Inuyasha'daki En Güçlü 10 Mitolojik Yaratık! Şeytan Savaşları: Hangi iblis türü seni titretir?

Yolcu, Inuyasha evreninin en korkunç 10 yaratığına doğru epik bir yolculuğa çıkmaya hazır ol! Mitolojik güçleri, şeytani yetenekleri ve unutulmaz savaşlarıyla bu iblisler, seni ekran başına kilitleyecek.

Şubat 21, 2026 - 16:52
Şubat 21, 2026 - 16:52
 0  1
Inuyasha'daki En Güçlü 10 Mitolojik Yaratık! Şeytan Savaşları: Hangi iblis türü seni titretir?

1. Naraku: Kukla Üstadı

Yolcu, Naraku... Ah, Naraku! Bu herif tam bir baş belasıydı, değil mi? Yarı iblis oluşu, onu hem insanlara hem de iblislere karşı acımasız yapıyordu. Gücünün kaynağı, ele geçirdiği Shikon Mücevheri parçaları ve bir araya getirdiği iblislerden oluşan ordusuydu. Düşünsene, adam resmen bir kukla ustası gibi, her şeyi kendi çıkarları için kullanıyor. Naraku'nun asıl olayı, planları ve manipülasyonlarıydı. Doğrudan dövüşmektense, rakiplerini birbirine düşürüp zayıflatmayı tercih ediyordu. Kendi vücudunu bile farklı formlara sokabiliyordu, bu da onu yakalamayı neredeyse imkansız hale getiriyordu. Hatırlıyorum, bir bölümde Kagome'yi tuzağa düşürmek için sahte bir köy yaratmıştı. Tam bir psikopat! Naraku'nun iblis enerjisi o kadar yoğundu ki, etrafındaki her şeyi zehirleyebiliyordu. Kısacası, Naraku sadece güçlü bir iblis değil, aynı zamanda zeki bir stratejistti. Bu da onu Inuyasha evrenindeki en tehlikeli varlıklardan biri yapıyordu.

Naraku'nun lanetli zırhı ve zehirli Miasma'sı onu adeta yaşayan bir felakete dönüştürüyordu. Düşmanları onunla dövüşmek yerine adeta hayatta kalmaya çalışıyordu. Naraku'nun en sinsi özelliklerinden biri de kalbini vücudundan ayırabilmesiydi. Bu sayede ölümsüzlüğe yakın bir hale gelmişti. Kalbi yok edilmeden Naraku'yu tamamen ortadan kaldırmak imkansızdı. Inuyasha ve ekibi, Naraku'nun izini sürerken sürekli olarak yeni tuzaklarla karşılaşıyordu. Bu da Naraku'nun ne kadar hazırlıklı ve zeki olduğunu gösteriyordu. Naraku'nun ölümü bile planlıydı. Son anda Shikon mücevherini ele geçirerek intikamını almıştı. Naraku sadece bir kötü adam değil, aynı zamanda trajik bir karakterdi. İnsan ve iblis arasında sıkışıp kalmış, sevgiye hasret bir varlıktı.

Seyir Defteri Notu: Naraku'nun gücünün asıl sırrı, ele geçirdiği iblislerin yeteneklerini kendi bünyesinde toplamasıydı. Bu sayede sürekli olarak evrim geçiriyor ve daha da güçleniyordu.

Rota Önerisi: Eğer Naraku gibi şeytani zekaya sahip karakterleri seviyorsan, "Death Note" animesine göz atmanı öneririm. Orada da zeka savaşları ve stratejik planlamalar ön planda.


2. Sesshomaru: Kusursuz İblis

Sesshomaru... Ah, o buz gibi duruşu, o asil tavırları... Tam bir cool karakterdi, değil mi? Tamam, başta Inuyasha'ya gıcık olsa da, zamanla içindeki iyiliği keşfetmeye başladık. Sesshomaru, tam bir safkan iblis. Babasından miras kalan Tenseiga ve Tokijin gibi efsanevi kılıçlara sahip. Tenseiga'nın özelliği, ölüleri diriltebilmesi. Tokijin ise inanılmaz bir keskinliğe sahip, ama aynı zamanda lanetli bir kılıç. Sesshomaru, dövüş yetenekleri konusunda tam bir usta. Hızı, gücü ve çevikliği sayesinde rakiplerini kolayca alt edebiliyor. Ayrıca zehirli tırnakları ve iblis enerjisiyle de düşmanlarına korku salıyor. Sesshomaru'nun en sevdiğim özelliği, kendine olan güveni. Hiçbir zaman paniklemiyor, her zaman sakin ve kontrollü. Bu da onu çok karizmatik yapıyor. Rin'e olan bağlılığı da onu daha insancıl bir karakter haline getiriyor. Başta Rin'i sadece bir araç olarak görse de, zamanla ona gerçek bir sevgi beslemeye başlıyor.

Sesshomaru'nun dövüş tarzı tam bir zarafet ve güç gösterisi. Her hareketi kusursuz ve hesaplı. Gereksiz risklerden kaçınıyor ve her zaman en etkili yolu seçiyor. Sesshomaru'nun iblis formu da inanılmaz derecede güçlü. Kocaman bir kurt köpeğine dönüşüyor ve ağzından alevler saçıyor. Bu formda bile zarafetini koruyor olması takdire şayan. Sesshomaru'nun en büyük rakibi, kardeşi Inuyasha'ydı. İkisi arasındaki rekabet, serinin en heyecanlı anlarına sahne oluyordu. Sesshomaru, Inuyasha'yı sürekli olarak küçümsese de, aslında onun potansiyelini görüyor ve gelişmesine yardımcı oluyordu. Sesshomaru'nun karakter gelişimi, serinin en etkileyici unsurlarından biriydi. Başta soğuk ve mesafeli bir karakterken, zamanla daha sıcak ve sevecen birine dönüşüyordu.

Seyir Defteri Notu: Sesshomaru'nun Tenseiga kılıcını kullanma şekli, onun karakterinin derinliğini gösteriyor. Başta ölüleri diriltmek istemese de, Rin'in hayatını kurtarmak için bu kılıcı kullanmaktan çekinmiyor.

Rota Önerisi: Eğer Sesshomaru gibi asil ve güçlü karakterleri seviyorsan, "Berserk" mangasındaki Guts karakterine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir karanlık kahramanlık teması var.


3. Ryukotsusei: Ejderha Kemikli İblis

Ryukotsusei... Vay vay vay, ne yaratıktı ama! Bu arkadaş bildiğin ejderha kemiklerinden oluşmuş devasa bir iblis. Inuyasha'nın babası tarafından mühürlenmiş, efsanevi bir güç. Hatırlarsan, Inuyasha'nın Tessaiga'sı bile ona ilk başta işlemiyordu. Ryukotsusei'nin en büyük özelliği, inanılmaz derecede dayanıklı olması. Tessaiga'nın Kaze no Kizu saldırısı bile ona zarar vermekte zorlanıyordu. Ayrıca devasa boyutları sayesinde çok geniş bir alana saldırabiliyordu. Ryukotsusei'nin gücü, sadece fiziksel dayanıklılığıyla sınırlı değildi. Aynı zamanda iblis enerjisiyle de saldırabiliyordu. Ağzından alevler çıkarabiliyor ve etrafına zehirli gazlar yayabiliyordu. Inuyasha ve ekibi, Ryukotsusei ile savaşırken gerçekten zorlanmıştı. Herkes elinden geleni yapsa da, Ryukotsusei'yi alt etmek kolay olmamıştı. Sonunda Inuyasha, Tessaiga'yı geliştirerek Ryukotsusei'yi yenebilmişti. Ama o savaş, Inuyasha için gerçek bir dönüm noktası olmuştu.

Ryukotsusei'nin görünüşü bile insanı ürkütüyordu. Kemiklerden oluşmuş vücudu, ona hem güçlü hem de ürkütücü bir hava katıyordu. Ryukotsusei'nin sesi de çok etkileyiciydi. Derin ve gürültülü sesi, düşmanlarına korku salıyordu. Ryukotsusei'nin savaştığı bölge, adeta bir harabeye dönmüştü. Yüksek binalar yıkılmış, ağaçlar kökünden sökülmüştü. Ryukotsusei'nin gücü, doğayı bile etkileyebiliyordu. Inuyasha, Ryukotsusei'yi yendikten sonra Tessaiga daha da güçlenmişti. Bu da Ryukotsusei'nin ne kadar önemli bir rakip olduğunu gösteriyordu. Ryukotsusei, sadece bir iblis değil, aynı zamanda bir doğa felaketi gibiydi.

Seyir Defteri Notu: Ryukotsusei'nin mühürlenmiş olması, onun ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Inuyasha'nın babası bile onu tamamen yok etmek yerine mühürlemeyi tercih etmişti.

Rota Önerisi: Eğer Ryukotsusei gibi devasa ve güçlü yaratıkları seviyorsan, "Attack on Titan" animesine göz atmanı öneririm. Orada da insanlığın devasa titanlara karşı verdiği mücadele anlatılıyor.


4. Kagura: Rüzgarın Dansçısı

Kagura... Ah, o özgürlüğüne düşkün, rüzgarı kontrol edebilen iblis! Naraku'nun yaratıklarından biri olmasına rağmen, içten içe ondan kurtulmak istiyordu. Kagura'nın gücü, rüzgarı manipüle edebilmesinden geliyordu. Rüzgar bıçakları oluşturabiliyor, kasırgalar yaratabiliyor ve hatta rüzgar üzerinde uçabiliyordu. Kagura'nın dövüş tarzı, zarafet ve hız üzerine kuruluydu. Rüzgarı kullanarak rakiplerinden kaçabiliyor ve onlara ani saldırılar düzenleyebiliyordu. Kagura'nın en sevdiğim özelliği, Naraku'ya karşı duyduğu nefret. Naraku'nun kontrolünden kurtulmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Kagura, Inuyasha ve ekibiyle işbirliği yapmaya çalışsa da, Naraku'nun onu sürekli gözetlemesi nedeniyle başarılı olamıyordu. Kagura'nın ölümü, serinin en üzücü anlarından biriydi. Özgürlüğüne kavuşamadan ölmesi, izleyicileri derinden etkilemişti.

Kagura'nın rüzgarı kontrol etme yeteneği, ona hem avantaj hem de dezavantaj sağlıyordu. Rüzgarı kullanarak güçlü saldırılar yapabiliyordu, ama aynı zamanda rüzgarın yönüne göre hareket etmek zorunda kalıyordu. Kagura'nın kostümü de çok dikkat çekiciydi. Rüzgarı temsil eden hafif ve uçuşan kıyafetler giyiyordu. Kagura'nın karakteri, serinin en karmaşık ve ilgi çekici karakterlerinden biriydi. Hem kötü hem de iyi tarafları olan, gri bir karakterdi. Kagura'nın hayali, özgürce uçabilmekti. Bu hayaline ulaşamadan ölmesi, onun trajik hikayesini daha da dokunaklı hale getiriyordu. Kagura, sadece bir iblis değil, aynı zamanda özgürlüğe susamış bir ruhu temsil ediyordu.

Seyir Defteri Notu: Kagura'nın kalbi Naraku tarafından kontrol ediliyordu. Bu da onun özgür iradesini kullanmasını engelliyordu.

Rota Önerisi: Eğer Kagura gibi özgürlüğüne düşkün karakterleri seviyorsan, "Erased" animesindeki Kayo Hinazuki karakterine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir özgürlük arayışı teması var.


5. Goshinki: Zihin Okuyucu

Goshinki... Aman aman, bu herif tam bir psikopat! Naraku'nun yaratıklarından biri ve en büyük özelliği, zihin okuyabilmesi. Düşünsene, karşındaki adamın ne düşündüğünü anında biliyorsun. Bu, dövüşlerde inanılmaz bir avantaj sağlıyor. Goshinki, Inuyasha ve ekibini defalarca köşeye sıkıştırmıştı. Herkesin zayıf noktalarını biliyor ve ona göre saldırıyordu. Goshinki'nin fiziksel gücü de azımsanacak gibi değildi. Keskin pençeleri ve güçlü dişleriyle rakiplerine ciddi zararlar verebiliyordu. Goshinki'nin en sevdiğim özelliği, sırıtışıydı. O sırıtış, insanın içini ürpertiyordu. Goshinki, Inuyasha'nın Tessaiga'sını kırmayı başarmıştı. Bu da onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu. Sonunda Inuyasha, Goshinki'yi yenebilmişti, ama o savaş Inuyasha için çok zorlu geçmişti.

Goshinki'nin zihin okuma yeteneği, onu neredeyse yenilmez yapıyordu. Rakiplerinin hamlelerini önceden tahmin edebiliyor ve ona göre savunma yapabiliyordu. Goshinki'nin görünüşü de çok ürkütücüydü. Kocaman bir vücudu, keskin pençeleri ve sivri dişleri vardı. Goshinki'nin sesi de çok rahatsız ediciydi. Derin ve boğuk sesi, insanı tedirgin ediyordu. Goshinki, sadece zihin okuyabilen bir iblis değil, aynı zamanda sadist bir yaratıktı. Rakiplerinin acı çekmesinden zevk alıyordu. Goshinki'nin ölümü, Inuyasha için bir dönüm noktası olmuştu. Tessaiga'nın kırılması, Inuyasha'yı daha da güçlenmeye teşvik etmişti.

Seyir Defteri Notu: Goshinki'nin zihin okuma yeteneği, onun insan psikolojisi hakkında derin bir bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Rakiplerinin zayıf noktalarını bulmak için bu bilgiyi kullanıyordu.

Rota Önerisi: Eğer Goshinki gibi zihin okuyabilen karakterleri seviyorsan, "Code Geass" animesindeki Lelouch Lamperouge karakterine göz atmanı öneririm. Orada da zeka ve strateji ön planda.


6. Juromaru ve Kageromaru: Birleşik Tehlike

Juromaru ve Kageromaru... Bu ikili, Naraku'nun ilginç yaratıklarından. Juromaru, devasa ve güçlü bir iblis. Kageromaru ise onun karnında yaşayan, zehirli böcekleri kontrol edebilen bir iblis. Juromaru'nun gücü, fiziksel dayanıklılığından ve devasa boyutlarından geliyordu. Rakiplerini ezerek ve parçalayarak alt edebiliyordu. Kageromaru'nun gücü ise zehirli böcekleri kontrol edebilmesinden geliyordu. Bu böcekler, rakiplerini felç edebiliyor ve hatta öldürebiliyordu. Juromaru ve Kageromaru, birlikte çok tehlikeli bir ikili oluşturuyordu. Juromaru'nun gücü ve Kageromaru'nun zehri, rakiplerini zor durumda bırakıyordu. Inuyasha ve ekibi, bu ikiliyle savaşırken çok dikkatli olmak zorundaydı. Juromaru'nun darbelerinden kaçınmak ve Kageromaru'nun böceklerinden korunmak gerekiyordu.

Juromaru'nun görünüşü, tam bir vahşeti temsil ediyordu. Kocaman bir vücudu, keskin dişleri ve güçlü pençeleri vardı. Kageromaru ise Juromaru'nun karnında yaşadığı için pek görünmüyordu. Ancak zehirli böcekleri, onun varlığını belli ediyordu. Juromaru ve Kageromaru'nun birlikte çalışması, Naraku'nun ne kadar sinsi bir stratejist olduğunu gösteriyordu. Rakiplerini alt etmek için her türlü yolu deniyordu. Juromaru ve Kageromaru'nun ölümü, Inuyasha ve ekibi için bir zaferdi. Ancak Naraku'nun yaratıklarıyla savaşmak, hiç bitmeyen bir mücadeleydi.

Seyir Defteri Notu: Juromaru ve Kageromaru'nun birleşik gücü, onların ayrı ayrı olduklarından daha tehlikeli olmalarını sağlıyordu. Bu da Naraku'nun ne kadar akıllıca yaratıklar yarattığını gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer Juromaru ve Kageromaru gibi birleşik güçlere sahip karakterleri seviyorsan, "Naruto" animesindeki Zabuza ve Haku ikilisine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir işbirliği teması var.


7. Byakuya: Aynaların Efendisi

Byakuya... Aman tanrım, ne gizemli bir karakterdi! Naraku'nun bir başka yaratığı ve en büyük özelliği, aynaları manipüle edebilmesi. Aynaları kullanarak illüzyonlar yaratabiliyor, teleport olabiliyor ve hatta rakiplerinin saldırılarını yansıtabiliyordu. Byakuya'nın dövüş tarzı, zeka ve strateji üzerine kuruluydu. Doğrudan dövüşmektense, rakiplerini tuzaklara düşürmeyi ve manipüle etmeyi tercih ediyordu. Byakuya'nın en sevdiğim özelliği, soğukkanlılığıydı. Hiçbir zaman paniklemiyor ve her zaman sakin ve kontrollü davranıyordu. Byakuya, Inuyasha ve ekibini defalarca şaşırtmayı başarmıştı. Aynaları kullanarak onları farklı boyutlara gönderebiliyor ve gerçeklik algılarını bozabiliyordu. Byakuya'nın ölümü, serinin en ilginç anlarından biriydi. Ölmeden önce Inuyasha'ya önemli bir bilgi vermişti.

Byakuya'nın aynaları manipüle etme yeteneği, ona sınırsız olanaklar sunuyordu. Aynaları kullanarak düşmanlarının zayıf noktalarını görebiliyor ve onlara en uygun saldırıyı yapabiliyordu. Byakuya'nın görünüşü de çok dikkat çekiciydi. Uzun beyaz saçları ve gizemli bakışlarıyla insanı büyülüyordu. Byakuya'nın karakteri, serinin en karmaşık ve ilgi çekici karakterlerinden biriydi. Hem kötü hem de iyi tarafları olan, gri bir karakterdi. Byakuya'nın amacı, Naraku'ya hizmet etmekti. Ancak içten içe Naraku'dan nefret ediyordu. Byakuya, sadece bir iblis değil, aynı zamanda bir sanatçı gibiydi. Aynaları kullanarak muhteşem illüzyonlar yaratıyordu.

Seyir Defteri Notu: Byakuya'nın aynaları manipüle etme yeteneği, onun evrenin sırlarını bildiğini gösteriyor. Aynalar, farklı boyutlara açılan kapılar olabilir.

Rota Önerisi: Eğer Byakuya gibi aynaları manipüle edebilen karakterleri seviyorsan, "Persona 5" oyunundaki Goro Akechi karakterine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir illüzyon teması var.


8. Moryomaru: Zırhlı Dev

Moryomaru... Vay canına, bu herif tam bir tanktı! Naraku'nun yaratıklarından biri ve en büyük özelliği, inanılmaz derecede dayanıklı bir zırha sahip olması. Düşünsene, üzerinde hiçbir saldırının işlemediği bir zırh var. Bu, dövüşlerde inanılmaz bir avantaj sağlıyor. Moryomaru, Inuyasha ve ekibini defalarca zor durumda bırakmıştı. Tessaiga'nın Kaze no Kizu saldırısı bile ona zarar vermekte zorlanıyordu. Moryomaru'nun fiziksel gücü de azımsanacak gibi değildi. Devasa kolları ve güçlü bacaklarıyla rakiplerini ezebiliyordu. Moryomaru'nun en sevdiğim özelliği, sessizliğiydi. Hiç konuşmuyor ve sadece gücüyle konuşuyordu. Moryomaru, Naraku'nun en sadık hizmetkarlarından biriydi. Naraku'nun emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getiriyordu. Sonunda Inuyasha, Moryomaru'nun zırhını kırarak onu yenebilmişti, ama o savaş Inuyasha için çok zorlu geçmişti.

Moryomaru'nun zırhı, ona neredeyse yenilmez bir hava katıyordu. Rakiplerinin saldırıları, zırha çarptığında etkisiz hale geliyordu. Moryomaru'nun görünüşü de çok ürkütücüydü. Kocaman bir vücudu, kalın bir zırhı ve maskeli bir yüzü vardı. Moryomaru'nun sesi de çok derindi. Konuştuğunda, etrafındaki her şey titriyordu. Moryomaru, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda sadık bir hizmetkardı. Naraku'ya olan bağlılığı, onu daha da tehlikeli yapıyordu. Moryomaru'nun ölümü, Inuyasha için bir dönüm noktası olmuştu. Moryomaru'nun zırhını kırmak, Inuyasha'yı daha da güçlenmeye teşvik etmişti.

Seyir Defteri Notu: Moryomaru'nun zırhı, onun Naraku tarafından özel olarak yaratıldığını gösteriyor. Naraku, Moryomaru'yu en güçlü savaşçısı yapmak için her şeyi yapmıştı.

Rota Önerisi: Eğer Moryomaru gibi zırhlı savaşçıları seviyorsan, "Fullmetal Alchemist" animesindeki Alphonse Elric karakterine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir zırh teması var.


9. Yura of the Hair: Saçların İblisi

Yura of the Hair... Ah, o uzun siyah saçlarıyla insanları kontrol eden iblis! Naraku'nun yaratıklarından biri ve en büyük özelliği, saçları manipüle edebilmesi. Saçlarını kullanarak rakiplerini bağlayabiliyor, kesebiliyor ve hatta kukla gibi kontrol edebiliyordu. Yura'nın dövüş tarzı, zeka ve manipülasyon üzerine kuruluydu. Doğrudan dövüşmektense, rakiplerini tuzaklara düşürmeyi ve kontrol etmeyi tercih ediyordu. Yura'nın en sevdiğim özelliği, güzelliğiydi. Uzun siyah saçları ve çekici yüzüyle insanları büyülüyordu. Yura, Inuyasha ve ekibini defalarca şaşırtmayı başarmıştı. Saçlarını kullanarak onları farklı yerlere götürebiliyor ve gerçeklik algılarını bozabiliyordu. Yura'nın ölümü, serinin en ilginç anlarından biriydi. Ölmeden önce Inuyasha'ya önemli bir ipucu vermişti.

Yura'nın saçları manipüle etme yeteneği, ona sınırsız olanaklar sunuyordu. Saçlarını kullanarak düşmanlarının zayıf noktalarını görebiliyor ve onlara en uygun saldırıyı yapabiliyordu. Yura'nın görünüşü de çok dikkat çekiciydi. Uzun siyah saçları, kırmızı gözleri ve beyaz teniyle insanı büyülüyordu. Yura'nın karakteri, serinin en karmaşık ve ilgi çekici karakterlerinden biriydi. Hem kötü hem de iyi tarafları olan, gri bir karakterdi. Yura'nın amacı, Naraku'ya hizmet etmekti. Ancak içten içe Naraku'dan nefret ediyordu. Yura, sadece bir iblis değil, aynı zamanda bir sanatçı gibiydi. Saçlarını kullanarak muhteşem şekiller yaratıyordu.

Seyir Defteri Notu: Yura'nın saçları manipüle etme yeteneği, onun insan ruhunu anladığını gösteriyor. Saçlar, ruhun bir yansıması olabilir.

Rota Önerisi: Eğer Yura gibi saçları manipüle edebilen karakterleri seviyorsan, "Puella Magi Madoka Magica" animesindeki Homura Akemi karakterine göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir zaman manipülasyonu teması var.


10. The Band of Seven: Dirilen Ölümcüller

The Band of Seven... İşte geldik en psikopat ekibe! Bunlar, savaşlarda ölmüş paralı askerler. Naraku tarafından diriltilerek daha da güçlendirilmişler. Her birinin kendine özgü silahları ve dövüş tarzları var. Bankotsu, grubun lideri ve devasa bir mızrağı var. Jakotsu, kadın gibi giyinen ve zincirli bir kılıcı olan bir psikopat. Renkotsu, zeki ve hain bir stratejist. Ginkotsu, devasa bir robotun içinde savaşan bir cyborg. Suikotsu, iyi ve kötü kişiliğe sahip bir doktor. Kyokotsu, devasa ve obur bir iblis. Mukotsu, zehirleri kullanan sinsi bir savaşçı. The Band of Seven, Inuyasha ve ekibine zor anlar yaşatmıştı. Her biriyle tek tek savaşmak gerekiyordu ve her biri çok tehlikeliydi. Sonunda Inuyasha ve ekibi, The Band of Seven'i yenmeyi başarmıştı, ama o savaş çok kayıp verilmişti.

The Band of Seven'in diriltilmiş olması, onları daha da acımasız yapmıştı. Ölümden döndükleri için hiçbir şeyden korkmuyorlardı ve her şeyi yapmaya hazırdılar. The Band of Seven'in görünüşleri de çok dikkat çekiciydi. Her birinin kendine özgü bir tarzı vardı ve hepsi çok karizmatikti. The Band of Seven'in karakterleri, serinin en karmaşık ve ilgi çekici karakterlerinden biriydi. Hem kötü hem de iyi tarafları olan, gri karakterlerdi. The Band of Seven'in amacı, Naraku'ya hizmet etmekti. Ancak içten içe Naraku'dan nefret ediyorlardı. The Band of Seven, sadece bir grup paralı asker değil, aynı zamanda bir aile gibiydi. Birbirlerine bağlıydılar ve birbirlerini koruyorlardı.

Seyir Defteri Notu: The Band of Seven'in diriltilmiş olması, onların Naraku tarafından manipüle edildiğini gösteriyor. Naraku, onları kendi amaçları için kullanıyordu.

Rota Önerisi: Eğer The Band of Seven gibi bir grup kötü karakteri seviyorsan, "Akame ga Kill!" animesindeki Jaegers grubuna göz atmanı öneririm. Orada da benzer bir kötü karakterler teması var.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.