Studio Ghibli Filmlerindeki En Lezzetli 13 Yemek ve Tarifleri!: Mideye Giden Ruhani Yolculuk

Studio Ghibli'nin büyülü dünyasından sofranıza taşınan 15 unutulmaz lezzet! Anime evreninin en iştah açıcı yemeklerini keşfedin ve kendi mutfağınızda yeniden yaratın. Ruhunuzu doyuran bir lezzet şölenine hazır olun!

Şubat 21, 2026 - 15:36
Şubat 21, 2026 - 15:36
 0  1
Studio Ghibli Filmlerindeki En Lezzetli 13 Yemek ve Tarifleri!: Mideye Giden Ruhani Yolculuk

1. Ponyo'nun Ramen'i: Deniz Tanrısının Sofrası

Yolcu, bilirsin, Ponyo'nun o ramen sahnesi... Ah be! O kadar iştah kabartıcıydı ki, ekrana yapışıp kalmıştım. O minik et parçaları, üzerine eklenen yeşil soğanlar ve o dumanı tüten nefis çorbası... Sanki deniz tanrısının sofrasından bir parça gibiydi. Ghibli'nin yemek çizimlerindeki o detaycılık, o yemeğin tadını sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. Sadece bir animasyon sahnesi değil, adeta bir lezzet patlaması! Ponyo'nun ramen'i, sadece bir yemek değil, aynı zamanda arkadaşlığın, sevginin ve aile bağlarının sıcaklığını da içinde barındırıyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca ramen yapmaya çalıştım. Tabii ki, Ghibli'nin o büyülü dokunuşunu yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu ramen'i yaparken, işin sırrı çorbada saklı. İyi bir tavuk suyu veya sebze suyu kullanmak, lezzetin temelini oluşturuyor. İçine biraz soya sosu, mirin ve sake ekleyerek Japon mutfağının o eşsiz tadını yakalayabilirsin. Et olarak da, ince dilimlenmiş domuz eti veya tavuk kullanabilirsin. Üzerine taze soğan, nori yosunu ve haşlanmış yumurta ekleyerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Ponyo'nun ramen'ine yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, yemeği yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Ponyo'nun ramen'inin sırrı, aslında basitliğinde yatıyor. Karmaşık malzemeler yerine, taze ve kaliteli malzemeler kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, ramen'i yerken, Ponyo gibi şapırdatmayı unutma! Çünkü Japon kültüründe, ramen'i şapırdatarak yemek, yemeğin lezzetini daha çok çıkarmaya yardımcı oluyor.

Rota Önerisi: Ponyo'nun ramen'inden sonra, Spirited Away'deki o gizemli yemekleri de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Chihiro'nun kayıp dünyasında bir lezzet turuna çıkarız.


2. Spirited Away'deki Buharda Pişmiş Çörekler: Ruhlar Aleminden Lezzetler

Spirited Away'deki o buharda pişmiş çörekleri hatırlıyor musun, yolcu? Chihiro'nun ailesinin o açgözlülükle yediği, sonra da domuza dönüştüğü... İşte o çörekler, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir uyarı niteliğindeydi. Ama kabul edelim, o çöreklerin görüntüsü, insanın iştahını kabartıyordu. O puf puf, yumuşacık dokusu ve içindeki o lezzetli dolgusu... Sanki ruhlar aleminden gelmiş gibiydi. Ghibli, bu çörekleri o kadar canlı ve detaylı çizmiş ki, sanki ekrandan uzanıp bir tane almak istiyorsun. Özellikle o pembe renkli olanı, insanın içini kıpır kıpır yapıyordu. Ama tabii ki, Chihiro'nun ailesinin yaptığı hatayı yapmamak lazım. Açgözlülük yerine, tadını çıkararak yemek gerekiyor.

Bu buharda pişmiş çörekleri evde yapmak biraz zahmetli olabilir ama sonuç kesinlikle buna değer. Öncelikle, hamuru hazırlamak gerekiyor. Un, maya, şeker, tuz ve ılık su ile yoğurarak, elastik bir hamur elde etmelisin. Hamuru mayalandırdıktan sonra, küçük parçalara ayırıp, iç harcını koymalısın. İç harcı için, kıyma, sebzeler ve baharatlar kullanabilirsin. Ya da, tatlı bir şeyler istersen, kırmızı fasulye ezmesi veya tatlı patates püresi de kullanabilirsin. Çörekleri buharda pişirdikten sonra, üzerlerine biraz susam serpiştirerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Spirited Away'deki çöreklere yaklaşabilirsin.

Seyir Defteri Notu: Bu çöreklerin sırrı, hamurun doğru mayalanmasında ve buharda pişirme süresinde yatıyor. Hamuru çok fazla mayalandırırsan, çörekler çok kabarık olur ve iç harcı dışarı çıkar. Buharda çok uzun süre pişirirsen de, çörekler kurur ve sertleşir. O yüzden, dikkatli olmakta fayda var. Bir de, çörekleri yerken, Chihiro'nun o zorlu macerasını düşün. Çünkü bu çörekler, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir sembol niteliğinde.

Rota Önerisi: Spirited Away'deki çöreklerden sonra, Howl's Moving Castle'daki o nefis kahvaltıyı da denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, hareketli şatonun içinde bir lezzet turuna çıkarız.


3. Howl's Moving Castle'daki Kahvaltı: Büyülü Bir Güne Başlangıç

Yolcu, Howl's Moving Castle'daki o kahvaltı sahnesini hatırlıyor musun? Baconlar, yumurtalar, o çıtır çıtır ekmekler... Ah be, insanın içini ısıtan bir sahneydi. Howl'un o şatafatlı şatosunda, ateş iblisi Calcifer'in başında pişirdiği o kahvaltı, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir aile tablosu gibiydi. Sophie, Markl ve Howl'un birlikte kahvaltı yaparkenki o samimiyetleri, insanın içini ısıtıyordu. Ghibli'nin o kahvaltı sahnesindeki detaycılığı, o baconların çıtırtısını, o yumurtaların sarısını sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir kahvaltı istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca o kahvaltıyı yapmaya çalıştım. Tabii ki, Calcifer'in büyülü ateşini yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu kahvaltıyı yaparken, işin sırrı malzemelerin kalitesinde saklı. İyi bir bacon, taze yumurtalar ve çıtır çıtır bir ekmek kullanmak, lezzetin temelini oluşturuyor. Baconları çıtır çıtır olacak şekilde pişir, yumurtaları da istediğin kıvamda yap. Ekmekleri de kızarttıktan sonra, üzerine biraz tereyağı sürerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Howl'un kahvaltısına yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, kahvaltıyı yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Howl'un kahvaltısının sırrı, aslında basitliğinde yatıyor. Karmaşık malzemeler yerine, taze ve kaliteli malzemeler kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, kahvaltıyı yaparken, Howl gibi şatafatlı olmaya gerek yok. Önemli olan, sevdiklerinle birlikte keyifli bir kahvaltı yapmak.

Rota Önerisi: Howl'un kahvaltısından sonra, My Neighbor Totoro'daki o bento kutusunu da denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Totoro'nun ormanında bir piknik yaparız.


4. My Neighbor Totoro'daki Bento Kutusu: Ormanın Tadı

Yolcu, My Neighbor Totoro'daki o bento kutusunu hatırlıyor musun? Satsuki'nin küçük kız kardeşi Mei için hazırladığı, pirinç topları, sebzeler ve balık köfteleriyle dolu o sevimli kutu... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda kardeş sevgisinin bir sembolüydü. O kutudaki her bir yiyecek, o kadar özenle hazırlanmıştı ki, insanın içini ısıtıyordu. Ghibli'nin o bento kutusundaki detaycılığı, o pirinç toplarının parlaklığını, o sebzelerin tazeliğini sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir bento kutusu istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca bento kutusu hazırlamaya çalıştım. Tabii ki, Satsuki'nin o özenli elini yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu bento kutusunu hazırlarken, işin sırrı çeşitlilikte saklı. Pirinç topları, sebzeler, balık köfteleri, yumurta ve meyveler kullanarak, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Totoro'nun bento kutusuna yaklaşabilirsin. Pirinç toplarını farklı şekillerde yaparak, bento kutusunu daha eğlenceli hale getirebilirsin. Sebzeleri de farklı renklerde kullanarak, bento kutusunu daha canlı hale getirebilirsin. Unutma, en önemli şey, bento kutusunu hazırlarken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Totoro'nun bento kutusunun sırrı, aslında çeşitliliğinde ve özeninde yatıyor. Karmaşık malzemeler yerine, taze ve çeşitli malzemeler kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, bento kutusunu hazırlarken, Totoro gibi doğayla iç içe olmaya çalış. Çünkü bu bento kutusu, sadece bir yemek değil, aynı zamanda doğanın bir yansıması.

Rota Önerisi: Totoro'nun bento kutusundan sonra, Kiki's Delivery Service'deki o lezzetli turtayı da denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Kiki'nin uçan süpürgesiyle bir lezzet turuna çıkarız.


5. Kiki's Delivery Service'deki Turta: Cadıların Lezzet Sırrı

Yolcu, Kiki's Delivery Service'deki o turtayı hatırlıyor musun? Kiki'nin fırından aldığı, o altın sarısı, mis gibi kokan turta... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda Kiki'nin bağımsızlık yolculuğunun bir sembolüydü. O turta, Kiki'nin yeni hayatına başlarken tattığı ilk lezzetti. Ghibli'nin o turta sahnesindeki detaycılığı, o turtanın kabuğunun çıtırtısını, o içindeki dolgunun lezzetini sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir turta istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca turta yapmaya çalıştım. Tabii ki, Kiki'nin o sihirli dokunuşunu yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu turtayı yaparken, işin sırrı hamurunda ve dolgusunda saklı. İyi bir turta hamuru için, tereyağı, un, su ve tuz kullanmalısın. Hamuru yoğurduktan sonra, buzdolabında dinlendirerek, daha çıtır bir turta elde edebilirsin. Turta dolgusu için, elma, tarçın, şeker ve limon suyu kullanabilirsin. Elmaları soyup doğradıktan sonra, diğer malzemelerle karıştırarak, lezzetli bir dolgu hazırlayabilirsin. Turtayı fırında pişirdikten sonra, üzerine pudra şekeri serpiştirerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Kiki'nin turtasına yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, turtayı yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Kiki'nin turtasının sırrı, aslında hamurunda ve dolgusunda yatıyor. Kaliteli malzemeler kullanarak ve hamuru doğru şekilde yoğurarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, turtayı yaparken, Kiki gibi cesur ve bağımsız olmaya çalış. Çünkü bu turta, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir hayal.

Rota Önerisi: Kiki'nin turtasından sonra, Princess Mononoke'deki o şifalı çorbayı da denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Mononoke'nin ormanında şifa buluruz.


6. Princess Mononoke'deki Şifalı Çorba: Doğanın İyileştirici Gücü

Yolcu, Princess Mononoke'deki o şifalı çorbayı hatırlıyor musun? San'ın Ashitaka'ya hazırladığı, yaban otları, mantarlar ve et suyuyla dolu o besleyici çorba... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda doğanın iyileştirici gücünün bir sembolüydü. O çorba, Ashitaka'nın yaralarını iyileştirirken, aynı zamanda ona güç ve umut veriyordu. Ghibli'nin o çorba sahnesindeki detaycılığı, o yaban otlarının tazeliğini, o mantarların aromasını sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir şifalı çorba istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca şifalı çorba yapmaya çalıştım. Tabii ki, San'ın o doğa anayla olan bağını yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu şifalı çorbayı yaparken, işin sırrı malzemelerin çeşitliliğinde ve tazeliğinde saklı. Yaban otları, mantarlar, sebzeler ve et suyu kullanarak, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Mononoke'nin çorbasına yaklaşabilirsin. Yaban otlarını temiz ve taze olarak topladıktan sonra, diğer malzemelerle birlikte kaynatmalısın. Et suyu için, kemikli etleri uzun süre kaynatarak, besleyici bir çorba elde edebilirsin. Unutma, en önemli şey, çorbayı yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Mononoke'nin çorbasının sırrı, aslında malzemelerin çeşitliliğinde ve tazeliğinde yatıyor. Doğadan toplanan yaban otları ve mantarlar kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, çorbayı yaparken, Mononoke gibi doğayla uyum içinde olmaya çalış. Çünkü bu çorba, sadece bir yemek değil, aynı zamanda doğanın bir armağanı.

Rota Önerisi: Mononoke'nin çorbasından sonra, Arrietty'deki o şekerli çayı da denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Arrietty'nin minik dünyasında bir çay partisine katılırız.


7. Arrietty'deki Şekerli Çay: Miniklerin Tatlı Molası

Yolcu, Arrietty'deki o şekerli çayı hatırlıyor musun? Arrietty'nin ailesiyle birlikte içtiği, minik bardaklarda servis edilen o tatlı çay... Sadece bir içecek değil, aynı zamanda aile bağlarının bir sembolüydü. O çay, Arrietty'nin minik dünyasında büyük bir keyif kaynağıydı. Ghibli'nin o çay sahnesindeki detaycılığı, o çayın rengini, o bardakların minikliğini sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir şekerli çay istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca şekerli çay yapmaya çalıştım. Tabii ki, Arrietty'nin o minik dünyasını yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu şekerli çayı yaparken, işin sırrı çayın kalitesinde ve şeker miktarında saklı. İyi bir çay kullanmak ve şekeri damak zevkine göre ayarlamak, lezzetin temelini oluşturuyor. Çayı demledikten sonra, içine biraz şeker ekleyerek, tatlı bir çay elde edebilirsin. Unutma, en önemli şey, çayı yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Arrietty'nin şekerli çayının sırrı, aslında basitliğinde yatıyor. Kaliteli bir çay ve damak zevkine göre şeker kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, çayı içerken, Arrietty gibi minik şeylerden keyif almaya çalış. Çünkü bu çay, sadece bir içecek değil, aynı zamanda hayatın küçük zevklerinin bir yansıması.

Rota Önerisi: Arrietty'nin şekerli çayından sonra, From Up on Poppy Hill'deki o kızarmış ekmeği de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Poppy Hill'de nostaljik bir kahvaltı yaparız.


8. From Up on Poppy Hill'deki Kızarmış Ekmek: Nostaljik Bir Lezzet

Yolcu, From Up on Poppy Hill'deki o kızarmış ekmeği hatırlıyor musun? Umi'nin her sabah hazırladığı, tereyağı ve reçelle servis edilen o basit ama lezzetli ekmek... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda Umi'nin ailesine olan sevgisinin bir sembolüydü. O ekmek, Umi'nin her sabah ailesi için hazırladığı, sıcak ve samimi bir başlangıçtı. Ghibli'nin o ekmek sahnesindeki detaycılığı, o ekmeğin çıtırtısını, o tereyağının eriyişini sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir kızarmış ekmek istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca kızarmış ekmek yapmaya çalıştım. Tabii ki, Umi'nin o özenli elini yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu kızarmış ekmeği yaparken, işin sırrı ekmeğin kalitesinde ve tereyağının lezzetinde saklı. İyi bir ekmek kullanmak ve üzerine kaliteli bir tereyağı sürmek, lezzetin temelini oluşturuyor. Ekmeği kızarttıktan sonra, üzerine tereyağı sürerek ve istediğin reçeli ekleyerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Umi'nin ekmeğine yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, ekmeği yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Umi'nin kızarmış ekmeğinin sırrı, aslında basitliğinde yatıyor. Kaliteli bir ekmek ve tereyağı kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, ekmeği yerken, Umi gibi ailesine değer vermeye çalış. Çünkü bu ekmek, sadece bir yemek değil, aynı zamanda aile sevgisinin bir yansıması.

Rota Önerisi: Umi'nin kızarmış ekmeğinden sonra, The Wind Rises'daki o balıklı keki de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, The Wind Rises'ın dünyasında bir lezzet yolculuğuna çıkarız.


9. The Wind Rises'daki Balıklı Kek: Hayallerin Tadı

Yolcu, The Wind Rises'daki o balıklı keki hatırlıyor musun? Jiro'nun annesinin yaptığı, içinde balık, sebze ve pirinç olan o ilginç kek... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda Jiro'nun hayallerine ulaşma çabasının bir sembolüydü. O kek, Jiro'nun annesinin ona olan sevgisini ve desteğini gösteriyordu. Ghibli'nin o kek sahnesindeki detaycılığı, o kekin görüntüsünü, içindeki malzemelerin uyumunu sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir balıklı kek istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca balıklı kek yapmaya çalıştım. Tabii ki, Jiro'nun annesinin o özel tarifini yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu balıklı keki yaparken, işin sırrı malzemelerin doğru oranlarda kullanılması ve pişirme süresine dikkat etmek. Balık, sebze ve pirinci doğru oranlarda karıştırarak, lezzetli bir iç harcı hazırlamalısın. Kek hamuru için, un, yumurta, süt ve tereyağı kullanmalısın. Hamuru hazırladıktan sonra, iç harcı içine koyarak, kekini fırında pişirmelisin. Unutma, en önemli şey, keki yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: The Wind Rises'daki balıklı kekin sırrı, aslında malzemelerin doğru oranlarda kullanılması ve pişirme süresine dikkat etmek. Bir de, keki yaparken, Jiro gibi hayallerine ulaşmaya çalış. Çünkü bu kek, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir motivasyon kaynağı.

Rota Önerisi: The Wind Rises'daki balıklı kekten sonra, When Marnie Was There'daki o reçelli sandviçi de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Marnie'nin gizemli dünyasında bir piknik yaparız.


10. When Marnie Was There'daki Reçelli Sandviç: Gizemli Bir Tadım

Yolcu, When Marnie Was There'daki o reçelli sandviçi hatırlıyor musun? Anna'nın Marnie ile yediği, basit ama lezzetli o sandviç... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda iki kızın arasındaki bağın bir sembolüydü. O sandviç, Anna'nın Marnie ile birlikte geçirdiği o özel anların bir parçasıydı. Ghibli'nin o sandviç sahnesindeki detaycılığı, o ekmeğin yumuşaklığını, o reçelin tatlılığını sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir reçelli sandviç istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca reçelli sandviç yapmaya çalıştım. Tabii ki, Anna ve Marnie'nin o özel anlarını yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu reçelli sandviçi yaparken, işin sırrı ekmeğin ve reçelin kalitesinde saklı. İyi bir ekmek kullanmak ve üzerine kaliteli bir reçel sürmek, lezzetin temelini oluşturuyor. Ekmeği dilimledikten sonra, üzerine reçel sürerek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Anna ve Marnie'nin sandviçine yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, sandviçi yaparken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: When Marnie Was There'daki reçelli sandviçin sırrı, aslında basitliğinde yatıyor. Kaliteli bir ekmek ve reçel kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, sandviçi yerken, Anna gibi yeni arkadaşlıklar kurmaya çalış. Çünkü bu sandviç, sadece bir yemek değil, aynı zamanda arkadaşlığın bir yansıması.

Rota Önerisi: When Marnie Was There'daki reçelli sandviçten sonra, The Tale of the Princess Kaguya'daki o pirinç tarlasını da görmeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Prenses Kaguya'nın dünyasında bir yolculuğa çıkarız.


11. The Tale of the Princess Kaguya'daki Pirinç Tarlası Sofrası: Sadeliğin Bereketi

Yolcu, The Tale of the Princess Kaguya'daki o pirinç tarlası sofrasını hatırlıyor musun? Kaguya'nın köylülerle birlikte yediği, pirinç ve sebzelerden oluşan o mütevazı sofra... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda sadeliğin ve doğallığın bir sembolüydü. O sofra, Kaguya'nın dünyaya olan bağlılığını ve köklerini hatırlatıyordu. Ghibli'nin o sofra sahnesindeki detaycılığı, o pirinç tanelerinin parlaklığını, o sebzelerin tazeliğini sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir pirinç tarlası sofrası istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca pirinç ve sebzelerden oluşan bir sofra kurmaya çalıştım. Tabii ki, Kaguya'nın o doğal yaşamını yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu pirinç tarlası sofrasını kurarken, işin sırrı malzemelerin tazeliğinde ve doğallığında saklı. Taze pirinç ve mevsim sebzeleri kullanarak, lezzetli bir sofra hazırlayabilirsin. Pirinci haşladıktan sonra, sebzelerle birlikte servis ederek, hem görsel olarak hem de lezzet olarak Kaguya'nın sofrasına yaklaşabilirsin. Unutma, en önemli şey, sofrayı kurarken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: The Tale of the Princess Kaguya'daki pirinç tarlası sofrasının sırrı, aslında sadeliğinde yatıyor. Taze ve doğal malzemeler kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, sofrayı kurarken, Kaguya gibi doğayla uyum içinde olmaya çalış. Çünkü bu sofra, sadece bir yemek değil, aynı zamanda doğanın bir yansıması.

Rota Önerisi: The Tale of the Princess Kaguya'daki pirinç tarlası sofrasından sonra, Earwig and the Witch'deki o hazır yemeği de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Earwig'in dünyasında ilginç bir lezzet deneyimi yaşarız.


12. Earwig and the Witch'deki Hazır Yemek: Modern Bir Tadım

Yolcu, Earwig and the Witch'deki o hazır yemeği hatırlıyor musun? Earwig'in evde kaldığı, mikrodalgada ısıttığı, paketlenmiş o yemek... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda modern yaşamın bir yansımasıydı. O yemek, Earwig'in yalnızlığını ve özgürlüğünü aynı anda simgeliyordu. Ghibli'nin o yemek sahnesindeki detaycılığı, o paketin üzerindeki yazıları, o yemeğin görüntüsünü sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir hazır yemek istiyorum!" diye bağırmıyordu. Şaka bir yana, filmin diğer yemeklerine kıyasla biraz sönük kalsa da, modern yaşamın bir parçası olduğunu inkar edemeyiz.

Bu hazır yemeği hazırlarken, işin sırrı mikrodalganın doğru ayarlanmasında ve yemeğin üzerindeki talimatlara uymakta saklı. Paketi açtıktan sonra, yemeği mikrodalgaya koyarak, üzerindeki talimatlara göre ısıtabilirsin. Unutma, en önemli şey, yemeği yaparken içine sevgini katmak... Şaka şaka! Ama yine de, yemeği yerken, Earwig gibi kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalış. Çünkü bu yemek, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bağımsızlığın bir sembolü.

Seyir Defteri Notu: Earwig and the Witch'deki hazır yemeğin sırrı, aslında pratikliğinde yatıyor. Mikrodalgada kolayca ısıtabilir ve hızlıca yiyebilirsin. Bir de, yemeği yerken, Earwig gibi kendi kararlarını vermeye çalış. Çünkü bu yemek, sadece bir yemek değil, aynı zamanda özgürlüğün bir yansıması.

Rota Önerisi: Earwig and the Witch'deki hazır yemekten sonra, Ocean Waves'deki o deniz ürünlerini de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Ocean Waves'in dünyasında deniz kenarında bir ziyafet çekeriz.


13. Ocean Waves'deki Deniz Ürünleri: Denizden Gelen Lezzet

Yolcu, Ocean Waves'deki o deniz ürünlerini hatırlıyor musun? Taku ve Yutaka'nın birlikte yediği, taze deniz ürünlerinden oluşan o sofra... Sadece bir yemek değil, aynı zamanda arkadaşlığın ve gençliğin bir sembolüydü. O sofra, Taku ve Yutaka'nın birlikte geçirdiği o unutulmaz anların bir parçasıydı. Ghibli'nin o sofra sahnesindeki detaycılığı, o deniz ürünlerinin tazeliğini, o deniz kokusunu sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. O sahneyi izlerken, içimden bir ses sürekli "Ben de böyle bir deniz ürünleri sofrası istiyorum!" diye bağırıyordu. Hatta sırf bu yüzden, o sahneyi izledikten sonra defalarca deniz ürünleri yemeğe gittim. Tabii ki, Taku ve Yutaka'nın o gençlik heyecanını yakalamak kolay değil ama denemek bile keyif vericiydi.

Bu deniz ürünleri sofrasını hazırlarken, işin sırrı malzemelerin tazeliğinde ve çeşitliliğinde saklı. Taze balık, karides, kalamar ve diğer deniz ürünlerini kullanarak, lezzetli bir sofra hazırlayabilirsin. Deniz ürünlerini ızgara yaparak, buharda pişirerek veya kızartarak, farklı lezzetler elde edebilirsin. Unutma, en önemli şey, sofrayı kurarken içine sevgini katmak. Çünkü Ghibli filmlerindeki yemeklerin sırrı, sadece malzemelerde değil, aynı zamanda o yemeklere katılan duygularda da gizli.

Seyir Defteri Notu: Ocean Waves'deki deniz ürünlerinin sırrı, aslında tazeliğinde yatıyor. Taze deniz ürünleri kullanarak, o eşsiz lezzeti yakalayabilirsin. Bir de, sofrayı kurarken, Taku ve Yutaka gibi arkadaşlarınla birlikte olmaya çalış. Çünkü bu sofra, sadece bir yemek değil, aynı zamanda arkadaşlığın bir yansıması.

Rota Önerisi: Ocean Waves'deki deniz ürünlerinden sonra, Whisper of the Heart'daki o kahve çekirdeklerini de denemeye ne dersin? Belki de, bir sonraki maceramızda, Whisper of the Heart'ın dünyasında romantik bir kahve molası veririz.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.