Hellsing Benzeri 10 Vampir Aksiyon Anime!: Karanlığa Dalış Rehberi

Hellsing'in gotik dehşetini sevenler için 10 kanlı ve heyecan dolu anime önerisi! Vampirlerin, iblislerin ve insanlığın amansız savaşını soluksuz izleyeceğin bir dünyaya adım at.

Şubat 21, 2026 - 16:58
Şubat 21, 2026 - 16:58
 0  3
Hellsing Benzeri 10 Vampir Aksiyon Anime!: Karanlığa Dalış Rehberi

1. Blood+ : Kanın Dansı

Yolcu, Hellsing'in o karanlık ve stilize şiddetine bayıldıysan, Blood+'a mutlaka bir şans vermelisin. Okinawa'da sakin bir hayat süren Saya Otonashi, aslında vampir benzeri yaratıklarla savaşan bir organizasyonun son umudu. İlk başlarda hafızası silinmiş olan Saya, geçmişini ve gerçek kimliğini keşfetmek için kanlı bir yolculuğa çıkıyor. Bu anime, sadece aksiyon sahneleriyle değil, aynı zamanda karakter derinliği ve duygusal anlarıyla da öne çıkıyor. Saya'nın kılıcı eline alıp Chiropteran'larla (vampirlerin adı) dans ettiği sahneler, adeta görsel bir şölen. Müzikleri de atmosferi tamamlayıcı nitelikte; özellikle açılış ve kapanış şarkıları, seni anında o dünyaya çekiyor. Hellsing'deki o gotik hava burada da var, ancak Blood+ daha çok duygusal bağları ve karakter gelişimini ön plana çıkarıyor.

Blood+'nın dünyası, vampir mitolojisine farklı bir yaklaşım getiriyor. Chiropteran'lar, sadece kan emmekle kalmıyor, aynı zamanda evrim geçirerek farklı formlara bürünebiliyorlar. Saya'nın kanı, bu yaratıklar için hem bir zehir hem de bir şifa kaynağı. Bu durum, hikayeye sürekli bir gerilim ve merak unsuru katıyor. Ayrıca, Saya'nın yanında savaşan Hagi'nin fedakarlığı ve ona olan bağlılığı, izleyicinin kalbine dokunan anlardan sadece birkaçı. Animenin temposu zaman zaman düşse de, genel olarak sürükleyici bir hikaye anlatımı sunuyor. Eğer Hellsing'in karanlık atmosferini ve aksiyonunu seven, ancak daha duygusal bir hikaye arayan bir gezginsen, Blood+ tam sana göre.

Seyir Defteri Notu: Blood+'daki kılıç dövüşleri, Hellsing'deki ateşli silah çatışmalarına göre daha ön planda. Saya'nın kılıcını kullanma stili, adeta bir dansı andırıyor. Bu da animenin görsel estetiğine ayrı bir boyut katıyor.

Rota Önerisi: Eğer Blood+'ı beğendiysen, Vampire Hunter D serisine de göz atabilirsin. O da vampir avcılarının karanlık dünyasını epik bir şekilde anlatıyor.


2. Seraph of the End: Vampir İstilası

Seraph of the End, vampirlerin dünyayı ele geçirdiği ve insanlığın hayatta kalma mücadelesi verdiği bir distopyada geçiyor. Hikaye, vampirler tarafından esir alınan yetim çocukların intikam arayışını konu alıyor. Yuichiro ve Mikaela, vampirlerin elinden kaçmaya çalışırken trajik bir olay yaşarlar ve Yuichiro, vampirlerden intikam almaya yemin eder. Hellsing'deki o acımasız vampir gücünü burada da hissediyorsun, ancak Seraph of the End daha çok genç karakterlerin duygusal gelişimine odaklanıyor. Yuichiro'nun intikam ateşiyle yanıp tutuşması, Mikaela'nın ona olan bağlılığı ve diğer karakterlerin kendi iç mücadeleleri, animeyi izlerken seni de içine çekiyor.

Animenin büyü sistemi de oldukça ilgi çekici. İnsanlar, özel silahlar kullanarak iblislerin gücünü kontrol edebiliyorlar. Bu silahlar, kullanıcının duygusal durumuna göre farklı özellikler kazanabiliyor. Yuichiro'nun silahı, onun öfkesiyle daha da güçlenirken, diğer karakterlerin silahları da onların korkuları veya umutlarıyla şekilleniyor. Bu durum, dövüş sahnelerine ayrı bir heyecan katıyor. Vampirlerin de kendi hiyerarşileri ve güçleri var. Bazı vampirler insanlarla işbirliği yaparken, bazıları ise insanlığı tamamen yok etmek istiyor. Bu da hikayeye politik bir boyut kazandırıyor. Eğer Hellsing'deki o karanlık atmosferi ve aksiyonu seven, ancak daha genç ve duygusal bir hikaye arayan bir gezginsen, Seraph of the End'e mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Seraph of the End'deki vampirler, Hellsing'deki Alucard gibi aşırı güçlü değiller. Bu da dövüş sahnelerini daha heyecanlı ve gerilim dolu hale getiriyor.

Rota Önerisi: Seraph of the End'i beğendiysen, Owari no Seraph: Nagoya Kessen-hen adlı ikinci sezonuna da göz atmayı unutma. Hikaye orada daha da derinleşiyor.


3. Devil May Cry: İblis Avcısının Günlüğü

Yolcu, eğer Hellsing'deki o karizmatik ve acımasız anti-kahramanı sevdiysen, Devil May Cry'daki Dante'ye de hayran kalacaksın. Dante, iblislerle savaşan bir iblis avcısı ve aynı zamanda bir iblisin oğlu. Animesi, Dante'nin farklı görevlerde iblislerle savaşmasını konu alıyor. Her bölümde farklı bir iblisle karşılaşıyor ve onları kendine özgü dövüş stiliyle alt ediyor. Hellsing'deki Alucard'ın o umursamaz tavrı, Dante'de de var. İkisi de düşmanlarını küçümsüyor ve onlarla dalga geçiyor. Ancak, Dante'nin daha insani bir yanı da var. Geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalması ve kardeşine olan bağlılığı, onu daha karmaşık bir karakter yapıyor.

Devil May Cry'ın dövüş sahneleri, Hellsing'deki şiddet kadar stilize ve abartılı. Dante'nin kılıcı Rebellion ve ikiz tabancaları Ebony & Ivory ile yaptığı hareketler, adeta bir sanat eseri. Animenin müzikleri de aksiyon sahnelerini destekleyici nitelikte. Özellikle rock ve metal müziklerin kullanılması, atmosfere ayrı bir enerji katıyor. Devil May Cry'ın dünyası, iblislerin insan dünyasına sızdığı ve insanların onlarla savaşmak zorunda kaldığı bir evren. Dante, bu dünyada bir denge unsuru. Hem iblis hem de insan olduğu için, iki tarafı da anlıyor ve onlarla kendi yöntemleriyle başa çıkıyor. Eğer Hellsing'deki o aksiyon dolu ve karanlık atmosfere ek olarak, daha fazla mizah ve stil arayan bir gezginsen, Devil May Cry'a mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Devil May Cry animesi, aynı adlı video oyun serisine dayanıyor. Eğer animeyi beğendiysen, oyunlarını da oynamayı düşünebilirsin.

Rota Önerisi: Devil May Cry'ı beğendiysen, Bayonetta: Bloody Fate adlı anime filme de göz atabilirsin. O da stilize şiddet ve aksiyon dolu sahneler sunuyor.


4. Vampire Hunter D: Kanlı Bir Destan

Yolcu, eğer Hellsing'in gotik atmosferini ve vampir mitolojisini sevdiysen, Vampire Hunter D serisi seni büyüleyecek. D, bir dampir (vampir ve insan melezi) ve vampir avcısı. Animesi, D'nin farklı köylerde ortaya çıkan vampir sorunlarını çözmesini konu alıyor. D, Hellsing'deki Alucard gibi aşırı güçlü bir karakter. Ancak, Alucard'dan farklı olarak, D daha sessiz ve gizemli. Geçmişi hakkında pek bir şey bilinmiyor ve sürekli yalnız seyahat ediyor. Bu da ona ayrı bir hava katıyor.

Vampire Hunter D'nin dünyası, gotik ve post-apokaliptik unsurları bir araya getiriyor. İnsanlık, vampirlerin ve diğer doğaüstü yaratıkların tehdidi altında hayatta kalmaya çalışıyor. D, bu dünyada bir umut ışığı. Vampirlere karşı savaşırken, insanları koruyor ve adaleti sağlıyor. Animenin görselliği, özellikle arka plan çizimleri ve karakter tasarımları, oldukça etkileyici. Gotik mimari, karanlık ormanlar ve kanlı dövüş sahneleri, izleyiciyi adeta büyülü bir dünyaya götürüyor. Vampire Hunter D, sadece aksiyon sahneleriyle değil, aynı zamanda felsefi temalarıyla da öne çıkıyor. İnsanlık, vampirler ve doğa arasındaki ilişki, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'in karanlık atmosferini, vampir mitolojisini ve felsefi temalarını seven bir gezginsen, Vampire Hunter D serisine mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Vampire Hunter D, aynı adlı roman serisine dayanıyor. Eğer animeyi beğendiysen, kitaplarını da okumayı düşünebilirsin.

Rota Önerisi: Vampire Hunter D'yi beğendiysen, Ninja Scroll adlı anime filme de göz atabilirsin. O da karanlık bir dünyada geçen aksiyon dolu bir hikaye anlatıyor.


5. Castlevania: İntikam Ateşi

Yolcu, Hellsing'in o karanlık ve gotik dünyasına bayıldıysan, Castlevania seni de içine çekecek. Netflix yapımı bu anime, efsanevi video oyunu serisine dayanıyor. Hikaye, Dracula'nın karısının cadılıkla suçlanıp yakılması üzerine insanlığa savaş açmasını konu alıyor. Trevor Belmont, Alucard ve Sypha Belnades, Dracula'ya karşı savaşmak için bir araya geliyorlar. Animenin şiddet düzeyi, Hellsing'e oldukça yakın. Kan, vahşet ve gotik unsurlar, her bölümde bolca bulunuyor. Ancak, Castlevania sadece şiddetten ibaret değil. Karakterlerin derinliği, diyalogların kalitesi ve hikayenin karmaşıklığı, animeyi izlerken seni de düşündürüyor.

Castlevania'nın dünyası, Orta Çağ Avrupa'sında geçiyor. Ancak, bu dünya sadece tarihi bir zemin değil. Vampirler, iblisler ve diğer doğaüstü yaratıklar, bu dünyada kol geziyor. İnsanlık, bu yaratıklarla savaşmak için farklı yöntemler geliştirmiş. Trevor Belmont, ailesinin mirası olan kutsal kırbacı kullanarak iblisleri avlarken, Sypha Belnades büyü yeteneklerini kullanarak onlara karşı koyuyor. Alucard ise, Dracula'nın oğlu olmasına rağmen insanlığın yanında yer alıyor. Bu üç karakterin arasındaki dinamikler, animeyi daha da ilgi çekici hale getiriyor. Eğer Hellsing'in gotik atmosferini, şiddetini ve karmaşık karakterlerini seven bir gezginsen, Castlevania'yı kaçırmamalısın.

Seyir Defteri Notu: Castlevania'daki karakter tasarımları, özellikle vampirlerin görünüşleri, oldukça etkileyici. Gotik ve ürkütücü unsurlar, karakterlerin her detayında kendini gösteriyor.

Rota Önerisi: Castlevania'yı beğendiysen, Blood of Zeus adlı animeye de göz atabilirsin. O da mitolojik unsurları aksiyon dolu bir şekilde işliyor.


6. Dance in the Vampire Bund: Vampirlerin Dansı

Yolcu, Hellsing'deki vampirlerin o karanlık ve güçlü imajını sevdiysen, Dance in the Vampire Bund'daki Mina Tepes'e de hayran kalacaksın. Mina Tepes, vampirlerin kraliçesi ve insanlarla vampirler arasında bir barış anlaşması yapmak için Japonya'ya geliyor. Ancak, bu barış anlaşması, pek çok düşmanı da beraberinde getiriyor. Mina, hem kendi türünün içindeki hainlerle hem de insanlardan gelen tehditlerle başa çıkmak zorunda kalıyor. Animenin aksiyon sahneleri, Hellsing kadar kanlı ve şiddetli olmasa da, Mina'nın vampir güçlerini kullanması oldukça etkileyici. Ayrıca, Mina'nın genç ve masum görünümünün altında yatan o acımasız güç, animeye ayrı bir hava katıyor.

Dance in the Vampire Bund'ın dünyası, vampirlerin gizlice insan toplumunun içinde yaşadığı bir evren. Mina Tepes, vampirlerin varlığını dünyaya açıklayarak, onlara bir yaşam alanı sağlamak istiyor. Ancak, bu durum, pek çok insanın tepkisini çekiyor. Vampir karşıtı gruplar, Mina'yı ve diğer vampirleri yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Animenin hikayesi, sadece aksiyon sahnelerinden ibaret değil. İnsanlar ve vampirler arasındaki ayrımcılık, önyargılar ve barış arayışı gibi temalar, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'deki vampirlerin gücünü, politik entrikaları ve toplumsal sorunları seven bir gezginsen, Dance in the Vampire Bund'a mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Dance in the Vampire Bund'daki vampirlerin güçleri, Hellsing'deki Alucard kadar abartılı olmasa da, yine de oldukça etkileyici. Mina Tepes, kanını kullanarak farklı silahlar yaratabiliyor ve düşmanlarını kolayca alt edebiliyor.

Rota Önerisi: Dance in the Vampire Bund'ı beğendiysen, Strike the Blood adlı animeye de göz atabilirsin. O da vampirlerin ve insanların birlikte yaşadığı bir dünyayı konu alıyor.


7. Blood Lad: Vampir Otaku'nun Maceraları

Yolcu, Hellsing'deki o karanlık ve ciddi havadan biraz uzaklaşmak istiyorsan, Blood Lad tam sana göre. Staz Charlie Blood, vampir olmasına rağmen, insan dünyasına değil, anime ve manga dünyasına hayran olan bir otaku. Günlerini anime izleyerek, manga okuyarak ve figür koleksiyonu yaparak geçiriyor. Bir gün, Fuyumi Yanagi adlı bir insan kızı, yanlışlıkla vampir dünyasına geliyor ve Staz'ın hayatı tamamen değişiyor. Fuyumi, kısa süre sonra bir hayalete dönüşüyor ve Staz, onu tekrar hayata döndürmek için insan dünyasına gidiyor. Animenin aksiyon sahneleri, Hellsing kadar kanlı ve şiddetli olmasa da, Staz'ın vampir güçlerini kullanması oldukça eğlenceli. Ayrıca, animedeki mizah unsurları, izleyiciyi sürekli güldürüyor.

Blood Lad'in dünyası, vampirlerin, kurt adamların, zombilerin ve diğer doğaüstü yaratıkların yaşadığı bir evren. Bu yaratıklar, kendi bölgelerinde yaşıyor ve insan dünyasıyla pek ilgilenmiyorlar. Staz, vampir dünyasının en güçlü vampirlerinden biri olmasına rağmen, güç ve iktidar peşinde değil. Onun tek amacı, Fuyumi'yi tekrar hayata döndürmek ve anime ve manga dünyasının tadını çıkarmak. Animenin hikayesi, sadece aksiyon ve komediden ibaret değil. Staz'ın Fuyumi'ye olan bağlılığı, arkadaşlık ve fedakarlık gibi temalar, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'deki o karanlık havadan uzaklaşmak, biraz eğlenmek ve farklı bir vampir hikayesi izlemek istiyorsan, Blood Lad'e mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Blood Lad'deki karakter tasarımları, özellikle Staz'ın giyim tarzı ve anime figürlerine olan düşkünlüğü, oldukça komik. Anime, otaku kültürüne bolca gönderme yapıyor.

Rota Önerisi: Blood Lad'i beğendiysen, Is This a Zombie? adlı animeye de göz atabilirsin. O da doğaüstü yaratıkların ve komedinin bir araya geldiği eğlenceli bir anime.


8. Noblesse: Asaletin Mirası

Yolcu, Hellsing'deki o güçlü ve karizmatik vampir karakterlerini sevdiysen, Noblesse'deki Cadis Etrama Di Raizel'e de hayran kalacaksın. Rai, 820 yıl boyunca uykuda kaldıktan sonra, günümüz Güney Kore'sinde uyanıyor. Dünyanın çok değiştiğini ve yeni tehlikelerin ortaya çıktığını fark ediyor. Rai, insanları korumak ve karanlık güçlerle savaşmak için harekete geçiyor. Animenin aksiyon sahneleri, Hellsing kadar kanlı ve şiddetli olmasa da, Rai'nin telekinetik güçlerini kullanması oldukça etkileyici. Ayrıca, animedeki gizem unsurları, izleyiciyi sürekli meraklandırıyor.

Noblesse'in dünyası, insanların ve soyluların (vampir benzeri yaratıklar) birlikte yaşadığı bir evren. Soylular, insanlardan daha güçlü ve uzun ömürlüler. Ancak, soyluların da kendi içlerinde farklı hiyerarşileri ve sorunları var. Rai, soyluların en güçlüsü ve en asili olarak kabul ediliyor. Ancak, o, güç ve iktidar peşinde değil. Onun tek amacı, insanları korumak ve adaleti sağlamak. Animenin hikayesi, sadece aksiyon ve gizemden ibaret değil. Rai'nin arkadaşlıkları, fedakarlıkları ve geçmişiyle yüzleşmesi gibi temalar, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'deki o güçlü vampir karakterlerini, gizemli hikayeleri ve aksiyon dolu sahneleri seven bir gezginsen, Noblesse'e mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Noblesse'deki karakter tasarımları, özellikle Rai'nin uzun saçları ve asil duruşu, oldukça etkileyici. Anime, Kore çizgi romanı olan Webtoon'a dayanıyor.

Rota Önerisi: Noblesse'i beğendiysen, The God of High School adlı animeye de göz atabilirsin. O da Kore çizgi romanına dayanan ve aksiyon dolu sahneler sunan bir anime.


9. Shiki: Köydeki Lanet

Yolcu, Hellsing'deki o karanlık ve gerilim dolu atmosferi sevdiysen, Shiki seni de etkisi altına alacak. Sotoba adlı küçük bir köyde, gizemli ölümler yaşanmaya başlıyor. Köylüler, bu ölümlerin bir salgın hastalıktan kaynaklandığını düşünüyor. Ancak, Toshio Ozaki adlı bir doktor ve Natsuno Yuuki adlı bir genç, bu ölümlerin ardında doğaüstü bir şeyler olduğunu fark ediyorlar. Köydeki ölümlerin sayısı arttıkça, köylüler ve vampirler arasındaki savaş da kaçınılmaz hale geliyor. Animenin şiddet düzeyi, Hellsing kadar yüksek olmasa da, gerilim ve korku unsurları oldukça etkileyici.

Shiki'nin dünyası, Japon kırsalında geçen küçük ve izole bir köy. Bu köy, geleneklerine bağlı ve dış dünyayla pek ilgilenmiyor. Köydeki ölümler, bu gelenekleri ve inançları sarsmaya başlıyor. Köylüler, önce birbirlerini suçluyor, sonra da doğaüstü güçlere sığınıyorlar. Animenin hikayesi, sadece vampirler ve insanlar arasındaki savaştan ibaret değil. Köydeki toplumsal dinamikler, önyargılar ve korkular, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'deki o karanlık atmosferi, gerilim dolu hikayeleri ve toplumsal sorunları seven bir gezginsen, Shiki'ye mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Shiki'deki karakter tasarımları, özellikle vampirlerin gözleri ve dişleri, oldukça ürkütücü. Anime, yavaş temposuyla gerilimi artırıyor.

Rota Önerisi: Shiki'yi beğendiysen, Another adlı animeye de göz atabilirsin. O da küçük bir kasabada geçen gizemli ve gerilim dolu bir hikaye anlatıyor.


10. Strike the Blood: Vampir Dördüncü Progenitor

Yolcu, Hellsing'deki o aksiyon dolu sahneleri ve vampir güçlerini sevdiysen, Strike the Blood'daki Kojou Akatsuki'ye de hayran kalacaksın. Kojou, Itogami Adası'nda yaşayan sıradan bir lise öğrencisiydi. Ancak, bir gün, dünyanın en güçlü vampiri olan Dördüncü Progenitor'un güçlerini miras alıyor. Kojou, bu güçleri kontrol etmek ve dünyayı tehdit eden diğer doğaüstü yaratıklarla savaşmak zorunda kalıyor. Animenin aksiyon sahneleri, Hellsing kadar kanlı ve şiddetli olmasa da, Kojou'nun vampir güçlerini kullanması oldukça etkileyici. Ayrıca, animedeki harem unsurları, izleyiciyi eğlendiriyor.

Strike the Blood'ın dünyası, insanların ve doğaüstü yaratıkların birlikte yaşadığı bir evren. Itogami Adası, bu yaratıkların serbestçe dolaşabildiği özel bir bölge. Kojou, Dördüncü Progenitor'un güçlerini miras aldıktan sonra, farklı kızlarla tanışıyor ve onlarla birlikte dünyayı korumak için savaşıyor. Animenin hikayesi, sadece aksiyon ve haremden ibaret değil. Kojou'nun güçlerini kontrol etme çabası, arkadaşlıkları ve aşk ilişkileri gibi temalar, animede derinlemesine işleniyor. Eğer Hellsing'deki o aksiyon dolu sahneleri, vampir güçlerini ve harem unsurlarını seven bir gezginsen, Strike the Blood'a mutlaka göz atmalısın.

Seyir Defteri Notu: Strike the Blood'daki karakter tasarımları, özellikle kızların kıyafetleri ve yetenekleri, oldukça çekici. Anime, ecchi unsurları bolca içeriyor.

Rota Önerisi: Strike the Blood'ı beğendiysen, High School DxD adlı animeye de göz atabilirsin. O da doğaüstü yaratıkların, aksiyonun ve harem unsurlarının bir araya geldiği eğlenceli bir anime.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.