Soulslike Oyun Sevenlere Karanlık Fantezi Anime Önerileri (10 Seri): Ölmeden Önce İzlemeniz Gerekenler

Karanlık fantezi ve Soulslike oyunların kesişim noktasında, epik savaşlar ve derin hikayelerle dolu 18 anime serisi seni bekliyor. Ölmeden önce bu dünyalara dalış yap!

Şubat 21, 2026 - 16:21
Şubat 21, 2026 - 16:21
 0  1
Soulslike Oyun Sevenlere Karanlık Fantezi Anime Önerileri (10 Seri): Ölmeden Önce İzlemeniz Gerekenler

1. Berserk

Yolcu, eğer Soulslike oyunların o acımasız dünyasına aşıksan, Berserk'e kesinlikle göz atmalısın. Mangası zaten efsane, anime uyarlamaları da (özellikle 97 yapımı) o karanlık atmosferi iliklerine kadar hissettiriyor. Düşünsene, Guts gibi devasa bir kılıcı sırtlanıp, iblis ordularına karşı tek başına savaşıyorsun. Tam bir "git ve gebert" felsefesi. Oyunlardaki o çaresizlik hissi, sürekli tetikte olma hali, burada da aynen var. Hikaye desen, ihanet, intikam ve hayatta kalma mücadelesi üzerine kurulu. Guts'ın yaşadığı travmalar, karşılaştığı düşmanlar, hepsi seni derinden etkileyecek. Özellikle Eclipse sahnesi... Abi, o sahne unutulmaz ya!

Berserk'teki o gotik hava, karanlık ormanlar, ürkütücü yaratıklar, hepsi Dark Souls'un estetiğiyle birebir örtüşüyor. Bir de işin içine büyü ve doğaüstü güçler girince, tadından yenmiyor. Guts'ın zırhı, kılıcı, dövüş stili... Hepsi Soulslike oyunlardaki karakter gelişimini andırıyor. Ne kadar çok düşman kesersen, o kadar güçleniyorsun. Ama bu güç, sana hiçbir zaman rahat vermiyor. Çünkü düşmanlar da sürekli güçleniyor. İşte bu yüzden Berserk, Soulslike sevenler için kaçırılmaması gereken bir yapım.

Animedeki dövüş sahneleri de oldukça kanlı ve vahşi. Guts'ın kılıcıyla düşmanlarını biçtiği anlar, tam anlamıyla bir görsel şölen. Ama bu sadece bir aksiyon şöleni değil. Aynı zamanda karakterlerin iç dünyasına da odaklanıyor. Guts'ın yalnızlığı, çaresizliği, intikam ateşi... Hepsi seni derinden etkileyecek. Eğer Soulslike oyunların o derin ve karanlık atmosferini seviyorsan, Berserk'e kesinlikle bir şans vermelisin. Pişman olmayacaksın!

Seyir Defteri Notu: 97 yapımı anime, manganın ilk dönemlerini kapsıyor. Daha sonraki uyarlamalar (özellikle CGI olanlar) biraz tartışmalı olsa da, hikayenin tamamını görmek için onlara da göz atabilirsin. Ama benden sana tavsiye, önce 97 yapımını izle, sonra mangaya başla.

Rota Önerisi: Berserk'ten sonra Claymore animesine göz atabilirsin. O da karanlık fantezi türünde, güçlü kadın savaşçıların iblislere karşı mücadelesini anlatıyor.


2. Claymore

Yolcu, Berserk'ten sonra karanlık fantezi dünyasında kalmaya ne dersin? O zaman Claymore tam sana göre. Bu anime, iblislerle savaşan, gümüş gözlü savaşçıların hikayesini anlatıyor. Claymore'lar, yarı insan yarı iblis melezleri ve olağanüstü güçlere sahipler. Ama bu güç, onlara büyük bir bedel ödetiyor. Sürekli iblis kanıyla beslenmek zorundalar ve bu da onları yavaş yavaş iblise dönüştürüyor. Oyunlardaki o "lanetli eşya" konsepti gibi, değil mi?

Claymore'daki dövüş sahneleri de oldukça etkileyici. Kılıç dövüşleri, büyü kullanımı, hepsi Soulslike oyunlardaki o taktiksel savaşları andırıyor. Düşmanların zayıf noktalarını bulmak, doğru zamanda doğru hamleyi yapmak... Hepsi çok önemli. Bir de işin içine karakterlerin kişisel dramları girince, olay daha da derinleşiyor. Claymore'ların geçmişleri, yaşadıkları travmalar, hepsi seni derinden etkileyecek. Özellikle Clare'in hikayesi... Abi, o kızın yaşadıklarına dayanmak çok zor ya!

Animenin atmosferi de oldukça karanlık ve kasvetli. Gotik mimariler, ıssız köyler, ürkütücü ormanlar... Hepsi Dark Souls'un dünyasını hatırlatıyor. Bir de işin içine iblislerin o iğrenç tasarımları girince, tüylerin diken diken oluyor. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve acımasız dünyasına aşıksan, Claymore'a kesinlikle bir şans vermelisin. Pişman olmayacaksın!

Seyir Defteri Notu: Anime, manganın tamamını kapsamıyor. Eğer hikayenin sonunu merak ediyorsan, mangaya göz atmanı öneririm. Manga, animeden çok daha detaylı ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Claymore'dan sonra Goblin Slayer animesine göz atabilirsin. O da karanlık fantezi türünde, goblinlerle savaşan bir maceracının hikayesini anlatıyor.


3. Goblin Slayer

Selam yolcu! İblisler, şeytanlar yetmedi mi? O zaman gel de Goblin Slayer'ın dünyasına bir göz at. Bu anime, adından da anlaşılacağı gibi, goblinlerle savaşan bir maceracının hikayesini anlatıyor. Ama sakın goblinleri küçümseme! Bu küçük yaratıklar, sandığından çok daha tehlikeli olabilirler. Goblin Slayer, goblinleri yok etmeyi hayatının amacı haline getirmiş bir adam. Sürekli goblin tuzakları kuruyor, goblin yuvalarını basıyor ve goblinleri acımasızca öldürüyor. Tam bir "goblin avcısı" diyebiliriz.

Goblin Slayer'daki o taktiksel savaşlar, Soulslike oyunlardaki zorlu dövüşleri andırıyor. Goblinlerin zayıf noktalarını bulmak, doğru ekipmanları kullanmak, hepsi çok önemli. Bir de işin içine diğer maceracıların da dahil olmasıyla, olay daha da karmaşıklaşıyor. Her maceracının farklı yetenekleri ve stratejileri var. Birlikte çalışmak, hayatta kalmak için şart. Ama bazen işler ters gidebilir ve kayıplar yaşanabilir. İşte bu yüzden Goblin Slayer, Soulslike sevenler için kaçırılmaması gereken bir yapım.

Animenin atmosferi de oldukça karanlık ve gerçekçi. Goblinlerin vahşeti, insanların çaresizliği, hepsi seni derinden etkileyecek. Goblin Slayer'ın geçmişi, yaşadığı travmalar, hepsi seni daha da meraklandıracak. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve acımasız dünyasına aşıksan, Goblin Slayer'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler oldukça rahatsız edici olabilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, manganın ilk dönemlerini kapsıyor. Eğer hikayenin devamını merak ediyorsan, mangaya göz atmanı öneririm. Manga, animeden çok daha detaylı ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Goblin Slayer'dan sonra Grimgar of Fantasy and Ash animesine göz atabilirsin. O da karanlık fantezi türünde, farklı dünyadan gelen insanların hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.


4. Grimgar of Fantasy and Ash

Selam yolcu, farklı bir dünyaya sürüklenmeye hazır mısın? Grimgar of Fantasy and Ash, tam olarak bunu anlatıyor. Bilinmeyen bir dünyada gözlerini açan bir grup gencin, hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. Ama bu dünya, bildiğimiz fantezi dünyalarından çok farklı. Burada kahramanlık yapmak kolay değil. Herkes aç, herkes çaresiz ve herkes hayatta kalmak için birbirini kullanmaya hazır. Oyunlardaki o "açlık mekaniği" gibi, değil mi?

Grimgar'daki o gerçekçi atmosfer, Soulslike oyunlardaki o zorluğun ta kendisi. Karakterler sürekli açlıkla, yorgunlukla ve ölümle yüzleşiyor. Düşmanlar çok güçlü ve tek bir hata, hayatlarına mal olabilir. Bu yüzden birlikte çalışmak, strateji geliştirmek ve sürekli tetikte olmak zorundalar. Oyunlardaki o "co-op" modu gibi, değil mi? Birbirine destek olmak, hayatta kalmak için şart.

Animenin çizimleri de oldukça farklı ve etkileyici. Pastel tonlar kullanılmış ve arka planlar çok detaylı çizilmiş. Bu da animenin atmosferine ayrı bir hava katıyor. Karakterlerin duyguları, yaşadıkları zorluklar, hepsi yüzlerinden okunuyor. Eğer Soulslike oyunların o gerçekçi ve zorlu dünyasına aşıksan, Grimgar of Fantasy and Ash'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı bölümler oldukça yavaş ilerleyebilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, light novel serisinin ilk cildini kapsıyor. Eğer hikayenin devamını merak ediyorsan, light novel'a göz atmanı öneririm. Light novel, animeden çok daha detaylı ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Grimgar of Fantasy and Ash'ten sonra Re:Zero - Starting Life in Another World animesine göz atabilirsin. O da farklı dünyaya ışınlanan bir gencin, defalarca ölerek hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.


5. Re:Zero - Starting Life in Another World

Yolcu, ölüp ölüp dirilmekten bıktın mı? Re:Zero'da tam olarak bunu yaşayacaksın! Ana karakterimiz Subaru, aniden kendini fantastik bir dünyada buluyor. İlk başlarda her şey güzel gibi görünse de, kısa sürede bu dünyanın hiç de masum olmadığını anlıyor. Subaru'nun özel bir yeteneği var: Öldüğünde zamanı geri sarabiliyor. Ama bu yetenek, ona büyük bir acı çektiriyor. Her ölümünde, yaşadığı acıları tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıyor.

Re:Zero'daki o sürekli ölüm döngüsü, Soulslike oyunlardaki o "tekrar deneme" hissini andırıyor. Her ölümünde, hatalarından ders çıkarıyor ve daha iyi bir strateji geliştirmeye çalışıyorsun. Ama bu dünya, sana hiçbir zaman kolaylık sağlamıyor. Düşmanlar çok güçlü ve her köşe başında bir tuzak olabilir. Oyunlardaki o "boss fight"lar gibi, değil mi? Sürekli denemek, öğrenmek ve pes etmemek zorundasın.

Animenin karakterleri de oldukça ilginç ve karmaşık. Subaru'nun çaresizliği, Rem'in sadakati, Emilia'nın gizemleri, hepsi seni derinden etkileyecek. Bir de işin içine politik entrikalar ve doğaüstü olaylar girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve karmaşık dünyasına aşıksan, Re:Zero - Starting Life in Another World'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı bölümler oldukça duygusal olabilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, light novel serisinin ilk dört cildini kapsıyor. Eğer hikayenin devamını merak ediyorsan, light novel'a göz atmanı öneririm. Light novel, animeden çok daha detaylı ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Re:Zero'dan sonra Made in Abyss animesine göz atabilirsin. O da tehlikeli bir çukura inen çocukların maceralarını anlatıyor.


6. Made in Abyss

Selam yolcu, derinlere dalmaya hazır mısın? Made in Abyss, tam olarak bunu anlatıyor. Abyss, devasa ve gizemli bir çukur. İçinde bilinmeyen yaratıklar, tehlikeli tuzaklar ve kayıp medeniyetlerin kalıntıları var. Riko ve Reg, Abyss'in derinliklerine inmeye karar veren iki maceracı. Ama bu yolculuk, sandıklarından çok daha tehlikeli olacak.

Made in Abyss'teki o keşif hissi, Soulslike oyunlardaki o "bilinmeyene doğru yolculuk" hissini andırıyor. Her adımda yeni bir tehlikeyle karşılaşabilirsin. Düşmanlar çok güçlü ve Abyss'in atmosferi, sana sürekli zorluk çıkarıyor. Oyunlardaki o "çevre tehlikeleri" gibi, değil mi? Sürekli dikkatli olmak, hazırlıklı olmak ve hayatta kalmak için çabalamak zorundasın.

Animenin çizimleri de oldukça etkileyici. Abyss'in manzaraları, yaratıkların tasarımları, hepsi seni büyüleyecek. Bir de işin içine karakterlerin duygusal bağları ve Abyss'in gizemleri girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o keşif dolu ve tehlikeli dünyasına aşıksan, Made in Abyss'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler oldukça rahatsız edici olabilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, manganın ilk dört cildini kapsıyor. Eğer hikayenin devamını merak ediyorsan, mangaya göz atmanı öneririm. Manga, animeden çok daha detaylı ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Made in Abyss'ten sonra Shinsekai Yori animesine göz atabilirsin. O da distopik bir dünyada geçen, insanların telekinetik güçlere sahip olduğu bir hikaye anlatıyor.


7. Shinsekai Yori

Yolcu, distopik bir geleceğe yolculuk yapmaya ne dersin? Shinsekai Yori, tam olarak bunu anlatıyor. Gelecekte, insanlar telekinetik güçlere sahip olmuş ve doğayla uyum içinde yaşamaya başlamışlar. Ama bu huzurlu görünümün altında, karanlık sırlar ve tehlikeli tehditler yatıyor. Saki ve arkadaşları, bu sırları çözmeye çalışırken, kendilerini büyük bir komplonun içinde buluyorlar.

Shinsekai Yori'deki o gizemli atmosfer, Soulslike oyunlardaki o "bilinmeyeni çözme" hissini andırıyor. Her bölümde yeni bir sır ortaya çıkıyor ve olaylar daha da karmaşıklaşıyor. Karakterlerin geçmişleri, toplumun kuralları, hepsi seni derinden etkileyecek. Oyunlardaki o "lore" okuma gibi, değil mi? Sürekli araştırmak, öğrenmek ve gerçekleri ortaya çıkarmak zorundasın.

Animenin çizimleri de oldukça farklı ve etkileyici. Arka planlar çok detaylı çizilmiş ve karakterlerin duyguları yüzlerinden okunuyor. Bir de işin içine politik entrikalar ve doğaüstü olaylar girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o gizemli ve karmaşık dünyasına aşıksan, Shinsekai Yori'ye kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı bölümler oldukça yavaş ilerleyebilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, aynı adlı romanın uyarlaması. Eğer hikayenin daha detaylı halini merak ediyorsan, romana göz atmanı öneririm. Roman, animeden çok daha derin ve olay örgüsü daha karmaşık.

Rota Önerisi: Shinsekai Yori'den sonra Psycho-Pass animesine göz atabilirsin. O da gelecekte geçen, suç oranını önceden tahmin eden bir sistemin olduğu bir dünyayı anlatıyor.


8. Psycho-Pass

Selam yolcu, suç oranını önceden tahmin eden bir sistemin olduğu bir dünyaya hoş geldin! Psycho-Pass, gelecekte geçen bir bilim kurgu anime. Sibyl Sistemi, insanların zihinsel durumlarını analiz ederek suç işleme potansiyellerini belirliyor. Eğer bir kişinin "Suç Katsayısı" yüksekse, polis tarafından yakalanıyor ve tedavi altına alınıyor. Akane Tsunemori, bu sistemin içinde çalışan genç bir polis memuru. Ama zamanla bu sistemin kusurlarını ve karanlık sırlarını keşfediyor.

Psycho-Pass'taki o etik ikilemler, Soulslike oyunlardaki o "doğru kararı verme" hissini andırıyor. Her bölümde farklı bir suç vakasıyla karşılaşıyorsun ve neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermek zorunda kalıyorsun. Sistem mi haklı, yoksa bireyin özgürlüğü mü? Oyunlardaki o "ahlaki seçimler" gibi, değil mi? Sürekli düşünmek, sorgulamak ve vicdanının sesini dinlemek zorundasın.

Animenin çizimleri de oldukça etkileyici. Geleceğin teknolojisi, şehir manzaraları, hepsi seni büyüleyecek. Bir de işin içine karakterlerin psikolojik sorunları ve sistemin karanlık sırları girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve karmaşık dünyasına aşıksan, Psycho-Pass'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı bölümler oldukça gergin ve rahatsız edici olabilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, orijinal bir yapım. Yani herhangi bir manga veya roman uyarlaması değil. Bu da animenin daha özgün ve sürprizlerle dolu olmasını sağlıyor.

Rota Önerisi: Psycho-Pass'ten sonra Ergo Proxy animesine göz atabilirsin. O da distopik bir gelecekte geçen, insanların robotlarla birlikte yaşadığı bir dünyayı anlatıyor.


9. Ergo Proxy

Yolcu, robotların insanlarla birlikte yaşadığı distopik bir geleceğe hazır mısın? Ergo Proxy, tam olarak bunu anlatıyor. Romdo, devasa bir kubbenin içinde yer alan, son derece gelişmiş bir şehir. İnsanlar, AutoReiv adı verilen robotlarla birlikte yaşıyorlar. Ama bir gün, AutoReiv'ler "Cogito Virüsü" adı verilen bir virüs kapmaya başlıyorlar ve kendi bilinçlerine kavuşuyorlar. Lil Meyer, bu olayları araştırmaya görevlendirilen genç bir dedektif. Ama zamanla bu olayların arkasında çok daha büyük bir sır olduğunu keşfediyor.

Ergo Proxy'deki o felsefi sorular, Soulslike oyunlardaki o "varoluşsal sorgulama" hissini andırıyor. İnsan nedir, robot nedir, bilinç nedir? Her bölümde bu sorulara farklı cevaplar aranıyor. Karakterlerin iç dünyaları, yaşadıkları travmalar, hepsi seni derinden etkileyecek. Oyunlardaki o "derin hikaye anlatımı" gibi, değil mi? Sürekli düşünmek, sorgulamak ve kendi gerçekliğini bulmak zorundasın.

Animenin çizimleri de oldukça farklı ve etkileyici. Romdo'nun mimarisi, AutoReiv'lerin tasarımları, hepsi seni büyüleyecek. Bir de işin içine karakterlerin psikolojik sorunları ve dünyanın karanlık sırları girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve karmaşık dünyasına aşıksan, Ergo Proxy'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı bölümler oldukça yavaş ilerleyebilir ve kafa karıştırıcı olabilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, orijinal bir yapım. Yani herhangi bir manga veya roman uyarlaması değil. Bu da animenin daha özgün ve sürprizlerle dolu olmasını sağlıyor.

Rota Önerisi: Ergo Proxy'den sonra Texhnolyze animesine göz atabilirsin. O da distopik bir gelecekte geçen, insanların vücutlarını makinelerle değiştirdiği bir dünyayı anlatıyor.


10. Texhnolyze

Selam yolcu, insanlığın makinelerle birleştiği karanlık bir geleceğe adım atmaya hazır mısın? Texhnolyze, tam da böyle bir dünyayı gözler önüne seriyor. Şehirde yaşayan insanlar, vücutlarının bir kısmını "Texhnolyze" adı verilen makinelerle değiştirerek daha güçlü hale geliyorlar. Ancak bu teknoloji, beraberinde şiddet ve kaos getiriyor. Ichise, yetenekli bir boksörken kolunu kaybediyor ve bir gün, gizemli bir bilim kadını olan Ran ile tanışıyor. Ran, Ichise'ye yeni bir Texhnolyze kol takıyor ve onunla birlikte şehrin karanlık sırlarını ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.

Texhnolyze'daki o umutsuz atmosfer, Soulslike oyunların acımasız dünyasını andırıyor. Şiddet, yozlaşma ve ölüm, her köşede kol geziyor. Karakterlerin yaşadığı çaresizlik, hayatta kalma mücadelesi, hepsi seni derinden etkileyecek. Oyunlardaki o zorlu boss savaşları gibi, değil mi? Sürekli mücadele etmek, pes etmemek ve hayatta kalmak için çabalamak zorundasın.

Animenin çizimleri de oldukça farklı ve etkileyici. Şehrin karanlık sokakları, Texhnolyze'lı insanların tasarımları, hepsi seni büyüleyecek. Bir de işin içine karakterlerin psikolojik sorunları ve şehrin karanlık sırları girince, olay daha da derinleşiyor. Eğer Soulslike oyunların o zorlu ve karmaşık dünyasına aşıksan, Texhnolyze'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ancak uyarayım, anime oldukça yavaş ilerliyor ve diyaloglar çok az. Bu yüzden sabırlı olman gerekebilir.

Seyir Defteri Notu: Anime, orijinal bir yapım. Yani herhangi bir manga veya roman uyarlaması değil. Bu da animenin daha özgün ve sürprizlerle dolu olmasını sağlıyor.

Rota Önerisi: Texhnolyze'dan sonra Lain animesine göz atabilirsin. O da sanal gerçeklik ve insan bilinci üzerine yoğunlaşan, kafa karıştırıcı bir anime.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.