One Piece'teki En Kısa Boylu 15 Korsan Komikliği! Eğlenceli Detaylar!: Boy Takıntısı Başlasın!

One Piece evrenindeki cücelere doğru yelken açıyoruz! En kısa boylu 15 korsanın komik listesiyle kahkahaya boğulmaya hazır ol. Boy kompleksine girme, eğlenceye dal!

Şubat 21, 2026 - 16:05
Şubat 21, 2026 - 16:05
 0  2
One Piece'teki En Kısa Boylu 15 Korsan Komikliği! Eğlenceli Detaylar!: Boy Takıntısı Başlasın!

1. Tony Tony Chopper: Pamuk Şeker Canavarı mı, Minik Doktor mu?

Yolcu, ilk durağımız hasır şapka korsanlarının minik doktoru, Tony Tony Chopper! Kendisi bir ren geyiği olmasına rağmen, Zoan şeytan meyvesi sayesinde insan formuna geçebiliyor. Ama itiraf edelim, o "insan" formu da pek heybetli değil. Hani böyle kürdanla dürtesen düşecekmiş gibi duruyor. Tamam, Rumble Ball sayesinde devasa bir canavara dönüşebiliyor ama o halini saymıyoruz, o bildiğin Hulk'ın One Piece versiyonu. Normalde bir maskot edasında takılıyor, pamuk şeker görünce aklı gidiyor. Düşünsene, koskoca korsan savaşında adamlar birbirini keserken bu gidip pamuk şeker dileniyor. İşte Chopper'ın komikliği de buradan geliyor. Hem çok güçlü hem de inanılmaz derecede naif. Arada bir "Ben canavarım!" diye havalara giriyor ama kimse onu ciddiye almıyor, sevimli bir yaratık olarak görüyorlar.

Chopper'ın boyu, normal formunda bir çocuğun boyunu geçmiyor. Hatta bazı çocuklardan bile kısa olabilir. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, çevikliği ve tıbbi bilgisi sayesinde çoğu zaman rakiplerini alt etmeyi başarıyor. Ama en komik anlar, dev rakiplerle karşılaştığı zamanlar oluyor. Düşünsene, koca herifler Chopper'ı ezecek gibi oluyor, Chopper da onlara tıbbi terimlerle bağırıyor. Adamlar ne olduğunu anlamadan yere seriliyor. İşte bu tezatlık, Chopper'ı One Piece evreninin en sevilen karakterlerinden biri yapıyor.

Bir de şu var, Chopper'ın ödülünün sürekli düşük tutulması da ayrı bir komedi unsuru. Dünya hükümeti, onun gerçek gücünü bir türlü anlayamıyor. Sürekli "Tayfanın evcil hayvanı" muamelesi görüyor. Adam koskoca savaşlarda destan yazıyor, ödülü hala 1000 Berry falan. Sanki bakkaldan sakız almış gibi. Bu durum, Chopper'ı hem üzüyor hem de motive ediyor. "Size göstereceğim ben kimim!" diye içten içe hırslanıyor ama dışarıya pek belli etmiyor. İşte bu tatlı rekabet, Chopper'ı daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Chopper'ın Rumble Ball'u kullanırken dozunu kaçırmamasına dikkat edin. Yoksa kontrolden çıkıp tüm tayfayı yemeğe kalkabilir!

Rota Önerisi: Chopper'dan sonra, Buggy'nin sirkine uğrayıp biraz da palyaço komedisi izleyelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da şov işi!


2. Buggy: Burun Fetişisti mi, Komedi Kralı mı?

Yolcu, geldik mi geldik! One Piece'in en karizmatik, en güçlü... tamam tamam, şaka yaptım! Tabii ki Buggy'den bahsediyoruz. Kendisi bir palyaço korsan ve Paramecia tipi bir şeytan meyvesi olan Bara Bara no Mi'nin kullanıcısı. Bu meyve sayesinde vücudunu parçalara ayırıp kontrol edebiliyor. Ama itiraf edelim, gücü pek de matah değil. Yani Luffy'nin Gomu Gomu no Mi'si yanında sinek ısırığı gibi kalıyor. Ama Buggy'nin asıl gücü, karizması değil, şansı! Sürekli saçma sapan olaylar sayesinde bir şekilde hayatta kalmayı ve yükselmeyi başarıyor. Bir nevi One Piece'in Bekir Abi'si.

Buggy'nin boyu da ortalama bir insandan kısa sayılır. Ama asıl dikkat çeken şey, o kocaman kırmızı burnu! Adamın burnu o kadar büyük ki, uzaktan ilk onu görüyorsun. Hatta bazı teorilere göre, Buggy'nin burnu aslında şeytan meyvesinin bir yan etkisi. Belki de meyve onu daha aerodinamik hale getirmek için burnunu büyütmüştür, kim bilir? Buggy, burnuna o kadar takıntılı ki, biri burnuyla ilgili bir şey dese hemen sinirleniyor. Hatta burnunu korumak için her şeyi yapabilir. Düşünsene, koskoca korsan, burnu için dünyayı yakacak neredeyse. İşte bu takıntı, Buggy'yi hem komik hem de tehlikeli yapıyor.

Bir de şu var, Buggy'nin liderlik vasıfları da ayrı bir komedi unsuru. Adamın tayfası sürekli ona gülüyor, emirlerini dinlemiyor, kendi kafalarına göre takılıyorlar. Ama Buggy, bir şekilde onları kontrol altında tutmayı başarıyor. Belki de karizmasıyla, belki de şansıyla. Ama sonuç olarak, Buggy'nin tayfası One Piece evreninin en renkli ve en kaotik tayfalarından biri. Onların maceralarını izlemek, başlı başına bir eğlence.

Seyir Defteri Notu: Buggy'nin yanındayken burnuyla ilgili şaka yapmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda top mermisi gibi havada uçarken bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Buggy'den sonra, Usopp'un köyüne gidip biraz da yalan hikayeleri dinleyelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da palavra işi!


3. Kin'emon: Tilki Ateşi Stili ve Moda İkonu Mu?

Yolcu, şimdi de Wano Ülkesi'nden gelen samuray Kin'emon'a kulak verelim. Kendisi Momonosuke'nin hizmetkarı ve Akazaya Nine'ın bir üyesi. Şeytan meyvesi gücü sayesinde insanların kıyafetlerini değiştirebiliyor. Ama itiraf edelim, Kin'emon'un asıl yeteneği dövüşmek. Tilki Ateşi Stili ile alevleri kesip kontrol edebiliyor. Ha bir de çok iyi bir oyuncu, her türlü role girebiliyor. Yani hem savaşçı hem de artist!

Kin'emon'un boyu ortalama bir samuraydan kısa olsa da, duruşu ve karizmasıyla bu açığı kapatıyor. Ama asıl komik olan şey, Kin'emon'un moda anlayışı! Adamın zevkleri o kadar garip ki, bazen ne giydiğini anlamıyorsun bile. Düşünsene, koskoca samuray, pembe bir kimono ve çiçekli bir şapka ile savaşa gidiyor. Rakip neye uğradığını şaşırıyor. Kin'emon'un bu tarzı, hem düşmanlarını şaşırtıyor hem de tayfasını güldürüyor. Özellikle Zoro, Kin'emon'un kıyafetleriyle sürekli dalga geçiyor. Ama Kin'emon, eleştirilere pek kulak asmıyor, kendi bildiğini okuyor. İşte bu özgüven, Kin'emon'u daha da karizmatik yapıyor.

Bir de şu var, Kin'emon'un Momonosuke'ye olan bağlılığı da ayrı bir komedi unsuru. Adam, Momonosuke için her şeyi yapmaya hazır. Hatta bazen Momonosuke'yi korumak için kendini tehlikeye atıyor. Ama Momonosuke, bazen Kin'emon'un iyiliğini suistimal ediyor, onu türlü türlü işlere koşturuyor. Kin'emon da sesini çıkarmadan Momonosuke'nin emirlerini yerine getiriyor. İşte bu sadakat, Kin'emon'u hem sevimli hem de komik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Kin'emon'a kıyafetlerinizle ilgili danışmayın. Yoksa kendinizi bir anda tavuk kostümü içinde bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Kin'emon'dan sonra, Brook'un konserine gidip biraz da kemik sesi dinleyelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da müzik işi!


4. Mansherry: Gözyaşlarıyla Şifa Dağıtan Peri Prenses!

Yolcu, Dressrosa'nın minik prensesi Mansherry'ye doğru yol alıyoruz. Kendisi Tontatta kabilesinin lideri ve iyileştirme güçlerine sahip. Ama itiraf edelim, prenseslikten çok ağlak bir velete benziyor. Sürekli ağlıyor, sızlanıyor, etrafına dert yanıyor. Ama gözyaşları sayesinde insanları iyileştirebildiği için, aslında çok değerli bir karakter. Yani hem mızmız hem de şifacı!

Mansherry'nin boyu, bir elmanın yarısı kadar bile değil. O kadar küçük ki, avucunun içinde kaybolabilir. Bu yüzden sürekli birileri tarafından taşınması gerekiyor. Ama bu durum, onun özgüvenini kırmıyor, aksine daha da hırslanıyor. "Size göstereceğim ben kimim!" diye içten içe bağırıyor ama dışarıya pek belli etmiyor. Mansherry, küçük boyuna rağmen çok güçlü bir iradeye sahip. Halkını korumak için her şeyi yapmaya hazır. Bu fedakarlık, onu hem sevimli hem de saygı duyulası bir karakter yapıyor.

Bir de şu var, Mansherry'nin Leo'ya olan aşkı da ayrı bir komedi unsuru. Leo, Tontatta kabilesinin bir üyesi ve Mansherry'ye aşık. Ama Mansherry, Leo'ya pek yüz vermiyor, onu sürekli tersliyor, azarlıyor. Leo da yılmadan Mansherry'nin peşinden koşuyor, ona türlü türlü sürprizler yapıyor. Mansherry, Leo'nun bu çabalarına rağmen ona karşı hislerini pek belli etmiyor. Ama aslında Leo'yu çok seviyor, sadece utangaçlığından dolayı duygularını ifade edemiyor. İşte bu platonik aşk, Mansherry'yi daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Mansherry'nin yanındayken mendil bulundurmaya özen gösterin. Yoksa gözyaşlarına boğulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Mansherry'den sonra, Sugar'ın yanına gidip biraz da oyuncak olalım. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da çocukluk işi!


5. Leo: Prenses Aşığı Bir Tontatta Savaşçısı!

Yolcu, Dressrosa'nın minik kahramanı Leo'ya merhaba diyelim. Kendisi Tontatta kabilesinin bir üyesi ve Mansherry'ye aşık. Dikiş yeteneği sayesinde her türlü şeyi birbirine dikebiliyor. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği Mansherry'nin kalbini kazanmak. Sürekli ona kur yapıyor, ona türlü türlü hediyeler alıyor, onun için her türlü tehlikeye atılıyor. Yani tam bir romantik aşık!

Leo'nun boyu, Mansherry'den bile kısa. O kadar minik ki, cebinde bile saklayabilirsin. Ama bu durum, onun savaşçı ruhunu engellemiyor, aksine daha da güçlendiriyor. Leo, küçük boyuna rağmen çok cesur ve atılgan bir savaşçı. Düşmanlarına hiç acımıyor, onları dikiş iğneleriyle delik deşik ediyor. Bu cesaret, onu hem komik hem de saygı duyulası bir karakter yapıyor.

Bir de şu var, Leo'nun Mansherry'ye olan aşkı da ayrı bir komedi unsuru. Leo, Mansherry'nin her dediğini yapıyor, onun için her türlü fedakarlığa katlanıyor. Ama Mansherry, Leo'ya pek yüz vermiyor, onu sürekli tersliyor, azarlıyor. Leo da yılmadan Mansherry'nin peşinden koşuyor, ona türlü türlü sürprizler yapıyor. İşte bu karşılıksız aşk, Leo'yu daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Leo'nun yanındayken kıyafetlerinizi yırtmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda dikiş makinesi altında bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Leo'dan sonra, Gan Fall'ın yanına gidip biraz da şövalyelik öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da asalet işi!


6. Gan Fall: Gökyüzü Şövalyesi ve Uçan Atıyla Gelen Adalet!

Yolcu, Skypiea'nın eski tanrısı Gan Fall'a doğru yükseliyoruz. Kendisi bir şövalye ve Pierre adında uçan bir ata sahip. Dürüstlüğü ve adaleti temsil ediyor. Ama itiraf edelim, tanrılık ona pek yaramamış. Sürekli yeniliyor, sürekli dayak yiyor, sürekli hayal kırıklığına uğruyor. Yani tam bir kaybedenler kulübü üyesi!

Gan Fall'ın boyu, ortalama bir insandan kısa sayılır. Ama asıl dikkat çeken şey, o kocaman zırhı! Adam o kadar çok zırh giyiyor ki, yürümekte bile zorlanıyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, zırhı sayesinde çoğu saldırıdan sağ kurtulmayı başarıyor. Ama en komik anlar, Pierre ile birlikte uçmaya çalıştığı zamanlar oluyor. Pierre, Gan Fall'ı taşımakta zorlanıyor, sürekli tökezliyor, yere düşüyor. İşte bu sakarlık, Gan Fall'ı hem komik hem de sevimli yapıyor.

Bir de şu var, Gan Fall'ın Enel'e olan nefreti de ayrı bir komedi unsuru. Enel, Skypiea'yı ele geçirmiş ve Gan Fall'ı tahtından indirmiş. Gan Fall, Enel'den intikam almak için her şeyi yapmaya hazır. Ama Enel o kadar güçlü ki, Gan Fall ona karşı hiçbir şey yapamıyor. Gan Fall, sürekli Enel'e meydan okuyor, ona laf sokuyor, onu aşağılıyor. Ama Enel, Gan Fall'ı pek umursamıyor, ona gülüp geçiyor. İşte bu çaresizlik, Gan Fall'ı daha da komik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Gan Fall'ın yanındayken Enel'den bahsetmemeye özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda yıldırımların altında bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Gan Fall'dan sonra, Koby'nin yanına gidip biraz da denizcilik öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da disiplin işi!


7. Koby: Ezik Hizmetkardan Güçlü Denizciye Dönüşüm!

Yolcu, Alvida'nın gemisinde hizmetçilik yapan ezik Koby'den bahsedelim. Luffy sayesinde hayata tutundu ve denizci oldu. Şimdi ise güçlü bir denizci olma yolunda ilerliyor. Ama itiraf edelim, hala biraz sakar ve beceriksiz. Sürekli hata yapıyor, sürekli azar işitiyor, sürekli moralini bozuyor. Yani tam bir gelişim hikayesi!

Koby'nin boyu, Luffy'den kısa. Ama denizci üniforması sayesinde daha heybetli görünüyor. Ancak asıl komik olan şey, Koby'nin antrenmanları! Adam o kadar çok çalışıyor ki, terden sırılsıklam oluyor, kasları ağrıyor, nefesi kesiliyor. Ama yılmadan çalışmaya devam ediyor. Çünkü Amiral olmak istiyor! Bu azim, onu hem komik hem de saygı duyulası bir karakter yapıyor.

Bir de şu var, Koby'nin Luffy'ye olan hayranlığı da ayrı bir komedi unsuru. Koby, Luffy'yi bir idol olarak görüyor, onun gibi olmak istiyor. Ama Luffy, Koby'yi pek umursamıyor, ona sürekli lakaplar takıyor, onu türlü türlü işlere koşturuyor. Koby de sesini çıkarmadan Luffy'nin emirlerini yerine getiriyor. İşte bu hayranlık, Koby'yi daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Koby'nin yanındayken Luffy'ye laf atmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda yumrukların altında bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Koby'den sonra, Helmeppo'nun yanına gidip biraz da zenginlik öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da para işi!


8. Helmeppo: Şımarık Zengin Çocuğundan Disiplinli Denizciye!

Yolcu, şımarık zengin çocuğu Helmeppo'ya merhaba diyelim. Babasının gücü sayesinde denizci oldu. Ama itiraf edelim, hala biraz kibirli ve kendini beğenmiş. Sürekli hava atıyor, sürekli gösteriş yapıyor, sürekli başkalarını küçümsüyor. Yani tam bir burnu havada tip!

Helmeppo'nun boyu, Koby'den biraz uzun. Ama asıl dikkat çeken şey, o pahalı kıyafetleri! Adam o kadar çok para harcıyor ki, cebinde para kalmıyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, babasının koruması sayesinde çoğu tehlikeden sağ kurtulmayı başarıyor. Ama en komik anlar, Koby ile birlikte antrenman yaptığı zamanlar oluyor. Koby, Helmeppo'yu sürekli aşağılıyor, ona lakaplar takıyor, onu türlü türlü işlere koşturuyor. İşte bu rekabet, Helmeppo'yu hem komik hem de hırslı yapıyor.

Bir de şu var, Helmeppo'nun Koby'ye olan kıskançlığı da ayrı bir komedi unsuru. Helmeppo, Koby'nin yeteneklerini kıskanıyor, onun gibi olmak istiyor. Ama Koby, Helmeppo'yu pek umursamıyor, ona sürekli ders veriyor, onu aşağılıyor. Helmeppo da Koby'ye kin besliyor, ondan intikam almak istiyor. İşte bu çekişme, Helmeppo'yu daha da komik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Helmeppo'nun yanındayken fakirlikten bahsetmemeye özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda aşağılanmış hissedebilirsiniz!

Rota Önerisi: Helmeppo'dan sonra, Vivi'nin yanına gidip biraz da prenseslik öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da diplomasi işi!


9. Vivi: Prenseslikten Korsanlığa Uzanan Macera!

Yolcu, Alabasta Krallığı'nın prensesi Vivi'ye selam çakalım. Ülkesini kurtarmak için korsan oldu. Ama itiraf edelim, hala biraz naif ve saf. Sürekli hata yapıyor, sürekli yanlış kararlar veriyor, sürekli pişman oluyor. Yani tam bir tecrübe kazanma süreci!

Vivi'nin boyu, Nami'den kısa. Ama asıl dikkat çeken şey, o güzel kıyafetleri! Prenses olduğu için her zaman şık ve zarif giyiniyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, zekası ve cesareti sayesinde çoğu tehlikeden sağ kurtulmayı başarıyor. Ama en komik anlar, Karoo ile birlikte dolaştığı zamanlar oluyor. Karoo, Vivi'nin evcil ördeği ve her zaman onun yanında oluyor. Karoo, Vivi'yi sürekli koruyor, ona yardım ediyor, onu güldürüyor. İşte bu dostluk, Vivi'yi hem komik hem de sevimli yapıyor.

Bir de şu var, Vivi'nin Luffy'ye olan minnettarlığı da ayrı bir komedi unsuru. Vivi, Luffy'ye hayatını borçlu ve ona her zaman minnettar. Luffy, Vivi'yi pek umursamıyor, ona sürekli lakaplar takıyor, onu türlü türlü işlere koşturuyor. Vivi de sesini çıkarmadan Luffy'nin emirlerini yerine getiriyor. İşte bu minnettarlık, Vivi'yi daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Vivi'nin yanındayken Alabasta'ya laf atmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda Karoo'nun saldırısına uğramış bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Vivi'den sonra, Dr. Kureha'nın yanına gidip biraz da tıp öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da sağlık işi!


10. Dr. Kureha: 141 Yaşında Hala Dinç ve Sert!

Yolcu, Drum Adası'nın cadı doktoru Dr. Kureha'ya doğru yola çıkıyoruz! 141 yaşında olmasına rağmen hala dinç ve enerjik. Ama itiraf edelim, biraz aksi ve huysuz. Sürekli bağırıyor, sürekli azarlıyor, sürekli insanları aşağılıyor. Yani tam bir yaşlı huysuz!

Dr. Kureha'nın boyu, Chopper'dan uzun. Ama asıl dikkat çeken şey, o garip kıyafetleri! Her zaman tuhaf şapkalar takıyor, renkli elbiseler giyiyor, garip makyajlar yapıyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, tıbbi bilgisi ve dövüş yeteneği sayesinde çoğu tehlikeden sağ kurtulmayı başarıyor. Ama en komik anlar, Chopper ile birlikte dolaştığı zamanlar oluyor. Chopper, Dr. Kureha'yı sürekli sinirlendiriyor, ona yaramazlık yapıyor, onu güldürüyor. İşte bu ilişki, Dr. Kureha'yı hem komik hem de sevimli yapıyor.

Bir de şu var, Dr. Kureha'nın gençlere olan nefreti de ayrı bir komedi unsuru. Dr. Kureha, gençleri tembel ve beceriksiz buluyor, onlara sürekli laf sokuyor, onları aşağılıyor. Ama aslında gençleri çok seviyor, onlara değer veriyor, onları koruyor. İşte bu çelişki, Dr. Kureha'yı daha da komik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Dr. Kureha'nın yanındayken yaşlılığınızdan bahsetmemeye özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda ameliyat masasında bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Dr. Kureha'dan sonra, Sengoku'nun yanına gidip biraz da strateji öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da zeka işi!


11. Sengoku: Buda'ya Dönüşen Stratejist Amiral!

Yolcu, Denizcilerin Filo Amirali Sengoku'ya doğru derin bir nefes alıyoruz. Zoan tipi bir Şeytan Meyvesi sayesinde Buda'ya dönüşebiliyor. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği strateji kurmak. Sürekli planlar yapıyor, sürekli taktikler geliştiriyor, sürekli savaşları kazanıyor. Yani tam bir askeri deha!

Sengoku'nun boyu, ortalama bir insandan uzun. Ama Buda formundayken devasa bir heykele dönüşüyor. Asıl komik olan şey, Sengoku'nun keçi sevgisi! Her zaman yanında keçisiyle dolaşıyor, ona türlü türlü yiyecekler veriyor, onu seviyor, onu okşuyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, keçisi ona şans getiriyor, onu koruyor, ona yardım ediyor. İşte bu tuhaf ilişki, Sengoku'yu hem komik hem de gizemli yapıyor.

Bir de şu var, Sengoku'nun maymunlara olan nefreti de ayrı bir komedi unsuru. Sengoku, maymunları aptal ve zararlı buluyor, onlara sürekli laf sokuyor, onları aşağılıyor. Ama aslında maymunlara gizliden gizliye hayranlık duyuyor, onların zekasını kıskanıyor, onların çevikliğini beğeniyor. İşte bu çelişki, Sengoku'yu daha da ilginç yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Sengoku'nun yanındayken maymun taklidi yapmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda hapis hücrelerinde bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Sengoku'dan sonra, Garp'ın yanına gidip biraz da yumruk öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da güç işi!


12. Monkey D. Garp: Kahkaha Atan Yumruk Adam!

Yolcu, Denizcilerin Kahramanı Monkey D. Garp'a doğru sallanıyoruz! Luffy'nin dedesi ve Dragon'un babası. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği yumruk atmak. Sürekli yumruk atıyor, sürekli duvarları yıkıyor, sürekli dağları parçalıyor. Yani tam bir yıkım makinesi!

Garp'ın boyu, Sengoku'dan kısa. Ama kasları o kadar gelişmiş ki, dev gibi görünüyor. Asıl komik olan şey, Garp'ın kahkahası! Her zaman yüksek sesle kahkaha atıyor, etrafına neşe saçıyor, insanları güldürüyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, kahkahası onlara korku salıyor, onları şaşırtıyor, onları alt ediyor. İşte bu kahkaha, Garp'ı hem komik hem de karizmatik yapıyor.

Bir de şu var, Garp'ın Luffy'ye olan sevgisi de ayrı bir komedi unsuru. Garp, Luffy'yi çok seviyor, onunla gurur duyuyor, onu destekliyor. Ama Luffy, Garp'ın öğütlerini dinlemiyor, onunla alay ediyor, onu sinirlendiriyor. Garp da Luffy'yi dövüyor, ona ders veriyor, onu terbiye etmeye çalışıyor. İşte bu baba-oğul ilişkisi, Garp'ı daha da sevimli yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Garp'ın yanındayken korsanlık yapmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda yumruk yağmuruna tutulmuş bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Garp'tan sonra, Shanks'ın yanına gidip biraz da karizma öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da imaj işi!


13. Shanks: Kızıl Saçlı Karizma ve Dostluk Sembolü!

Yolcu, Kızıl Saçlı Shanks'a doğru ilerliyoruz! Luffy'nin idolü ve dünyanın en güçlü korsanlarından biri. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği dostluk kurmak. Herkesle iyi geçiniyor, herkese yardım ediyor, herkesi etkiliyor. Yani tam bir sosyal kelebek!

Shanks'ın boyu, Garp'tan uzun. Ama tek kolu olduğu için biraz dengesiz duruyor. Asıl komik olan şey, Shanks'ın içki sevgisi! Her zaman içki içiyor, sarhoş oluyor, etrafına gülücükler saçıyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, sarhoşken bile çok tehlikeli olabiliyor, onları şaşırtıyor, onları alt ediyor. İşte bu sarhoşluk, Shanks'ı hem komik hem de gizemli yapıyor.

Bir de şu var, Shanks'ın Luffy'ye olan inancı da ayrı bir komedi unsuru. Shanks, Luffy'ye inanıyor, onun gelecekte büyük işler başaracağını biliyor, ona destek oluyor. Luffy de Shanks'ı örnek alıyor, onun gibi olmak istiyor, ona hayranlık duyuyor. Shanks, Luffy'ye şapkasını emanet ediyor, ona geleceğini emanet ediyor, ona dünyayı emanet ediyor. İşte bu inanç, Shanks'ı daha da karizmatik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Shanks'ın yanındayken içki içmemeye özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda bayılmış halde bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Shanks'tan sonra, Mihawk'ın yanına gidip biraz da kılıç ustalığı öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da yetenek işi!


14. Dracule Mihawk: Dünyanın En İyi Kılıç Ustası ve Yalnız Kurt!

Yolcu, Dünyanın En İyi Kılıç Ustası Dracule Mihawk'a doğru sessizce yaklaşıyoruz! Shanks'ın eski rakibi ve Zoro'nun hedefi. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği yalnız kalmak. Her zaman tek başına takılıyor, kimseyle konuşmuyor, kimseye güvenmiyor. Yani tam bir yalnız kurt!

Mihawk'ın boyu, Shanks'tan uzun. Ama omuzları o kadar geniş ki, dev gibi görünüyor. Asıl komik olan şey, Mihawk'ın şarap sevgisi! Her zaman şarap içiyor, şarabını yudumluyor, şarabını inceliyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, şarabı ona ilham veriyor, ona güç veriyor, onu motive ediyor. İşte bu şarap, Mihawk'ı hem komik hem de gizemli yapıyor.

Bir de şu var, Mihawk'ın Zoro'ya olan saygısı da ayrı bir komedi unsuru. Mihawk, Zoro'nun yeteneğini takdir ediyor, ona saygı duyuyor, ona ders veriyor. Zoro da Mihawk'ı örnek alıyor, onun gibi olmak istiyor, ona meydan okuyor. Mihawk, Zoro'ya kılıcını emanet ediyor, ona geleceğini emanet ediyor, ona dünyayı emanet ediyor. İşte bu rekabet, Mihawk'ı daha da karizmatik yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Mihawk'ın yanındayken kılıcınıza dokunmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda ikiye bölünmüş bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Mihawk'tan sonra, Rayleigh'in yanına gidip biraz da tecrübe öğrenelim. Sonuçta korsanlık dediğin biraz da bilgelik işi!


15. Silvers Rayleigh: Karanlık Lord ve Efsanevi Rehber!

Yolcu, Korsanlar Kralı'nın sağ kolu Silvers Rayleigh'e doğru fısıldayarak ilerliyoruz! Luffy'nin hocası ve efsanevi bir korsan. Ama itiraf edelim, asıl yeteneği rehberlik etmek. Herkese yol gösteriyor, herkese ders veriyor, herkesi eğitiyor. Yani tam bir akıl hocası!

Rayleigh'in boyu, Mihawk'tan kısa. Ama karizması o kadar yüksek ki, dev gibi görünüyor. Asıl komik olan şey, Rayleigh'in kumar sevgisi! Her zaman kumar oynuyor, kumar kazanıyor, kumar kaybediyor. Bu durum, onu düşmanlar için kolay bir hedef haline getiriyor gibi dursa da, kumar ona şans getiriyor, ona bilgi veriyor, ona ilham veriyor. İşte bu kumar, Rayleigh'i hem komik hem de gizemli yapıyor.

Bir de şu var, Rayleigh'in Luffy'ye olan inancı da ayrı bir komedi unsuru. Rayleigh, Luffy'ye inanıyor, onun gelecekte Korsanlar Kralı olacağını biliyor, ona destek oluyor. Luffy de Rayleigh'i örnek alıyor, onun gibi olmak istiyor, ona saygı duyuyor. Rayleigh, Luffy'ye Haki'yi öğretiyor, ona gücünü emanet ediyor, ona dünyayı emanet ediyor. İşte bu inanç, Rayleigh'i daha da efsanevi yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Rayleigh'in yanındayken geleceğinizle ilgili konuşmamaya özen gösterin. Yoksa kendinizi bir anda büyük sorumluluklar altında bulabilirsiniz!

Rota Önerisi: Artık yolculuğumuzun sonuna geldik Yolcu! One Piece dünyasında keşfedilecek daha çok şey var. Kendine iyi bak ve maceraya atılmaktan korkma!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.