Karanlık Fantezi Sevenlere 10 Orta Çağ Evrenli Anime: Zifiri Diyarlara Yolculuk

Orta Çağ'ın karanlık dehlizlerinde geçen, büyüyle yoğrulmuş 25 anime macerasına hazır ol! Kılıçlar çekiliyor, büyüler yapılıyor; bu listede aradığın gotik şöleni bulacaksın.

Şubat 23, 2026 - 15:40
Şubat 23, 2026 - 15:40
 0  1
Karanlık Fantezi Sevenlere 10 Orta Çağ Evrenli Anime: Zifiri Diyarlara Yolculuk

1. Berserk

Yolcu, hazır ol çünkü Berserk seni alıp Orta Çağ'ın en karanlık, en acımasız köşesine fırlatacak. Griffith'in ihanetiyle darmadağın olan Guts'ın intikam yolculuğu, sadece iblislerle değil, kendi içindeki canavarla da savaşmak zorunda olduğu bir cehennem azabı. Atmosfer o kadar yoğun ki, resmen kılıcının pasını hissediyorsun. Animasyon zaman zaman tökezlese de, hikayenin derinliği ve karakterlerin psikolojik savaşları seni ekran başına kilitleyecek. Özellikle Eclipse sahnesi... Abi, o sahne midene yumruk yemişsin gibi hissettiriyor. Griffith'e sövmekten başka bir şey gelmiyor içinden. Ama işte, tam da bu yüzden Berserk efsane. Çünkü seni duygusal olarak paramparça ediyor ve sonra yeniden inşa ediyor.

Berserk'teki büyü sistemi, tanrıların bile karıştığı, karmakarışık bir olay. Apostles dedikleri iblisler var, bunlar bildiğin insanlardan dönüşmüş, inanılmaz güçlere sahip yaratıklar. Bir de Behelit diye bir şey var, bu da seni iblise dönüştürebilecek bir anahtar gibi düşün. Guts'ın kullandığı Berserker zırhı da ayrı bir olay. Zırh sana inanılmaz güç veriyor ama aynı zamanda aklını da yiyor. Yani güç uğruna ne kadar fedakarlık yapabileceğini sorguluyorsun izlerken. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "risk/ödül" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Ne kadar risk alırsan, o kadar çok güçlenirsin ama bir o kadar da insanlığını kaybedersin.

Kısacası, Berserk karanlık fantezi türünün zirvesi. Sadece bir anime değil, bir sanat eseri. Eğer sağlam bir hikaye, derin karakterler ve acımasız bir dünya arıyorsan, Berserk'e mutlaka bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bu anime seni değiştirecek. Dünyaya bakış açını, insanlığa olan inancını sorgulatacak. İyi seyirler yolcu, cehenneme hoş geldin!

Seyir Defteri Notu: Berserk'in müzikleri de en az hikayesi kadar etkileyici. Susumu Hirasawa'nın besteleri, animenin atmosferini tamamlıyor ve seni o karanlık dünyaya daha da çekiyor.

Rota Önerisi: Berserk'ten sonra Claymore'a göz atabilirsin. O da karanlık, acımasız ve kadın savaşçıların dünyasına odaklanıyor.


2. Goblin Slayer

Goblin Slayer... Adından da anlaşılacağı gibi, bu anime goblin avlamak üzerine kurulu. Ama sakın "Aaa, goblinler mi? Onlar kolay lokma!" diye düşünme. Bu animedeki goblinler bildiğin psikopat. Her türlü pisliği yapıyorlar ve Goblin Slayer da onları yok etmek için her şeyi yapıyor. Adamın başka amacı yok, sadece goblinleri öldürmek. Bu takıntısı onu hem acımasız bir savaşçı yapıyor, hem de diğer insanlardan uzaklaştırıyor. Hikaye, bir rahibenin Goblin Slayer ile tanışmasıyla başlıyor ve birlikte goblinlerle savaşırken, yavaş yavaş Goblin Slayer'ın geçmişini öğreniyoruz.

Goblin Slayer'daki dünya, D&D tarzı bir fantezi evreni. Büyü var, tanrılar var, farklı ırklar var. Ama anime daha çok goblinlere odaklandığı için, bu unsurlar arka planda kalıyor. Goblinlerin zayıf yaratıklar olduğu düşünülse de, sayıca çok olmaları ve tuzak kurma yetenekleri onları tehlikeli yapıyor. Goblin Slayer da bu yüzden her zaman hazırlıklı oluyor, her türlü olasılığı düşünüyor. Sanki gerçek hayatta bir RPG oynuyormuş gibi. Her zaman yanında farklı silahlar, iksirler ve tuzaklar taşıyor. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "strateji" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Düşmanlarını tanımak, zayıf noktalarını bulmak ve ona göre taktik geliştirmek zorundasın.

Goblin Slayer, karanlık fantezi sevenler için kaçırılmaması gereken bir anime. Aksiyon sahneleri kanlı ve acımasız, hikaye sürükleyici ve karakterler ilgi çekici. Eğer "Goblinler ne kadar tehlikeli olabilir ki?" diye düşünüyorsan, bu anime sana cevabını verecek. Ama uyarayım, bu anime bazı sahneleriyle seni rahatsız edebilir. Şiddet ve tecavüz unsurları içerdiği için, hassas olanlar uzak dursun.

Seyir Defteri Notu: Goblin Slayer'ın zırhı, aslında sıradan bir zırh. Ama Goblin Slayer onu o kadar çok savaşta giymiş ki, zırhı adeta onun bir parçası olmuş. Zırhın üzerindeki çizikler, onun yaşadığı savaşların izlerini taşıyor.

Rota Önerisi: Goblin Slayer'dan sonra Grimgar of Fantasy and Ash'e göz atabilirsin. O da gerçekçi bir fantezi dünyasında hayatta kalmaya çalışan bir grup insanın hikayesini anlatıyor.


3. Claymore

Claymore, iblislerle savaşmak için yaratılmış yarı insan, yarı iblis savaşçıların hikayesi. Bu savaşçılar, "Claymore" olarak biliniyor ve iblisleri yok etmek için eğitiliyorlar. Hikaye, Claymore örgütüne katılan Clare'in intikam yolculuğunu anlatıyor. Clare, çocukken iblisler tarafından ailesi öldürülen ve Claymore Teresa tarafından kurtarılan bir kız. Teresa, Claymore örgütünün en güçlü savaşçılarından biri ve Clare'i yanına alarak onu eğitiyor. Ama Teresa da bir gün iblisler tarafından öldürülüyor ve Clare, Teresa'nın intikamını almak için Claymore oluyor.

Claymore'daki dünya, iblislerin kol gezdiği karanlık ve tehlikeli bir yer. İnsanlar iblislerden korkuyor ve Claymore örgütü de onları korumak için var. Claymore'lar, iblislerin güçlerini kullanabiliyorlar ama bu güçleri kullandıkça, insanlıklarını kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Büyü sistemi, "Yoki" adı verilen bir enerji üzerine kurulu. Claymore'lar, Yoki'yi kullanarak güçlerini arttırabiliyorlar, hızlanabiliyorlar ve hatta iblislere dönüşebiliyorlar. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "denge" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Ne kadar çok Yoki kullanırsan, o kadar güçlenirsin ama bir o kadar da insanlığını kaybedersin. Yani güç uğruna ne kadar fedakarlık yapabileceğini sorguluyorsun.

Claymore, aksiyon dolu sahneleri, sürükleyici hikayesi ve ilgi çekici karakterleriyle karanlık fantezi sevenler için harika bir seçenek. Özellikle kadın savaşçıların güçlü ve bağımsız karakterleri, animeyi daha da çekici kılıyor. Eğer "İblislerle savaşan güçlü kadınlar görmek istiyorum" diyorsan, Claymore'a mutlaka bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bu anime de bazı sahneleriyle seni rahatsız edebilir. Şiddet unsurları içerdiği için, hassas olanlar uzak dursun.

Seyir Defteri Notu: Claymore'ların gözleri, iblislerin enerjisini görebilmelerini sağlıyor. Bu yüzden gözleri farklı bir renge sahip.

Rota Önerisi: Claymore'dan sonra Attack on Titan'a göz atabilirsin. O da insanlığı devasa yaratıklardan korumaya çalışan bir grup askerin hikayesini anlatıyor.


4. Overlord

Overlord, bir MMORPG oyuncusunun, oyunun sunucuları kapandığı anda kendini oyunun içinde bulmasıyla başlıyor. Momonga adlı oyuncu, Ainz Ooal Gown adlı güçlü bir loncanın lideri ve loncasının üyeleri oyunu bırakınca, yalnız kalıyor. Sunucular kapandığı anda, Momonga kendini oyunun dünyasında, iskelet büyücü Ainz Ooal Gown olarak buluyor. Yanında, kendisine sadık NPC'ler de var ve Ainz, bu yeni dünyada hayatta kalmak ve loncasının adını duyurmak için mücadele ediyor.

Overlord'daki dünya, Yggdrasil adlı bir MMORPG'nin dünyası. Bu dünya, farklı ırkların, büyülerin ve yaratıkların yaşadığı geniş ve tehlikeli bir yer. Büyü sistemi, farklı katmanlardan oluşuyor ve her katman, farklı büyülere erişim sağlıyor. Ainz, güçlü bir büyücü olduğu için, birçok farklı büyüye erişimi var. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "güç dengesi" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Ainz, güçlü bir karakter olmasına rağmen, her zaman dikkatli olmak zorunda. Çünkü bu dünyada, kendisinden daha güçlü yaratıklar ve büyüler de var.

Overlord, isekai türünü sevenler için harika bir seçenek. Hikaye, Ainz'in yeni dünyada nasıl güçlendiğini, nasıl ittifaklar kurduğunu ve nasıl düşmanlarını yendiğini anlatıyor. Ainz'in karakteri, hem güçlü hem de komik olduğu için, animeyi izlemek çok keyifli. Eğer "Güçlü bir karakterin, farklı bir dünyada nasıl hayatta kaldığını görmek istiyorum" diyorsan, Overlord'a mutlaka bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bu anime de bazı sahneleriyle seni rahatsız edebilir. Şiddet unsurları içerdiği için, hassas olanlar uzak dursun.

Seyir Defteri Notu: Ainz'in yüzündeki ifade, sürekli aynı. Çünkü o bir iskelet ve kasları olmadığı için, yüz ifadelerini değiştiremiyor. Ama bu, onun duygularını ifade etmesine engel olmuyor. Ses tonu ve davranışlarıyla, duygularını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Rota Önerisi: Overlord'dan sonra That Time I Got Reincarnated as a Slime'a göz atabilirsin. O da farklı bir dünyada, balçık olarak reenkarne olan bir karakterin hikayesini anlatıyor.


5. Record of Lodoss War

Record of Lodoss War, klasik fantezi türünün en iyi örneklerinden biri. Hikaye, Lodoss adasında, Karanlık Elf Beld'in yeniden dirilmesiyle başlayan savaşları anlatıyor. Parn adlı genç bir şövalye, Deedlit adlı bir elf ve diğer kahramanlarla birlikte, Beld'i durdurmak ve Lodoss'u kurtarmak için yola çıkıyor. Yolculukları boyunca, farklı düşmanlarla karşılaşıyorlar, farklı büyüler öğreniyorlar ve farklı ittifaklar kuruyorlar.

Record of Lodoss War'daki dünya, D&D tarzı bir fantezi evreni. Farklı ırklar, büyüler, tanrılar ve yaratıklar var. Büyü sistemi, elementlere dayanıyor ve her elementin farklı güçleri var. Parn ve arkadaşları, yolculukları boyunca farklı elementlere hakim oluyorlar ve bu elementleri kullanarak düşmanlarını yeniyorlar. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "karakter gelişimi" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Parn ve arkadaşlarının, yolculukları boyunca nasıl güçlendiklerini, nasıl yeni yetenekler öğrendiklerini ve nasıl daha iyi savaşçılar olduklarını izlemek çok keyifli.

Record of Lodoss War, nostaljik bir fantezi deneyimi yaşamak isteyenler için harika bir seçenek. Hikaye, klasik fantezi unsurlarını içeriyor, karakterler sevimli ve dünya ilgi çekici. Eğer "Eski usul bir fantezi macerası izlemek istiyorum" diyorsan, Record of Lodoss War'a mutlaka bir şans vermelisin. Ama uyarayım, animasyon kalitesi eski olduğu için, bazı sahneler günümüz standartlarına göre biraz düşük kalabilir.

Seyir Defteri Notu: Deedlit'in kulakları, diğer elflere göre daha uzun. Bu, onun özel bir elf olduğunu gösteriyor.

Rota Önerisi: Record of Lodoss War'dan sonra Slayers'a göz atabilirsin. O da komik ve eğlenceli bir fantezi macerası sunuyor.


6. The Twelve Kingdoms

The Twelve Kingdoms, Yoko Nakajima adlı sıradan bir lise öğrencisinin, Kei Krallığı'nın kraliçesi olarak seçilmesiyle başlıyor. Yoko, aniden kendini farklı bir dünyada buluyor ve bu dünyada hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. Yanında, kendisine sadık bir Kirin olan Keiki de var ve birlikte, Kei Krallığı'nı yeniden inşa etmek ve Yoko'nun kraliçe olarak görevini yerine getirmek için yola çıkıyorlar.

The Twelve Kingdoms'daki dünya, Çin mitolojisine dayanan fantastik bir evren. Bu dünyada, insanlar, tanrılar, canavarlar ve Youma adı verilen kötü yaratıklar yaşıyor. Büyü sistemi, "Shiki" adı verilen ruhsal enerji üzerine kurulu. İnsanlar, Shiki'yi kullanarak farklı büyüler yapabiliyorlar ve canavarlarla savaşabiliyorlar. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "politika ve yönetim" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Yoko'nun, Kei Krallığı'nı nasıl yönettiğini, nasıl kararlar aldığını ve nasıl halkının refahını sağladığını izlemek çok ilgi çekici.

The Twelve Kingdoms, epik bir fantezi macerası izlemek isteyenler için harika bir seçenek. Hikaye, Yoko'nun nasıl olgunlaştığını, nasıl kraliçe olduğunu ve nasıl kendi kaderini çizdiğini anlatıyor. Yoko'nun karakteri, güçlü ve kararlı olduğu için, animeyi izlemek çok ilham verici. Eğer "Sıradan bir insanın, nasıl olağanüstü bir lidere dönüştüğünü görmek istiyorum" diyorsan, The Twelve Kingdoms'a mutlaka bir şans vermelisin.

Seyir Defteri Notu: Kirinler, kralların yardımcısı olan kutsal yaratıklar. Her krallığın bir Kirini var ve Kirinler, krallarını seçiyorlar.

Rota Önerisi: The Twelve Kingdoms'dan sonra Moribito: Guardian of the Spirit'e göz atabilirsin. O da farklı bir dünyada, prensi korumakla görevli bir kadın savaşçının hikayesini anlatıyor.


7. Rage of Bahamut: Genesis

Rage of Bahamut: Genesis, insanlar, tanrılar ve şeytanların bir arada yaşadığı Mistarcia dünyasında geçiyor. Bahamut adlı kadim bir ejderha, binlerce yıl önce mühürlenmiş ve şimdi yeniden uyanmak üzere. Favaro Leone adlı ödül avcısı, Amira adlı gizemli bir kızla karşılaşır ve birlikte, Bahamut'un uyanışını engellemek için bir maceraya atılırlar. Amaçları aslında Bahamut'u yok etmek değil, uyanışını engellemek. Çünkü Bahamut uyandığında, tüm dünyayı yok edebilecek kadar güçlü.

Mistarcia dünyası, farklı ırkların ve inançların bir arada bulunduğu karmaşık bir yer. Tanrılar insanlara yardım etmeye çalışırken, şeytanlar kaos yaratmaya çalışıyor. Büyü sistemi, tanrıların ve şeytanların güçlerine dayanıyor. İnsanlar da büyüler kullanabiliyorlar ama tanrıların ve şeytanların güçlerine kıyasla daha zayıflar. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "işbirliği ve ihanet" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Favaro, Amira ve diğer karakterlerin, Bahamut'u durdurmak için nasıl işbirliği yaptıklarını, ama aynı zamanda nasıl ihanetlere uğradıklarını izlemek çok heyecan verici.

Rage of Bahamut: Genesis, aksiyon dolu sahneleri, sürükleyici hikayesi ve renkli karakterleriyle fantezi sevenler için harika bir seçenek. Animasyon kalitesi de çok yüksek olduğu için, görsel olarak da tatmin edici bir deneyim sunuyor. Eğer "Tanrılar, şeytanlar ve insanların bir arada savaştığı epik bir macera izlemek istiyorum" diyorsan, Rage of Bahamut: Genesis'e mutlaka bir şans vermelisin.

Seyir Defteri Notu: Favaro'nun kuyruğu, aslında bir şeytan kuyruğu değil. Favaro, bir şeytanla yaptığı anlaşma sonucu kuyruğa sahip olmuş.

Rota Önerisi: Rage of Bahamut: Genesis'ten sonra Garo: The Animation'a göz atabilirsin. O da şeytanlarla savaşan şövalyelerin hikayesini anlatıyor.


8. Spice and Wolf

Spice and Wolf, Kraft Lawrence adlı gezgin bir tüccarın, Holo adlı kurt tanrıçasıyla karşılaşmasıyla başlıyor. Holo, Lawrence'a kendi memleketine, kuzeye gitmek istediğini söyler ve Lawrence da ona eşlik etmeyi kabul eder. Birlikte, farklı şehirleri dolaşarak ticaret yaparlar ve Holo'nun memleketine ulaşmaya çalışırlar. Amaçları sadece ticaret yapmak ve Holo'yu memleketine götürmek olsa da, yolculukları boyunca farklı maceralar yaşıyorlar ve farklı insanlarla tanışıyorlar.

Spice and Wolf'daki dünya, Orta Çağ Avrupa'sına benzeyen bir fantezi evreni. Bu dünyada, insanlar, tanrılar ve kurtlar bir arada yaşıyor. Büyü sistemi, Holo'nun kurt formuna dönüşmesiyle sınırlı. Holo, kurt formuna dönüştüğünde, inanılmaz güçlere sahip oluyor ve düşmanlarını kolayca yenebiliyor. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "ekonomi ve diplomasi" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Lawrence'ın, ticaret yaparak nasıl para kazandığını, nasıl pazarlık yaptığını ve nasıl farklı insanlarla ilişkiler kurduğunu izlemek çok öğretici.

Spice and Wolf, romantik bir fantezi macerası izlemek isteyenler için harika bir seçenek. Hikaye, Lawrence ve Holo arasındaki ilişkinin nasıl geliştiğini, nasıl birbirlerine aşık olduklarını ve nasıl birlikte zorlukların üstesinden geldiklerini anlatıyor. Eğer "Ticaret, aşk ve mitolojinin harmanlandığı bir anime izlemek istiyorum" diyorsan, Spice and Wolf'a mutlaka bir şans vermelisin.

Seyir Defteri Notu: Holo, buğdayı çok seviyor. Çünkü buğday, onun gücünün kaynağı.

Rota Önerisi: Spice and Wolf'tan sonra Maoyuu Maou Yuusha'ya göz atabilirsin. O da insanlık ve iblisler arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışan bir kahraman ve bir iblis kralının hikayesini anlatıyor.


9. Moribito: Guardian of the Spirit

Moribito: Guardian of the Spirit, Balsa adlı gezgin bir kadın savaşçının, Prens Chagum'u korumakla görevlendirilmesiyle başlıyor. Prens Chagum, gizemli bir ruh tarafından ele geçirilmiş ve bu ruh, onu hem krallık için bir tehdit haline getiriyor, hem de hayatını tehlikeye atıyor. Balsa, prensi korumak için her şeyi yapmaya hazır ve birlikte, krallıktan kaçarak güvenli bir yere sığınmaya çalışıyorlar.

Moribito: Guardian of the Spirit'deki dünya, Asya kültüründen esinlenilmiş bir fantezi evreni. Bu dünyada, insanlar, ruhlar ve canavarlar bir arada yaşıyor. Büyü sistemi, ruhların güçlerine dayanıyor. Balsa, dövüş yeteneklerinin yanı sıra, ruhlarla iletişim kurabiliyor ve onların güçlerini kullanabiliyor. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "aksiyon ve gizlilik" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Balsa'nın, düşmanlarından kaçarken nasıl gizlendiğini, nasıl dövüştüğünü ve nasıl prensi koruduğunu izlemek çok heyecan verici.

Moribito: Guardian of the Spirit, aksiyon dolu sahneleri, sürükleyici hikayesi ve güçlü karakterleriyle fantezi sevenler için harika bir seçenek. Animasyon kalitesi de çok yüksek olduğu için, görsel olarak da tatmin edici bir deneyim sunuyor. Eğer "Bir prensi korumakla görevli bir kadın savaşçının hikayesini izlemek istiyorum" diyorsan, Moribito: Guardian of the Spirit'e mutlaka bir şans vermelisin.

Seyir Defteri Notu: Balsa'nın mızrağı, özel bir malzemeden yapılmış ve ruhların enerjisini emebiliyor.

Rota Önerisi: Moribito: Guardian of the Spirit'ten sonra Seirei no Moribito'ya göz atabilirsin. O da aynı evrende geçen farklı bir hikayeyi anlatıyor.


10. Claymore (Tekrar Neden Olmasın?)

Evet, Claymore'u daha önce de yazdım ama o kadar iyi ki, tekrar yazmadan edemedim. Yolcu, bu animeyi izlemediysen, büyük bir hata yapıyorsun. İblislerle savaşan, yarı insan yarı iblis savaşçıların hikayesi seni alıp götürecek. Özellikle Clare'in intikam yolculuğu, seni derinden etkileyecek. Teresa'nın ölümü... Abi, o sahne beni mahvetti. Clare'in, Teresa'nın intikamını almak için Claymore olması, inanılmaz bir motivasyon kaynağı. Bu animeyi izlerken, kendimi Clare gibi hissettim. Ben de iblislerle savaşmak istedim. Ben de güçlü olmak istedim. Ben de intikam almak istedim.

Claymore'daki dünya, acımasız ve tehlikeli bir yer. İnsanlar iblislerden korkuyor ve Claymore örgütü de onları korumak için var. Ama Claymore'lar da insan değil. Onlar, iblislerin güçlerini kullanabiliyorlar ama bu güçleri kullandıkça, insanlıklarını kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Büyü sistemi, "Yoki" adı verilen bir enerji üzerine kurulu. Claymore'lar, Yoki'yi kullanarak güçlerini arttırabiliyorlar, hızlanabiliyorlar ve hatta iblislere dönüşebiliyorlar. Oyun mekaniği olsaydı, kesinlikle "risk/ödül" üzerine kurulu bir sistem olurdu. Ne kadar çok Yoki kullanırsan, o kadar güçlenirsin ama bir o kadar da insanlığını kaybedersin. Yani güç uğruna ne kadar fedakarlık yapabileceğini sorguluyorsun.

Claymore, sadece aksiyon dolu bir anime değil. Aynı zamanda, insanlık, fedakarlık ve intikam üzerine derin bir hikaye anlatıyor. Eğer "Güçlü kadın karakterlerin olduğu, karanlık bir fantezi macerası izlemek istiyorum" diyorsan, Claymore'a mutlaka bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bu anime de bazı sahneleriyle seni rahatsız edebilir. Şiddet unsurları içerdiği için, hassas olanlar uzak dursun.

Seyir Defteri Notu: Claymore'ların kılıçları, özel bir malzemeden yapılmış ve iblislerin enerjisini emebiliyor. Bu yüzden kılıçları, iblislerle savaşırken çok etkili.

Rota Önerisi: Claymore'dan sonra Berserk'e göz atabilirsin. O da karanlık, acımasız ve epik bir fantezi macerası sunuyor.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.