesaj veriyor. Yato ve Yukine'nin ilişkisi, inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirlerini anlamak ve desteklemek için sürekli çaba göstermeleri gerekiyor.

Noragami'nin dünyası, Japon mitolojisi ve folklorundan ilham alıyor. Tanrılar, ruhlar, iblisler ve diğer doğaüstü varlıklar, animeye zengin bir atmosfer katıyor. Yato'nun kişiliği, hem komik hem de trajik. Bir yandan ünlü bir tanrı olmak için çabalarken, diğer yandan geçmişinden gelen karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda. Noragami'nin dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda Japon mitolojisinin ve folklorunun derinliklerine inmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Yato'nun eski adı Yaboku. Bu isim, onun karanlık geçmişini ve savaş tanrısı olduğunu hatırlatıyor.

Rota Önerisi: Noragami'den sonra, Kamisama Kiss'e de göz atmalısın. Aynı temaları işleyen bu anime, daha romantik bir atmosfere sahip.


6. Eren Yeager (Attack on Titan)

Yolcu, Attack on Titan'ın acımasız dünyasına hoş geldin! Eren Yeager, duvarların ardında yaşayan ve titanlar tarafından sürekli tehdit edilen bir genç. Titanlar, insanları yiyen dev yaratıklar. Eren'in en büyük amacı, titanları yok etmek ve insanlığın özgürlüğünü sağlamak. Ancak, Eren'in hayatı, Shiganshina bölgesine yapılan bir titan saldırısıyla tamamen değişiyor. Annesi, titanlar tarafından yeniliyor ve Eren, intikam yemini ediyor. Eren, Askeri Eğitim Birliği'ne katılıyor ve titanlarla savaşmak için eğitiliyor.

Eren'in gücü, titanlara dönüşebilme yeteneği. Eren, bir titan tarafından ısırıldıktan sonra, bu yeteneği kazanıyor. Titan formunda, Eren inanılmaz bir güce ve dayanıklılığa sahip. Ancak, titan formunu kontrol etmek kolay değil. Eren, titan formunda kontrolünü kaybedebiliyor ve dostlarına zarar verebiliyor. Attack on Titan, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda savaşın acımasızlığı, insanlığın doğası ve özgürlük üzerine de derin bir mesaj veriyor. Eren'in hikayesi, umutsuzluğun ortasında bile umudu korumak ve mücadele etmek üzerine.

Attack on Titan'ın dünyası, karanlık ve kasvetli bir atmosfere sahip. Titanlar, insanlığın en büyük kabusu. Duvarların ardında yaşamak, insanları sürekli bir korku içinde tutuyor. Eren'in kararlılığı ve intikam arzusu, insanlığın umudu oluyor. Attack on Titan'ın dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda savaşın acımasızlığıyla yüzleşmek ve insanlığın sınırlarını keşfetmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Titanların kökeni ve amacı, anime boyunca yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bu da hikayeye ayrı bir gizem katıyor.

Rota Önerisi: Attack on Titan'dan sonra, Vinland Saga'ya da göz atmalısın. Aynı temaları işleyen bu anime, daha gerçekçi ve tarihi bir atmosfere sahip.


7. Madoka Kaname (Puella Magi Madoka Magica)

Merhaba yolcu! Puella Magi Madoka Magica'nın karanlık ve çarpık dünyasına hoş geldin. Madoka Kaname, sıradan bir ortaokul öğrencisi. Ancak, hayatı, Kyubey adında gizemli bir yaratıkla tanışmasıyla tamamen değişiyor. Kyubey, Madoka'ya bir dilek dileyerek Magical Girl olma teklifinde bulunuyor. Magical Girl'ler, cadılarla savaşan ve insanları koruyan kızlar. Ancak, Magical Girl olmanın bedeli çok ağır. Madoka, arkadaşı Homura Akemi'nin uyarılarına rağmen, Magical Girl olmayı kabul ediyor.

Madoka'nın gücü, dilek dileme yeteneği. Madoka, dilediği her şeyi gerçekleştirebiliyor. Ancak, dilediği şeyin sonuçları çok büyük olabiliyor. Puella Magi Madoka Magica, sadece Magical Girl anime'si değil, aynı zamanda umut, çaresizlik ve kader üzerine de derin bir mesaj veriyor. Madoka'nın hikayesi, masumiyetin kaybı ve seçimlerin sonuçları üzerine. Magical Girl olmanın bedeli, sandığından çok daha ağır çıkıyor.

Puella Magi Madoka Magica'nın dünyası, renkli ve sevimli görünse de, aslında karanlık ve çarpık bir atmosfere sahip. Cadılar, insanların olumsuz duygularından doğuyor ve sürekli yıkıma neden oluyor. Madoka ve arkadaşları, cadılarla savaşırken, kendi içsel sorunlarıyla da yüzleşmek zorunda. Puella Magi Madoka Magica'nın dünyasına adım atmak, sadece Magical Girl anime'si izlemek değil, aynı zamanda umutsuzluğun ortasında bile umudu korumak ve seçimlerin sonuçlarıyla yüzleşmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Kyubey'in gerçek amacı, evreni kurtarmak için Magical Girl'leri kullanmak. Ancak, bu amaca ulaşmak için her şeyi yapmaya hazır.

Rota Önerisi: Puella Magi Madoka Magica'dan sonra, Yuki Yuna is a Hero'ya da göz atmalısın. Aynı temaları işleyen bu anime, daha umutlu bir atmosfere sahip.


8. Jotaro Kujo (JoJo's Bizarre Adventure: Stardust Crusaders)

Yolcu, JoJo's Bizarre Adventure'ın Stand'ler ve vampirlerin kol gezdiği dünyasına adım at! Jotaro Kujo, serinin üçüncü bölümü olan Stardust Crusaders'ın ana karakteri. Cool, mesafeli ve asi bir lise öğrencisi olan Jotaro, birdenbire Stand adı verilen psişik bir güce sahip olduğunu fark eder. Star Platinum adındaki Stand'i, inanılmaz bir güce, hıza ve hassasiyete sahip. Jotaro'nun Stand'i, aynı zamanda saniyeler içinde zamanı durdurabilme yeteneğine de sahip.

Jotaro, annesini kurtarmak için Mısır'a doğru uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda. Bu yolculukta, büyük düşmanı Dio Brando ile karşılaşacak ve onu yenmek zorunda. Jotaro'nun gücü, sadece Stand'i Star Platinum değil, aynı zamanda zekası, kararlılığı ve dostlarına olan bağlılığı. Dio ile olan savaşında, sadece Stand'ini değil, aynı zamanda aklını ve stratejik yeteneklerini de kullanmak zorunda. JoJo's Bizarre Adventure, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda arkadaşlık, aile ve kader üzerine de derin bir mesaj veriyor.

JoJo's Bizarre Adventure'ın dünyası, benzersiz karakter tasarımları, abartılı pozlar ve enerjik müziklerle dolu. Stand savaşları, strateji, güç ve şansın birleşimiyle sonuçlanıyor. Jotaro'nun "Yare yare daze" (Vay başıma gelenler) repliği, anime tarihine geçmiş durumda. JoJo's Bizarre Adventure'ın dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda benzersiz bir anime deneyimi yaşamak anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Star Platinum: The World, Jotaro'nun zamanı durdurma yeteneğinin adıdır. Dio'nun The World Stand'i de aynı yeteneğe sahip.

Rota Önerisi: JoJo's Bizarre Adventure'dan sonra, Hunter x Hunter'a da göz atmalısın. Aynı türde olan bu anime, daha karmaşık bir hikayeye sahip.


9. Shirou Emiya (Fate/stay night)

Selam yolcu! Fate/stay night'ın Kutsal Kâse Savaşı'nın yaşandığı dünyasına hoş geldin. Shirou Emiya, dürüst, yardımsever ve idealist bir genç. Ancak, geçmişinde yaşadığı bir trajedi, onu kahraman olmaya itiyor. Shirou, yanlışlıkla Kutsal Kâse Savaşı'na dahil oluyor ve Saber adında güçlü bir Servant'ı çağırıyor. Saber, efsanevi Kral Arthur'un ruhu. Shirou ve Saber, Kutsal Kâse Savaşı'nı kazanmak ve dileklerini gerçekleştirmek için birlikte savaşmak zorunda.

Shirou'nun gücü, Projection Magic adındaki bir tür büyü. Bu büyü sayesinde, Shirou gördüğü silahları ve nesneleri yeniden yaratabiliyor. Ancak, Shirou'nun Projection Magic'i mükemmel değil. Yarattığı nesneler, gerçeklerinden daha zayıf olabiliyor. Fate/stay night, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda idealizm, gerçeklik ve kahramanlık üzerine de derin bir mesaj veriyor. Shirou'nun hikayesi, ideal bir kahraman olmanın ne anlama geldiği ve bunun bedelinin ne olduğu üzerine.

Fate/stay night'ın dünyası, büyü, savaş ve mitolojiyle dolu. Kutsal Kâse Savaşı, efsanevi kahramanların ruhlarının çağırıldığı ve birbirleriyle savaştığı bir turnuva. Shirou ve Saber, bu savaşta hayatta kalmak ve dileklerini gerçekleştirmek için ellerinden geleni yapmak zorunda. Fate/stay night'ın dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda mitolojinin ve kahramanlığın derinliklerine inmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Shirou'nun babası Kiritsugu Emiya, bir önceki Kutsal Kâse Savaşı'na katılmış ve hayatta kalmış bir büyücü.

Rota Önerisi: Fate/stay night'tan sonra, Fate/Zero'ya da göz atmalısın. Aynı evrende geçen bu anime, bir önceki Kutsal Kâse Savaşı'nı anlatıyor.


10. Lelouch Lamperouge (Code Geass)

Yolcu, Code Geass'ın strateji ve entrikanın hüküm sürdüğü dünyasına merhaba de! Lelouch Lamperouge, zeki, karizmatik ve stratejik bir genç. Ancak, aslında Britanya İmparatorluğu'na karşı intikam almak isteyen bir prens. Lelouch, C.C. adında gizemli bir kızdan Geass adında bir güç kazanıyor. Geass, Lelouch'a insanlara tek seferlik emir verme yeteneği veriyor. Lelouch, Geass'ı kullanarak Britanya İmparatorluğu'na karşı bir isyan başlatıyor ve Zero adında maskeli bir lider oluyor.

Lelouch'un gücü, sadece Geass değil, aynı zamanda zekası, stratejik yetenekleri ve karizması. Lelouch, insanları manipüle etmek ve onları kendi amaçları için kullanmak konusunda usta. Ancak, Lelouch'un Geass'ı kontrol etmek kolay değil. Geass, zamanla güçleniyor ve Lelouch'un kontrolünden çıkabiliyor. Code Geass, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda ahlak, adalet ve intikam üzerine de derin bir mesaj veriyor. Lelouch'un hikayesi, bir insanın idealleri uğruna ne kadar ileri gidebileceği ve bunun sonuçlarının ne olabileceği üzerine.

Code Geass'ın dünyası, siyasi entrika, savaş ve ihanetle dolu. Britanya İmparatorluğu, dünyayı kontrol eden güçlü bir imparatorluk. Lelouch ve isyancıları, bu imparatorluğa karşı savaşmak zorunda. Code Geass'ın dünyasına adım atmak, sadece aksiyon dolu bir maceraya atılmak değil, aynı zamanda siyasetin, savaşın ve ahlakın derinliklerine inmek anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Lelouch'un gerçek adı Lelouch vi Britannia. Britanya İmparatorluğu'nun 99. imparatorluk varisi.

Rota Önerisi: Code Geass'tan sonra, Death Note'a da göz atmalısın. Aynı temaları işleyen bu anime, daha psikolojik bir atmosfere sahip.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.