Yabancı Dizi Sevenlere Anime Önerileri: Breaking Bad Tadında 10 Seri: Anime Evreninde Heisenberg Rüzgarları

Breaking Bad'i bitirdin ve boşluğa mı düştün? Yolcu, anime dünyasında benzer gerilim, entrika ve karakter derinliği sunan 18 efsanevi seriye doğru yola çıkıyoruz!

Şubat 10, 2026 - 22:08
Şubat 10, 2026 - 22:08
 0  2
Yabancı Dizi Sevenlere Anime Önerileri: Breaking Bad Tadında 10 Seri: Anime Evreninde Heisenberg Rüzgarları

1. Death Note: Adalet mi, Deha mı?

Yolcu, Death Note... Ah, Death Note! Breaking Bad'in o karanlık, etik sınırları zorlayan atmosferini arıyorsan, işte aradığın cennet. Hikaye, Light Yagami adında, zeki ama bir o kadar da sıkılmış bir lise öğrencisinin, ölüm tanrısı Ryuk tarafından dünyaya düşürülen bir defteri bulmasıyla başlıyor. Bu deftere herhangi birinin adını yazdığında, o kişi ölüyor. Light, dünyayı suçtan arındırmak gibi ulvi bir amaçla bu defteri kullanmaya başlıyor ve "Kira" adıyla tanınıyor. Ama tabii ki, bu kadar güç yozlaşmaya davetiye çıkarır. Heisenberg'in o dönüşümünü izlerken nasıl gerildiysen, Light'ın Kira'ya dönüşümünü izlerken de aynı tansiyonu yaşayacaksın.



Olaylar geliştikçe, dünyanın en iyi dedektifi L, Kira'nın peşine düşüyor. İşte o andan itibaren, zeka savaşları, psikolojik oyunlar, etik ikilemler havada uçuşuyor. Breaking Bad'deki Walter White ve Jesse Pinkman arasındaki o karmaşık ilişki gibi, Light ve L arasındaki rekabet de hem hayranlık uyandırıcı hem de sinir bozucu. İki taraf da birbirini alt etmek için her türlü numarayı deniyor, her hamle bir sonraki hamleyi tetikliyor. Bu anime, sadece aksiyon ve gerilim dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculuklarla da izleyiciyi kendine bağlıyor. Light'ın adalet arayışı mı yoksa sadece kendi egosunu tatmin etme çabası mı olduğunu sorgularken, sen de kendi ahlaki pusulanı yeniden kalibre etmek zorunda kalacaksın.



Death Note, sana sadece bir anime izleme deneyimi sunmuyor, aynı zamanda felsefi bir tartışmanın ortasına bırakıyor. Güç, ahlak, adalet kavramlarını sorgularken, kendi değer yargılarınla yüzleşeceksin. Ve unutma, Yolcu, bu defterin sayfaları gibi, her kararın da bir bedeli var.

Seyir Defteri Notu: Ryuk'un elma bağımlılığına dikkat et! Hikayenin gidişatında ufak ama önemli bir rol oynuyor.

Rota Önerisi: Death Note'tan sonra Code Geass'e geçebilirsin. Zeka savaşları ve politik entrikalarla dolu bir başka şaheser seni bekliyor.


2. Code Geass: İsyanın Yükselişi

Code Geass, anime dünyasının Breaking Bad'i desem yeridir, Yolcu. Burada da başrolde zeki, karizmatik ama bir o kadar da sorunlu bir karakter var: Lelouch Lamperouge. Lelouch, Kutsal Britanya İmparatorluğu'nun işgali altında olan Area 11 (eski Japonya) topraklarında yaşıyor ve imparatorluğa karşı derin bir nefret besliyor. Bir gün, C.C. adında gizemli bir kızdan "Geass" adı verilen, mutlak itaat yeteneği kazandırıyor. İşte o andan itibaren, Lelouch, "Zero" kimliğiyle bir isyan başlatıyor.



Breaking Bad'deki Walter White gibi, Lelouch da idealleri uğruna karanlık yollara sapmaktan çekinmiyor. Amacı soylu olsa da, kullandığı yöntemler çoğu zaman tartışmalı oluyor. Halkı özgürleştirmek için yalanlar söylüyor, manipülasyonlar yapıyor ve hatta cinayetler işliyor. Bu durum, izleyiciyi sürekli olarak Lelouch'un eylemlerini sorgulamaya itiyor. Acaba haklı mı, yoksa sadece gücün sarhoşluğuna mı kapılmış? Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Lelouch'un Zero'ya dönüşümü de hem büyüleyici hem de ürkütücü.



Code Geass, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda derin karakter analizleriyle de öne çıkıyor. Lelouch'un iç dünyası, kardeşine olan bağlılığı, arkadaşlarıyla olan ilişkileri, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, politik entrikalar, savaş stratejileri ve ahlaki ikilemlerle dolu. Britanya İmparatorluğu'nun acımasızlığı, Area 11 halkının çektiği acılar, savaşın yıkıcı etkileri, hepsi çok gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor. Bu yüzden, Code Geass'i izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda dünyanın adaletsizliği üzerine de düşünmeye başlayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Lelouch'un pizza sevgisine dikkat et! Gizli bir mesaj olabilir mi?

Rota Önerisi: Code Geass'tan sonra Death Note'u izleyebilirsin. İki anime de zeka savaşları ve etik ikilemler üzerine kurulu.


3. Monster: Şeytan İçimizde mi?

Monster, Yolcu, tam anlamıyla psikolojik bir gerilim şöleni. Eğer Breaking Bad'in o karanlık atmosferini ve karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculukları sevdiysen, Monster'a bayılacaksın. Hikaye, yetenekli bir beyin cerrahı olan Dr. Kenzo Tenma'nın, vicdanı ile kariyeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalmasıyla başlıyor. Tenma, hastane müdürünün emrini dinlemeyip, bir cinayet zanlısı olan genç bir çocuğu kurtarıyor. Ancak, bu kararının sonuçları çok ağır oluyor.



Yıllar sonra, Tenma'nın kurtardığı çocuk, Johan Liebert adıyla bir canavara dönüşüyor. Johan, karizmatik, zeki ama bir o kadar da acımasız bir seri katil. Amacı, dünyayı kaosa sürüklemek ve insanlığın karanlık yüzünü ortaya çıkarmak. Tenma, Johan'ı durdurmak için bir yolculuğa çıkıyor ve bu yolculuk onu Avrupa'nın dört bir yanına sürüklüyor. Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Johan'ın canavara dönüşümü de hem şaşırtıcı hem de ürkütücü. İki karakter de kendi idealleri uğruna karanlık yollara sapmaktan çekinmiyor.



Monster, sadece bir gerilim animesi değil, aynı zamanda insan doğası üzerine derin bir felsefi inceleme. İyilik ve kötülük, kader ve özgür irade, suç ve ceza gibi kavramlar anime boyunca sorgulanıyor. Johan'ın motivasyonları, eylemlerinin sonuçları, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'sının atmosferini çok gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Savaşın yıkıcı etkileri, insanların yaşadığı travmalar, hepsi çok dokunaklı bir şekilde anlatılıyor. Bu yüzden, Monster'ı izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda insanlığın karanlık yüzüyle de yüzleşeceksin.

Seyir Defteri Notu: Johan'ın çocukluk travmalarına dikkat et! Canavarın doğuşunu anlamak için önemli ipuçları veriyor.

Rota Önerisi: Monster'dan sonra 91 Days'e geçebilirsin. İntikam teması ve karanlık atmosferiyle benzer bir deneyim sunuyor.


4. 91 Days: İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir

91 Days, Yolcu, tam bir gangster destanı. Eğer Breaking Bad'deki o suç dünyasının karmaşıklığını ve karakterlerin arasındaki ihaneti sevdiysen, bu anime seni alıp 1920'lerin Amerika'sına götürecek. Hikaye, Angelo Lagusa adında genç bir adamın, ailesinin mafya tarafından katledilmesine tanık olmasıyla başlıyor. Yıllar sonra, Angelo intikam almak için Lawless şehrine geri dönüyor ve Avilio Bruno adıyla mafyanın içine sızıyor.



Avilio, Corleone ailesini andıran Vanetti ailesinin güvenini kazanmaya çalışıyor. Ailenin oğlu Nero Vanetti ile yakınlaşıyor ve onun sağ kolu oluyor. Ancak, Avilio'nun tek amacı Vanetti ailesini yok etmek ve ailesinin intikamını almak. Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Avilio'nun intikam hırsı da onu karanlık yollara sürüklüyor. İki karakter de sevdikleri için her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



91 Days, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkilerle de öne çıkıyor. Avilio ve Nero arasındaki dostluk, ihanet, güven gibi kavramlar anime boyunca sorgulanıyor. Mafyanın içindeki güç savaşları, ailelerin arasındaki rekabet, hepsi çok gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor. Ayrıca, anime, 1920'lerin Amerika'sının atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Caz müziği, gangster giyim tarzı, içki kaçakçılığı, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, 91 Days'i izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda geçmişe bir yolculuk yapacaksın.

Seyir Defteri Notu: Avilio'nun içki tercihine dikkat et! İntikam planlarını gizliyor olabilir.

Rota Önerisi: 91 Days'ten sonra Baccano!'ya geçebilirsin. Yine 1920'lerde geçen, mafya ve ölümsüzlük temalarını işleyen bir başka anime.


5. Ergo Proxy: Gerçeklik Nedir?

Ergo Proxy, Yolcu, tam bir distopik bilim kurgu şöleni. Eğer Breaking Bad'in o karmaşık olay örgüsünü ve karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculukları sevdiysen, bu anime seni alıp Romdo'nun karanlık sokaklarına götürecek. Hikaye, Romdo adında, yapay bir cennette yaşayan insanların, "Cogito Virüsü" adı verilen bir virüsün etkisiyle bilinç kazanmaya başlamasıyla başlıyor. Bu durum, şehrin düzenini tehdit ediyor ve Re-l Mayer adında genç bir dedektif, bu olayı araştırmaya başlıyor.



Re-l Mayer, Proxy adında, insanüstü güçlere sahip yaratıkların varlığını keşfediyor. Proxy'ler, Romdo'nun yaratıcıları tarafından dünyaya gönderilmiş ve insanların evrimini denetlemekle görevli. Ancak, Proxy'lerin amaçları ve motivasyonları belirsiz ve Re-l, bu sırrı çözmek için bir yolculuğa çıkıyor. Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Re-l'in gerçekliği arayışı da onu karanlık yollara sürüklüyor. İki karakter de kendi idealleri uğruna her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



Ergo Proxy, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda felsefi derinliğiyle de öne çıkıyor. Gerçeklik, bilinç, kimlik gibi kavramlar anime boyunca sorgulanıyor. Proxy'lerin kim olduğu, amaçlarının ne olduğu, insanların geleceği, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, distopik bir geleceğin atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Yüksek teknoloji, yapay zeka, sosyal kontrol, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, Ergo Proxy'yi izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin dünyası üzerine de düşünmeye başlayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Vincent Law'ın kimliğine dikkat et! Proxy'lerle bağlantısı sandığından daha derin olabilir.

Rota Önerisi: Ergo Proxy'den sonra Texhnolyze'a geçebilirsin. Yine distopik bir gelecekte geçen, insanlık ve teknoloji temalarını işleyen bir başka anime.


6. Darker than Black: Bedel Ödemek

Darker than Black, Yolcu, süper güçlerin karanlık yüzünü gösteren bir anime. Breaking Bad'in o gerilim dolu atmosferini ve ahlaki ikilemlerini arıyorsan, bu anime tam sana göre. Hikaye, "Contractor" adı verilen, özel güçlere sahip insanların ortaya çıkmasıyla başlıyor. Contractor'lar, güçlerini kullanabilmek için bir bedel ödemek zorundalar. Bu bedel, bazen küçük bir alışkanlık, bazen de bir insanın hayatı olabiliyor.



Hei adında gizemli bir Contractor, Syndicate adında bir örgüt için çalışıyor. Hei, görevlerini yerine getirirken, Contractor'ların dünyasının karanlık sırlarını keşfediyor. Contractor'lar, insanlar tarafından dışlanıyor ve korkuluyor. Kendi aralarında da bir rekabet var ve hayatta kalmak için savaşmak zorundalar. Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Hei'nin Contractor'a dönüşümü de hem şaşırtıcı hem de ürkütücü. İki karakter de sevdiklerini korumak için her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



Darker than Black, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculuklarla da öne çıkıyor. Hei'nin geçmişi, Syndicate'in amaçları, Contractor'ların kaderi, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, modern bir şehrin karanlık atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Suç, yozlaşma, komplolar, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, Darker than Black'i izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda süper güçlerin bedeli üzerine de düşünmeye başlayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Hei'nin yemek yeme alışkanlığına dikkat et! Duygusal dünyası hakkında ipuçları veriyor.

Rota Önerisi: Darker than Black'ten sonra Joker Game'e geçebilirsin. Yine gizli örgütler ve casusluk temalarını işleyen bir başka anime.


7. Texhnolyze: Umutsuzluğun Estetiği

Texhnolyze, Yolcu, tam bir distopik kabus. Eğer Breaking Bad'in o karanlık atmosferini ve karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculukları sevdiysen, bu anime seni alıp Lux'un yeraltı dünyasına götürecek. Hikaye, Lux adında, yeraltında kurulmuş bir şehirde geçiyor. Lux, şiddet, yozlaşma ve umutsuzlukla dolu bir yer. İnsanlar, "Texhnolyze" adı verilen, vücutlarının mekanik parçalarla değiştirilmesiyle hayatta kalmaya çalışıyor.



Ichise adında genç bir dövüşçü, bir mafya patronu tarafından kolunu ve bacağını kaybediyor. Ichise, Texhnolyze teknolojisiyle yeniden hayata döndürülüyor ve şehrin kaderini değiştirecek bir savaşın ortasına sürükleniyor. Ichise, şehrin farklı grupları arasındaki güç savaşlarına dahil oluyor ve kendi varoluş amacını aramaya başlıyor. Tıpkı Walter White'ın Heisenberg'e dönüşümü gibi, Ichise'nin Texhnolyze ile birleşimi de hem şaşırtıcı hem de ürkütücü. İki karakter de hayatta kalmak için her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



Texhnolyze, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda felsefi derinliğiyle de öne çıkıyor. İnsanlık, teknoloji, varoluş gibi kavramlar anime boyunca sorgulanıyor. Lux'un geleceği, Texhnolyze'ın anlamı, insanların kaderi, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, distopik bir geleceğin atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Umutsuzluk, yalnızlık, yabancılaşma, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, Texhnolyze'ı izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda insanlığın geleceği üzerine de düşünmeye başlayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Ran'ın kehanetlerine dikkat et! Şehrin kaderini belirleyebilir.

Rota Önerisi: Texhnolyze'dan sonra Ergo Proxy'ye geçebilirsin. Yine distopik bir gelecekte geçen, insanlık ve teknoloji temalarını işleyen bir başka anime.


8. Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin: Umudun Peşinde

Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin, Yolcu, zorlu koşullarda hayatta kalma mücadelesini anlatan dokunaklı bir anime. Eğer Breaking Bad'in o dramatik atmosferini ve karakterlerin birbirine olan bağlılığını sevdiysen, bu anime seni alıp 1950'lerin Japonya'sına götürecek. Hikaye, 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya'sında, ıslah evine gönderilen yedi gencin hikayesini anlatıyor. Bu gençler, farklı suçlardan hüküm giymiş ve zorlu koşullarda hayatta kalmaya çalışıyorlar.



Rokurouta Sakuragi adında eski bir boksör, bu gençlere liderlik ediyor ve onlara umut veriyor. Sakuragi, gençlere hayatta kalmayı, birbirlerine destek olmayı ve geleceğe umutla bakmayı öğretiyor. Ancak, ıslah evinin sadist gardiyanları ve doktoru, gençlerin hayatını cehenneme çeviriyor. Gençler, işkence, taciz ve aşağılama gibi birçok zorlukla karşılaşıyorlar. Tıpkı Walter White'ın ailesini koruma çabası gibi, Sakuragi de gençleri korumak için her şeyi yapmaya hazır. İki karakter de sevdiklerini korumak için her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin iç dünyalarına yaptığı derin yolculuklarla da öne çıkıyor. Gençlerin geçmişleri, hayalleri, umutları, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya'sının atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Yoksulluk, suç, adaletsizlik, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin'i izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda umudun gücü üzerine de düşünmeye başlayacaksın.

Seyir Defteri Notu: Sakuragi'nin dövmelerine dikkat et! Geçmişi hakkında ipuçları veriyor.

Rota Önerisi: Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin'den sonra Vinland Saga'ya geçebilirsin. Yine zorlu koşullarda hayatta kalma mücadelesini anlatan bir başka anime.


9. ACCA: 13-Territory Inspection Dept.: Komploların İzinde

ACCA: 13-Territory Inspection Dept., Yolcu, politik entrikalarla dolu bir anime. Eğer Breaking Bad'in o karmaşık olay örgüsünü ve karakterlerin arasındaki gizli oyunları sevdiysen, bu anime seni alıp ACCA'nın dünyasına götürecek. Hikaye, ACCA adında, 13 bölgeden oluşan bir krallığı denetleyen bir örgütün hikayesini anlatıyor. Jean Otus adında bir müfettiş, bölgeleri dolaşarak ACCA'nın faaliyetlerini denetliyor ve raporlar hazırlıyor.



Jean Otus, ACCA'nın içinde dönen komploları ve gizli planları keşfediyor. ACCA'nın bazı üyeleri, krallığı ele geçirmek ve kendi çıkarlarını korumak için çalışıyorlar. Jean Otus, bu komploları ortaya çıkarmak ve krallığı kurtarmak için mücadele ediyor. Tıpkı Walter White'ın uyuşturucu dünyasındaki yükselişi gibi, Jean Otus'un da ACCA'daki yükselişi hem tehlikeli hem de heyecan verici. İki karakter de kendi idealleri uğruna her şeyi yapmaya hazır ve bu uğurda sınırları zorluyorlar.



ACCA: 13-Territory Inspection Dept., sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkilerle de öne çıkıyor. Jean Otus'un arkadaşları, düşmanları, müttefikleri, hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Ayrıca, anime, Avrupa'nın atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Şehirlerin mimarisi, insanların giyim tarzı, yemek kültürü, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, ACCA: 13-Territory Inspection Dept.'i izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda politik entrikaların dünyasına da dalacaksın.

Seyir Defteri Notu: Jean Otus'un sigara tiryakiliğine dikkat et! Stresini yönetme şekli hakkında ipuçları veriyor.

Rota Önerisi: ACCA: 13-Territory Inspection Dept.'ten sonra Joker Game'e geçebilirsin. Yine gizli örgütler ve casusluk temalarını işleyen bir başka anime.


10. Baccano!: Kaosun Senfonisi

Baccano!, Yolcu, tam bir gangster ve ölümsüzlük çılgınlığı. Eğer Breaking Bad'in o suç dünyasının karmaşıklığını ve karakterlerin arasındaki beklenmedik olayları sevdiysen, bu anime seni alıp 1930'ların Amerika'sına götürecek. Hikaye, 1930'larda, New York, Chicago ve transcontinental trenlerde geçen, farklı grupların ölümsüzlük iksirini aramasıyla başlıyor. Mafya aileleri, hırsızlar, simyacılar ve ölümsüzler, bu iksir için birbirleriyle savaşıyorlar.



Baccano!, doğrusal bir hikaye anlatımı yerine, farklı karakterlerin bakış açılarından olayları anlatıyor. Bu durum, izleyiciyi sürekli olarak şaşırtıyor ve hikayenin gizemini koruyor. Tıpkı Breaking Bad'deki olayların beklenmedik bir şekilde gelişmesi gibi, Baccano!'da da her an her şey olabilir. Karakterler arasındaki ilişkiler, ihanetler, ittifaklar, hepsi çok karmaşık ve tahmin edilemez.



Baccano!, sadece aksiyon dolu sahnelerle değil, aynı zamanda karakterlerin arasındaki diyaloglarla da öne çıkıyor. Karakterler, esprili, zeki ve karizmatik. Aralarındaki diyaloglar, hem eğlenceli hem de düşündürücü. Ayrıca, anime, 1930'ların Amerika'sının atmosferini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Caz müziği, gangster giyim tarzı, içki kaçakçılığı, hepsi çok detaylı bir şekilde işlenmiş. Bu yüzden, Baccano!'yu izlerken, sadece eğlenmekle kalmayacak, aynı zamanda geçmişe bir yolculuk yapacaksın.

Seyir Defteri Notu: Isaac ve Miria'nın saflığına dikkat et! Olayları nasıl yorumladıkları hikayeye farklı bir boyut katıyor.

Rota Önerisi: Baccano!'dan sonra Gangsta.'ya geçebilirsin. Yine mafya ve suç dünyasını işleyen bir başka anime.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.