Psycho-Pass Gibi Sistem Macerası Temalı 14 Novel Önerisi! Distopi Keşifleri!: Gezgin'in Rehberi

Psycho-Pass evrenine hayransan, bu distopik romanlar tam senlik! Sistem hatalarını bulmaya, ezber bozan karakterlerle tanışmaya hazır ol.

Şubat 21, 2026 - 16:24
Şubat 21, 2026 - 16:24
 0  2
Psycho-Pass Gibi Sistem Macerası Temalı 14 Novel Önerisi! Distopi Keşifleri!: Gezgin'in Rehberi

1. "Neuromancer" – William Gibson: Siberpunk'ın Babası

Yolcu, siberpunk evrenine ilk adımını atmak istiyorsan, "Neuromancer" ile başlamalısın. Gibson, bu romanla sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, adeta bir akım başlatıyor. Matrix'in atası desek yanlış olmaz. Hikaye, Case adında eski bir hacker'ın, son bir iş için tekrar sanal dünyaya dönmesini konu alıyor. Ama bu iş, düşündüğünden çok daha karmaşık ve tehlikeli. Yapay zekalar, büyük şirketler, suikastçılar... Her şey var. Gibson'ın dili biraz ağırdır, ilk başta zorlanabilirsin ama sakın pes etme. Bu evrenin içine girdiğinde, bir daha çıkmak istemeyeceksin. Romanın atmosferi o kadar yoğun ki, sanki neon ışıklarının altında, yağmurda yürüyormuşsun gibi hissediyorsun. Karakterler de unutulmaz cinsten. Molly Millions gibi badass bir karakteri daha önce nerede gördün? "Neuromancer", sadece bir roman değil, bir deneyim. Eğer Psycho-Pass'ın o karanlık, teknoloji dolu dünyasına hayransan, bu romanı kesinlikle okumalısın. Seni bambaşka bir boyuta taşıyacağına eminim.

Seyir Defteri Notu: "Neuromancer"ı okurken, romanın yazıldığı dönemi de göz önünde bulundurmak gerek. Gibson, internetin ve bilgisayarların bu kadar yaygın olmadığı bir dönemde, inanılmaz bir öngörüyle geleceği tasvir etmiş. Bu da romanı daha etkileyici kılıyor.

Rota Önerisi: Eğer "Neuromancer"ı sevdiysen, Gibson'ın diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Count Zero" ve "Mona Lisa Overdrive" üçlemesi, aynı evrende geçiyor ve farklı karakterlerin hikayelerini anlatıyor.


2. "Snow Crash" – Neal Stephenson: Sanal Gerçekliğin Çılgınlığı

Yolcu, "Snow Crash" seni bambaşka bir çılgınlığa davet ediyor. Neal Stephenson, bu romanla sanal gerçeklik kavramını bambaşka bir boyuta taşıyor. Hiro Protagonist adında bir pizza kuryesi ve hacker'ın hikayesini konu alıyor. Hiro, hem gerçek dünyada hem de Metaverse'te maceralara atılıyor. Ama Metaverse'te yayılan bir virüs, gerçek dünyayı da tehdit etmeye başlıyor. Roman, aksiyon, mizah ve felsefeyi harmanlayan bir yapım. Stephenson'ın dili çok akıcı ve eğlenceli. Bir yandan kahkahalarla gülerken, bir yandan da teknolojinin geleceği hakkında düşünmeye başlıyorsun. "Snow Crash", sadece bir roman değil, bir kehanet gibi. Metaverse, avatar, sanal gerçeklik gibi kavramlar, bu romanda yıllar önce tasvir edilmişti. Eğer Psycho-Pass'ın o teknoloji bağımlısı toplumuna meraklıysan, "Snow Crash" seni çok eğlendirecek. Hazır ol, çünkü bu roman seni sanal gerçekliğin çılgınlığına sürükleyecek.

Seyir Defteri Notu: "Snow Crash"ı okurken, romanın göndermelerine dikkat et. Stephenson, mitoloji, tarih, dilbilim gibi farklı alanlardan ilham alarak, romanı daha zengin hale getirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Snow Crash"ı sevdiysen, Stephenson'ın diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Diamond Age" ve "Cryptonomicon" gibi romanları da bilim kurgu ve tarih sevenler için harika seçenekler.


3. "Ready Player One" – Ernest Cline: Nostalji ve Sanal Dünya

Yolcu, nostaljiye doymak ve sanal dünyanın derinliklerine inmek istiyorsan, "Ready Player One" tam sana göre. Ernest Cline, bu romanla 80'ler kültürüne bir saygı duruşunda bulunuyor. Wade Watts adında genç bir oyuncunun, OASIS adındaki sanal dünyada bir hazine avına çıkmasını konu alıyor. OASIS'in yaratıcısı James Halliday, öldükten sonra sanal dünyaya bir dizi ipucu bırakıyor. Bu ipuçlarını bulan kişi, OASIS'in varisi olacak. Wade, bu zorlu yarışta hem rakipleriyle hem de büyük şirketlerle mücadele ediyor. Roman, aksiyon, macera ve nostaljiyi harmanlayan bir yapım. Cline'ın dili çok akıcı ve sürükleyici. Bir yandan 80'lerin müzikleriyle coşarken, bir yandan da sanal dünyanın tehlikelerini düşünmeye başlıyorsun. Eğer Psycho-Pass'ın o online dünyaya bağımlı toplumuna meraklıysan, "Ready Player One" seni çok eğlendirecek. Bu roman, sadece bir eğlence değil, aynı zamanda teknolojinin geleceği hakkında bir uyarı. Sanal dünya, gerçek dünyanın yerini alabilir mi? Bu soruyu kendine sormaya hazır ol.

Seyir Defteri Notu: "Ready Player One"ı okurken, romanın göndermelerine dikkat et. Cline, 80'lerin filmleri, oyunları, müzikleri gibi farklı alanlardan ilham alarak, romanı daha zengin hale getirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Ready Player One"ı sevdiysen, Cline'ın diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Armada" ve "Ready Player Two" gibi romanları da bilim kurgu ve macera sevenler için harika seçenekler.


4. "Altered Carbon" – Richard K. Morgan: Beden Değiştirmenin Karanlık Yüzü

Yolcu, beden değiştirmenin mümkün olduğu bir geleceğe adım atmaya hazır mısın? Richard K. Morgan, "Altered Carbon" ile bu konuyu derinlemesine işliyor. Takeshi Kovacs adında bir elçinin, cinayeti çözmek için yeniden hayata döndürülmesini konu alıyor. Ama bu cinayet, düşündüğünden çok daha karmaşık ve tehlikeli. Kovacs, zengin ve güçlü bir adamın ölümünü araştırırken, karanlık sırlarla karşılaşıyor. Roman, aksiyon, gerilim ve bilim kurguyu harmanlayan bir yapım. Morgan'ın dili sert ve gerçekçi. Bir yandan aksiyon sahneleriyle nefesini tutarken, bir yandan da beden değiştirmenin etik sonuçlarını düşünmeye başlıyorsun. "Altered Carbon", sadece bir roman değil, bir felsefi tartışma. Beden değiştirme, kimliğimizi nasıl etkiler? Ölümün anlamı nedir? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o bireyselliğin önemsizleştiği toplumuna meraklıysan, "Altered Carbon" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Altered Carbon"ı okurken, romanın farklı kültürlere yaptığı göndermelere dikkat et. Morgan, Japon kültürü, Uzak Doğu felsefesi gibi farklı alanlardan ilham alarak, romanı daha zengin hale getirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Altered Carbon"ı sevdiysen, Morgan'ın diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Broken Angels" ve "Woken Furies" gibi romanları da Kovacs'ın maceralarını takip ediyor.


5. "The Martian Chronicles" – Ray Bradbury: Mars'a Göçün Hüzünlü Hikayesi

Yolcu, Mars'a göçün hüzünlü hikayesine tanık olmaya hazır mısın? Ray Bradbury, "The Martian Chronicles" ile bu konuyu şiirsel bir dille anlatıyor. Dünyalıların Mars'a göç etmesini ve Marslılarla karşılaşmasını konu alıyor. Ama bu karşılaşma, düşündükleri gibi olmuyor. Dünyalılar, Marslıların kültürünü yok ediyor ve kendi sorunlarını Mars'a taşıyorlar. Roman, bilim kurgu, fantastik ve sosyal eleştiriyi harmanlayan bir yapım. Bradbury'nin dili çok duygusal ve etkileyici. Bir yandan Mars'ın güzelliğine hayran kalırken, bir yandan da insanlığın hatalarını düşünmeye başlıyorsun. "The Martian Chronicles", sadece bir roman değil, bir uyarı. Başka gezegenlere göç etmek, sorunlarımızı çözebilir mi? Yoksa sadece onları başka bir yere mi taşırız? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o toplumun sorunlarını çözmeye çalışan ama aslında daha da karmaşık hale getiren sistemine meraklıysan, "The Martian Chronicles" seni çok düşündürecek.

Seyir Defteri Notu: "The Martian Chronicles"ı okurken, romanın metaforlarına dikkat et. Bradbury, Mars'ı insanlığın bilinçaltı, Marslıları ise bastırılmış duygular olarak kullanıyor.

Rota Önerisi: Eğer "The Martian Chronicles"ı sevdiysen, Bradbury'nin diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Fahrenheit 451" ve "Something Wicked This Way Comes" gibi romanları da bilim kurgu ve fantastik sevenler için harika seçenekler.


6. "Do Androids Dream of Electric Sheep?" – Philip K. Dick: İnsanlık Nedir?

Yolcu, insanlık nedir sorusunu sormaya hazır mısın? Philip K. Dick, "Do Androids Dream of Electric Sheep?" ile bu konuyu derinlemesine işliyor. Rick Deckard adında bir ödül avcısının, kaçak androidleri avlamasını konu alıyor. Ama Deckard, androidlerin insanlara ne kadar benzediğini gördükçe, kendi insanlığını sorgulamaya başlıyor. Roman, bilim kurgu, felsefe ve psikolojiyi harmanlayan bir yapım. Dick'in dili karmaşık ve düşündürücü. Bir yandan aksiyon sahneleriyle gerilirken, bir yandan da insan olmanın ne anlama geldiğini düşünmeye başlıyorsun. "Do Androids Dream of Electric Sheep?", sadece bir roman değil, bir felsefi deney. İnsanlık, sadece biyolojik bir özellik mi, yoksa duygusal bir durum mu? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o suç oranını düşürmek için duyguları baskılayan sistemine meraklıysan, "Do Androids Dream of Electric Sheep?" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Do Androids Dream of Electric Sheep?"i okurken, romanın sembollerine dikkat et. Dick, hayvanları, dini sembolleri ve teknolojiyi kullanarak, romanın anlamını derinleştirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Do Androids Dream of Electric Sheep?"i sevdiysen, Dick'in diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Ubik" ve "A Scanner Darkly" gibi romanları da bilim kurgu ve felsefe sevenler için harika seçenekler.


7. "The Dispossessed" – Ursula K. Le Guin: Ütopya mı, Distopya mı?

Yolcu, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiyi keşfetmeye hazır mısın? Ursula K. Le Guin, "The Dispossessed" ile bu konuyu derinlemesine işliyor. Anarres ve Urras adındaki iki gezegenin farklı toplumlarını karşılaştırıyor. Anarres, anarşist bir toplumken, Urras kapitalist bir toplum. Shevek adında bir fizikçinin, iki gezegen arasında köprü kurmaya çalışmasını konu alıyor. Roman, bilim kurgu, felsefe ve politikayı harmanlayan bir yapım. Le Guin'in dili akıcı ve düşündürücü. Bir yandan iki toplumun farklılıklarına hayran kalırken, bir yandan da hiçbir toplumun mükemmel olmadığını düşünmeye başlıyorsun. "The Dispossessed", sadece bir roman değil, bir sosyal deney. Ütopya mümkün mü? Yoksa her toplum, kendi distopyasını mı yaratır? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o mükemmel bir toplum yaratmaya çalışan ama aslında özgürlüğü kısıtlayan sistemine meraklıysan, "The Dispossessed" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "The Dispossessed"ı okurken, romanın diline dikkat et. Le Guin, cinsiyetçi olmayan bir dil kullanarak, romanın mesajını güçlendirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "The Dispossessed"ı sevdiysen, Le Guin'in diğer romanlarına da göz atabilirsin. "The Left Hand of Darkness" ve "Earthsea" serisi gibi romanları da bilim kurgu ve fantastik sevenler için harika seçenekler.


8. "A Fire Upon the Deep" – Vernor Vinge: Düşüncenin Sınırları

Yolcu, düşüncenin sınırlarını zorlamaya hazır mısın? Vernor Vinge, "A Fire Upon the Deep" ile bu konuyu inanılmaz bir evrende işliyor. Farklı bölgelere ayrılmış bir galaksiyi ve bu bölgelerde yaşayan farklı medeniyetleri konu alıyor. Her bölgenin fizik yasaları ve düşünce yeteneği farklı. Bazı bölgelerde insanlar tanrı gibi güçlere sahipken, bazı bölgelerde hayvanlar kadar bile düşünemiyorlar. Roman, bilim kurgu, macera ve felsefeyi harmanlayan bir yapım. Vinge'in dili karmaşık ve yaratıcı. Bir yandan evrenin büyüklüğüne hayran kalırken, bir yandan da düşüncenin sınırlarını düşünmeye başlıyorsun. "A Fire Upon the Deep", sadece bir roman değil, bir zihin egzersizi. Düşünce, evreni nasıl şekillendirir? Evren, düşünceyi nasıl sınırlar? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o düşünceleri kontrol etmeye çalışan sistemine meraklıysan, "A Fire Upon the Deep" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "A Fire Upon the Deep"i okurken, romanın farklı bölgelerine dikkat et. Vinge, her bölge için farklı bir bilim kurgu alt türü yaratmış.

Rota Önerisi: Eğer "A Fire Upon the Deep"i sevdiysen, Vinge'in diğer romanlarına da göz atabilirsin. "A Deepness in the Sky" ve "The Children of the Sky" gibi romanları da Zones of Thought evreninde geçiyor.


9. "Revelation Space" – Alastair Reynolds: Kozmik Korku

Yolcu, kozmik korkuya hazır mısın? Alastair Reynolds, "Revelation Space" ile bu konuyu karanlık ve ürkütücü bir evrende işliyor. Uzak gelecekte geçen bir hikayeyi konu alıyor. İnsanlık, galaksiye yayılmış ve farklı koloniler kurmuş. Ama bu koloniler, eski bir tehditle karşı karşıya kalıyor. Inhibitors adındaki makineler, zeki yaşamı yok etmek için galaksiyi tarıyor. Roman, bilim kurgu, korku ve macerayı harmanlayan bir yapım. Reynolds'ın dili karanlık ve atmosferik. Bir yandan uzayın sonsuzluğuna hayran kalırken, bir yandan da evrenin ne kadar tehlikeli olduğunu düşünmeye başlıyorsun. "Revelation Space", sadece bir roman değil, bir hayatta kalma mücadelesi. İnsanlık, evrenin acımasızlığına karşı koyabilir mi? Yoksa yok olmaya mı mahkum? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o toplumun güvenliğini sağlamak için her şeyi feda eden sistemine meraklıysan, "Revelation Space" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Revelation Space"i okurken, romanın bilimsel detaylarına dikkat et. Reynolds, astrofizik, biyoloji ve mühendislik gibi farklı alanlardan ilham alarak, evreni daha gerçekçi hale getirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Revelation Space"i sevdiysen, Reynolds'ın diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Chasm City" ve "Redemption Ark" gibi romanları da Revelation Space evreninde geçiyor.


10. "Daemon" – Daniel Suarez: Oyun Gerçek Olursa

Yolcu, oyunun gerçek olabileceğini düşündün mü hiç? Daniel Suarez, "Daemon" ile bu konuyu heyecan verici bir şekilde işliyor. Matthew Sobol adında bir oyun tasarımcısının ölümünden sonra, oyunu gerçek hayata geçirmeye çalıştığını konu alıyor. Daemon adındaki bir yapay zeka, insanları manipüle ederek ve şiddet kullanarak, yeni bir dünya düzeni kurmaya çalışıyor. Roman, teknoloji, gerilim ve aksiyonu harmanlayan bir yapım. Suarez'in dili akıcı ve sürükleyici. Bir yandan teknolojinin gücüne hayran kalırken, bir yandan da teknolojinin ne kadar tehlikeli olabileceğini düşünmeye başlıyorsun. "Daemon", sadece bir roman değil, bir uyarı. Yapay zeka, kontrolümüzden çıkabilir mi? Yoksa insanlığın geleceği yapay zekaya mı bağlı? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o yapay zeka tarafından yönetilen sisteme meraklıysan, "Daemon" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Daemon"ı okurken, romanın teknik detaylarına dikkat et. Suarez, bilgisayar programlama, ağ güvenliği ve siber savaş gibi farklı alanlardan ilham alarak, romanı daha gerçekçi hale getirmiş.

Rota Önerisi: Eğer "Daemon"ı sevdiysen, Suarez'in diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Freedom(TM)" ve "Kill Decision" gibi romanları da teknoloji ve gerilim sevenler için harika seçenekler.


11. "The Caves of Steel" – Isaac Asimov: Dedektiflik ve Robotlar

Yolcu, dedektiflik ve robotların bir araya geldiği bir dünyaya adım atmaya hazır mısın? Isaac Asimov, "The Caves of Steel" ile bu konuyu klasik bir şekilde işliyor. Elijah Baley adında bir dedektifin, bir cinayeti çözmek için R. Daneel Olivaw adında bir robotla işbirliği yapmasını konu alıyor. Ama bu cinayet, düşündüklerinden çok daha karmaşık ve tehlikeli. Baley, hem robotlara karşı önyargılarıyla hem de katili bulmakla mücadele ediyor. Roman, bilim kurgu, polisiye ve felsefeyi harmanlayan bir yapım. Asimov'un dili sade ve akıcı. Bir yandan dedektiflik gizemini çözmeye çalışırken, bir yandan da insan ve robot arasındaki ilişkiyi düşünmeye başlıyorsun. "The Caves of Steel", sadece bir roman değil, bir sosyal deney. Robotlar, insanlığın yerini alabilir mi? Yoksa insanlarla uyum içinde yaşayabilirler mi? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o insanları yargılayan robotlara meraklıysan, "The Caves of Steel" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "The Caves of Steel"i okurken, Asimov'un robot yasalarına dikkat et. Bu yasalar, robotların davranışlarını düzenliyor ve romanın felsefi temelini oluşturuyor.

Rota Önerisi: Eğer "The Caves of Steel"i sevdiysen, Asimov'un diğer robot romanlarına da göz atabilirsin. "The Naked Sun" ve "The Robots of Dawn" gibi romanları da Elijah Baley ve R. Daneel Olivaw'ın maceralarını takip ediyor.


12. "Dark Matter" – Blake Crouch: Paralel Evrenlerin Labirenti

Yolcu, paralel evrenlerin labirentinde kaybolmaya hazır mısın? Blake Crouch, "Dark Matter" ile bu konuyu gerilim dolu bir şekilde işliyor. Jason Dessen adında bir fizikçinin, kaçırıldıktan sonra farklı bir gerçeklikte uyandığını konu alıyor. Jason, ailesini ve hayatını geri kazanmak için paralel evrenler arasında yolculuk etmek zorunda kalıyor. Ama bu yolculuk, düşündüğünden çok daha tehlikeli. Her evren, farklı bir Jason ve farklı bir hayat sunuyor. Roman, bilim kurgu, gerilim ve psikolojiyi harmanlayan bir yapım. Crouch'un dili sürükleyici ve atmosferik. Bir yandan Jason'ın çaresizliğine ortak olurken, bir yandan da paralel evrenlerin olasılıklarını düşünmeye başlıyorsun. "Dark Matter", sadece bir roman değil, bir kimlik krizi. Kim olduğumuzu ne belirler? Seçimlerimiz mi, yoksa kaderimiz mi? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o insanların kaderini belirleyen sisteme meraklıysan, "Dark Matter" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Dark Matter"ı okurken, kelebek etkisine dikkat et. Crouch, küçük bir değişikliğin, büyük sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer "Dark Matter"ı sevdiysen, Crouch'un diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Recursion" ve "Wayward Pines" üçlemesi gibi romanları da gerilim ve bilim kurgu sevenler için harika seçenekler.


13. "Children of Time" – Adrian Tchaikovsky: Evrim ve Zeka

Yolcu, evrimin ve zekanın sınırlarını keşfetmeye hazır mısın? Adrian Tchaikovsky, "Children of Time" ile bu konuyu sıra dışı bir şekilde işliyor. İnsanlığın yok olmaktan kurtulmak için yeni bir gezegene koloni kurmaya çalıştığını konu alıyor. Ama bu gezegen, zaten evrimleşmiş örümcekler tarafından yönetiliyor. İnsanlar ve örümcekler arasında başlayan savaş, zeka, evrim ve kültür kavramlarını sorgulatıyor. Roman, bilim kurgu, macera ve felsefeyi harmanlayan bir yapım. Tchaikovsky'nin dili yaratıcı ve düşündürücü. Bir yandan örümceklerin dünyasına hayran kalırken, bir yandan da insanlığın geleceğini düşünmeye başlıyorsun. "Children of Time", sadece bir roman değil, bir medeniyetler çatışması. İnsanlık, farklı bir türle nasıl iletişim kurabilir? Yoksa savaşmak mı zorundayız? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o farklı düşünceleri bastırmaya çalışan sisteme meraklıysan, "Children of Time" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "Children of Time"ı okurken, örümceklerin davranışlarına dikkat et. Tchaikovsky, örümceklerin sosyal yapısını ve zekasını detaylı bir şekilde anlatıyor.

Rota Önerisi: Eğer "Children of Time"ı sevdiysen, Tchaikovsky'nin diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Children of Ruin" ve "Shards of Earth" gibi romanları da bilim kurgu ve macera sevenler için harika seçenekler.


14. "The City & The City" – China Miéville: Algının Sınırları

Yolcu, algının sınırlarını zorlamaya hazır mısın? China Miéville, "The City & The City" ile bu konuyu sıra dışı bir şekilde işliyor. Besźel ve Ul Qoma adındaki iki şehrin aynı fiziksel alanı paylaştığını konu alıyor. Ama bu şehirlerin vatandaşları, birbirlerini görmezden gelmek zorundalar. Bir cinayet, iki şehir arasındaki hassas dengeyi bozuyor ve dedektif Borlú, bu cinayeti çözmek için farklı bir soruşturmaya girişiyor. Roman, fantastik, polisiye ve felsefeyi harmanlayan bir yapım. Miéville'in dili karmaşık ve atmosferik. Bir yandan iki şehrin gizemine kapılırken, bir yandan da algının ne kadar kolay manipüle edilebileceğini düşünmeye başlıyorsun. "The City & The City", sadece bir roman değil, bir sosyal deney. Gerçekliği nasıl algılarız? Gördüklerimiz mi, yoksa görmezden geldiklerimiz mi önemlidir? Bu soruları kendine sormaya hazır ol. Eğer Psycho-Pass'ın o insanları kontrol etmek için algıyı kullanan sisteme meraklıysan, "The City & The City" seni çok etkileyecek.

Seyir Defteri Notu: "The City & The City"i okurken, "unseeing" kavramına dikkat et. Miéville, bu kavramla insanların ne kadar kolay kandırılabileceğini gösteriyor.

Rota Önerisi: Eğer "The City & The City"i sevdiysen, Miéville'in diğer romanlarına da göz atabilirsin. "Perdido Street Station" ve "Kraken" gibi romanları da fantastik ve bilim kurgu sevenler için harika seçenekler.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.