Psycho-Pass Gibi Suç Sistemi Temalı 14 Novel Önerisi! Distopik Toplum: Geleceğe Giriş Bileti!

Psycho-Pass evrenine bayılan yolcular! Suçun öngörülebildiği, distopik romanlara dalmaya hazır mısınız? İşte Sibyl Sistemi'nin gölgesinde geçen, sizi derinden etkileyecek 14 romanlık bir keşif rotası.

Şubat 21, 2026 - 15:48
Şubat 21, 2026 - 15:49
 0  1
Psycho-Pass Gibi Suç Sistemi Temalı 14 Novel Önerisi! Distopik Toplum: Geleceğe Giriş Bileti!

1. "Otomatik Piyano" - Kurt Vonnegut

Yolcu, gel şimdi seni alıp 1952'ye, Kurt Vonnegut'un distopik zihnine götüreyim. "Otomatik Piyano," makinelerin insan emeğinin yerini aldığı bir geleceği resmediyor. Ama dur, bu sadece teknoloji eleştirisi değil. İşsiz kalan mühendislerin ve toplumun dışına itilenlerin hikayesi. Vonnegut, o kendine has ironisiyle, insanın değerini sorguluyor. Bu roman, Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'nin ilk tohumları gibi. İnsanların yeteneklerinin makineler tarafından ölçüldüğü ve değersiz görülenlerin sistem dışına itildiği bir dünya. Düşünsene, yeteneklerin bir algoritma tarafından belirleniyor ve hayatın buna göre şekilleniyor. İşte bu roman, bu distopik kabusun ta kendisi. Vonnegut'un keskin dili ve kara mizahı, seni hem güldürecek hem de derinden düşündürecek. Bu sadece bir roman değil, geleceğe dair bir uyarı çığlığı.

Vonnegut'un bu romanı, sadece bilim kurgu severlere değil, aynı zamanda toplumun gidişatını merak eden herkese hitap ediyor. Makinelerin yükselişi, insanın rolü, toplumsal eşitsizlik gibi temalar, Psycho-Pass'ın da temelini oluşturuyor. Eğer Sibyl Sistemi'nin nasıl ortaya çıkabileceğini merak ediyorsan, "Otomatik Piyano" tam sana göre.

Seyir Defteri Notu: Vonnegut, bu romanı yazarken General Electric'te halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışıyordu. Makinelerin insan emeğinin yerini alması konusundaki endişeleri, romanın temelini oluşturuyor.

Rota Önerisi: Eğer Vonnegut'un dilini sevdiysen, "Mezbaha No. 5" ve "Kedi Beşiği" romanlarına da göz atmalısın.


2. "Cesur Yeni Dünya" - Aldous Huxley

Huxley'nin 1932'de yazdığı bu başyapıt, genetik mühendisliğin ve şartlandırmanın insanlığı nasıl kontrol edebileceğini gözler önüne seriyor. Yolcu, bu romanda insanlar beş farklı sınıfa ayrılıyor: Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon. Her sınıf, genetik olarak tasarlanmış ve şartlandırılmış. Toplum, mutluluk ve istikrar üzerine kurulu ama bu mutluluk, bireyselliğin ve özgürlüğün yok edilmesiyle sağlanıyor. "Soma" adı verilen bir uyuşturucu, insanları sürekli mutlu ve uyuşmuş halde tutuyor. Düşünsene, her sabah uyandığında bir hap alıyorsun ve tüm sorunların yok oluyor. Ama bu gerçek mutluluk mu? İşte bu roman, bu soruyu defalarca soruyor.

Psycho-Pass'taki suç katsayısı sistemine benzer şekilde, "Cesur Yeni Dünya"da da insanlar doğuştan belirlenmiş rollere sahip. Sisteme uymayanlar ise dışlanıyor veya "tedavi" ediliyor. Bu roman, bireyselliğin ve özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, teknolojinin ve bilimin kötüye kullanılması durumunda insanlığın nasıl bir felakete sürüklenebileceğini gösteriyor. Huxley'nin distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor.

Seyir Defteri Notu: Huxley, bu romanı yazarken sanayi devriminin ve Fordizm'in etkisindeydi. Kitle üretiminin ve tüketim kültürünün insanlığı nasıl etkileyeceğini merak ediyordu.

Rota Önerisi: "1984" - George Orwell ve "Biz" - Yevgeni Zamyatin gibi diğer klasik distopik romanlara da göz atmalısın.


3. "1984" - George Orwell

Yolcu, George Orwell'ın bu şaheseri, totaliter bir rejimin insanları nasıl kontrol edebileceğini en acımasız şekilde gösteriyor. "Büyük Birader" her şeyi görüyor ve her şeyi biliyor. Düşünce Polisi, insanların düşüncelerini bile kontrol ediyor. Dil bile değiştiriliyor, "Yenisöz" adı verilen bir dil yaratılıyor. Amaç, insanların muhalif düşüncelerini ifade etmesini engellemek. Düşünsene, kelimelerin anlamları değiştiriliyor ve özgürlük, savaş anlamına geliyor. İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi. Winston Smith, bu totaliter rejime karşı çıkmaya çalışan bir kahraman. Ama sonunda o da sisteme yenik düşüyor.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "1984"te de devlet her şeyi kontrol ediyor. İnsanların özel hayatları yok, her şey devletin gözetimi altında. Bu roman, özgürlüğün ve bireyselliğin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, totaliter rejimlerin insanlığı nasıl yok edebileceğini gösteriyor. Orwell'ın distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle düşünce suçunun kavramı, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Orwell, bu romanı yazarken Sovyetler Birliği'ndeki Stalin rejiminden ilham almış. Totaliter rejimlerin insanlığı nasıl etkilediğini gözlemlemiş.

Rota Önerisi: "Hayvan Çiftliği" - George Orwell ve "Fahrenheit 451" - Ray Bradbury gibi diğer distopik romanlara da göz atmalısın.


4. "Fahrenheit 451" - Ray Bradbury

Yolcu, Ray Bradbury'nin bu romanında itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil, kitap yakmak. Toplum, düşünmekten ve sorgulamaktan korkuyor. Kitaplar yasaklanmış ve yakılıyor. İnsanlar, televizyon ve diğer eğlence araçlarıyla uyuşturuluyor. Guy Montag, bu toplumda yaşayan bir itfaiyeci. Ama bir gün, kitapların aslında ne kadar değerli olduğunu fark ediyor. Ve sisteme karşı çıkmaya başlıyor. Düşünsene, tüm kitapların yakıldığını ve insanların sadece televizyon izlediğini. İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Fahrenheit 451"de de devlet insanların düşüncelerini kontrol etmeye çalışıyor. Kitaplar, insanların düşünmesini sağlayan en önemli araçlardan biri. Bu nedenle yasaklanıyor. Bu roman, düşünce özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, sansürün ve bilgiye erişimin engellenmesinin insanlığı nasıl yok edebileceğini gösteriyor. Bradbury'nin distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, kitapların yasaklanması ve düşünce suçunun kavramı, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Bradbury, bu romanı yazarken McCarthy döneminin etkisindeydi. Komünizm korkusuyla insanların düşüncelerinin kontrol edilmeye çalışılmasından rahatsızdı.

Rota Önerisi: "Cesur Yeni Dünya" - Aldous Huxley ve "1984" - George Orwell gibi diğer distopik romanlara da göz atmalısın.


5. "Biz" - Yevgeni Zamyatin

Yolcu, Yevgeni Zamyatin'in bu romanı, "1984" ve "Cesur Yeni Dünya" gibi distopik romanların öncüsü olarak kabul ediliyor. Romanda, insanlar camdan evlerde yaşıyor ve her hareketleri devlet tarafından izleniyor. İsimleri yerine numaraları var ve duyguları bastırılıyor. D-503, bu toplumda yaşayan bir mühendis. Ama bir gün, I-330 adlı bir kadınla tanışıyor ve duyguları yeniden keşfediyor. Ve sisteme karşı çıkmaya başlıyor. Düşünsene, tüm hayatın camdan bir evde geçiyor ve her hareketin izleniyor. İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Biz"de de devlet insanların bireyselliğini yok etmeye çalışıyor. Duygular, tehlikeli ve kontrol edilmesi gereken bir şey olarak görülüyor. Bu roman, bireyselliğin ve duyguların ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, totaliter rejimlerin insanlığı nasıl yok edebileceğini gösteriyor. Zamyatin'in distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, bireyselliğin yok edilmesi ve duyguların bastırılması kavramı, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Zamyatin, bu romanı yazarken Rus Devrimi'nin ve Sovyetler Birliği'nin etkisindeydi. Totaliter rejimlerin insanlığı nasıl etkilediğini gözlemlemiş.

Rota Önerisi: "1984" - George Orwell ve "Cesur Yeni Dünya" - Aldous Huxley gibi diğer distopik romanlara da göz atmalısın.


6. "Yüksek Şatodaki Adam" - Philip K. Dick

Yolcu, Philip K. Dick'in bu alternatif tarih romanında, II. Dünya Savaşı'nı Mihver Devletleri kazanmış ve Amerika Birleşik Devletleri, Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu arasında paylaşılmıştır. San Francisco'da yaşayan insanlar, Japon yönetiminin altında ezilmektedir. Ama bir umut vardır: "Çekirge Yalan Söyler" adlı bir kitap. Bu kitapta, II. Dünya Savaşı'nı Müttefik Devletler'in kazandığı bir alternatif gerçeklik anlatılmaktadır. Düşünsene, yaşadığın dünya tamamen farklı olsaydı ne olurdu? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki suç katsayısı sistemine benzer şekilde, "Yüksek Şatodaki Adam"da da insanlar farklı ideolojiler ve rejimler altında yaşıyor. Bu roman, ideolojilerin ve rejimlerin insanlığı nasıl etkileyebileceğini gösteriyor. Ayrıca, gerçeğin ne kadar göreceli olabileceğini vurguluyor. Dick'in distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, farklı gerçekliklerin ve ideolojilerin çatışması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Dick, bu romanı yazarken Jung'un kolektif bilinçaltı kavramından etkilenmiş. Alternatif gerçekliklerin ve ideolojilerin kaynağını merak etmiş.

Rota Önerisi: "Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?" - Philip K. Dick ve "Ubik" - Philip K. Dick gibi diğer bilim kurgu romanlarına da göz atmalısın.


7. "Damızlık Kızın Öyküsü" - Margaret Atwood

Yolcu, Margaret Atwood'un bu romanında, Gilead adlı totaliter bir rejim, Amerika Birleşik Devletleri'nin yerini almıştır. Çevre kirliliği ve nükleer felaketler nedeniyle doğurganlık oranı düşmüştür. Bu nedenle, doğurgan kadınlar "Damızlık Kızlar" olarak adlandırılır ve zengin ailelere çocuk doğurmak için kullanılır. Offred, bu Damızlık Kızlardan biridir. Geçmişi elinden alınmış ve sadece üreme makinesi olarak görülmektedir. Düşünsene, sadece üreme yeteneğin yüzünden bir nesne gibi kullanılsaydın ne hissederdin? İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Damızlık Kızın Öyküsü"nde de devlet insanların bedenlerini ve üreme yeteneklerini kontrol etmeye çalışıyor. Bu roman, kadınların haklarının ve özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, totaliter rejimlerin insanlığı nasıl yok edebileceğini gösteriyor. Atwood'un distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, bedenlerin kontrol edilmesi ve kadınların haklarının ihlal edilmesi, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Atwood, bu romanı yazarken tarihteki totaliter rejimlerden ve kadınların yaşadığı zorluklardan ilham almış. Kadınların haklarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istemiş.

Rota Önerisi: "Kör Suikastçı" - Margaret Atwood ve "Oryx ve Crake" - Margaret Atwood gibi diğer romanlarına da göz atmalısın.


8. "Asla Beni Bırakma" - Kazuo Ishiguro

Yolcu, Kazuo Ishiguro'nun bu romanında, Hailsham adlı bir yatılı okulda büyüyen Kathy, Ruth ve Tommy'nin hikayesi anlatılıyor. Bu çocuklar, normal çocuklardan farklıdır. Onlar, organ bağışı için yetiştirilen klonlardır. Hayatları, organlarını bağışlamak ve ölmekle sınırlıdır. Kathy, Ruth ve Tommy, bu kaderi kabullenmek zorunda mıdır? Yoksa bir çıkış yolu bulabilecekler mi? Düşünsene, sadece organların için yaratılmış olsaydın ne hissederdin? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Asla Beni Bırakma"da da insanlar bir amaç için yaratılmış ve kullanılıyor. Bu roman, insanın değerinin ne olduğunu sorguluyor. Ayrıca, bilimin ve teknolojinin etik sınırlarını tartışıyor. Ishiguro'nun distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, insanların bir amaç için yaratılması ve kullanılması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Ishiguro, bu romanı yazarken klonlama teknolojisinin ve organ bağışının etik sorunlarını düşünmüş. İnsanın değerinin ne olduğunu sorgulamış.

Rota Önerisi: "Günden Kalanlar" - Kazuo Ishiguro ve "Beni Asla Bırakma" filmini izlemelisin.


9. "Suçlular Çağı" - Cory Doctorow

Yolcu, Cory Doctorow'un bu romanında, internetin ve teknolojinin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir gelecekte, bireylerin özgürlüğü ve gizliliği tehdit altındadır. Marcus Yallow, San Francisco'da yaşayan genç bir hacker'dır. Terörist bir saldırıdan sonra, devlet olağanüstü hal ilan eder ve insanların tüm iletişimini ve hareketlerini izlemeye başlar. Marcus, bu totaliter rejime karşı çıkmaya karar verir ve hacker arkadaşlarıyla birlikte bir direniş hareketi başlatır. Düşünsene, tüm iletişiminin ve hareketlerinin devlet tarafından izlendiğini. İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Suçlular Çağı"nda da devlet insanların tüm bilgilerini kontrol etmeye çalışıyor. Bu roman, gizliliğin ve özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, teknolojinin kötüye kullanılması durumunda insanlığın nasıl bir felakete sürüklenebileceğini gösteriyor. Doctorow'un distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, bilgilerin kontrol edilmesi ve insanların gözetim altında tutulması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Doctorow, bu romanı yazarken internetin ve teknolojinin gücünü ve potansiyel tehlikelerini düşünmüş. Bireylerin özgürlüğünün korunmasının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istemiş.

Rota Önerisi: "Küçük Kardeş" - Cory Doctorow ve "Homeland" dizisini izlemelisin.


10. "Metro 2033" - Dmitry Glukhovsky

Yolcu, Dmitry Glukhovsky'nin bu romanında, nükleer bir savaşın ardından hayatta kalan insanlar, Moskova metrosunda yaşamaya başlar. Metro istasyonları, farklı ideolojilere ve gruplara bölünmüştür. Artyom, VDNKh istasyonunda yaşayan genç bir adamdır. Bir gün, istasyonuna mutantlar tarafından saldırılır. Artyom, istasyonunu kurtarmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Düşünsene, tüm hayatın bir metro tünelinde geçiyor ve mutantlarla savaşıyorsun. İşte bu roman, bu kabusun ta kendisi.

Psycho-Pass'taki suç katsayısı sistemine benzer şekilde, "Metro 2033"te de insanlar farklı gruplara ve ideolojilere bölünmüş durumda. Bu roman, hayatta kalma mücadelesini ve insanlığın karanlık yönlerini gösteriyor. Ayrıca, ideolojilerin ve inançların insanlığı nasıl etkileyebileceğini tartışıyor. Glukhovsky'nin distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, farklı grupların çatışması ve hayatta kalma mücadelesi, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Glukhovsky, bu romanı yazarken Soğuk Savaş dönemindeki nükleer savaş korkusundan etkilenmiş. İnsanlığın hayatta kalma yeteneğini ve karanlık yönlerini merak etmiş.

Rota Önerisi: "Metro 2034" - Dmitry Glukhovsky ve "S.T.A.L.K.E.R." oyununu oynamalısın.


11. "Çocukluğun Sonu" - Arthur C. Clarke

Yolcu, Arthur C. Clarke'ın bu romanında, "Lordlar" olarak bilinen üstün bir uzaylı ırkı Dünya'ya gelir ve insanlığın gelişimini denetlemeye başlar. Başlangıçta, Lordlar'ın gelişi insanlığa bir altın çağ yaşatır. Savaşlar sona erer, hastalıklar iyileşir ve yoksulluk ortadan kalkar. Ancak zamanla, Lordlar'ın gerçek niyetleri ortaya çıkar. Onlar, insanlığı daha yüksek bir bilinç düzeyine taşımak için buradadırlar, ancak bu süreçte bireysellik ve özgürlük gibi kavramlar yok olur. Düşünsene, tüm sorunların çözüldüğü bir dünyada yaşasaydın, ama özgürlüğün olmasaydı ne hissederdin? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Çocukluğun Sonu"nda da üstün bir güç insanlığın gelişimini yönlendiriyor. Bu roman, insanlığın geleceği ve evrimi hakkında derin sorular soruyor. Ayrıca, kontrol ve özgürlük arasındaki dengeyi tartışıyor. Clarke'ın distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, üstün bir gücün insanlığı kontrol etmesi ve bireyselliğin yok olması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Clarke, bu romanı yazarken insanlığın evrimi ve geleceği hakkında düşünmüş. Üstün bir gücün insanlığa yardım etmesi durumunda neler olabileceğini merak etmiş.

Rota Önerisi: "2001: Bir Uzay Destanı" - Arthur C. Clarke ve "Battlestar Galactica" dizisini izlemelisin.


12. "Gözcü" - Peter Watts

Yolcu, Peter Watts'ın bu romanında, gelecekte insanlar genetik mühendislik yoluyla evrimleşmiş ve farklı yeteneklere sahip türlere ayrılmıştır. Siri Keeton, "Gözcü" olarak adlandırılan bir türdür. Gözcüler, insanların düşüncelerini okuyabilir ve duygularını hissedebilirler. Siri, uzayda keşfedilen gizemli bir uzaylı sinyalini çözmek için görevlendirilir. Ancak bu görev, Siri'nin zihnini ve gerçekliği algılama biçimini derinden etkileyecektir. Düşünsene, insanların düşüncelerini okuyabilseydin ne hissederdin? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki suç katsayısı sistemine benzer şekilde, "Gözcü"de de insanlar farklı yeteneklere sahip ve toplumda farklı rollere sahipler. Bu roman, insanlığın evrimi ve geleceği hakkında derin sorular soruyor. Ayrıca, bilincin ve gerçekliğin doğasını tartışıyor. Watts'ın distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, genetik mühendislik ve insanların farklı yeteneklere sahip olması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Watts, bu romanı yazarken nörobilim ve bilinç hakkında araştırmalar yapmış. İnsan zihninin potansiyelini ve sınırlarını merak etmiş.

Rota Önerisi: "Yıldızlararası" filmini izlemelisin ve "Blindsight" serisine devam etmelisin.


13. "Yapay Zeka Cumhuriyeti" - Hannu Rajaniemi

Yolcu, Hannu Rajaniemi'nin bu romanında, insanlar ölümsüzlüğe ulaşmış ve zihinlerini dijital ortama yükleyebilmektedirler. Ancak bu ölümsüzlük, bir bedeli de beraberinde getirmiştir. İnsanlar, kimliklerini ve kişiliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Jean le Flambeur, hırsızlık ve dolandırıcılık konusunda uzmanlaşmış bir suçludur. Mieli, gizemli bir geçmişe sahip olan ve Jean'e yardım etmeye çalışan bir kadındır. Birlikte, Yapay Zeka Cumhuriyeti'nin sırlarını çözmeye çalışırlar. Düşünsene, ölümsüz olsaydın ne hissederdin? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki Sibyl Sistemi'ne benzer şekilde, "Yapay Zeka Cumhuriyeti"nde de teknoloji insanlığın kaderini şekillendiriyor. Bu roman, ölümsüzlük, kimlik ve gerçeklik gibi kavramları sorguluyor. Ayrıca, teknolojinin insanlığı nasıl etkileyebileceğini tartışıyor. Rajaniemi'nin distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, teknolojinin insanlığı kontrol etmesi ve kimliklerin kaybolması, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Rajaniemi, bu romanı yazarken transhümanizm ve yapay zeka hakkında düşünmüş. Teknolojinin insanlığın geleceğini nasıl etkileyebileceğini merak etmiş.

Rota Önerisi: "Kuantum Hırsızı" - Hannu Rajaniemi ve "Ghost in the Shell" animesini izlemelisin.


14. "Kızıl Yükseliş" - Pierce Brown

Yolcu, Pierce Brown'un bu romanında, insanlar Güneş Sistemi'ni kolonileştirmiş ve farklı renk kodlarına sahip kast sistemine bölünmüşlerdir. Kızıllar, Mars'ın yüzeyinde zorlu koşullarda çalışan ve kaynakları çıkaran en alt sınıftır. Darrow, bir Kızıldır ve ailesiyle birlikte yeraltında yaşamaktadır. Bir gün, Darrow'un hayatı değişir ve Altınlar olarak bilinen üst sınıfa sızmak için bir göreve seçilir. Düşünsene, tüm hayatın bir kast sistemine göre belirlenmiş olsaydı ne hissederdin? İşte bu roman, bu soruyu soruyor.

Psycho-Pass'taki suç katsayısı sistemine benzer şekilde, "Kızıl Yükseliş"te de insanlar farklı sınıflara ayrılmış ve toplumda farklı rollere sahipler. Bu roman, sınıf mücadelesi, adalet ve özgürlük gibi temaları işliyor. Ayrıca, sistemin insanları nasıl etkileyebileceğini tartışıyor. Brown'un distopyası, Psycho-Pass'ın karanlık geleceğiyle paralellikler taşıyor. Özellikle, kast sistemi ve sınıf mücadelesi, iki eserde de önemli bir yer tutuyor.

Seyir Defteri Notu: Brown, bu romanı yazarken Roma İmparatorluğu ve Yunan mitolojisinden ilham almış. İnsan doğasının ve toplumun nasıl örgütlenebileceğini merak etmiş.

Rota Önerisi: "Altın Oğul" - Pierce Brown ve "Yıldız Gemisi Askerleri" filmini izlemelisin.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.