One Piece'teki En Şişko 10 Karakter Macerası! Komik Hikayeler!: Yağ Bağlamış Korsanlar Alemi!

One Piece'in en kilolu tayfasıyla epik bir maceraya atıl! Luffy'nin et düşkünlüğünden, Chopper'ın şeker komasına kadar unutulmaz anılar ve komik hikayeler seni bekliyor. Hazır ol, mideler bayram edecek!

Şubat 21, 2026 - 16:25
Şubat 21, 2026 - 16:25
 0  1
One Piece'teki En Şişko 10 Karakter Macerası! Komik Hikayeler!: Yağ Bağlamış Korsanlar Alemi!

1. Marshall D. Teach (Karasakal): Karanlığın Oburluğu

Yolcu, Karasakal'ın o karanlık meyvesi gibi, iştahı da dipsiz bir kuyu! Adamın tipi zaten "ben geceleri gizli gizli mutfağa dalıyorum" diye bağırıyor. Hatırlarsan, Jaya'da Luffy ile ilk karşılaştıklarında, Karasakal'ın tayfasıyla birlikte o koca masayı silip süpürmüşlerdi. Sadece yemek yemekle kalmıyor, sanki yemeğin enerjisini de emiyor gibiydi. O kadar çok yiyor ki, bazen meyvesinin gücünü kullanmak yerine, yediklerini eritmek için enerji harcıyordur eminim. Düşünsene, korsanlık yapıyorsun, sürekli kavga dövüş, bir de üstüne o kadar yemeği sindirmek... Resmen double mesai!

One Piece evreninde güç demek, sadece şeytan meyvesi kullanmak değil, aynı zamanda dayanıklılık da demek. Karasakal'ın bu oburluğu, onun ne kadar dayanıklı olduğunu da gösteriyor olabilir. Belki de o kadar çok yiyerek, vücudunu gelecekteki savaşlara hazırlıyor. Ya da belki de sadece yemek yemeyi çok seviyor, kim bilir? Ama bir gerçek var ki, Karasakal'ın iştahı, onun karakterinin ayrılmaz bir parçası ve onu diğer korsanlardan farklı kılıyor. Düşünsene, savaş ortasında "Durun bir dakika, acıktım!" diye bağıran bir korsan kaptanı... İşte Karasakal tam olarak bu!

Tabii ki, Karasakal'ın bu kadar çok yemesi, onun hareket kabiliyetini de etkiliyor olabilir. Hızlı ve çevik bir dövüşçü olmaktan ziyade, daha çok gücüne ve dayanıklılığına güveniyor gibi. Ama bu da onun stratejisinin bir parçası olabilir. Rakibini yorana kadar dayan, sonra da karanlığınla onu yok et. Sonuçta, Karasakal sadece bir obur değil, aynı zamanda zeki ve kurnaz bir korsan. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Karasakal'ın yeme alışkanlıkları, aslında onun karanlık meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak enerji tüketmesine neden oluyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Karasakal gibi obur bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Toriko" animesine bir göz atabilirsin. Orada da iştahı sınır tanımayan karakterler var!


2. Big Mom (Charlotte Linlin): Tatlı Krizinin Hükümdarı

Ah be yolcu, Big Mom'ı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Kadın resmen tatlı krizinin vücut bulmuş hali! Whole Cake Adası'nı sırf tatlılar için kurmuş, etrafındaki herkesi de tatlı yapmaya zorluyor. Düşünsene, bir adada yaşıyorsun ve her şey tatlıdan yapılmış. Evler şekerden, ağaçlar çikolatadan, nehirler kremadan akıyor... İlk başta kulağa cennet gibi geliyor, ama sonra sürekli tatlı yemekten fenalık geçiriyorsun. İşte Big Mom'ın hüküm sürdüğü yer tam olarak böyle bir yer!

Big Mom'ın oburluğu, sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda onun gücünün de kaynağı. Ne kadar çok tatlı yerse, o kadar güçleniyor. Hatta bazen tatlı krizi yüzünden kontrolden çıkıp önüne geleni yiyor. Düğün pastasını yiyemediği için koca adayı yakıp yıkmıştı hatırlarsan. O sahne, Big Mom'ın ne kadar tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor. Bir de Soul Soul meyvesi var tabii. Yediği canlıların ruhlarını emerek daha da güçleniyor. Yani hem obur, hem de ruh yiyici... Tam bir kabus!

Big Mom'ın bu kadar çok yemesinin altında, aslında çocukluğunda yaşadığı travmalar yatıyor olabilir. Hatırlarsan, çocukken bir adada terk edilmişti ve orada çok zor şartlarda yaşamıştı. Belki de o zamanlardan kalma bir açlık hissi, onu sürekli yemek yemeye itiyor. Ya da belki de sadece tatlıları çok seviyor, kim bilir? Ama bir gerçek var ki, Big Mom'ın oburluğu, onun karakterinin en belirgin özelliklerinden biri ve onu One Piece evreninin en ilginç ve tehlikeli karakterlerinden biri yapıyor.

Seyir Defteri Notu: Big Mom'ın tatlı krizleri, aslında onun Soul Soul meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak ruh emmesini gerektiriyor ve bu da onu sürekli tatlı yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Big Mom gibi tatlı düşkünü bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Food Wars!" animesine bir göz atabilirsin. Orada da yemeklerin tadına bakarken kendinden geçen karakterler var!


3. Luffy (Monkey D. Luffy): Et Manyaklığı ve Sınırsız İştah

Yolcu, Luffy'nin iştahı dillere destan! Adam sanki midesinde kara delik var. Et gördüğü zaman gözleri dönüyor, önüne ne gelirse silip süpürüyor. Hatırlarsan, Alabasta'da Crocodile'ı yendikten sonra koca bir ziyafet çekmişlerdi. Luffy, o kadar çok yemişti ki, neredeyse bayılacaktı. Ama yine de doymamıştı! Düşünsene, sürekli kavga dövüş, bir de üstüne o kadar yemeği sindirmek... Luffy'nin metabolizması nasıl çalışıyor, gerçekten merak ediyorum.

Luffy'nin oburluğu, aslında onun Gear'larını kullanmasının bir yan etkisi olabilir. Gear'larını kullandığı zaman, vücudu çok fazla enerji harcıyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor. Bir de Gum-Gum meyvesi var tabii. Meyvesinin gücü sayesinde vücudunu istediği gibi esnetebiliyor ve bu da midesine daha fazla yemek sığdırmasını sağlıyor. Yani hem obur, hem de lastik gibi bir mideye sahip... Tam bir yemek makinesi!

Luffy'nin bu kadar çok yemesinin altında, aslında maceraperest ruhu yatıyor olabilir. O, her zaman yeni şeyler denemek istiyor ve bu da onu sürekli farklı yemekler yemeye itiyor. Bir de tayfasına olan bağlılığı var tabii. Tayfasıyla birlikte yemek yemek, onun için çok önemli ve bu da onu daha da çok yemeye teşvik ediyor. Sonuçta, Luffy sadece bir obur değil, aynı zamanda maceraperest ve sadık bir kaptan. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Luffy'nin yeme alışkanlıkları, aslında onun Haki'sinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de Haki'si, sürekli olarak enerji tüketmesine neden oluyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Luffy gibi obur bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Dragon Ball" animesine bir göz atabilirsin. Orada da iştahı sınır tanımayan bir sürü karakter var!


4. Chopper (Tony Tony Chopper): Pamuk Şeker Canavarı

Yolcu, Chopper'ı gördüğümde aklıma hep pamuk şeker geliyor! O minik haliyle, o kadar çok tatlı yiyor ki, bazen şeker komasına girecek diye korkuyorum. Özellikle pamuk şekere bayılıyor. Hatırlarsan, Drum Adası'nda Dr. Kureha ona pamuk şeker vermişti ve o günden beri pamuk şeker onun için vazgeçilmez bir şey oldu. Düşünsene, bir ren geyiği sürekli pamuk şeker yiyor... Gerçekten çok komik bir görüntü!

Chopper'ın oburluğu, aslında onun çocukluğunda yaşadığı yalnızlıkla ilgili olabilir. O, insan gibi olmak istiyor ve bu da onu sürekli farklı şeyler denemeye itiyor. Pamuk şeker de onun için bir nevi insan olma çabası. Bir de Rumble Ball'lar var tabii. Rumble Ball'ları yediği zaman, farklı formlara girebiliyor ve bu da onun daha da çok yemek yemesine neden oluyor. Yani hem obur, hem de dönüşebilen bir ren geyiği... Tam bir sürpriz yumurta!

Chopper'ın bu kadar çok yemesinin altında, aslında doktor olma isteği yatıyor olabilir. O, insanları iyileştirmek istiyor ve bu da onu sürekli farklı şeyler öğrenmeye itiyor. Yemek yemek de onun için bir nevi araştırma. Farklı tatlar deneyerek, insan vücudunun nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyor. Sonuçta, Chopper sadece bir obur değil, aynı zamanda zeki ve şefkatli bir doktor. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Chopper'ın yeme alışkanlıkları, aslında onun insan meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak enerji tüketmesine neden oluyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Chopper gibi tatlı düşkünü bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Sweetness and Lightning" animesine bir göz atabilirsin. Orada da yemek yemenin insanları nasıl bir araya getirdiğini görebilirsin!


5. Wapol: Teneke Mide ve Metal Sindirme

Yolcu, Wapol tam bir mide gurmesi! Adamın meyvesi sayesinde her şeyi yiyip sindirebiliyor. Demir mi, tahta mı, taş mı... Hiç fark etmez! Hepsini mideye indiriyor ve kendine yeni silahlar yapıyor. Hatırlarsan, Drum Adası'nda Luffy ile karşılaştıklarında, Wapol koca bir binayı yemişti. Düşünsene, bir binayı yiyorsun ve sonra onu silah olarak kullanıyorsun... Gerçekten çok absürt bir durum!

Wapol'un oburluğu, aslında onun açgözlülüğüyle ilgili. O, her şeyi istiyor ve bu da onu sürekli daha fazlasını yemeye itiyor. Bir de hükümdar olma isteği var tabii. Hükümdar olmak için güce ihtiyacı var ve gücü de yemek yiyerek elde ediyor. Yani hem obur, hem de açgözlü bir hükümdar... Tam bir tiran!

Wapol'un bu kadar çok yemesinin altında, aslında güvensizliği yatıyor olabilir. O, sürekli olarak kendini kanıtlamak istiyor ve bu da onu daha da çok yemeye itiyor. Yemek yemek onun için bir nevi güç gösterisi. Ne kadar çok yerse, o kadar güçlü olduğunu düşünüyor. Sonuçta, Wapol sadece bir obur değil, aynı zamanda güvensiz ve açgözlü bir hükümdar. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Wapol'un yeme alışkanlıkları, aslında onun Munch-Munch meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak madde emmesini gerektiriyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Wapol gibi her şeyi yiyebilen bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Bobobo-bo Bo-bobo" animesine bir göz atabilirsin. Orada da saç yiyen bir karakter var!


6. Streusen: Şefin Şişmanlığı ve Yemek Yaratma Sanatı

Yolcu, Streusen sadece yemek yemiyor, aynı zamanda yemek yaratıyor! Big Mom'ın aşçısı olarak, Whole Cake Adası'ndaki tüm o lezzetli yemeklerin sorumlusu o. Ama kendisi de o kadar çok yiyor ki, neredeyse Big Mom kadar şişmanlamış. Düşünsene, sürekli yemek yapıyorsun ve sürekli tadına bakıyorsun... Kaçınılmaz son!

Streusen'in oburluğu, aslında onun mükemmeliyetçiliğiyle ilgili. O, en iyi yemekleri yapmak istiyor ve bu da onu sürekli farklı tarifler denemeye itiyor. Bir de Big Mom'a olan hayranlığı var tabii. Big Mom'ı memnun etmek için, sürekli daha da lezzetli yemekler yapmaya çalışıyor ve bu da onu daha da çok yemeye teşvik ediyor. Yani hem obur, hem de mükemmeliyetçi bir şef... Tam bir lezzet ustası!

Streusen'in bu kadar çok yemesinin altında, aslında sanatsal tutkusu yatıyor olabilir. O, yemek yapmayı bir sanat olarak görüyor ve bu da onu sürekli yeni şeyler yaratmaya itiyor. Yemek yemek onun için bir nevi ilham kaynağı. Farklı tatlar deneyerek, yeni yemekler için fikirler ediniyor. Sonuçta, Streusen sadece bir obur değil, aynı zamanda yetenekli bir şef ve tutkulu bir sanatçı. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Streusen'in yeme alışkanlıkları, aslında onun Cook-Cook meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak yemek yaratmasını gerektiriyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Streusen gibi yetenekli bir şefi daha yakından tanımak istersen, "Yakitate!! Japan" animesine bir göz atabilirsin. Orada da ekmek yapmaya tutkun bir sürü karakter var!


7. Hody Jones: Steroidler ve Balık Adam Oburluğu

Yolcu, Hody Jones'un şişmanlığı steroidlerden! Adam Energy Steroid'i basmış, kas yapmış ama bir yandan da şişmiş. Balık adam olmasına rağmen, sanki deniz ürünlerinden başka bir şey yemiyor gibi duruyor. Hatırlarsan, Balık Adam Adası'nda Luffy ile karşılaştıklarında, Hody koca bir orduyu yönetiyordu ve hepsine steroid veriyordu. Düşünsene, steroid kullanan balık adamlar... Gerçekten çok garip bir durum!

Hody'nin oburluğu, aslında onun ırkçılığıyla ilgili. O, insanlardan nefret ediyor ve bu da onu sürekli daha da güçlü olmaya itiyor. Steroid kullanmak da onun için bir nevi güç gösterisi. Ne kadar çok steroid kullanırsa, o kadar güçlü olduğunu düşünüyor. Bir de Balık Adam Adası'nı ele geçirme isteği var tabii. Adanın kontrolünü ele geçirmek için güce ihtiyacı var ve gücü de steroid kullanarak elde ediyor. Yani hem obur, hem de ırkçı bir lider... Tam bir kötü adam!

Hody'nin bu kadar çok yemesinin altında, aslında güvensizliği yatıyor olabilir. O, sürekli olarak kendini kanıtlamak istiyor ve bu da onu daha da çok steroid kullanmaya itiyor. Steroid kullanmak onun için bir nevi maske. Güçlü görünerek, zayıflıklarını saklamaya çalışıyor. Sonuçta, Hody sadece bir obur değil, aynı zamanda güvensiz ve ırkçı bir lider. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Hody'nin yeme alışkanlıkları, aslında onun steroid kullanımının bir yan etkisi olabilir mi? Belki de steroidler, sürekli olarak enerji tüketmesine neden oluyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Hody gibi steroid kullanan bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Baki the Grappler" animesine bir göz atabilirsin. Orada da kas yapmaya takıntılı bir sürü karakter var!


8. Moria (Gekko Moria): Gölge Oyunları ve Şişman Zombi Ordusu

Yolcu, Moria'nın şişmanlığı tembellikten! Adam o kadar çok gölge zombi yaratmış ki, kendisi hiçbir şey yapmıyor. Sürekli yiyip içip keyfine bakıyor. Hatırlarsan, Thriller Bark'ta Luffy ile karşılaştıklarında, Moria koca bir adayı zombilerle doldurmuştu ve kendisi sadece gölgesini kullanarak savaşıyordu. Düşünsene, bir adayı zombilerle dolduruyorsun ve kendin hiçbir şey yapmıyorsun... Gerçekten çok rahat bir hayat!

Moria'nın oburluğu, aslında onun güç kaybıyla ilgili. O, geçmişte Kaido'ya yenilmiş ve bu da onu çok etkilemiş. Artık kendi gücüne güvenmiyor ve bu yüzden zombilere güveniyor. Yemek yemek de onun için bir nevi kaçış. Gerçeklikle yüzleşmek yerine, yiyip içip keyfine bakmayı tercih ediyor. Bir de zombi ordusu kurma isteği var tabii. Zombi ordusu kurarak, geçmişteki yenilgisinin intikamını almak istiyor. Yani hem obur, hem de intikam peşinde koşan bir korsan... Tam bir kaybeden!

Moria'nın bu kadar çok yemesinin altında, aslında travması yatıyor olabilir. O, geçmişte çok acı çekmiş ve bu da onu sürekli yiyip içmeye itiyor. Yemek yemek onun için bir nevi terapi. Acılarını unutmaya çalışıyor. Sonuçta, Moria sadece bir obur değil, aynı zamanda travma geçirmiş ve geçmişiyle yüzleşemeyen bir korsan. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Moria'nın yeme alışkanlıkları, aslında onun Shadow-Shadow meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak gölge yaratmasını gerektiriyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Moria gibi zombilerle uğraşan bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Highschool of the Dead" animesine bir göz atabilirsin. Orada da zombilerle dolu bir dünyada hayatta kalmaya çalışan bir grup öğrenci var!


9. Doflamingo (Donquixote Doflamingo): Şekerleme Düşkünü ve Kukla Oyunu

Yolcu, Doflamingo'nun şişmanlığı karizmasını bozmasa da, adamın tatlıya düşkünlüğü dillere destan! Sürekli şekerleme yiyor ve etrafındaki herkesi kukla gibi yönetiyor. Hatırlarsan, Dressrosa'da Luffy ile karşılaştıklarında, Doflamingo koca bir ülkeyi ele geçirmişti ve herkesi kukla gibi oynatıyordu. Düşünsene, bir ülkeyi ele geçiriyorsun ve herkesi kukla gibi oynatıyorsun... Gerçekten çok acımasız bir durum!

Doflamingo'nun oburluğu, aslında onun kontrol manyaklığıyla ilgili. O, her şeyi kontrol etmek istiyor ve bu da onu sürekli daha fazlasını istemeye itiyor. Şekerleme yemek de onun için bir nevi güç gösterisi. Ne kadar çok şekerleme yerse, o kadar güçlü olduğunu düşünüyor. Bir de dünyayı ele geçirme isteği var tabii. Dünyayı ele geçirmek için güce ihtiyacı var ve gücü de insanları kontrol ederek elde ediyor. Yani hem obur, hem de kontrol manyağı bir lider... Tam bir psikopat!

Doflamingo'nun bu kadar çok yemesinin altında, aslında geçmişi yatıyor olabilir. O, soylu bir aileden geliyordu ama ailesi tarafından terk edildi ve çok zor şartlarda yaşadı. Belki de o zamanlardan kalma bir açlık hissi, onu sürekli şekerleme yemeye itiyor. Şekerleme yemek onun için bir nevi rahatlama. Acılarını unutmaya çalışıyor. Sonuçta, Doflamingo sadece bir obur değil, aynı zamanda travma geçirmiş ve geçmişiyle yüzleşemeyen bir lider. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: Doflamingo'nun yeme alışkanlıkları, aslında onun String-String meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak iplik yaratmasını gerektiriyor ve bu da onu sürekli şekerleme yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer Doflamingo gibi kontrol manyağı bir lideri daha yakından tanımak istersen, "Code Geass" animesine bir göz atabilirsin. Orada da dünyayı değiştirmek isteyen bir lider var!


10. King (Kral): Ateş ve Şişmanlık Kombosu

Yolcu, King'in şişmanlığı biraz da gizemli! Adamın yüzünü pek göremiyoruz ama vücudu bayağı heybetli duruyor. Bir de ateş yakma yeteneği var. Sürekli ateş yakıp duruyor, herhalde o yüzden bu kadar kilolu. Hatırlarsan, Wano Ülkesi'nde Luffy ile karşılaştıklarında, King koca bir adayı yakıp yıkıyordu ve kendisi de ateşler içinde savaşıyordu. Düşünsene, ateşler içinde savaşıyorsun ve bir yandan da şişmansın... Gerçekten çok ilginç bir kombinasyon!

King'in oburluğu, aslında onun Lunarian ırkıyla ilgili olabilir. Lunarianlar, ateş yakma yeteneğine sahip bir ırk ve bu da onların sürekli enerji tüketmesine neden oluyor olabilir. Yemek yemek de onlar için bir nevi enerji takviyesi. Bir de Kaido'ya olan bağlılığı var tabii. Kaido'yu memnun etmek için, sürekli daha da güçlü olmaya çalışıyor ve bu da onu daha da çok yemeye teşvik ediyor. Yani hem obur, hem de sadık bir asker... Tam bir savaşçı!

King'in bu kadar çok yemesinin altında, aslında geçmişi yatıyor olabilir. O, Lunarian ırkının son temsilcilerinden biri ve ırkının yok olmasının acısını yaşıyor. Belki de o zamanlardan kalma bir yalnızlık hissi, onu sürekli yemek yemeye itiyor. Yemek yemek onun için bir nevi teselli. Acılarını unutmaya çalışıyor. Sonuçta, King sadece bir obur değil, aynı zamanda ırkının son temsilcisi ve geçmişiyle yüzleşemeyen bir savaşçı. Ve iştahı, onun bu karmaşık kişiliğinin sadece bir parçası.

Seyir Defteri Notu: King'in yeme alışkanlıkları, aslında onun Pteranodon meyvesinin bir yan etkisi olabilir mi? Belki de meyvesi, sürekli olarak uçmasını gerektiriyor ve bu da onu sürekli yemek yemeye itiyor.

Rota Önerisi: Eğer King gibi ateş yakma yeteneğine sahip bir karakteri daha yakından tanımak istersen, "Blue Exorcist" animesine bir göz atabilirsin. Orada da şeytanları kovan bir sürü karakter var!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.