One Piece Evrenindeki En Aptal 10 Tayfa Planı! Komik Hatalar!: Korsan Aklıyla Hazine Avına!
One Piece dünyasının en absürt planlarına yolculuk! Luffy ve tayfasının akıl almaz taktikleri, komik hataları ve unutulmaz anları seni bekliyor. Korsan aklıyla hazine avına çıkmaya hazır ol!
1. Luffy'nin "Direkt Saldır" Stratejisi
Yolcu, şimdi sana Luffy'nin meşhur "Direkt Saldır" taktiğinden bahsedeceğim. Bu adamın planı mı var, yoksa içgüdüleriyle mi hareket ediyor anlamak bazen imkansız. Düşünsene, koskoca Grand Line'dasın, her köşe başında ölümcül tehlikeler kol geziyor ama Luffy'nin çözümü hep aynı: "Et bul, gemiyi tamir et, sonra da önüne geleni yumrukla!" Abi bu nasıl bir strateji ya? Sanki bütün düşmanlar dayak manyağı olmak için sırada bekliyor. Ama işte Luffy'nin karizması da burada devreye giriyor. Adam o kadar kendine güveniyor ki, en saçma planı bile bir şekilde işe yarıyor. Düşmanlar şaşkınlıktan ne yapacağını bilemiyor, Luffy de o arada Gear Second'ı basıp hepsini tek tek indiriyor. Ama itiraf edelim, bazen "Acaba bu sefer batacak mıyız?" diye düşünmeden edemiyoruz. Özellikle Crocodile, Enel, Doflamingo gibi adamlarla dövüşürken, "Luffy'nin planı ne?" diye sorduğumuzda Zoro bile omuz silkip "Bilmem, herhalde yine yumruk atacak" diyordu. İşte bu yüzden Luffy'nin planları, aptalca olduğu kadar da efsanevi.
Bu arada, Luffy'nin bu "Direkt Saldır" stratejisi, aslında tayfayı da sürekli tetikte tutuyor. Herkes Luffy'nin bir sonraki çılgınlığını tahmin etmeye çalışırken, kendi yeteneklerini geliştirmek zorunda kalıyor. Zoro daha güçlü kılıç teknikleri öğreniyor, Nami hava durumunu daha iyi okuyor, Usopp da her duruma uygun bir yalan uyduruyor. Yani Luffy'nin aptal planları, aslında tayfayı daha da birbirine bağlıyor ve onları daha da geliştiriyor. Düşünsene, normal bir tayfada herkes kaptanın planına uyar, ama Hasır Şapka Korsanları'nda herkes kendi planını yapıyor ve Luffy'nin çılgınlığına ayak uydurmaya çalışıyor. Bu da onları diğer korsanlardan ayıran en önemli özelliklerinden biri.
Luffy'nin bu stratejisinin en komik anlarından biri de Dressrosa'da yaşandı. Doflamingo'nun kuş kafesi bütün adayı ele geçirmiş, herkes panik içinde kaçışıyordu. Luffy ise "Et nerede?" diye bağırarak Doflamingo'ya doğru koşuyordu. Abi o nasıl bir açlık ya? Dünyanın sonu gelse Luffy'nin aklında tek şey yemek. Ama işte o açlık, ona o kadar güç veriyor ki, Doflamingo bile şaşkınlıkla izlemek zorunda kalıyor. Sonuç olarak, Luffy'nin "Direkt Saldır" stratejisi belki de dünyanın en aptal planı olabilir, ama aynı zamanda da en etkili planı. Çünkü Luffy, ne olursa olsun asla pes etmiyor ve her zaman kazanmanın bir yolunu buluyor.
Seyir Defteri Notu: Luffy'nin "Direkt Saldır" stratejisi aslında Haki'siyle de bağlantılı. Düşmanının gücünü ve zayıflığını anında sezebiliyor ve ona göre hareket ediyor. Yani aslında o kadar da aptal değil, sadece biraz... farklı.
Rota Önerisi: Luffy'nin maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Arlong Park arc'ını izle, sonra da Enies Lobby'e uğra. Orada Luffy'nin ne kadar çılgın ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
2. Zoro'nun Kaybolma Sanatı
Zoro'nun kaybolma yeteneği, başlı başına bir olay. Adam harita okuyamıyor mu, yön duygusu mu yok, yoksa bilerek mi yapıyor anlamıyoruz. Grand Line gibi karmaşık bir yerde bile, en basit görevlerde bile kaybolmayı başarıyor. Düşünsene, Luffy "Şuraya git, şunu al gel" diyor, Zoro tamam diyor ve bir bakıyorsun adam bambaşka bir adada, bambaşka bir düşmanla dövüşüyor. Abi bu nasıl bir yetenek ya? Sanki kaybolmak için doğmuş. Ama işin komik tarafı, Zoro kaybolduğu zamanlarda bile hep doğru yerlere çıkıyor. En güçlü düşmanlarla karşılaşıyor, en değerli hazineleri buluyor, en kritik anlarda ortaya çıkıp tayfayı kurtarıyor. Yani Zoro'nun kaybolma sanatı, aslında tayfa için gizli bir silah gibi. Adam nereye gitse olay oluyor.
Bu arada, Zoro'nun kaybolma yeteneği, tayfadaki diğer üyeleri de çileden çıkarıyor. Nami sürekli "Salak Zoro, yine mi kayboldun?" diye bağırıyor, Usopp harita çizmekten bıkmış durumda, Sanji ise Zoro'yu bulmak için bütün adayı dolaşıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Zoro'nun kaybolmasını engelleyemiyorlar. Adam sanki paralel evrende yaşıyor. Bir keresinde Luffy, Zoro'ya "Sakın gemiden ayrılma" dedi, Zoro tamam dedi ve beş dakika sonra adam bir denizaltıyla balık avlıyordu. Abi bu nasıl bir şey ya? Sanki Zoro'nun genlerinde kaybolmak var.
Zoro'nun kaybolma sanatının en komik anlarından biri de Wano Ülkesi'nde yaşandı. Zoro, bir mezarlıkta uyuyakalmış ve kendini bir anda bir samuray köyünde bulmuştu. Abi o nasıl bir uyku ya? Sanki Zoro uyurken teleport oluyor. Ama işte o teleport sayesinde Zoro, Wano'nun en güçlü samuraylarından biriyle tanıştı ve ona kılıç ustalığı konusunda ders verdi. Yani Zoro'nun kaybolması, aslında tayfa için bir şans gibi. Adam nereye gitse bir şeyler öğreniyor, güçleniyor ve tayfaya faydalı oluyor.
Seyir Defteri Notu: Zoro'nun kaybolma yeteneği aslında Haki'siyle de bağlantılı olabilir. Belki de bilinçaltında en doğru yolu sezgisel olarak buluyor ve o yöne doğru gidiyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Zoro'nun kaybolma maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Little Garden arc'ını izle, sonra da Thriller Bark'a uğra. Orada Zoro'nun ne kadar kayıp ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
3. Nami'nin Hava Durumu Tahminleri (Bazen Tutmayanlar)
Nami, tayfanın navigatörü ve hava durumu uzmanı. Grand Line gibi değişken bir denizde hayatta kalmak için Nami'nin yetenekleri hayati önem taşıyor. Ama itiraf edelim, bazen Nami'nin tahminleri de şaşırıyor. Özellikle ani fırtınalar, beklenmedik deniz canavarları ve garip iklim olayları Nami'yi bile zor durumda bırakabiliyor. Düşünsene, Nami "Bugün hava güneşli olacak" diyor, tayfa güneşlenmek için hazırlanıyor ve bir anda gökten meteor yağıyor. Abi bu nasıl bir hava durumu ya? Sanki Grand Line, Nami'ye karşı komplo kurmuş.
Bu arada, Nami'nin hava durumu tahminlerinin tutmaması, tayfadaki diğer üyeleri de panikletiyor. Usopp sürekli "Nami, emin misin? Bence bir şeyler ters gidiyor" diye söyleniyor, Chopper ise her türlü yaralanmaya karşı hazırlıklı olmaya çalışıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Nami'nin hatalı tahminlerinin sonuçlarından kaçamıyorlar. Bir keresinde Nami, "Bugün sakin bir deniz yolculuğu yapacağız" dedi, tayfa rahatladı ve bir anda Kraken saldırdı. Abi bu nasıl bir şanssızlık ya? Sanki Nami'nin tahminleri, felaketleri çağırıyor.
Nami'nin hava durumu tahminlerinin tutmadığı en komik anlardan biri de Weatheria'da yaşandı. Nami, hava durumunu kontrol etmek için bir alet kullanıyordu ve alet sürekli arızalanıyordu. Abi o nasıl bir alet ya? Sanki Nami'ye bilerek yanlış bilgi veriyor. Ama işte o arızalar sayesinde Nami, hava durumunu daha iyi anlamayı öğrendi ve kendi yeteneklerini geliştirdi. Yani Nami'nin hatalı tahminleri, aslında onu daha da güçlendiriyor.
Seyir Defteri Notu: Nami'nin hava durumu tahminleri aslında Observation Haki'siyle de bağlantılı olabilir. Belki de bilinçaltında tehlikeleri sezgisel olarak hissediyor ve ona göre tahminler yapıyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Nami'nin hava durumu yeteneklerini daha yakından takip etmek için, önce Arlong Park arc'ını izle, sonra da Weatheria'ya uğra. Orada Nami'nin ne kadar yetenekli ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
4. Usopp'un Yalanları ve Gerçekleşen Kehanetleri
Usopp, tayfanın nişancısı ve yalancısı. Ama itiraf edelim, Usopp'un yalanları bazen o kadar abartılı ki, gerçek olmalarına imkan yok gibi geliyor. Düşünsene, Usopp "Ben 8000 adamdan oluşan bir orduyu yendim" diyor, tayfa gülmekten kırılıyor ve bir anda 8000 tane zombi ortaya çıkıyor. Abi bu nasıl bir yalan ya? Sanki Usopp'un yalanları, evreni etkiliyor ve gerçek oluyor.
Bu arada, Usopp'un yalanlarının gerçekleşmesi, tayfadaki diğer üyeleri de şaşırtıyor. Luffy sürekli "Usopp, yine ne yalan söyledin?" diye soruyor, Zoro ise Usopp'un yalanlarını umursamıyor bile. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Usopp'un yalanlarının sonuçlarından kaçamıyorlar. Bir keresinde Usopp, "Ben dev bir deniz canavarını tek başıma yendim" dedi, tayfa güldü ve bir anda gerçekten dev bir deniz canavarı saldırdı. Abi bu nasıl bir tesadüf ya? Sanki Usopp'un yalanları, kaderi değiştiriyor.
Usopp'un yalanlarının gerçekleştiği en komik anlardan biri de Dressrosa'da yaşandı. Usopp, Sugar'ı korkutmak için bir sürü yalan söyledi ve Sugar gerçekten korktu. Abi o nasıl bir korku ya? Sanki Usopp'un yalanları, Sugar'ın beynini etkiledi ve onu güçsüzleştirdi. Ama işte o yalanlar sayesinde Usopp, Dressrosa'yı kurtardı ve bir kahraman oldu. Yani Usopp'un yalanları, aslında tayfa için bir kurtuluş gibi.
Seyir Defteri Notu: Usopp'un yalanlarının gerçekleşmesi aslında Observation Haki'siyle de bağlantılı olabilir. Belki de bilinçaltında geleceği görüyor ve ona göre yalanlar söylüyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Usopp'un yalanlarını ve kahramanlıklarını daha yakından takip etmek için, önce Syrup Village arc'ını izle, sonra da Dressrosa'ya uğra. Orada Usopp'un ne kadar cesur ve yaratıcı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
5. Sanji'nin Kadınlara Karşı Kontrolsüz Davranışları
Sanji, tayfanın aşçısı ve kadınlara karşı aşırı nazik (ve bazen de sapkın) davranışlarıyla ünlü. Bir kadın gördüğü anda gözleri kalp oluyor, burnundan kan fışkırıyor ve mantıklı düşünme yeteneğini kaybediyor. Düşünsene, Sanji dövüş ortasında bir kadın görüyor, düşmanını unutuyor ve ona yemek yapmaya başlıyor. Abi bu nasıl bir davranış ya? Sanki Sanji'nin beynini hormonlar ele geçirmiş.
Bu arada, Sanji'nin kadınlara karşı kontrolsüz davranışları, tayfadaki diğer üyeleri de sinirlendiriyor. Zoro sürekli "Salak Sanji, yine mi kadınlara takıldın?" diye söyleniyor, Nami ise Sanji'den sürekli para sızdırmaya çalışıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Sanji'nin kadın düşkünlüğünü engelleyemiyorlar. Bir keresinde Sanji, bir denizkızına aşık oldu ve onu kurtarmak için bütün adayı yerle bir etti. Abi bu nasıl bir aşk ya? Sanki Sanji'nin aşkı, yıkıma neden oluyor.
Sanji'nin kadınlara karşı kontrolsüz davranışlarının en komik anlarından biri de Whole Cake Island'da yaşandı. Sanji, Pudding ile evlenmek zorunda kaldı ve düğün günü Pudding'in gerçek yüzünü gördü. Abi o nasıl bir sürpriz ya? Sanki Sanji'nin aşkı, bir kabusa dönüştü. Ama işte o kabus sayesinde Sanji, ailesinin gerçek yüzünü gördü ve onlardan kurtuldu. Yani Sanji'nin kadın düşkünlüğü, aslında onu daha da güçlendiriyor.
Seyir Defteri Notu: Sanji'nin kadınlara karşı davranışları aslında geçmişiyle de bağlantılı. Çocukken sürekli şiddet gördüğü için, kadınlara karşı koruyucu bir tavır sergiliyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Sanji'nin aşk maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Baratie arc'ını izle, sonra da Whole Cake Island'a uğra. Orada Sanji'nin ne kadar fedakar ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
6. Chopper'ın Her Şeye İlaç Yapmaya Çalışması
Chopper, tayfanın doktoru ve her derde deva bulmaya çalışan sevimli bir geyik. Ama itiraf edelim, Chopper'ın bazen her şeye ilaç yapmaya çalışması da komik durumlara yol açabiliyor. Düşünsene, Luffy'nin karnı ağrıyor, Chopper ona mantar yediriyor ve Luffy bir anda dev bir mantara dönüşüyor. Abi bu nasıl bir ilaç ya? Sanki Chopper'ın ilaçları, daha çok zarar veriyor.
Bu arada, Chopper'ın her şeye ilaç yapmaya çalışması, tayfadaki diğer üyeleri de endişelendiriyor. Usopp sürekli "Chopper, emin misin? Bence bu sefer zehirleneceğiz" diye söyleniyor, Nami ise Chopper'ın ilaçlarının yan etkilerinden korkuyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Chopper'ın iyileştirme çabalarından kaçamıyorlar. Bir keresinde Chopper, Zoro'nun yarasını iyileştirmek için bir ilaç yaptı ve Zoro bir anda konuşan bir kılıca dönüştü. Abi bu nasıl bir yan etki ya? Sanki Chopper'ın ilaçları, insanları dönüştürüyor.
Chopper'ın her şeye ilaç yapmaya çalıştığı en komik anlardan biri de Drum Island'da yaşandı. Chopper, Dr. Kureha'dan tıp eğitimi alıyordu ve Kureha ona sürekli tuhaf ilaçlar yaptırıyordu. Abi o nasıl bir eğitim ya? Sanki Chopper, çılgın bir bilim insanının laboratuvarında çalışıyor. Ama işte o eğitim sayesinde Chopper, dünyanın en iyi doktorlarından biri oldu. Yani Chopper'ın tuhaf ilaçları, aslında onu daha da geliştiriyor.
Seyir Defteri Notu: Chopper'ın ilaç yapma yeteneği aslında Zoan meyvesiyle de bağlantılı. Hayvan formundayken bitkileri daha iyi tanıyor ve onlardan daha etkili ilaçlar yapabiliyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Chopper'ın doktorluk maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Drum Island arc'ını izle, sonra da Zou'ya uğra. Orada Chopper'ın ne kadar şefkatli ve yetenekli olduğunu daha iyi anlayacaksın.
7. Robin'in Karanlık ve Ürkütücü Tarih Anlatıları
Robin, tayfanın arkeologu ve tarihi olayları anlatırken herkesi ürkütebilen bir yeteneğe sahip. Geçmişin karanlık sırlarını, kanlı savaşları ve unutulmuş uygarlıkları anlatırken, sanki o olayları yaşamış gibi hissediyor. Düşünsene, Robin yemek yerken Birden bire Antik Krallık'ın yıkılışını anlatmaya başlıyor ve herkesin iştahı kaçıyor. Abi bu nasıl bir anlatım ya? Sanki Robin'in hikayeleri, lanetli.
Bu arada, Robin'in karanlık tarih anlatıları, tayfadaki diğer üyeleri de rahatsız ediyor. Usopp sürekli "Robin, lütfen daha mutlu şeyler anlat" diye yalvarıyor, Chopper ise Robin'in hikayelerinden korkup saklanıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Robin'in tarih tutkusundan kaçamıyorlar. Bir keresinde Robin, bir adanın geçmişini anlatırken, adadaki hayaletler canlandı ve herkesi kovaladı. Abi bu nasıl bir tesadüf ya? Sanki Robin'in hikayeleri, gerçekliği değiştiriyor.
Robin'in karanlık tarih anlatılarının en komik anlarından biri de Skypiea'da yaşandı. Robin, Poneglyph'leri okurken, antik bir savaşın detaylarını öğrendi ve savaş o kadar kanlıydı ki, Robin bile ürperdi. Abi o nasıl bir savaş ya? Sanki Robin, cehenneme tanık oldu. Ama işte o savaşın detaylarını öğrenerek Robin, One Piece'in sırrını çözmeye bir adım daha yaklaştı. Yani Robin'in karanlık hikayeleri, aslında tayfa için bir hazine gibi.
Seyir Defteri Notu: Robin'in tarih bilgisi aslında Hana Hana meyvesiyle de bağlantılı. Geçmişteki olayları daha iyi anlıyor ve onlardan ders çıkarabiliyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Robin'in tarih maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Ohara arc'ını izle, sonra da Skypiea'ya uğra. Orada Robin'in ne kadar zeki ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
8. Franky'nin Sürekli "Super!" Demesi
Franky, tayfanın gemi ustası ve her fırsatta "Super!" diyerek coşan bir cyborg. Ne olursa olsun, her şeyi "Super!" olarak nitelendiriyor ve bu durum bazen komik, bazen de sinir bozucu olabiliyor. Düşünsene, gemi batıyor, Franky "Super! Yeni bir gemi yaparız!" diyor ve herkes şaşkınlıkla ona bakıyor. Abi bu nasıl bir iyimserlik ya? Sanki Franky'nin enerjisi, hiç bitmiyor.
Bu arada, Franky'nin sürekli "Super!" demesi, tayfadaki diğer üyeleri de güldürüyor. Usopp sürekli "Franky, bu kadar coşmasan da olur" diyor, Chopper ise Franky'nin enerjisinden etkileniyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Franky'nin "Super!" demesini engelleyemiyorlar. Bir keresinde Franky, yeni bir silah yaptı ve silah o kadar güçlüydü ki, Franky bile şaşırdı. Abi o nasıl bir silah ya? Sanki Franky, süper güçlere sahip.
Franky'nin sürekli "Super!" dediği en komik anlardan biri de Water 7'de yaşandı. Franky, Thousand Sunny'yi yaparken, her parçasına "Super!" diyerek coşuyordu ve gemi o kadar süper oldu ki, herkes hayran kaldı. Abi o nasıl bir gemi ya? Sanki Franky, bir sanat eseri yarattı. Yani Franky'nin "Super!" demesi, aslında tayfa için bir motivasyon kaynağı gibi.
Seyir Defteri Notu: Franky'nin "Super!" demesi aslında cyborg olmasıyla da bağlantılı. Duygularını daha yoğun yaşıyor ve coşkusunu bu şekilde ifade ediyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Franky'nin gemi yapma maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Water 7 arc'ını izle, sonra da Thousand Sunny'ye bin. Orada Franky'nin ne kadar yetenekli ve yaratıcı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
9. Brook'un Sürekli Espri Yapması (Özellikle Kemiklerle İlgili)
Brook, tayfanın müzisyeni ve iskelet olduğu için sürekli kemiklerle ilgili espri yapmaktan kendini alamıyor. "Yohohoho!" diye kahkaha atarken, bir yandan da "Kemiklerim sızlıyor" gibi espriler yapıyor ve bu durum bazen komik, bazen de bayat olabiliyor. Düşünsene, Brook dövüş ortasında "Benim için ölüm kalım meselesi değil, zaten ölüyüm!" diyor ve düşmanlar şaşkınlıkla ona bakıyor. Abi bu nasıl bir espri anlayışı ya? Sanki Brook, komik olmak için doğmuş.
Bu arada, Brook'un sürekli espri yapması, tayfadaki diğer üyeleri de güldürüyor. Luffy sürekli "Brook, yine mi espri yaptın?" diye soruyor, Zoro ise Brook'un esprilerini umursamıyor bile. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Brook'un espri yapmasını engelleyemiyorlar. Bir keresinde Brook, bir hayaletle karşılaştı ve hayalete "Sen de mi kemiksin?" diye sordu. Abi o nasıl bir diyalog ya? Sanki Brook, ölülerle bile iletişim kurabiliyor.
Brook'un sürekli espri yaptığı en komik anlardan biri de Thriller Bark'ta yaşandı. Brook, gölgesini geri almak için savaşıyordu ve savaşırken sürekli kemiklerle ilgili espriler yapıyordu. Abi o nasıl bir savaş ya? Sanki Brook, komedi şovu yapıyor. Yani Brook'un esprileri, aslında tayfa için bir moral kaynağı gibi.
Seyir Defteri Notu: Brook'un espri yapma yeteneği aslında Yomi Yomi no Mi meyvesiyle de bağlantılı. Öldükten sonra hayata döndüğü için, ölümle ilgili espriler yapmaktan çekinmiyor. Kim bilir?
Rota Önerisi: Brook'un müzik ve espri maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Thriller Bark arc'ını izle, sonra da Zou'ya uğra. Orada Brook'un ne kadar eğlenceli ve yetenekli olduğunu daha iyi anlayacaksın.
10. Jinbe'nin Her Durumda Sakin Kalmaya Çalışması (Bazen Başaramaması)
Jinbe, tayfanın dümencisi ve her durumda sakin kalmaya çalışan bir balık adam. Ama itiraf edelim, Jinbe'nin bazen sakin kalmaya çalışması da komik durumlara yol açabiliyor. Özellikle Luffy'nin çılgınlıklarına, tayfanın tuhaf davranışlarına ve Grand Line'ın tehlikelerine karşı Jinbe bile bazen pes ediyor. Düşünsene, Luffy bir anda denize atlıyor, Jinbe "Luffy, ne yapıyorsun?" diye soruyor ve Luffy "Balık yakalayacağım!" diyor. Abi bu nasıl bir durum ya? Sanki Jinbe, çocuk bakıcılığı yapıyor.
Bu arada, Jinbe'nin sakin kalmaya çalışması, tayfadaki diğer üyeleri de etkiliyor. Nami sürekli "Jinbe, sen de mi delirdin?" diye soruyor, Zoro ise Jinbe'nin sakinliğini takdir ediyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Jinbe'nin sakinliğini bozamıyorlar. Bir keresinde tayfa, bir deniz canavarıyla karşılaştı ve herkes panikledi. Jinbe ise sakin bir şekilde canavarı yendi. Abi bu nasıl bir güç ya? Sanki Jinbe, bir deniz tanrısı.
Jinbe'nin sakin kalmaya çalıştığı en komik anlardan biri de Whole Cake Island'da yaşandı. Jinbe, Big Mom'a karşı geldi ve Big Mom ona "Ya tayfamda kalırsın, ya da canını alırım!" dedi. Jinbe ise sakin bir şekilde "Ben Hasır Şapka Korsanları'na katılacağım!" dedi. Abi o nasıl bir cesaret ya? Sanki Jinbe, Big Mom'dan korkmuyor bile. Yani Jinbe'nin sakinliği, aslında tayfa için bir güven kaynağı gibi.
Seyir Defteri Notu: Jinbe'nin sakin kalma yeteneği aslında balık adam olmasıyla da bağlantılı. Denizin derinliklerinde yaşadığı için, her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı ve soğukkanlı. Kim bilir?
Rota Önerisi: Jinbe'nin deniz maceralarını daha yakından takip etmek için, önce Fish-Man Island arc'ını izle, sonra da Whole Cake Island'a uğra. Orada Jinbe'nin ne kadar güçlü ve kararlı olduğunu daha iyi anlayacaksın.
Tepkiniz Nedir?