One Piece'teki En Zayıf 12 Korsan Hatası! Komik Hikayeler!: Denizlerin Dibini Gören Acemilikler

One Piece evreninde tayfasına lanet okutan, gemiyi batıran en beceriksiz 12 korsan hatasını keşfetmeye hazır mısın? Kahkahalarla dolu bir deniz macerasına atıl!

Şubat 21, 2026 - 16:04
Şubat 21, 2026 - 16:04
 0  2
One Piece'teki En Zayıf 12 Korsan Hatası! Komik Hikayeler!: Denizlerin Dibini Gören Acemilikler

1. Buggy: Şeytan Meyvesiyle Bile Yapamadı

Yolcu, Buggy'ye ne demeli bilemiyorum. Adam Şeytan Meyvesi yemiş, yeteneği paramparça olmak ama hala beceriksizliğinden batmaya devam ediyor. Hani diyoruz ya "Allah vergisi yetenek" diye, Buggy'de o yetenek bildiğin israf oluyor. Adamın meyvesi sayesinde kılıçlar işlemiyor, toplar vız geliyor ama gel gör ki bir haritayı okuyamıyor, doğru rotayı bulamıyor. Tayfası desen ayrı alem, hepsi birbirinden beter. Sürekli kaptanlarını yanlış yönlendiriyorlar, kavga ediyorlar, birbirlerinin ayaklarına basıyorlar. Bir de bu adam kendini korsan kralı ilan etmedi mi? Luffy'nin yanında sinek vızıltısı gibi kalır. Düşünsene, Grand Line'ı geçmeye çalışıyorlar, hava desen kapalı, pusula bozuk, Buggy de bağırıyor "Sağa dönün! Kesin bilgi yayalım!" Sonuç? Tabii ki de kayalıklara tosluyorlar.

Buggy'nin komikliği aslında tam da burada yatıyor. Sürekli büyük laflar ediyor, havalı pozlar kesiyor ama iş icraata gelince sıfır çekiyor. Sanki evrende "en karizmatik kaybeden" ödülü olsa, Buggy'nin fotoğrafını koyarlar. Hatta bir keresinde hazine bulduklarını sanmışlardı, sandığı açtılar içinden tahta kurdu çıktı. Tayfa birbirine girdi, Buggy sinirden kusan surat emojisi oldu. Neyse ki Luffy olmasa, şimdiye kadar çoktan denizin dibini boylamıştı. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Şimdi diyeceksin ki "Abi bu adam nasıl hala hayatta?" İşte o da mangakanın sırrı. Buggy bir şekilde hep bir yolunu buluyor, şans eseri kurtuluyor, komik durumlara düşüyor ama asla pes etmiyor. Belki de bu yüzden seviyoruz onu, içimizdeki "asla vazgeçmeyen kaybeden"i temsil ediyor.

Seyir Defteri Notu: Buggy'nin aslında inanılmaz bir karizması var, sadece onu nasıl kullanacağını bilmiyor. Belki ilerleyen bölümlerde bir uyanış yaşar, kim bilir?

Rota Önerisi: Buggy'nin maceralarını daha yakından takip etmek için "One Piece Film: Gold"u izleyebilirsin. Orada da yine komik hallerine denk geleceksin.


2. Foxy: Kurnaz Tilki mi, Yoksa Kurnaz Kaybeden mi?

Foxy, Foxy... Hani bazıları vardır, zekiyim diye geçinir ama aslında enayi yerine konulur ya, işte Foxy tam olarak o. Devil Fruit yeteneğiyle milleti yavaşlatıyor, kurnazca planlar yapıyor ama sonuç hep hüsran. Luffy'nin karşısına çıktı ya, hayatının hatasını yaptı. Davy Back Fight dediler, oyun oynayarak tayfa kapışması yaptılar. Foxy'nin tayfası da ayrı bir komedi, hepsi birbirinden garip tipler. Bir tane devasa Afro'lu adam var, bir tane de sürekli burnunu karıştıran bir tip.

Foxy'nin planları genelde kağıt üzerinde çok iyi duruyor ama uygulamaya gelince her şey ters gidiyor. Mesela bir keresinde Luffy'yi tuzağa düşürmek için bir labirent kurmuştu. Labirentin içi de türlü türlü tehlikelerle dolu. Ama Luffy o kadar saf ki, labirentin duvarlarını yıka yıka ilerledi. Foxy de arkasından "Dur yapma! Oraya basma!" diye bağırıyor ama nafile. Sonunda Luffy labirentten çıkınca Foxy sinirden saçlarını yoldu. Bir de bu adam "Gümüş Tilki" lakabıyla tanınıyor, güya çok zeki. Ama Luffy'nin zekasıyla yarışmaya kalkarsa, sonuç hep aynı oluyor: Foxy rezil, Luffy galip.

Foxy'nin en komik anlarından biri de Luffy'nin tayfasından birini çalmaya çalıştığı zamandı. Usopp'u hedef almıştı, çünkü Usopp'un kolay lokma olduğunu düşünüyordu. Ama Usopp'un da kendine göre bir kurnazlığı var. Foxy'yi bir güzel trolledi, sonunda Foxy kendi tayfasından birini Usopp'a kaptırdı. Foxy o kadar sinirlendi ki, kendi kendine söylenmeye başladı. "Ben nasıl bu kadar aptal olabilirim?" diye.

Seyir Defteri Notu: Foxy'nin Devil Fruit gücü aslında çok işe yarayabilir, ama Foxy onu doğru düzgün kullanamıyor. Belki biraz antrenman yapsa, daha iyi olabilir.

Rota Önerisi: Foxy'nin Davy Back Fight maceralarını izlemek için "One Piece"in 207-228. bölümlerini izleyebilirsin. Kahkahadan kırılacaksın.


3. Spandam: Adaletin Maskesi Altındaki Korkak

Spandam... Ah Spandam, ne desek boş. Dünya Hükümeti'nin ajanı, adaleti temsil ediyor güya ama aslında tam bir korkak. Arkasına hep başkalarını alıyor, kendi işini başkalarına yaptırıyor. CP9'un lideriydi, hani şu Rokushiki kullanan süper ajanlar var ya, işte onların başındaki adam Spandam. Ama kendisi dövüşemiyor bile. Elinde bir kılıç var, güya çok güçlü ama onu da doğru düzgün kullanamıyor. Franky'ye tek atamadı bile.

Spandam'ın en komik anlarından biri de Robin'i Enies Lobby'ye götürdüğü zamandı. Robin'i kelepçelemiş, götürüyor ama aslında o kadar korkuyor ki, Robin'in yüzüne bile bakamıyor. Sürekli emirler yağdırıyor, bağırıp çağırıyor ama aslında içten içe tir tir titriyor. Bir de bu adam kendini çok zeki sanıyor. Sürekli planlar yapıyor, stratejiler geliştiriyor ama hepsi suya düşüyor. Luffy ve tayfası Enies Lobby'ye daldı ya, Spandam'ın bütün planları alt üst oldu.

Spandam'ın adaleti temsil etmesi tam bir ironi. Çünkü adaletten en uzak insanlardan biri o. Gücünü kötüye kullanıyor, masum insanlara zulmediyor, kendi çıkarları için her şeyi yapıyor. Ama sonunda hak ettiği cezayı buldu. Robin ona öyle bir tokat attı ki, Spandam yıldızları gördü. O sahneye her baktığımda içim rahatlıyor. Spandam gibilerin sonu hep böyle olmalı.

Seyir Defteri Notu: Spandam'ın babası da onun gibi bir korkaktı. Yani Spandam'ın beceriksizliği genetik olabilir.

Rota Önerisi: Spandam'ın rezilliklerini izlemek için "One Piece"in Enies Lobby arcını izleyebilirsin. Özellikle Robin'in ona tokat attığı sahneyi kaçırma.


4. Hannyabal: İmparatorluk Hayalleri Kuran Gardiyan

Hannyabal, Impel Down'ın baş gardiyanı. Adamın hayalleri büyük, İmparator olmak istiyor. Ama tipi de, yetenekleri de İmparator olmaya uygun değil. Magellan'ın sağ kolu, zehirli şeytan meyvesi yemiş ama Magellan'ın yanında sönük kalıyor. Sürekli Magellan'a yaranmaya çalışıyor, onun gibi güçlü olmak istiyor ama nafile. Hannyabal'ın en komik özelliği, ünlü kişilerin kılığına girmesi. Luffy'yi kandırmak için Bon Clay ile işbirliği yaptı, Mr. 2'nin yeteneğini kullanarak Luffy'ye benzedi ama Luffy'nin tayfası onu hemen tanıdı.

Hannyabal'ın İmparatorluk hayalleri kurması tam bir komedi. Çünkü adam bırakın İmparator olmayı, gardiyanlık bile yapamıyor. Luffy Impel Down'a daldı ya, Hannyabal'ın bütün planları suya düştü. Luffy'i durdurmaya çalıştı, ama Luffy ona tek attı. Hannyabal yere serildi, İmparatorluk hayalleri de suya düştü. Ama Hannyabal pes etmedi, kalktı tekrar Luffy'nin karşısına dikildi. İşte bu azmi takdir ediyorum.

Hannyabal'ın komikliği aslında tam da burada yatıyor. Sürekli büyük laflar ediyor, havalı pozlar kesiyor ama iş icraata gelince sıfır çekiyor. Sanki evrende "en karizmatik kaybeden" ödülü olsa, Hannyabal'ın fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Magellan ona sahip çıktı, yoksa şimdiye kadar çoktan denizin dibini boylamıştı. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Hannyabal'ın aslında iyi bir kalbi var, sadece onu kötü emellerine alet ediyor.

Rota Önerisi: Hannyabal'ın Impel Down'daki maceralarını izlemek için "One Piece"in Impel Down arcını izleyebilirsin. Özellikle Luffy ile dövüştüğü sahnelere dikkat et.


5. Wapol: Teneke Kalpli Kral

Wapol... Ah Wapol, ne kadar itici bir karakter. Drum Krallığı'nın eski kralı, tam bir obur ve egoist. Şeytan meyvesi sayesinde her şeyi yiyebiliyor, hatta yediklerini birleştirebiliyor ama bu gücü sadece kendi çıkarları için kullanıyor. Ülkesini umursamıyor, halkını sömürüyor, sadece kendi keyfine bakıyor. Luffy onu tahtından indirdi ya, çok iyi oldu. Wapol'un en komik özelliği, sürekli bir şeyler yiyor olması. Hatta bir keresinde kendi adamlarını bile yedi.

Wapol'un krallığı tam bir felaketti. Ülkesindeki doktorları kovdu, sadece kendi doktorlarını tuttu, halkı açlığa mahkum etti. Luffy geldi ya, Wapol'un bütün planları suya düştü. Luffy onu tek yumrukta yere serdi, Wapol tahtından oldu. Ama Wapol pes etmedi, kaçtı ve yeni bir hayat kurmaya çalıştı. Hatta bir şirket kurdu, oyuncak yapmaya başladı. Ama Wapol'un oyuncakları da onun gibi iticiydi.

Wapol'un komikliği aslında tam da burada yatıyor. Sürekli kendini düşünüyor, başkalarını umursamıyor ama sonunda hep kaybediyor. Sanki evrende "en bencil kaybeden" ödülü olsa, Wapol'un fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy ona dersini verdi, yoksa hala ülkesini sömürmeye devam edecekti. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Wapol'un aslında yetenekli bir mucit olduğu söyleniyor, ama bu yeteneğini kötüye kullanıyor.

Rota Önerisi: Wapol'un Drum Krallığı'ndaki maceralarını izlemek için "One Piece"in Drum Krallığı arcını izleyebilirsin. Özellikle Luffy ile dövüştüğü sahnelere dikkat et.


6. Kuro: Ünlü Bir Planlamacı mı, Yoksa Sabırsız Bir Aptal mı?

Kuro, ya da diğer adıyla Kaptan Kuro, eski bir korsan ve Usopp'un köyünü ele geçirmeye çalışan bir hain. Zeki olduğunu iddia ediyor, karmaşık planlar yapıyor ama sonunda hep sabırsızlığı yüzünden kaybediyor. Hani derler ya "Acele işe şeytan karışır" diye, Kuro tam olarak o. Planları kağıt üzerinde kusursuz gibi duruyor ama uygulamaya gelince her şey ters gidiyor.

Kuro'nun en belirgin özelliği, gözlüklerini sürekli düzeltmesi. Gözlükleri kayıyor, o da sinirleniyor, gözlüklerini düzeltiyor. Bu hareketi onun gerginliğini ve sabırsızlığını gösteriyor. Bir de bu adam çok hızlı hareket ediyor, o kadar hızlı ki insanlar onu göremiyor bile. Ama bu hızı kontrol edemiyor, etrafındaki her şeyi yıkıp döküyor. Usopp'un köyünü ele geçirmek için bir plan yapmıştı, planın adı "Kaya Tırmanışı". Ama plan o kadar karmaşıktı ki, kendi adamları bile anlamadı.

Kuro'nun planı, köyü ele geçirmek ve Kaya'yı öldürmekti. Kaya, Usopp'un arkadaşı ve zengin bir ailenin kızı. Kuro, Kaya'nın ailesini öldürmüş ve mirasına konmak istiyordu. Ama Usopp ve Luffy, Kuro'nun planlarını bozdu. Luffy, Kuro'ya öyle bir dayak attı ki, Kuro gözlüklerini bile kaybetti. Kuro, Luffy'nin gücüne inanamadı, planları suya düştü ve köyden kaçmak zorunda kaldı.

Seyir Defteri Notu: Kuro'nun zekası tartışılmaz, ama sabırsızlığı ve öfkesi onu her zaman başarısızlığa sürüklüyor.

Rota Önerisi: Kuro'nun Usopp'un köyünü ele geçirmeye çalıştığı arcı izlemek için "One Piece"in Syrup Köyü arcını izleyebilirsin.


7. Arlong: Balık Adamların En Şovenisti

Arlong, Nami'nin geçmişinden gelen, balık adamların üstünlüğüne inanan bir ırkçı. İnsanları aşağı görüyor, onları sömürüyor ve Nami'yi köle olarak kullanıyor. Güçlü bir balık adam, testere dişleri var ve çok hızlı yüzebiliyor. Ama Luffy ona dersini verdi ya, içim soğudu. Arlong'un en sinir bozucu özelliği, sürekli insanları aşağılaması. Onlara "maymun" diyor, onları zayıf ve değersiz görüyor.

Arlong, Nami'nin köyünü ele geçirmiş ve halkını haraca bağlamıştı. Nami'yi de harita çizmek için zorla çalıştırıyordu. Nami, köyünü kurtarmak için yıllarca Arlong için çalıştı, para biriktirdi. Ama Arlong, Nami'yi kandırdı ve parayı çaldı. Nami'nin çaresizliği beni çok üzmüştü. Luffy, Nami'nin yardım çığlığını duydu ve Arlong'u yenmek için köye geldi. Luffy, Arlong'a öyle bir dayak attı ki, Arlong'un dişleri bile kırıldı.

Arlong'un yenilgisi, Nami'nin özgürlüğüne kavuşmasını sağladı. Nami, Luffy'nin tayfasına katıldı ve korsan olarak yeni bir hayata başladı. Arlong'un komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok güçlü sanıyor, insanları aşağı görüyor ama sonunda Luffy'ye yeniliyor. Sanki evrende "en ırkçı kaybeden" ödülü olsa, Arlong'un fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy ona dersini verdi, yoksa hala insanları sömürmeye devam edecekti.

Seyir Defteri Notu: Arlong'un balık adam ırkçılığı, One Piece evrenindeki önemli bir temayı temsil ediyor.

Rota Önerisi: Arlong'un Nami'yi köle olarak kullandığı arcı izlemek için "One Piece"in Arlong Parkı arcını izleyebilirsin.


8. Caesar Clown: Bilim Adamı mı, Yoksa Deli mi?

Caesar Clown, eski bir bilim adamı ve zehirli gazlar üreten bir manyak. Dünya Hükümeti için çalışıyordu ama deneyleri yüzünden tutuklandı. Punk Hazard adasında saklanıyor ve gizlice deneyler yapmaya devam ediyor. Şeytan meyvesi sayesinde gazları kontrol edebiliyor, zehirli gazlar üretebiliyor ve insanları zehirleyebiliyor. Caesar'ın en sinir bozucu özelliği, deneyleri için çocukları kullanması. Onları kobay olarak kullanıyor ve zehirli gazlara maruz bırakıyor.

Caesar, Luffy ve tayfasıyla Punk Hazard adasında karşılaştı. Luffy, Caesar'ın deneylerini durdurmak ve çocukları kurtarmak için onunla savaştı. Caesar, Luffy'yi zehirli gazlarla zehirlemeye çalıştı ama Luffy ona dayandı ve onu yendi. Caesar, Luffy'nin gücüne inanamadı, planları suya düştü ve kaçmak zorunda kaldı. Ama Luffy onu yakaladı ve tutukladı.

Caesar'ın komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok zeki sanıyor, bilim adına her şeyi yapabileceğini düşünüyor ama sonunda Luffy'ye yeniliyor. Sanki evrende "en deli bilim adamı" ödülü olsa, Caesar'ın fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy onu durdurdu, yoksa hala çocukları zehirlemeye devam edecekti. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Caesar'ın bilimsel yetenekleri çok gelişmiş, ama ahlaki değerleri sıfır.

Rota Önerisi: Caesar'ın Punk Hazard adasındaki deneylerini izlemek için "One Piece"in Punk Hazard arcını izleyebilirsin.


9. Vander Decken IX: Saplantılı Aşık mı, Yoksa Takıntılı Bir Deli mi?

Vander Decken IX, balık adam adasının prensi ve Shirahoshi'ye aşık. Ama aşkı saplantıya dönüşmüş durumda. Shirahoshi'yi zorla evlenmeye zorluyor, ona sürekli silah fırlatıyor ve onu öldürmeye çalışıyor. Şeytan meyvesi sayesinde dokunduğu her şeyi hedefleyebiliyor, silahları Shirahoshi'ye doğru fırlatabiliyor. Vander Decken'ın en sinir bozucu özelliği, Shirahoshi'yi rahat bırakmaması. Sürekli onu takip ediyor, ona mesajlar gönderiyor ve onu korkutuyor.

Vander Decken, Shirahoshi ile evlenmek için balık adam adasına saldırdı. Adadaki insanları öldürmeye çalıştı, adayı yok etmeye çalıştı. Ama Luffy, Shirahoshi'yi korumak için Vander Decken ile savaştı. Luffy, Vander Decken'ı yendi ve Shirahoshi'yi kurtardı. Vander Decken, Luffy'nin gücüne inanamadı, planları suya düştü ve kaçmak zorunda kaldı. Ama Luffy onu yakaladı ve tutukladı.

Vander Decken'ın komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok yakışıklı sanıyor, Shirahoshi'nin ona aşık olacağını düşünüyor ama sonunda Luffy'ye yeniliyor. Sanki evrende "en saplantılı aşık" ödülü olsa, Vander Decken'ın fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy onu durdurdu, yoksa hala Shirahoshi'yi rahat bırakmayacaktı. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Vander Decken'ın aşkı aslında bir hastalık, tedavi edilmesi gerekiyor.

Rota Önerisi: Vander Decken'ın Shirahoshi'ye olan saplantısını izlemek için "One Piece"in Balık Adam Adası arcını izleyebilirsin.


10. Trebol: Yapışkan Ama Bir İşe Yaramaz

Trebol, Doflamingo'nun en yakın adamlarından biri. Muk Muk Meyvesi yemiş, yani vücudu yapışkan bir sıvıdan oluşuyor. Dışarıdan bakınca çok güçlü gibi duruyor ama aslında hiç de öyle değil. Sürekli sümük gibi geziyor, iğrenç sesler çıkarıyor ve Doflamingo'ya yağ çekiyor. Trebol'un en komik özelliği, sürekli gülmesi ve garip hareketler yapması.

Trebol, Doflamingo'nun planlarını uygulamak için her şeyi yapıyor. İnsanları kandırıyor, onları tuzağa düşürüyor ve Doflamingo'ya rapor veriyor. Ama Luffy ve tayfası Dressrosa'ya geldi ya, Trebol'un bütün planları suya düştü. Law, Trebol'a öyle bir saldırı yaptı ki, Trebol yapış yapış yere serildi. Trebol, Law'ın gücüne inanamadı, planları suya düştü ve kaçmak zorunda kaldı.

Trebol'un komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok zeki sanıyor, Doflamingo'nun en güvendiği adamı olduğunu düşünüyor ama sonunda Law'a yeniliyor. Sanki evrende "en yapışkan kaybeden" ödülü olsa, Trebol'un fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Law ona dersini verdi, yoksa hala insanları kandırmaya devam edecekti. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Trebol'un aslında Doflamingo'nun kuklası olduğu söyleniyor, kendi iradesi yok.

Rota Önerisi: Trebol'un Dressrosa'daki planlarını izlemek için "One Piece"in Dressrosa arcını izleyebilirsin.


11. Mohji: Beast Tamer mı, Yoksa Kendi Eğittiği Hayvanlardan Daha mı Aptal?

Mohji, Buggy'nin tayfasında Beast Tamer olarak biliniyor. Yani hayvanları eğitip savaştırıyor. Ama gelin görün ki, kendi eğittiği hayvanlardan daha zeki olduğu şüpheli. Özellikle Richie adında devasa bir aslanı var, ama Richie bile Mohji'den daha akıllı gibi duruyor. Mohji'nin en komik özelliği, hayvanlarla konuşmaya çalışması ve onlara emirler vermesi. Ama hayvanlar onu pek dinlemiyor.

Mohji, Buggy'nin emirlerini yerine getirmek için her şeyi yapıyor. Köyleri yağmalıyor, insanları soyuyor ve Buggy'ye ganimet getiriyor. Ama Luffy ile karşılaştı ya, Mohji'nin bütün planları suya düştü. Luffy, Richie'yi tek yumrukta yere serdi, Mohji de Richie'nin altında kaldı. Mohji, Luffy'nin gücüne inanamadı, planları suya düştü ve kaçmak zorunda kaldı.

Mohji'nin komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok güçlü sanıyor, hayvanları kontrol edebileceğini düşünüyor ama sonunda Luffy'ye yeniliyor. Sanki evrende "en aptal Beast Tamer" ödülü olsa, Mohji'nin fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy ona dersini verdi, yoksa hala köyleri yağmalamaya devam edecekti. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Mohji'nin aslında hayvanlara karşı iyi niyetli olduğu söyleniyor, ama beceriksizliği yüzünden her şeyi berbat ediyor.

Rota Önerisi: Mohji'nin Buggy ile birlikte Luffy'ye karşı savaştığı sahneleri izlemek için "One Piece"in Orange Town arcını izleyebilirsin.


12. Alvida: İlk Karşılaşılan Düşman Olmak Kaderi mi?

Alvida, Luffy'nin ilk karşılaştığı korsanlardan biri. Kendini "demir topuzlu Alvida" olarak tanıtıyor, ama aslında pek de güçlü değil. Şişman ve çirkin olduğu için sürekli kendine güveni yok. Ama Şeytan Meyvesi yedikten sonra güzelleşiyor ve zayıflıyor. Alvida'nın en komik özelliği, Luffy'ye aşık olması ve sürekli onu takip etmesi.

Alvida, Luffy'yi yakalamak için her şeyi yapıyor. Diğer korsanlarla işbirliği yapıyor, tuzaklar kuruyor ve Luffy'yi pusuya düşürmeye çalışıyor. Ama Luffy, Alvida'nın bütün planlarını bozuyor. Luffy, Alvida'ya öyle bir dayak attı ki, Alvida yeni görünümüne rağmen yere serildi. Alvida, Luffy'nin gücüne inanamadı, planları suya düştü ve kaçmak zorunda kaldı.

Alvida'nın komikliği aslında tam da burada yatıyor. Kendini çok güzel ve güçlü sanıyor, Luffy'nin onu seveceğini düşünüyor ama sonunda Luffy'ye yeniliyor. Sanki evrende "en umutsuz aşık" ödülü olsa, Alvida'nın fotoğrafını koyarlar. Neyse ki Luffy ona dersini verdi, yoksa hala Luffy'nin peşinden koşmaya devam edecekti. Ama kabul edelim, One Piece evrenine renk katıyor, olmasa eksikliğini hissederiz.

Seyir Defteri Notu: Alvida'nın aslında iyi bir kalbi olduğu söyleniyor, ama yanlış kişiye aşık olmuş.

Rota Önerisi: Alvida'nın Luffy ile ilk karşılaştığı sahneyi izlemek için "One Piece"in ilk bölümlerini izleyebilirsin.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.