One Piece'teki En Yavaş 17 Deniz Macerası! Tempo Düşük Hikayeler!: Sakin Sulara Yolculuk

Hasır Şapka Korsanları'nın en ağır akan anlarına dalın! One Piece'in sakin sularında, olayların yavaşladığı, karakter gelişiminin ön plana çıktığı 18 unutulmaz macerayı keşfedin. Detaylı analizler, gizli notlar ve sonraki rotalar için rehberiniz burada!

Şubat 21, 2026 - 16:00
Şubat 21, 2026 - 16:00
 0  2
One Piece'teki En Yavaş 17 Deniz Macerası! Tempo Düşük Hikayeler!: Sakin Sulara Yolculuk

1. Long Ring Long Land: Foxy'nin Hileleri ve Afro Luffy'nin Doğuşu

Yolcu, Long Ring Long Land... Ah, o ada... Hatırlayınca bile içim geçiyor. One Piece'in en "sakin" bölümlerinden biriydi, diyebilirim. Foxy Korsanları'yla Davy Back Fight'a girdikleri o uzun soluklu yarışmalar... İlk başta eğlenceli gibiydi ama bir süre sonra "Acaba ne zaman bitecek?" diye ekrana bakmaktan gözlerim bozulmuştu. Ama hakkını yemeyelim, Afro Luffy'nin doğuşuna tanık olduk. O saç stiliyle Luffy'nin gücü ikiye katlanmıştı sanki! Foxy'nin hileleri, oyunbaz tavırları falan bir yere kadar çekiyordu ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Yani, Grand Line'da daha epik şeyler beklerken, kendimizi saklambaç oynarken bulduk.

Bu arcta, aslında tayfanın birbirine olan bağlılığı, zorluklar karşısında nasıl bir araya geldiği falan güzel işlenmişti. Foxy'nin tayfayı bölme çabaları, Luffy'nin arkadaşlarına olan sarsılmaz güveni... Bunlar önemli temalar. Ama aksiyon dozu o kadar düşüktü ki, bazen mangayı okurken sayfaları atlamamak için kendimi zor tutuyordum. Anime'de de durum farklı değildi; filler bölümlerle iyice uzatmışlardı. Yine de Foxy'nin gülünç tasarımları, tayfanın komik tepkileri sayesinde katlanılabilir bir arc olmuştu. Özellikle o Groggy Ring maçında Zoro ve Sanji'nin uyumsuzluğu, sonra da birbirlerine destek olmaları efsaneydi.

Sonuç olarak, Long Ring Long Land, One Piece'in hız kesen, biraz da gereksiz uzayan bir bölümüydü. Ama Afro Luffy'nin doğuşu, tayfanın bağlarının güçlenmesi gibi önemli anlara ev sahipliği yapmasıyla da hafızalarda yer etti. Hani derler ya, "Kötü bölüm yoktur, az kötü bölüm vardır." İşte Long Ring Long Land da tam olarak öyle bir şeydi benim için. Belki de beklentim çok yüksekti, ondan bana bu kadar yavaş gelmiştir. Ama ne olursa olsun, One Piece'in bir parçası ve unutulmaz anılarla dolu.

Seyir Defteri Notu: Foxy'nin Noro Noro Beam'i (Yavaşlatma Işını) aslında Luffy'nin Gear Second'ını geliştirmesine ilham kaynağı olmuştur. Dikkatli izleyiciler bu bağlantıyı fark edebilir.

Rota Önerisi: Eğer bu arcı yavaş bulduysan, Water 7 ve Enies Lobby arclarına geçerek aksiyon dozunu arttırabilirsin. Orada tempo hiç düşmüyor!


2. Syrup Köyü: Usopp'un Yalanları ve Kuro'nun Planı

Syrup Köyü'ne geldiğimizde, Usopp'un yalanlarına bir kez daha şahit oluyoruz. Tamam, Usopp karakter gelişimine katkısı büyük ama arcın başlarında o kadar çok yalan söylüyordu ki, bazen "Yeter artık be!" diye bağırmak geliyordu içimden. Kaptan Kuro'nun üç yıl boyunca köyde saklanıp Kaya'yı öldürme planı da biraz ağırdan alınıyordu. Yani, adam üç yıl beklemiş, biraz daha beklese ne olacak sanki?

Kaya'nın hasta yatağında sürekli Usopp'u dinlemesi, Usopp'un da ona sürekli maceralar anlatması güzeldi hoştu da, aksiyon nerede abi? Luffy'nin Kuro'yla ilk karşılaşması, Kuro'nun hızını ilk kez görmemiz falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti. Daha çok, Usopp'un yalanlarına, Kaya'nın çaresizliğine odaklanmışlardı. Hani, duygusal anlar falan iyi güzel de, biraz da dövüş görelim be kardeşim! Özellikle o Kuro'nun "Shakushi" tekniği ilk başta çok havalıydı ama sonra sürekli aynı şeyi yapınca bayatladı.

Sonuç olarak, Syrup Köyü, One Piece'in ilk arclarından biri olduğu için mazur görülebilir belki. Ama tempo olarak diğer arcların çok gerisinde kalıyor. Usopp'un karakter gelişimine, tayfaya katılma sürecine katkısı büyük olsa da, arcın geneli biraz yavaştı. Belki de o zamanlar One Piece'in potansiyelini tam olarak kestiremediğimiz için böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Usopp'un yalanları aslında birer kehanet gibi. İlerleyen bölümlerde yalan söylediği birçok şeyin gerçekleştiğine şahit oluyoruz.

Rota Önerisi: Syrup Köyü'nden sonra Baratie arcına geçerek Zeff ve Sanji'nin hikayesine odaklanabilirsin. Orada hem aksiyon var, hem de duygusal anlar!


3. Post-Enies Lobby: Tayfanın Dağılması ve Yeniden Bir Araya Gelme Süreci

Enies Lobby'nin epik savaşından sonra, tayfanın dağılması ve yeniden bir araya gelme süreci de biraz ağırdan alınmıştı. Herkes farklı yerlere savrulmuştu, Luffy'nin Ace'i kurtarma çabaları falan derken, tayfayı bir arada göremediğimiz uzun bir dönem olmuştu. Tamam, her karakterin kendi hikayesi vardı, güçlenmeleri gerekiyordu falan ama insan özlüyor be abi!

Luffy'nin Amazon Lily'deki macerası, Hancock'la olan ilişkisi falan ilginçti ama aksiyon yoktu. Daha çok, Hancock'un Luffy'ye olan aşkına, Luffy'nin de umursamaz tavırlarına odaklanmışlardı. Impel Down'daki cehennem azabı, Ace'i kurtarma çabaları falan heyecan vericiydi ama o kadar çok karakter vardı ki, bazen kim kimdi karıştırıyordum. Marineford Savaşı ise tam bir kaos ortamıydı. Her yerden bir karakter fırlıyordu, her an bir şeyler oluyordu. Ama savaşın sonu, Ace'in ölümü o kadar acıydı ki, bütün heyecanım kaçmıştı.

İki yıllık zaman atlaması, tayfanın güçlenmesi için gerekliydi ama o iki yıl boyunca tayfayı bir arada göremediğimiz için biraz buruktum. Yeni dünyadaki ilk maceraları, Fishman Adası falan da güzeldi ama Enies Lobby'nin üzerine çıkamadı bence. Belki de beklentim çok yüksekti, ondan bana böyle gelmiştir. Ama ne olursa olsun, Post-Enies Lobby, One Piece'in önemli bir dönüm noktasıydı ve unutulmaz anılarla dolu.

Seyir Defteri Notu: Post-Enies Lobby'de Kuma'nın tayfayı farklı yerlere göndermesinin aslında bir amacı vardı. Tayfanın her bir üyesi, güçlenmesi gereken bir alanda eğitim alacaktı.

Rota Önerisi: Eğer tayfayı özlediysen, Fishman Adası arcına geçerek tayfanın yeniden bir araya gelmesine şahit olabilirsin. Orada hem aksiyon var, hem de komik anlar!


4. Fishman Adası: Irkçılık Teması ve Prenses Shirahoshi'nin Önemi

Fishman Adası, One Piece evrenindeki ırkçılık temasını derinlemesine işleyen bir arc. Hody Jones'un insanlara karşı duyduğu nefret, Fishman Adası'ndaki insanların yaşadığı ayrımcılık... Bunlar önemli konular. Ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Hody Jones'la olan savaşı, Prenses Shirahoshi'nin antik silah Poseidon olduğunun ortaya çıkması falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Fishman Adası'ndaki insanların yaşadığı sorunlara, Hody Jones'un nefret dolu ideolojisine odaklanmışlardı. Tamam, ırkçılık önemli bir konu ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Hody Jones'un sürekli enerji hapı yiyerek güçlenmesi, sonra da Luffy'nin onu tek yumrukla yere sermesi biraz klişeydi. Prenses Shirahoshi'nin ağlama sahneleri de bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Fishman Adası, One Piece'in önemli bir arcı. Irkçılık temasını işlemesi, Prenses Shirahoshi'nin önemini vurgulaması açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar One Piece'in yeni dünyasına alışmaya çalıştığımız için böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Fishman Adası'ndaki kehanet, Luffy'nin adayı yok edeceğini söylüyordu. Bu kehanetin ne anlama geldiği hala tam olarak bilinmiyor.

Rota Önerisi: Fishman Adası'ndan sonra Punk Hazard arcına geçerek Law ile ittifak kurabilir ve Doflamingo'ya karşı savaş açabilirsin. Orada tempo hiç düşmüyor!


5. Zou: Mink Kabilesi ve Road Poneglyph'in Keşfi

Zou adası, devasa bir filin sırtında yaşayan Mink kabilesinin vatanı. Bu ada, One Piece evrenine farklı bir soluk getirmişti. Mink kabilesinin savaşçı ruhu, Electro yetenekleri falan çok havalıydı. Ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Jack'in Zou'yu yerle bir etmesi, Mink kabilesinin yaşadığı acılar falan üzücüydü ama bu anlar çok uzundu.

Daha çok, Mink kabilesinin kültürüne, Road Poneglyph'in önemine odaklanmışlardı. Tamam, Road Poneglyph'ler Laugh Tale'a ulaşmak için gerekli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Wanda ve Carrot'ın sürekli "Garchu!" demesi bir yerden sonra sinir bozmaya başlamıştı. Raizo'nun Zou'da saklandığı ortaya çıkınca da "Eee, ne olacak şimdi?" diye ekrana bakakalmıştım.

Sonuç olarak, Zou, One Piece'in önemli bir arcı. Mink kabilesini tanıtması, Road Poneglyph'in önemini vurgulaması açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Wano Country'ye hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Zou'daki Road Poneglyph, Laugh Tale'a ulaşmak için gerekli dört Poneglyph'ten biri. Diğer üçünün nerede olduğu hala bilinmiyor.

Rota Önerisi: Zou'dan sonra Whole Cake Island arcına geçerek Sanji'yi kurtarmaya gidebilirsin. Orada hem aksiyon var, hem de duygusal anlar!


6. Davy Back Fight'ın Tekrarı: Filler Bölümlerinin Azabı

Davy Back Fight'ın tekrarı... Ah, o filler bölümler... One Piece'i izlerken en çok zorlandığım anlardan biriydi. Foxy'nin geri dönmesi, yeni oyunlar falan ilk başta eğlenceli gibiydi ama bir süre sonra "Yeter artık be!" diye bağırmak geliyordu içimden.

Filler bölümlerin amacı, mangaya yetişmemek için zaman kazanmak ama bazen o kadar uzatıyorlar ki, insan hikayeden soğuyor. Davy Back Fight'ın tekrarı da tam olarak öyleydi. Gereksiz yere uzatılmış, hiçbir amacı olmayan bir sürü bölüm... Luffy'nin Foxy'yle olan savaşı, tayfanın komik tepkileri falan bir yere kadar çekiyordu ama arcın geneli çok sıkıcıydı.

Sonuç olarak, Davy Back Fight'ın tekrarı, One Piece'in en kötü filler bölümlerinden biriydi. Hiçbir amacı olmayan, gereksiz yere uzatılmış bir sürü bölüm... Keşke o bölümleri izlemek yerine mangayı okusaydım diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Filler bölümlerin bazıları, ana hikayeye küçük göndermeler içerebilir. Dikkatli izleyiciler bu göndermeleri fark edebilir.

Rota Önerisi: Eğer filler bölümlerden sıkıldıysan, mangayı okuyarak hikayeye devam edebilirsin. Ya da One Piece Kai versiyonunu izleyerek filler bölümleri atlayabilirsin.


7. Romance Dawn: Luffy'nin Yolculuğunun Başlangıcı (İlk Bölümler)

Romance Dawn, Luffy'nin yolculuğunun başlangıcı... İlk bölümler her zaman özeldir ama One Piece'in ilk bölümleri biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Shanks'le tanışması, Gomu Gomu no Mi'yi yemesi falan güzeldi hoştu da, aksiyon nerede abi?

Daha çok, Luffy'nin hayallerine, korsan olma isteğine odaklanmışlardı. Tamam, Luffy'nin hayalleri önemli ama biraz da dövüş görelim be kardeşim! Özellikle o Alvida'nın sürekli "Kim en güzel?" diye sorması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Koby'nin Luffy'ye olan hayranlığı da bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Romance Dawn, One Piece'in başlangıcı olduğu için mazur görülebilir belki. Ama tempo olarak diğer arcların çok gerisinde kalıyor. Luffy'nin karakterini, hayallerini tanıtması açısından değerli olsa da, arcın geneli biraz yavaştı. Belki de o zamanlar One Piece'in potansiyelini tam olarak kestiremediğimiz için böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Romance Dawn'da Shanks'in Luffy'ye verdiği hasır şapka, Luffy'nin en değerli eşyasıdır. Bu şapka, korsanlar kralı olma hayalinin sembolüdür.

Rota Önerisi: Romance Dawn'dan sonra Orange Town arcına geçerek Nami ile tanışabilirsin. Orada hem aksiyon var, hem de komik anlar!


8. Orange Town: Buggy'nin Palyaço Gösterisi ve Nami'nin İlk Görünüşü

Orange Town, Buggy'nin palyaço gösterisi ve Nami'nin ilk görünüşü... Buggy'nin komikliği, Nami'nin kurnazlığı falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Buggy'yle olan savaşı, Nami'nin Luffy'yi kandırması falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Buggy'nin geçmişine, Nami'nin hırsızlık yeteneklerine odaklanmışlardı. Tamam, karakterlerin geçmişi önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Buggy'nin sürekli parçalanıp birleşmesi bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Nami'nin para düşkünlüğü de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Orange Town, One Piece'in erken arclarından biri olduğu için mazur görülebilir belki. Ama tempo olarak diğer arcların çok gerisinde kalıyor. Buggy'nin komikliği, Nami'nin ilk görünüşü açısından değerli olsa da, arcın geneli biraz yavaştı. Belki de o zamanlar One Piece'in potansiyelini tam olarak kestiremediğimiz için böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Buggy'nin Şeytan Meyvesi yeteneği, vücudunu parçalara ayırmasına ve kontrol etmesine olanak tanır. Bu yetenek, onu keskin saldırılara karşı neredeyse bağışıklık kılar.

Rota Önerisi: Orange Town'dan sonra Syrup Köyü arcına geçerek Usopp ile tanışabilirsin. Orada hem aksiyon var, hem de duygusal anlar!


9. Loguetown: Korsan Kralı'nın Doğduğu Yer ve Smoker'ın Takibi

Loguetown, Korsan Kralı'nın doğduğu yer ve Smoker'ın takibi... Roger'ın idam edildiği yer, Smoker'ın Luffy'yi ilk kez yakalamaya çalışması falan heyecan vericiydi ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Roger'ın idam sehpasında gülümsemesi, Smoker'ın Luffy'yi engellemeye çalışması falan epikti ama bu anlar çok kısaydı.

Daha çok, Loguetown'un tarihine, Smoker'ın adalet anlayışına odaklanmışlardı. Tamam, tarih ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Smoker'ın sürekli duman olması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Tashigi'nin kılıçlara olan düşkünlüğü de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Loguetown, One Piece'in önemli bir arcı. Roger'ın idam edildiği yer olması, Smoker'ın Luffy'yi ilk kez yakalamaya çalışması açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Grand Line'a hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Loguetown'da Luffy, Roger'ın idam edildiği sehpanın üzerinde gülümsedi. Bu an, Luffy'nin Korsan Kralı olma yolunda ilerleyeceğinin bir işaretiydi.

Rota Önerisi: Loguetown'dan sonra Reverse Mountain arcına geçerek Grand Line'a giriş yapabilirsin. Orada macera başlıyor!


10. Thriller Bark'ın Başlangıcı: Sisli Orman ve Zombiler

Thriller Bark'ın başlangıcı... Sisli orman, zombiler falan ilk başta ürkütücüydü ama bir süre sonra komik olmaya başladı. Luffy'nin zombilerle olan savaşı, tayfanın korkuları falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Ryuma ile Zoro'nun düellosu, Usopp'un Perona'yı yenmesi falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Thriller Bark'ın atmosferine, zombilerin komik hallerine odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Absalom'un Nami'yi kaçırmaya çalışması bir yerden sonra sinir bozmaya başlamıştı. Hogback'in çılgın bilim adamı halleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Thriller Bark'ın başlangıcı, One Piece'in yavaş arclarından biri. Sisli orman, zombiler falan ilk başta ürkütücü olsa da, arcın geneli biraz komikti. Belki de o zamanlar Enies Lobby'den sonra biraz dinlenmeye ihtiyacımız vardı, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden. Ama bu arc olmasaydı Brook'u da tayfaya alamayacaktık, o yüzden de ayrı bir önemi var.

Seyir Defteri Notu: Thriller Bark'ta Luffy, Gölge Gölge Meyvesi'nin gücünü kullanarak Nightmare Luffy'ye dönüştü. Bu form, Luffy'nin geçici olarak daha güçlü olmasını sağladı.

Rota Önerisi: Thriller Bark'tan sonra Sabaody Takımadaları arcına geçerek Supernovalar ile tanışabilirsin. Orada heyecan dorukta!


11. Jaya Adası: Skypiea'ya Giden Yol ve Blackbeard'in İlk Görünüşü

Jaya Adası... Skypiea'ya giden yol, Blackbeard'in ilk görünüşü falan heyecan vericiydi ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Bellamy ile olan savaşı, Cricket'in altın hayalleri falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Blackbeard'in Luffy'ye "İnsanların hayalleri asla ölmez!" demesi epikti ama bu an çok kısaydı.

Daha çok, Jaya Adası'nın atmosferine, Cricket'in altın arayışına odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Bellamy'nin sürekli zıplaması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Shoujou ve Masira'nın maymun taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Jaya Adası, One Piece'in önemli bir arcı. Skypiea'ya giden yolu açması, Blackbeard'in ilk görünüşü açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Skypiea'ya hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Jaya Adası'nda Blackbeard, Luffy'ye "İnsanların hayalleri asla ölmez!" dedi. Bu söz, Luffy'nin hayallerine olan inancını daha da güçlendirdi.

Rota Önerisi: Jaya Adası'ndan sonra Skypiea arcına geçerek gökyüzüne doğru yelken açabilirsin. Orada macera seni bekliyor!


12. Skypiea'nın Başlangıcı: Gökyüzüne Yükseliş ve Bulut Denizleri

Skypiea'nın başlangıcı... Gökyüzüne yükseliş, bulut denizleri falan ilk başta büyüleyiciydi ama bir süre sonra sıkmaya başladı. Luffy'nin gökyüzünde kaybolması, tayfanın şaşkınlığı falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Conis ile tanışmamız, Upper Yard'a ulaşmamız falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Skypiea'nın atmosferine, bulut denizlerinin güzelliğine odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Wiper'ın sürekli "Shandia Savaşçısı!" diye bağırması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Ohm'un demir bulutları da bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Skypiea'nın başlangıcı, One Piece'in yavaş arclarından biri. Gökyüzüne yükseliş, bulut denizleri falan ilk başta büyüleyici olsa da, arcın geneli biraz yavaştı. Belki de o zamanlar Jaya Adası'ndan sonra biraz dinlenmeye ihtiyacımız vardı, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Skypiea, 700 yıl önce denizden gökyüzüne yükselen bir ada. Bu ada, antik bir medeniyetin kalıntılarını barındırıyor.

Rota Önerisi: Skypiea'nın başlangıcından sonra Upper Yard'a geçerek Enel ile karşılaşabilirsin. Orada heyecan dorukta!


13. Amazon Lily: Luffy'nin Kadınlar Ülkesindeki Macerası

Amazon Lily... Luffy'nin kadınlar ülkesindeki macerası falan ilginçti ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Hancock'un Luffy'ye olan aşkı, Luffy'nin umursamazlığı falan komikti ama bu anlar çok uzundu. Luffy'nin Boa kardeşlerle olan savaşı heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Amazon Lily'nin kültürüne, Hancock'un güzelliğine odaklanmışlardı. Tamam, kültür ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Hancock'un sürekli Luffy'ye aşık olması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Saldome'nin yılan taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Amazon Lily, One Piece'in yavaş arclarından biri. Luffy'nin kadınlar ülkesindeki macerası ilginç olsa da, arcın geneli biraz yavaştı. Belki de o zamanlar Marineford'a hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Amazon Lily, kadın savaşçılardan oluşan bir ülke. Bu ülkenin lideri, Yılan Prensesi Boa Hancock'tur.

Rota Önerisi: Amazon Lily'den sonra Impel Down'a geçerek Ace'i kurtarmaya gidebilirsin. Orada heyecan dorukta!


14. Punk Hazard'ın Başlangıcı: Zehirli Gaz ve Samuraylar

Punk Hazard'ın başlangıcı... Zehirli gaz, samuraylar falan ilk başta ürkütücüydü ama bir süre sonra komik olmaya başladı. Luffy'nin Kin'emon ile tanışması, tayfanın şaşkınlığı falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Dragon'un gizemli planları, Law ile ittifak kurmamız falan heyecan vericiydi ama bu anlar çok seyrekti.

Daha çok, Punk Hazard'ın atmosferine, zehirli gazın tehlikesine odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Caesar Clown'un sürekli "Shurorororo!" diye gülmesi bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Yeti Cool Brothers'ın soğuk taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Punk Hazard'ın başlangıcı, One Piece'in yavaş arclarından biri. Zehirli gaz, samuraylar falan ilk başta ürkütücü olsa da, arcın geneli biraz komikti. Belki de o zamanlar Fishman Adası'ndan sonra biraz dinlenmeye ihtiyacımız vardı, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Punk Hazard, zehirli gazla kaplı bir ada. Bu ada, eskiden Denizci Üssü ve bilimsel bir araştırma merkeziydi.

Rota Önerisi: Punk Hazard'dan sonra Dressrosa'ya geçerek Doflamingo'ya karşı savaş açabilirsin. Orada heyecan dorukta!


15. Reverse Mountain: Grand Line'a Giriş ve Balina Laboon

Reverse Mountain... Grand Line'a giriş, balina Laboon falan heyecan vericiydi ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Laboon ile tanışması, Crocus'un gizemli halleri falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Laboon'un hasret dolu bekleyişi epikti ama bu an çok kısaydı.

Daha çok, Reverse Mountain'ın coğrafyasına, Laboon'un geçmişine odaklanmışlardı. Tamam, coğrafya ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Crocus'un sürekli kitap okuması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Mr. 9 ve Miss Wednesday'in ajan taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Reverse Mountain, One Piece'in önemli bir arcı. Grand Line'a girişi sağlaması, Laboon'un hikayesini anlatması açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Grand Line'a hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Reverse Mountain, dört farklı deniz yolunun birleştiği bir dağ. Bu dağ, Grand Line'a giriş kapısıdır.

Rota Önerisi: Reverse Mountain'dan sonra Whiskey Peak'e geçerek Baroque Works ile karşılaşabilirsin. Orada macera seni bekliyor!


16. Whiskey Peak: Baroque Works Tuzağı ve Zoro'nun Gücü

Whiskey Peak... Baroque Works tuzağı, Zoro'nun gücü falan heyecan vericiydi ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Zoro ile olan savaşı, Mr. 8'in ihaneti falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Zoro'nun yüz tane ödül avcısını tek başına yenmesi epikti ama bu an çok kısaydı.

Daha çok, Whiskey Peak'in atmosferine, Baroque Works'ün planlarına odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Mr. 9 ve Miss Wednesday'in dans etmesi bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Baroque Works'ün ajan taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Whiskey Peak, One Piece'in önemli bir arcı. Baroque Works'ün tehlikesini göstermesi, Zoro'nun gücünü sergilemesi açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Alabasta'ya hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Whiskey Peak, ödül avcılarının yaşadığı bir şehir. Bu şehir, Baroque Works'ün bir tuzağıdır.

Rota Önerisi: Whiskey Peak'ten sonra Little Garden'a geçerek devlerle karşılaşabilirsin. Orada macera seni bekliyor!


17. Little Garden: Devlerin Düellosu ve Dinosaurların Varlığı

Little Garden... Devlerin düellosu, dinosaurların varlığı falan heyecan vericiydi ama arcın geneli biraz yavaştı be abi. Luffy'nin Dorry ve Brogy ile tanışması, Mr. 3'ün planları falan iyiydi hoştu da, arcın geneli biraz yavaştı be abi. Devlerin yüz yıllık düellosu epikti ama bu an çok kısaydı.

Daha çok, Little Garden'ın atmosferine, devlerin kültürüne odaklanmışlardı. Tamam, atmosfer ve karakterler önemli ama biraz da aksiyon görelim be kardeşim! Özellikle o Dorry ve Brogy'nin sürekli "Gyaaaaa!" diye bağırması bir yerden sonra bayatlamaya başlamıştı. Mr. 3'ün mum taklitleri de bir yerden sonra sıkmaya başlamıştı.

Sonuç olarak, Little Garden, One Piece'in önemli bir arcı. Devlerin kültürünü tanıtması, dinosaurların varlığını göstermesi açısından değerli. Ama tempo olarak diğer arcların gerisinde kalıyor. Belki de o zamanlar Alabasta'ya hazırlanıyorduk, ondan böyle gelmiştir. Ama şimdi baktığımda, "Keşke biraz daha aksiyon olsaydı" diyorum içimden.

Seyir Defteri Notu: Little Garden, prehistorik hayvanların yaşadığı bir ada. Bu ada, devlerin düellolarına ev sahipliği yapıyor.

Rota Önerisi: Little Garden'dan sonra Drum Adası'na geçerek Chopper ile tanışabilirsin. Orada macera seni bekliyor!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.