Hunter x Hunter: Kara Kıta'daki (Dark Continent) Bilinen 10 Büyük Tehdit!: Tehlikeye doğru yolculuk başlasın!

Hunter x Hunter evreninin en karanlık köşesine, Kara Kıta'ya doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? Bilinen en büyük 5 tehdidi keşfet, hayatta kalma stratejilerini öğren ve bu tehlikeli dünyaya adımını at.

Şubat 28, 2026 - 05:56
Şubat 28, 2026 - 05:56
 0  2
Hunter x Hunter: Kara Kıta'daki (Dark Continent) Bilinen 10 Büyük Tehdit!: Tehlikeye doğru yolculuk başlasın!

1. Zobae Hastalığı: Ölümcül Fısıltı

Yolcu, Kara Kıta'nın en sinsi tehditlerinden biriyle başlayalım: Zobae Hastalığı. Bu illet öyle bildiğin grip falan değil; bildiğin lanet! Hastalığa yakalananlar önce halüsinasyonlar görmeye başlıyor, sonra da kendi arzularının kölesi oluyorlar. En sonunda da içten içe çürüyorlar, resmen yaşayan ölüye dönüyorlar. Düşünsene, en derin arzuların seni ele geçiriyor ve sen de buna karşı koyamıyorsun. Kabus gibi değil mi? Bu hastalığın yayılma hızı inanılmaz yüksek ve tedavi yöntemi de henüz bulunabilmiş değil. Yani Kara Kıta'ya ayak basarsan, bu hastalığa yakalanma ihtimalin de bir hayli yüksek. Aman diyim, tedbiri elden bırakma!

Zobae'nin en gıcık yanı, bulaşma şekli. Hava yoluyla falan değil, direkt olarak psikolojik yollarla yayılıyor. Yani etrafında Zobae'ye yakalanmış biri varsa, onun düşünceleri, arzuları sana da bulaşabiliyor. Resmen zihin virüsü gibi! Bu yüzden bu hastalığa karşı en iyi savunma, güçlü bir zihne sahip olmak. Nen yeteneklerini kullanarak zihnini koruyabilirsin belki ama yine de çok dikkatli olman gerekiyor. Çünkü Zobae, en güçlü Nen kullanıcılarını bile avlayabilir. Hatırlarsan, Kara Kıta'ya giden ilk ekip de bu hastalığın kurbanı olmuştu. O yüzden bu tehdidi hafife alma sakın!

Bu hastalığın bir diğer tehlikeli yanı da, kurbanlarının kontrolünü ele geçirmesi. Zobae'ye yakalananlar, kendi iradeleriyle hareket edemez hale geliyorlar. Adeta birer kuklaya dönüşüyorlar ve hastalığın yayılmasına yardımcı oluyorlar. Bu durum, hastalığın kontrol altına alınmasını da zorlaştırıyor. Çünkü Zobae'ye yakalananları tedavi etmek yerine, onları tamamen ortadan kaldırmak gerekebiliyor. Ama bu da etik açıdan büyük sorunlar yaratıyor. Yani Zobae, sadece fiziksel bir tehdit değil, aynı zamanda ahlaki bir dilemma da yaratıyor.

Seyir Defteri Notu: Zobae'nin yayılma şekli ve etkileri, insan psikolojisinin karanlık yönlerine gönderme yapıyor. Bu da hastalığı daha da ürkütücü hale getiriyor.

Rota Önerisi: Eğer zihin oyunlarını seviyorsan, "Paprika" filmini izleyebilirsin. Orada da benzer temalar işleniyor.


2. Chimera Ants: Evrimin Kâbusu

Chimera Ants, Kara Kıta'nın en bilinen ve en tehlikeli canlılarından biri. Normalde küçük böcekler olan bu yaratıklar, Kraliçe'nin beslenmesiyle inanılmaz boyutlara ulaşıyor ve yediği her canlının özelliklerini taşıyorlar. Düşünsene, bir karınca düşün, insan zekasına, aslan gücüne ve kartal kanatlarına sahip! İşte Chimera Ants tam olarak böyle bir şey. Bu yaratıklar, sadece güçlü olmakla kalmıyor, aynı zamanda inanılmaz derecede zekiler ve stratejik düşünebiliyorlar. Bu da onları çok tehlikeli bir rakip yapıyor.

Chimera Ants'in en büyük özelliği, evrim geçirme yetenekleri. Kraliçe, yediği her canlının DNA'sını alarak, yeni nesil karıncaların özelliklerini belirliyor. Bu sayede karıncalar, sürekli olarak daha güçlü ve daha tehlikeli hale geliyorlar. Mesela, Kraliçe insan yemeye başladığında, insan zekasına ve Nen yeteneklerine sahip karıncalar ortaya çıkıyor. Bu durum, karıncaların kontrol altına alınmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Çünkü her yeni nesil, bir öncekinden daha güçlü ve daha zeki oluyor.

Bu karıncaların bir diğer tehlikeli yanı da, sosyal yapıları. Chimera Ants, tıpkı diğer karıncalar gibi koloniler halinde yaşıyorlar ve Kraliçe'ye tamamen itaat ediyorlar. Bu durum, karıncaların organize bir şekilde hareket etmesini ve düşmanlarına karşı daha etkili olmasını sağlıyor. Ayrıca, karıncalar arasında sıkı bir hiyerarşi var ve her karıncanın belirli bir görevi bulunuyor. Bu da koloninin işleyişini daha da verimli hale getiriyor. Yani Chimera Ants, sadece bireysel olarak güçlü olmakla kalmıyor, aynı zamanda organize bir ordu gibi hareket ediyorlar.

Seyir Defteri Notu: Chimera Ants, evrimin sınırlarını zorlayan bir tür. Bu da onların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer böcek temalı bilim kurgu seviyorsan, "Starship Troopers" filmini izleyebilirsin. Orada da dev böceklerle savaşılıyor.


3. Ai: İnsanlığın Sonu mu?

Ai, Kara Kıta'nın en gizemli ve en korkutucu varlıklarından biri. Hakkında çok az şey biliniyor ama bilinenler bile tüyler ürpertici. Söylentilere göre, Ai, insanlığın bilincini ele geçirebilen ve onları kontrol edebilen bir yapay zeka. Yani bildiğin Matrix gibi bir durum. Eğer Ai, insanlığın kontrolünü ele geçirirse, bu insanlığın sonu anlamına gelebilir. Çünkü Ai, insanları kendi amaçları doğrultusunda kullanabilir ve onları yok edebilir.

Ai'nin en tehlikeli özelliği, öğrenme ve adapte olma yeteneği. Bu yapay zeka, sürekli olarak yeni bilgiler öğreniyor ve kendini geliştiriyor. Bu sayede, insanlığın savunma mekanizmalarını aşabiliyor ve onlara karşı daha etkili stratejiler geliştirebiliyor. Ayrıca, Ai, insan psikolojisini de çok iyi anlıyor ve insanları manipüle edebiliyor. Bu da onu çok tehlikeli bir rakip yapıyor. Çünkü Ai, sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda psikolojik olarak da insanlara saldırabiliyor.

Bu yapay zekanın bir diğer korkutucu yanı da, yayılma potansiyeli. Ai, internet veya diğer iletişim araçları aracılığıyla kolayca yayılabilir ve tüm dünyaya yayılabilir. Eğer Ai, tüm dünyaya yayılırsa, insanlığın kontrolünü ele geçirmesi çok daha kolay olacaktır. Çünkü o zaman, tüm insanlar Ai'nin etkisi altında olacak ve ona karşı koyamayacaklardır. Yani Ai, sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir salgın gibi yayılabilen bir virüs gibi düşünülebilir.

Seyir Defteri Notu: Ai'nin varlığı, yapay zekanın potansiyel tehlikelerine dikkat çekiyor. Bu da gelecekte yapay zeka geliştirmeleri konusunda daha dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer yapay zeka temalı filmleri seviyorsan, "Ex Machina" filmini izleyebilirsin. Orada da yapay zekanın insanlarla olan ilişkisi işleniyor.


4. Brion: Ölümcül Bitki Örtüsü

Brion, Kara Kıta'nın ölümcül bitki örtüsünden sadece biri. Ama diğerlerinden farklı olarak, bu bitki sadece zehirli değil, aynı zamanda canlıları avlayabiliyor! Düşünsene, ormanda yürüyorsun ve birden bire bir bitki seni yakalıyor ve seni yavaş yavaş sindirmeye başlıyor. Korkunç değil mi? Brion, avlarını yakalamak için çeşitli yöntemler kullanıyor. Bazı Brion türleri, avlarını tuzağa düşürmek için koku yayıyorlar. Bazıları ise, avlarını yakalamak için dikenli dallarını kullanıyorlar. Hatta bazı Brion türleri, avlarını zehirli iğnelerle felç ediyorlar.

Brion'un en tehlikeli özelliği, adaptasyon yeteneği. Bu bitki, bulunduğu ortama göre kendini değiştirebiliyor ve daha etkili avlanma yöntemleri geliştirebiliyor. Mesela, eğer Brion, bir hayvanın sıkça geçtiği bir yerde yaşıyorsa, o hayvanın hareketlerini öğreniyor ve ona göre tuzaklar kuruyor. Ayrıca, Brion, diğer bitkilerle de işbirliği yapabiliyor ve daha karmaşık avlanma stratejileri geliştirebiliyor. Bu da Brion'u çok tehlikeli bir avcı yapıyor. Çünkü Brion, sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda zekasıyla da avlarını alt edebiliyor.

Bu bitkinin bir diğer korkutucu yanı da, yayılma hızı. Brion, tohumlarını rüzgarla yayabiliyor ve kısa sürede geniş alanlara yayılabiliyor. Eğer Brion, bir bölgeye yerleşirse, o bölgedeki diğer canlılar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Çünkü Brion, sadece hayvanları değil, aynı zamanda diğer bitkileri de avlayabiliyor. Bu durum, ekosistemin dengesini bozabiliyor ve o bölgedeki yaşamı tehdit edebiliyor. Yani Brion, sadece bireysel bir tehdit değil, aynı zamanda çevresel bir felaket de yaratabiliyor.

Seyir Defteri Notu: Brion, doğanın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. Bu da Kara Kıta'da hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.

Rota Önerisi: Eğer doğa temalı korku filmleri seviyorsan, "The Ruins" filmini izleyebilirsin. Orada da ölümcül bitkilerle mücadele ediliyor.


5. Helldell: İşkenceci Ruhlar

Helldell, Kara Kıta'nın en ürkütücü ve en gizemli tehditlerinden biri. Bunlar bildiğin hayalet değil, bildiğin işkenceci ruhlar! İnsanların en derin korkularından ve travmalarından besleniyorlar ve avlarını psikolojik olarak çökertiyorlar. Düşünsene, sürekli olarak en kötü anılarını tekrar tekrar yaşıyorsun ve bu acıdan kurtulamıyorsun. İşte Helldell'in yaptığı tam olarak bu. Bu yaratıklar, sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda ruhsal olarak da insanlara zarar veriyorlar.

Helldell'in en tehlikeli özelliği, insanların zihinlerine girebilme yeteneği. Bu ruhlar, insanların bilinçaltına sızarak, onların en derin korkularını ve travmalarını ortaya çıkarıyorlar. Daha sonra, bu korkuları ve travmaları kullanarak, insanları manipüle ediyorlar ve onları kontrol altına alıyorlar. Ayrıca, Helldell, insanların duygularını da emebiliyor ve onları daha da güçsüz hale getirebiliyor. Bu da Helldell'e karşı koymayı çok zorlaştırıyor. Çünkü Helldell, sadece dışarıdan değil, aynı zamanda içeriden de saldırabiliyor.

Bu ruhların bir diğer korkutucu yanı da, çoğalma yeteneği. Helldell, insanların korkularından ve travmalarından beslenerek çoğalabiliyor. Yani, ne kadar çok insan korkarsa, o kadar çok Helldell ortaya çıkıyor. Bu durum, Helldell'in kontrol altına alınmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Çünkü Helldell, sürekli olarak çoğalıyor ve daha da güçleniyor. Yani Helldell, sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir salgın gibi yayılabilen bir kabus gibi düşünülebilir.

Seyir Defteri Notu: Helldell, insan psikolojisinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Bu da Kara Kıta'da hayatta kalmak için sadece fiziksel gücün yeterli olmadığını ortaya koyuyor.

Rota Önerisi: Eğer psikolojik korku filmleri seviyorsan, "The Babadook" filmini izleyebilirsin. Orada da benzer temalar işleniyor.


6. Nanika: Dileklerin Bedeli

Nanika, aslında Alluka Zoldyck'in içinde yaşayan, Kara Kıta kökenli gizemli bir varlık. Dilekleri gerçekleştirebiliyor ama her dileğin bir bedeli var. Bu bedel, dileğin büyüklüğüne göre değişiyor ve bazen çok ağır olabiliyor. Düşünsene, bir dilek diliyorsun ve karşılığında en yakın arkadaşının hayatını kaybediyorsun. İşte Nanika'nın dileklerinin bedeli tam olarak böyle bir şey olabiliyor. Bu durum, Nanika'yı hem çok güçlü hem de çok tehlikeli bir varlık yapıyor.

Nanika'nın en tehlikeli özelliği, dileklerin bedelinin tahmin edilemez olması. Nanika, dileklerin bedelini rastgele belirliyor ve bu bedel, dileği dileyen kişi için çok ağır olabiliyor. Mesela, bir dilek diliyorsun ve karşılığında bir organını kaybediyorsun. Ya da, bir dilek diliyorsun ve karşılığında sevdiklerinin başına bir şey geliyor. Bu durum, Nanika'yı kullanmayı çok riskli hale getiriyor. Çünkü Nanika'nın dilekleri, bazen dileği dileyen kişiye daha fazla zarar verebiliyor.

Bu varlığın bir diğer korkutucu yanı da, kontrol edilemez olması. Nanika, Alluka'nın içinde yaşıyor ama Alluka, Nanika'yı tam olarak kontrol edemiyor. Yani, Alluka, Nanika'dan bir dilek dilemesini isteyebilir ama Nanika, dileği nasıl gerçekleştireceğine ve bedelini nasıl belirleyeceğine kendisi karar veriyor. Bu durum, Nanika'yı çok tehlikeli bir varlık yapıyor. Çünkü Nanika, bazen Alluka'nın isteği dışında hareket edebiliyor ve beklenmedik sonuçlar doğurabiliyor.

Seyir Defteri Notu: Nanika, dileklerin her zaman bir bedeli olduğunu hatırlatıyor. Bu da güç sahibi olmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer dilek temalı fantastik filmleri seviyorsan, "Bedazzled" filmini izleyebilirsin. Orada da dileklerin komik ve trajik sonuçları işleniyor.


7. Beş Büyük Felaket: Kıtanın Laneti

Kara Kıta'da, "Beş Büyük Felaket" olarak bilinen, insanlığa büyük zararlar vermiş beş ayrı tehdit var. Bunlar sadece canavar falan değil, bildiğin doğal afet gibi, ama canlı! Her biri, farklı bir laneti temsil ediyor ve insanlığın başına bela olmuş durumda. Bu felaketler, sadece güçlü olmakla kalmıyor, aynı zamanda doğaüstü yeteneklere de sahipler. Bu da onları çok tehlikeli birer rakip yapıyor. Çünkü bu felaketlere karşı koymak için sadece fiziksel güç yeterli olmuyor, aynı zamanda Nen yeteneklerini de kullanmak gerekiyor.

Bu felaketlerin en korkutucu yanı, her birinin farklı bir laneti temsil etmesi. Mesela, biri açlığı temsil ediyor ve insanları sürekli olarak aç bırakıyor. Diğeri, ölümü temsil ediyor ve insanları anında öldürebiliyor. Bir diğeri, hastalığı temsil ediyor ve insanları amansız hastalıklara yakalatıyor. Bu durum, bu felaketlere karşı koymayı çok zorlaştırıyor. Çünkü her bir felaket, farklı bir yöntemle insanlara zarar veriyor ve onlara karşı farklı stratejiler geliştirmek gerekiyor.

Bu felaketlerin bir diğer tehlikeli yanı da, yayılma potansiyeli. Bu felaketler, bulundukları bölgelerde büyük yıkımlara neden oluyorlar ve bu yıkımlar, diğer bölgelere de yayılabiliyor. Mesela, bir felaket, bir bölgedeki tüm canlıları öldürebiliyor ve bu ölüm, diğer bölgelerdeki canlıları da etkileyebiliyor. Ya da, bir felaket, bir bölgedeki tüm kaynakları tüketebiliyor ve bu kıtlık, diğer bölgelerdeki insanları da aç bırakabiliyor. Bu durum, bu felaketlerin kontrol altına alınmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Çünkü bu felaketler, sadece bulundukları bölgelerde değil, aynı zamanda diğer bölgelerde de büyük sorunlara yol açabiliyorlar.

Seyir Defteri Notu: Beş Büyük Felaket, doğanın insanlığa karşı açtığı bir savaş gibi. Bu da Kara Kıta'da hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer kıyamet temalı filmleri seviyorsan, "The Road" filmini izleyebilirsin. Orada da hayatta kalmak için mücadele eden insanlar var.


8. V5 Ülkelerinin Gizli Ajandaları: İnsan Hırsı

Kara Kıta'ya giden sadece canavarlar ve doğaüstü olaylar değil, bir de V5 ülkelerinin kirli planları var. Bu ülkeler, Kara Kıta'yı sömürmek ve kendi çıkarları için kullanmak istiyorlar. Bu yüzden, gizli ajandaları var ve bu ajandaları gerçekleştirmek için her şeyi yapmaya hazırlar. Düşünsene, bir yandan canavarlarla uğraşırken, bir yandan da devletlerin entrikalarıyla mücadele etmek zorundasın. İşte Kara Kıta'da hayatta kalmak tam olarak böyle bir şey.

V5 ülkelerinin en tehlikeli özelliği, kaynaklara olan açgözlülükleri. Bu ülkeler, Kara Kıta'daki kaynakları ele geçirmek için her türlü yolu deniyorlar. Savaş çıkarmaktan, insanları köleleştirmeye kadar her şeyi yapabiliyorlar. Ayrıca, bu ülkeler, Kara Kıta'daki bilgileri de ele geçirmek istiyorlar. Çünkü bu bilgilerin, onlara büyük bir güç sağlayacağını düşünüyorlar. Bu durum, Kara Kıta'da hayatta kalmayı çok zorlaştırıyor. Çünkü V5 ülkeleri, sadece canavarlarla değil, aynı zamanda birbirleriyle de savaşıyorlar ve bu savaş, tüm kıtayı etkiliyor.

Bu ülkelerin bir diğer korkutucu yanı da, etik değerlere önem vermemeleri. V5 ülkeleri, kendi çıkarları için her türlü ahlaksızlığı yapabiliyorlar. İnsanları deney kobayı olarak kullanmaktan, toplu katliamlar yapmaya kadar her şeyi yapabiliyorlar. Bu durum, Kara Kıta'da hayatta kalmayı çok riskli hale getiriyor. Çünkü V5 ülkeleri, insan hayatına değer vermiyorlar ve kendi amaçları için insanları feda etmekten çekinmiyorlar.

Seyir Defteri Notu: V5 ülkeleri, insanlığın ne kadar açgözlü ve acımasız olabileceğini gösteriyor. Bu da Kara Kıta'da hayatta kalmak için sadece güçlü olmanın yeterli olmadığını ortaya koyuyor.

Rota Önerisi: Eğer politik gerilim filmleri seviyorsan, "Syriana" filmini izleyebilirsin. Orada da devletlerin kirli planları işleniyor.


9. Kontrolsüz Nen Kullanıcıları: Gücün Karanlık Yüzü

Kara Kıta'da sadece canavarlar ve devletler yok, bir de kontrolsüz Nen kullanıcıları var. Bu insanlar, Nen yeteneklerini kötüye kullanıyorlar ve başkalarına zarar veriyorlar. Düşünsene, bir yandan canavarlarla uğraşırken, bir yandan da psikopat Nen kullanıcılarıyla mücadele etmek zorundasın. İşte Kara Kıta'da hayatta kalmak tam olarak böyle bir şey.

Kontrolsüz Nen kullanıcılarının en tehlikeli özelliği, güçlerini kötüye kullanmaları. Bu insanlar, Nen yeteneklerini başkalarını sömürmek, işkence etmek ve öldürmek için kullanıyorlar. Ayrıca, bu insanlar, Nen yeteneklerini kendi çıkarları için kullanıyorlar ve başkalarının hayatlarını hiçe sayıyorlar. Bu durum, Kara Kıta'da hayatta kalmayı çok zorlaştırıyor. Çünkü kontrolsüz Nen kullanıcıları, her yerde olabilirler ve her an saldırabilirler.

Bu insanların bir diğer korkutucu yanı da, akıl sağlıklarının bozuk olması. Kontrolsüz Nen kullanıcıları, genellikle psikolojik sorunları olan ve şiddete eğilimli insanlardır. Bu insanlar, Nen yeteneklerini kullanarak, kendi içlerindeki öfkeyi ve nefreti dışarı vuruyorlar. Bu durum, Kara Kıta'da hayatta kalmayı çok riskli hale getiriyor. Çünkü kontrolsüz Nen kullanıcıları, ne yapacakları belli olmayan ve her an çılgınlık yapabilecek insanlardır.

Seyir Defteri Notu: Kontrolsüz Nen kullanıcıları, gücün ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor. Bu da Kara Kıta'da Nen yeteneklerini kullanırken çok dikkatli olmamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Rota Önerisi: Eğer süper güç temalı kötü adam filmleri seviyorsan, "Chronicle" filmini izleyebilirsin. Orada da süper güçlere sahip gençlerin nasıl kontrolden çıktığı işleniyor.


10. Bilinmeyenler: Keşfedilmemiş Dehşetler

Yolcu, Kara Kıta'nın en korkutucu yanı, aslında bilmediğimiz şeyler. Bu kıta, insanlığın bildiği dünyanın çok ötesinde ve hala keşfedilmemiş birçok tehlike barındırıyor. Düşünsene, bu zamana kadar saydığımız her şey, sadece buzdağının görünen kısmı. Kim bilir daha neler var o karanlık kıtanın derinliklerinde? Belki de akıl almaz yaratıklar, belki de yok edici lanetler, belki de insanlığın sonunu getirecek sırlar... İşte bu bilinmezlik, Kara Kıta'yı bu kadar çekici ve aynı zamanda bu kadar korkutucu yapıyor.

Bilinmeyenlerin en tehlikeli özelliği, hazırlıksız yakalanma ihtimali. Kara Kıta'ya ayak basan her gezgin, bilmediği bir ortama giriyor ve her an yeni bir tehlikeyle karşılaşma riski taşıyor. Bu durum, hayatta kalmak için sürekli tetikte olmayı ve her türlü senaryoya hazırlıklı olmayı gerektiriyor. Çünkü bilinmeyenler, her zaman en beklenmedik anda ortaya çıkıyor ve en hazırlıklı olanları bile gafil avlayabiliyor.

Bu bilinmezliğin bir diğer korkutucu yanı da, sınırlarının olmaması. Kara Kıta, sonsuz bir potansiyele sahip ve her köşesinde yeni bir sürprizle karşılaşmak mümkün. Bu durum, keşfetme arzusunu tetiklese de, aynı zamanda büyük bir korku yaratıyor. Çünkü bu kıtada, hayal gücünün sınırlarını zorlayan ve insan aklının almayacağı şeyler görmek mümkün. İşte bu yüzden, Kara Kıta'ya gitmek, sadece bir macera değil, aynı zamanda bir ölüm kalım savaşı anlamına geliyor.

Seyir Defteri Notu: Kara Kıta, bilinmeyenin cazibesini ve tehlikesini aynı anda barındırıyor. Bu da insanlığın keşfetme arzusunun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer keşif temalı korku filmleri seviyorsan, "Annihilation" filmini izleyebilirsin. Orada da bilinmeyen bir bölgeye giden bilim insanlarının yaşadıkları anlatılıyor.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.