Psycho-Pass Benzeri 10 Distopya Anime!: Geleceğe Hoş Geldin Yolcu!

Psycho-Pass evrenine hayransan, bu distopik anime seçkisi seni bambaşka dünyalara götürecek. Hazır ol, beyinler yanacak!

Şubat 21, 2026 - 15:47
Şubat 21, 2026 - 15:47
 0  2
Psycho-Pass Benzeri 10 Distopya Anime!: Geleceğe Hoş Geldin Yolcu!

1. Ergo Proxy

Yolcu, hazır ol, çünkü Ergo Proxy seni varoluşsal bir krize sokacak! Romdo şehrindeyiz, burası dış dünyadan tamamen izole, kusursuz bir ütopyaymış gibi lanse ediliyor. Ama tabii ki hiçbir şey göründüğü gibi değil. İnsanlar ve AutoReiv'ler (androidler) bir arada yaşıyor, her şey Sibyl Sistemi gibi tıkırında işliyor sanıyorsun. Ta ki Cogito virüsü ortaya çıkana kadar. Bu virüs AutoReiv'lere bilinç veriyor ve işler çığırından çıkıyor.

Lil Mayer adında genç bir dedektif, bu Cogito vakalarını araştırmaya başlıyor ve olaylar onu Proxy'ler denen gizemli varlıklara kadar götürüyor. Proxy'ler ne mi? İşte burası tam bir muamma. Tanrı mı, şeytan mı, yoksa sadece evrimin bir sonraki adımı mı? Hikaye ilerledikçe, Romdo'nun aslında hiç de o kusursuz cennet olmadığı, dış dünyanın ise bambaşka bir felaketle boğuştuğu ortaya çıkıyor. Atmosfer o kadar karanlık ve kasvetli ki, izlerken depresyona girme ihtimalin yüksek. Ama merak etme, yalnız değilsin!

Ergo Proxy, sadece aksiyon ve gerilim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda felsefi derinliğiyle de insanı düşündürüyor. Kimlik, varoluş, gerçeklik gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor. Eğer Psycho-Pass'ın o karmaşık ve düşündürücü yapısını sevdiysen, Ergo Proxy'e bayılacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir boyuta taşıyacak.

Seyir Defteri Notu: Ergo Proxy'deki AutoReiv'lerin tasarımları ve Cogito virüsünün yayılma şekli, cyberpunk estetiği ile gotik öğeleri harmanlıyor. Bu da animeye kendine özgü bir hava katıyor.

Rota Önerisi: Ergo Proxy'den sonra Ghost in the Shell: Stand Alone Complex'e göz atabilirsin. O da benzer temaları işleyen, siberpunk türünün en iyi örneklerinden biri.


2. Shinsekai Yori (From the New World)

Yolcu, bu sefer seni bin yıl sonrasına, bambaşka bir Japonya'ya götürüyorum. İnsanlar artık "Juryoku" denen psişik güçlere sahip ve toplum bu güçler üzerine kurulu. İlk başta her şey harika gibi duruyor, değil mi? Herkes uçabiliyor, eşyaları hareket ettirebiliyor, falan filan. Ama derinlere indikçe, bu ütopik dünyanın aslında ne kadar karanlık ve acımasız olduğunu görüyorsun. Çocuklar, güçlerini kontrol etmek için özel okullarda eğitiliyor ve toplumun kurallarına uymayanlar "tasfiye" ediliyor.

Hikayemiz, Saki Watanabe adında genç bir kızın etrafında dönüyor. Saki ve arkadaşları, Juryoku güçlerini kullanmayı öğrenirken, toplumun sırlarını ve geçmişin karanlık olaylarını da keşfediyorlar. "Bakinezumi" denen fare benzeri yaratıklar, insanlara hizmet ediyor ve toplumun en alt tabakasını oluşturuyor. Ama bu yaratıkların da kendi içlerinde bir hiyerarşileri ve amaçları var. Hikaye ilerledikçe, insanların ve Bakinezumi'lerin arasındaki ilişki, toplumsal adaletsizlik ve güç dengeleri üzerine önemli sorular soruluyor.

Shinsekai Yori, sadece görsel olarak etkileyici değil, aynı zamanda hikaye anlatımı ve karakter gelişimi açısından da oldukça başarılı. Animenin atmosferi, sürekli bir gerilim ve gizem duygusu yaratıyor. Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve felsefi derinliğini sevdiysen, Shinsekai Yori'yi de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni uzun süre etkisinden çıkaramayacak.

Seyir Defteri Notu: Shinsekai Yori'deki müzikler, animenin atmosferini tamamlayan önemli bir unsur. Özellikle açılış ve kapanış şarkıları, insanı derinden etkiliyor.

Rota Önerisi: Shinsekai Yori'den sonra Made in Abyss'e göz atabilirsin. O da benzer şekilde karanlık ve gizemli bir dünyaya sahip, karakterlerin hayatta kalma mücadelesini konu alıyor.


3. Texhnolyze

Yolcu, şimdi seni Lux'a götürüyorum. Burası yeraltı dünyasının hakim olduğu, karanlık ve umutsuz bir şehir. İnsanlar, "Texhnolyze" denen bir teknoloji sayesinde uzuvlarını mekanik parçalarla değiştiriyorlar. Bu teknoloji, hem bir lütuf hem de bir lanet. Bir yandan insanlara güç ve dayanıklılık verirken, diğer yandan onları insanlıktan çıkarıyor.

Hikayemiz, Ichise adında genç bir dövüşçünün etrafında dönüyor. Ichise, bir kavga sırasında kolunu ve bacağını kaybediyor ve bir bilim insanı tarafından Texhnolyze ediliyor. Artık mekanik uzuvlara sahip olan Ichise, Lux'ın yeraltı dünyasında hayatta kalmaya çalışıyor. Şehirdeki farklı gruplar arasındaki güç mücadeleleri, ihanetler ve entrikalar, Ichise'nin hayatını tamamen değiştiriyor.

Texhnolyze, görsel olarak oldukça karanlık ve stilize bir anime. Animenin atmosferi, sürekli bir umutsuzluk ve çaresizlik duygusu yaratıyor. Karakterler arasındaki diyaloglar oldukça minimal ve sembolik. Eğer Psycho-Pass'ın o karanlık ve distopik atmosferini sevdiysen, Texhnolyze'yi de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni derinden etkileyecek ve uzun süre unutamayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Texhnolyze'deki karakter tasarımları ve mekanik uzuvların detayları, cyberpunk estetiğinin en iyi örneklerinden biri.

Rota Önerisi: Texhnolyze'den sonra Blame!'e göz atabilirsin. O da benzer şekilde karanlık ve umutsuz bir geleceği konu alıyor, mekanik ve organik unsurların iç içe geçtiği bir dünyayı tasvir ediyor.


4. Serial Experiments Lain

Yolcu, sanal gerçekliğe dalmaya hazır mısın? Serial Experiments Lain, seni internetin derinliklerine, gerçeklikle sanallığın birbirine karıştığı bir dünyaya götürüyor. Lain Iwakura, içine kapanık ve sessiz bir ortaokul öğrencisi. Bir gün, ölen bir sınıf arkadaşından e-postalar almaya başlıyor. Bu e-postalar, Lain'i "The Wired" denen sanal dünyaya çekiyor. Lain, The Wired'da farklı kimlikler ve kişiliklerle karşılaşıyor ve gerçekliğin ne olduğunu sorgulamaya başlıyor.

Hikaye ilerledikçe, Lain'in The Wired'daki varlığı, gerçek dünyadaki hayatını da etkiliyor. Lain, farklı grupların ve organizasyonların hedefi haline geliyor. The Wired'ın sırlarını çözmeye çalışırken, kendi kimliğini ve varoluş amacını da sorgulamak zorunda kalıyor. Serial Experiments Lain, sadece görsel olarak etkileyici değil, aynı zamanda felsefi derinliğiyle de insanı düşündürüyor. İnternetin insan üzerindeki etkisi, kimlik, gerçeklik, iletişim gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o teknoloji eleştirisi ve felsefi derinliğini sevdiysen, Serial Experiments Lain'i de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni derinden etkileyecek ve uzun süre unutamayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir boyuta taşıyacak.

Seyir Defteri Notu: Serial Experiments Lain'deki görsel stil, özellikle The Wired'daki sahneler, gerçeklikle sanallığın birbirine karıştığı hissini çok iyi yansıtıyor.

Rota Önerisi: Serial Experiments Lain'den sonra Dennou Coil'e göz atabilirsin. O da benzer şekilde sanal gerçeklik ve internetin insan hayatı üzerindeki etkilerini konu alıyor.


5. Code Geass

Yolcu, strateji tahtasına geç ve Code Geass dünyasına adım at! Kutsal Britanya İmparatorluğu, dünyayı ele geçirmiş ve Japonya'yı "Area 11" olarak yeniden adlandırmış. Lelouch Lamperouge, Britanya İmparatorluğu'na karşı intikam ateşiyle yanan genç bir öğrenci. Bir gün, C.C. adında gizemli bir kızla karşılaşır ve ona "Geass" denen özel bir güç verir. Bu güç, Lelouch'un insanlara tek seferlik emirler vermesini sağlar.

Lelouch, Geass'ı kullanarak Britanya İmparatorluğu'na karşı bir direniş başlatır ve "Zero" adıyla tanınan maskeli bir lider haline gelir. Zero, Area 11'deki Japon halkını örgütler ve Britanya İmparatorluğu'na karşı savaş açar. Hikaye ilerledikçe, Lelouch'un eylemleri ve kararları, hem kendisi hem de çevresindekiler üzerinde derin etkiler yaratır. Code Geass, sadece aksiyon ve strateji sunmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi ve ahlaki dilemmaları da ele alıyor. Güç, adalet, intikam gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve siyasi entrikalarını sevdiysen, Code Geass'ı da mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni ekran başına kilitleyecek ve uzun süre etkisinden çıkaramayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: Code Geass'daki Knightmare Frame'ler (robotlar) ve Geass güçleri, animeye kendine özgü bir hava katıyor.

Rota Önerisi: Code Geass'dan sonra Death Note'a göz atabilirsin. O da benzer şekilde zeki bir karakterin güç elde etmesini ve bu gücü kullanarak dünyayı değiştirmeye çalışmasını konu alıyor.


6. Aldnoah.Zero

Yolcu, Mars'a doğru bir yolculuğa çıkmaya ne dersin? Aldnoah.Zero, Dünya ve Mars arasındaki savaşı konu alıyor. İnsanlık, 1972'de Mars'ta antik bir medeniyetin teknolojisini keşfeder. Bu teknolojiye "Aldnoah" adı verilir ve Mars'ta yaşayan insanlar, bu teknolojiyi kullanarak kendilerine "Vers" adını verirler. Vers, Dünya'dan çok daha gelişmiş bir teknolojiye sahiptir ve Dünya'yı işgal etmeye karar verir.

Hikayemiz, Inaho Kaizuka adında zeki ve sakin bir lise öğrencisinin etrafında dönüyor. Inaho, savaş sırasında hayatta kalmaya çalışırken, aynı zamanda Vers'in teknolojisini analiz eder ve onlara karşı stratejiler geliştirir. Asseylum Vers Allusia adında Marslı bir prenses, Dünya ile barış görüşmeleri yapmak için gelir, ancak bir suikast girişimine uğrar. Bu olay, Dünya ve Vers arasındaki savaşı alevlendirir. Aldnoah.Zero, sadece aksiyon ve savaş sahneleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi ve ahlaki dilemmaları da ele alıyor. Savaşın anlamsızlığı, barışın önemi gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve siyasi entrikalarını sevdiysen, Aldnoah.Zero'yu da mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni ekran başına kilitleyecek ve uzun süre etkisinden çıkaramayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: Aldnoah.Zero'daki mecha tasarımları ve savaş taktikleri, animeye gerçekçi bir hava katıyor.

Rota Önerisi: Aldnoah.Zero'dan sonra Gundam serisine göz atabilirsin. O da benzer şekilde mecha savaşlarını ve siyasi entrikaları konu alıyor.


7. Gargantia on the Verdurous Planet

Yolcu, denizlere açılmaya hazır mısın? Gargantia on the Verdurous Planet, uzak bir gelecekte, insanlığın yıldızlararası bir savaşta olduğu bir dünyada geçiyor. Ledo adında genç bir asker, bir savaş sırasında uzay-zaman bükülmesiyle Dünya'ya düşer. Dünya, buzullarla kaplı ve insanlar devasa gemilerde yaşıyor. Ledo, bu yeni dünyaya adapte olmaya çalışırken, Amy adında genç bir kızla karşılaşır. Amy, Gargantia adında bir gemide yaşıyor ve Ledo'ya bu yeni dünyayı tanıtıyor.

Ledo, uzayda savaşmak için eğitilmiş bir asker ve Dünya'daki insanların yaşam tarzı ona çok yabancı geliyor. İnsanlar, birbirleriyle ticaret yapıyor, balık avlıyor ve barış içinde yaşamaya çalışıyor. Ledo, bu yeni yaşam tarzını anlamaya çalışırken, aynı zamanda kendi geçmişiyle de yüzleşiyor. Gargantia on the Verdurous Planet, sadece macera ve aksiyon sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan doğası ve farklı kültürlerin karşılaşması gibi temaları da ele alıyor. Savaşın anlamsızlığı, barışın önemi gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve farklı sistemlerin karşılaştırılmasını sevdiysen, Gargantia on the Verdurous Planet'i de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni ekran başına kilitleyecek ve uzun süre etkisinden çıkaramayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: Gargantia on the Verdurous Planet'deki gemi tasarımları ve deniz manzaraları, animeye kendine özgü bir hava katıyor.

Rota Önerisi: Gargantia on the Verdurous Planet'den sonra Suisei no Gargantia'nın devam filmi olan "Suisei no Gargantia: Meguru Kouro, Haruka"ya göz atabilirsin.


8. Deca-Dence

Yolcu, devasa bir kaleye tırmanmaya hazır ol! Deca-Dence, insanlığın "Gadoll" denen yaratıklar tarafından yok olmanın eşiğine geldiği bir dünyada geçiyor. İnsanlar, Deca-Dence adında devasa bir hareketli kalede yaşıyor ve Gadoll'lara karşı savaşıyor. Natsume adında genç bir kız, Gadoll'larla savaşmak için Deca-Dence'e katılır. Kaburagi adında deneyimli bir tamirciyle tanışır ve onunla birlikte çalışmaya başlar.

Hikaye ilerledikçe, Deca-Dence'in sırları ve Gadoll'ların gerçek doğası ortaya çıkar. Natsume ve Kaburagi, sadece Gadoll'larla değil, aynı zamanda Deca-Dence'in yöneticileriyle de mücadele etmek zorunda kalır. Deca-Dence, sadece aksiyon ve macera sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan doğası ve sistem eleştirisi gibi temaları da ele alıyor. Toplumsal adaletsizlik, özgürlük gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve sistemin sorgulanmasını sevdiysen, Deca-Dence'i de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni ekran başına kilitleyecek ve uzun süre etkisinden çıkaramayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: Deca-Dence'deki kale tasarımları ve Gadoll'ların görünümleri, animeye kendine özgü bir hava katıyor.

Rota Önerisi: Deca-Dence'den sonra Attack on Titan'a göz atabilirsin. O da benzer şekilde devasa duvarların arkasında yaşayan insanların, dış dünyadaki yaratıklara karşı hayatta kalma mücadelesini konu alıyor.


9. Akudama Drive

Yolcu, suç dünyasına dalmaya hazır mısın? Akudama Drive, Kansai bölgesinin Kanto bölgesiyle savaş sonucunda bağımsızlığını kazandığı bir dünyada geçiyor. Kansai, suç oranının yüksek olduğu, yozlaşmış bir şehirdir. Sıradan bir kız, yanlışlıkla "Akudama" denen tehlikeli suçluların arasına karışır. Bu suçlular, gizemli bir müşteriden bir görev alırlar ve bu görevi yerine getirmek için birlikte çalışmak zorunda kalırlar.

Hikaye ilerledikçe, Akudama'ların geçmişleri ve motivasyonları ortaya çıkar. Şehrin sırları ve yöneticilerinin karanlık planları da açığa çıkar. Akudama Drive, sadece aksiyon ve gerilim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda adalet ve ahlak gibi temaları da ele alıyor. Suçun ve cezanın anlamı, toplumsal yozlaşma gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o suç teması ve ahlaki dilemmalarını sevdiysen, Akudama Drive'ı da mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni ekran başına kilitleyecek ve uzun süre etkisinden çıkaramayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: Akudama Drive'daki karakter tasarımları ve neon ışıklarla dolu şehir manzaraları, animeye cyberpunk estetiği katıyor.

Rota Önerisi: Akudama Drive'dan sonra Baccano!'ya göz atabilirsin. O da benzer şekilde farklı suçluların karıştığı karmaşık bir hikayeyi konu alıyor.


10. 86 - Eighty Six

Yolcu, savaşın en acımasız yüzünü görmeye hazır mısın? 86 - Eighty Six, San Magnolia Cumhuriyeti'nin "Legion" denen insansız makinelerle savaştığı bir dünyada geçiyor. Cumhuriyet, Legion'lara karşı "Juggernaut" denen insansız makineler kullanıyor, ancak bu makinelerin içinde aslında "86" olarak adlandırılan insanlar var. 86'lar, Cumhuriyet'in vatandaşı olarak kabul edilmiyor ve insan haklarından mahrum bırakılıyorlar. Onlar, sadece savaşmak için kullanılan birer araç olarak görülüyorlar.

Hikayemiz, Vladilena Milizé adında genç bir subayın etrafında dönüyor. Lena, 86'ların komutanı olarak atanır ve onlara destek olmaya çalışır. Shin Nouzen adında yetenekli bir 86 askeriyle iletişim kurar ve birlikte Legion'lara karşı savaşırlar. Hikaye ilerledikçe, Cumhuriyet'in sırları ve 86'ların gerçek kaderi ortaya çıkar. 86 - Eighty Six, sadece aksiyon ve savaş sahneleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda ayrımcılık ve insan hakları gibi temaları da ele alıyor. Savaşın anlamsızlığı, adalet arayışı gibi kavramlar sürekli sorgulanıyor.

Eğer Psycho-Pass'ın o toplumsal eleştiri ve insan hakları temasını sevdiysen, 86 - Eighty Six'i de mutlaka izlemelisin. Ama uyarayım, bu anime seni derinden etkileyecek ve uzun süre unutamayacaksın. Hazır ol, çünkü bu anime seni bambaşka bir maceraya sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: 86 - Eighty Six'deki savaş sahneleri ve karakterlerin yaşadığı travmalar, animeye gerçekçi bir hava katıyor.

Rota Önerisi: 86 - Eighty Six'den sonra Violet Evergarden'a göz atabilirsin. O da benzer şekilde savaşın izlerini taşıyan insanların, hayata yeniden tutunma çabalarını konu alıyor.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.