Dark Souls Evrenini Anlatan En İyi Manga: Berserk Bağlantıları! : Karanlığa Dalış Rehberi

Dark Souls ve Berserk evrenlerinin sırlarını keşfetmeye hazır mısın? Bu rehberde, iki efsane arasındaki bağlantıları derinlemesine inceliyoruz.

Şubat 28, 2026 - 06:12
Şubat 28, 2026 - 06:12
 0  3
Dark Souls Evrenini Anlatan En İyi Manga: Berserk Bağlantıları! : Karanlığa Dalış Rehberi

1. Hoş Geldin Gezgin, Karanlığın Çağrısına Kulak Ver

Selam yolcu! Eğer sen de benim gibi Dark Souls'un o kasvetli atmosferine, acımasız düşmanlarına ve derinine indikçe daha da karmaşıklaşan hikayesine aşık biriysen, doğru yerdesin. Ama dur bir dakika, "Berserk" kelimesini duyunca tüylerin diken diken oldu değil mi? İşte bu rehberde, iki karanlık fantastik evrenin nasıl iç içe geçtiğini, Dark Souls'un Berserk'ten nasıl ilham aldığını ve bu ilhamın oyunun her köşesine nasıl sindiğini mercek altına alacağız. Hazır ol, çünkü bu sadece bir okuma rehberi değil, aynı zamanda karanlığa doğru bir yolculuk olacak. Unutma, ateş sönmek üzere ve biz bu karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışacağız.

Şimdi diyeceksin ki, "Abi Dark Souls tamam da, Berserk ne alaka?". İşte tam da bu noktada devreye giriyoruz. Berserk, karanlık ve şiddet dolu atmosferi, karmaşık karakterleri ve epik hikayesiyle manga dünyasının zirvelerinden biri. Dark Souls ise, bu karanlık atmosferi ve karmaşık hikayeyi alıp, oynanışıyla birleştirerek bambaşka bir boyuta taşıdı. Yani, Dark Souls'u anlamak için Berserk'ü anlamak, Berserk'ü anlamak için de Dark Souls'u bilmek gerekiyor. Bu iki evren, birbirini tamamlayan iki yapboz parçası gibi.

Bu yolculukta, sadece yüzeysel benzerliklere değinmeyeceğiz. Karakter tasarımlarından, boss dövüşlerine, hikaye anlatımından, felsefi temalara kadar her şeyi didik didik edeceğiz. Dark Souls'taki Artorias'ın, Berserk'teki Guts'tan nasıl etkilendiğini, Sif'in duruşunun Griffith'i nasıl anımsattığını, hatta oyunun genel atmosferinin Berserk'ün o karanlık ve umutsuz havasını nasıl yansıttığını göreceğiz. Hazır ol, çünkü bu sadece bir rehber değil, aynı zamanda bir keşif yolculuğu olacak.

Seyir Defteri Notu: Dikkatli ol yolcu, karanlık seni de içine çekebilir. Unutma, ateş her zaman yanmak zorunda değil. Bazen, karanlıkta da yolunu bulabilirsin.

Rota Önerisi: Eğer Dark Souls evrenine daha da derinlemesine dalmak istersen, Bloodborne ve Sekiro: Shadows Die Twice'ı da incelemelisin. Bu oyunlar da, Dark Souls gibi, karanlık ve zorlu dünyalarıyla seni büyüleyecek.


2. Guts'ın Gölgesi: Artorias ve Yozlaşmanın Bedeli

Dark Souls evreninin en ikonik karakterlerinden biri olan Artorias, Abyss Walker (Uçurumda Yürüyen) lakabıyla da bilinir. Peki bu şövalyenin hikayesi, Berserk'in unutulmaz karakteri Guts ile nasıl bir paralellik gösteriyor? Öncelikle, her iki karakterin de karanlıkla mücadele eden, güçlü ve yalnız savaşçılar olduğunu belirtmek gerek. Guts, sayısız şeytanla savaşırken insanlığını korumaya çalışırken, Artorias da Abyss'in karanlığına karşı koymak için kendini feda ediyor. Bu fedakarlık, her iki karakteri de trajik kahramanlar haline getiriyor.

Artorias'ın hikayesi, yozlaşmanın ve kahramanın düşüşünün acı bir örneği. Abyss'in karanlığına bulaştıktan sonra yozlaşan Artorias, bir zamanlar savunduğu değerlere karşı savaşmak zorunda kalıyor. Bu durum, Guts'ın sürekli olarak karşılaştığı içsel çatışmaları ve şeytani güçlere karşı verdiği mücadeleyi anımsatıyor. Her iki karakter de, karanlığın cazibesine kapılmamak için sürekli bir savaş veriyor. Ancak, bu savaşın bedeli ağır oluyor: Artorias yozlaşırken, Guts da insanlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Oyun içinde Artorias ile karşılaştığımız dövüş, sadece zorlu bir boss savaşı değil, aynı zamanda trajik bir karşılaşma. Yozlaşmış Artorias, eski ihtişamından eser taşımıyor. Hızlı ve vahşi saldırıları, karanlığın pençesinde nasıl bir canavara dönüştüğünün kanıtı. Bu dövüş, Guts'ın sürekli olarak karşılaştığı güçlü ve yozlaşmış düşmanlara karşı verdiği mücadeleyi yansıtıyor. Her iki durumda da, kahramanlar, karanlığın gücüne karşı koymak için tüm güçlerini kullanmak zorunda kalıyor.

Seyir Defteri Notu: Artorias'ın yozlaşması, sadece bir karakterin düşüşü değil, aynı zamanda umudun da kaybı anlamına geliyor. Bu durum, Dark Souls evreninin genel atmosferini daha da karanlık ve umutsuz hale getiriyor.

Rota Önerisi: Eğer yozlaşma temasını daha derinlemesine incelemek istersen, Bloodborne'daki Cleric Beast ve Vicar Amelia gibi boss'ları da inceleyebilirsin. Bu boss'lar da, yozlaşmanın ve inancın kaybının acı verici örneklerini sunuyor.


3. Sif, Ulu Kurt: Sadakatin ve Kaybın Ağırlığı

Artorias'ın sadık yoldaşı Sif, Dark Souls evreninin en dokunaklı karakterlerinden biri. Ulu bir kurt olan Sif, efendisinin mezarını korurken, oyuncuya karşı amansız bir savaş veriyor. Ancak, Sif'in hikayesi sadece sadakatle sınırlı değil. Aynı zamanda, kaybın ve yalnızlığın da derin bir ifadesi. Sif, Artorias'ın yozlaşmasından sonra yalnız kalmış ve efendisinin anısını korumak için hayatını adamış. Bu durum, Berserk'teki Guts'ın yalnızlığı ve kayıplarıyla büyük bir paralellik gösteriyor.

Sif ile dövüşmek, Dark Souls'un en zorlu kararlarından biri. Bir yandan, Artorias'ın mirasını koruyan bu ulu kurdu yenmek gerekiyor. Diğer yandan ise, Sif'in acısını ve yalnızlığını hissedebiliyorsun. Sif'in dövüş sırasındaki hareketleri, acı ve çaresizliği yansıtıyor. Topallayarak yürümesi, kılıcını sürüklemesi ve gözlerindeki hüzün, oyuncuyu derinden etkiliyor. Bu dövüş, sadece bir boss savaşı değil, aynı zamanda vicdan azabıyla yüzleşme anı.

Sif'in tasarımı, Berserk'teki kurt motifleriyle de örtüşüyor. Kurtlar, genellikle yalnızlığı, vahşeti ve sadakati temsil eder. Sif de, bu özellikleri bünyesinde barındırıyor. Ulu ve güçlü bir kurt olmasına rağmen, Sif'in gözlerindeki hüzün, onun içindeki yalnızlığı ve acıyı açıkça gösteriyor. Bu durum, Guts'ın sürekli olarak hissettiği yalnızlık ve kayıp duygularını anımsatıyor. Her iki karakter de, sevdiklerini kaybettikten sonra yalnız kalmış ve hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kalmış.

Seyir Defteri Notu: Sif'in hikayesi, Dark Souls evrenindeki karakterlerin derinliğini ve karmaşıklığını gösteriyor. Bu karakterler, sadece düşmanlar değil, aynı zamanda acı çeken ve yalnız kalan varlıklar.

Rota Önerisi: Eğer Sif'in hikayesinden etkilendiysen, Dark Souls 3'teki Greatwolf Sif'i de inceleyebilirsin. Bu boss, Sif'in mirasını taşıyor ve onun sadakatini ve fedakarlığını anımsatıyor.


4. Demon's Souls'dan Dark Souls'a: Miyazaki'nin Berserk Sevgisi

Dark Souls serisinin yaratıcısı Hidetaka Miyazaki'nin Berserk'e olan hayranlığı sır değil. Bu hayranlık, sadece Dark Souls'ta değil, aynı zamanda Miyazaki'nin önceki oyunu Demon's Souls'ta da kendini gösteriyor. Demon's Souls'taki karakter tasarımları, silahlar, zırhlar ve atmosfer, Berserk'ten açıkça ilham almış. Özellikle, Guts'ın Dragon Slayer kılıcına benzeyen devasa kılıçlar ve karanlık, gotik atmosfer, Berserk'ün izlerini taşıyor.

Miyazaki, Berserk'ün karanlık ve umutsuz atmosferini, oyunlarına başarıyla aktarmayı başarmış. Dark Souls evrenindeki kasvetli manzaralar, yıkık dökük kaleler, yozlaşmış yaratıklar ve umutsuz NPC'ler, Berserk'ün dünyasını anımsatıyor. Bu atmosfer, oyuncuyu sürekli olarak tetikte olmaya ve karanlığa karşı savaşmaya teşvik ediyor. Miyazaki, Berserk'ün sadece görsel öğelerinden değil, aynı zamanda felsefi temalarından da ilham almış. Umutsuzluk, kader, fedakarlık ve insanlığın karanlık yüzü gibi temalar, hem Berserk'te hem de Dark Souls'ta önemli bir rol oynuyor.

Miyazaki'nin Berserk sevgisi, sadece oyunların genel atmosferine değil, aynı zamanda karakterlerin motivasyonlarına ve hikaye anlatımına da yansıyor. Dark Souls'taki birçok karakter, Berserk'teki karakterler gibi, kaderleriyle savaşmak ve karanlığa karşı koymak için mücadele ediyor. Bu karakterler, genellikle trajik bir geçmişe sahip ve umutsuz bir gelecekle karşı karşıya. Ancak, bu umutsuzluğa rağmen, insanlıklarını korumaya ve doğru olanı yapmaya çalışıyorlar.

Seyir Defteri Notu: Miyazaki'nin Berserk sevgisi, Dark Souls serisinin başarısının önemli bir nedeni. Bu sevgi, oyunlara derinlik ve anlam katıyor ve oyuncuları evrene daha da bağlamayı başarıyor.

Rota Önerisi: Eğer Miyazaki'nin Berserk'ten nasıl ilham aldığını daha iyi anlamak istersen, Demon's Souls'u da oynamalısın. Bu oyun, Dark Souls'un köklerini anlamana yardımcı olacak.


5. Griffith'in Yansıması: Seath the Scaleless ve İhanetin Bedeli

Berserk'ün karmaşık ve tartışmalı karakterlerinden biri olan Griffith, Dark Souls evreninde de yankı buluyor. Özellikle, Seath the Scaleless (Pullsuz Seath) karakteri, Griffith'in bazı özelliklerini taşıyor. Griffith gibi, Seath de büyük bir güce sahip ve kendi amaçları için ihanet etmeye hazır. Griffith, hayallerini gerçekleştirmek için yoldaşlarını feda ederken, Seath de ölümsüzlük arayışında ejderha ırkına ihanet ediyor. Bu ihanet, her iki karakteri de karanlık ve acımasız bir yola sürüklüyor.

Seath'in hikayesi, kıskançlık ve açgözlülüğün bir örneği. Pullsuz doğan Seath, ejderha ırkının dışına itilmiş ve ölümlülüğe mahkum edilmiş. Bu durum, onu ölümsüzlük arayışına itmiş ve ejderhalara ihanet etmesine neden olmuş. Bu hikaye, Griffith'in hayallerini gerçekleştirmek için her şeyi feda etmeye hazır olmasını anımsatıyor. Her iki karakter de, kendi çıkarları için başkalarını kullanmaktan çekinmiyor ve bu durum, onları antipatik karakterler haline getiriyor.

Oyun içinde Seath ile karşılaştığımız dövüş, sadece zorlu bir boss savaşı değil, aynı zamanda trajik bir karşılaşma. Seath, laboratuvarında deneyler yaparken ve ejderhaların sırlarını araştırırken bulunuyor. Bu durum, Griffith'in hayallerini gerçekleştirmek için her şeyi yapmaya hazır olmasını anımsatıyor. Seath'in dövüş sırasındaki hareketleri, delilik ve açgözlülüğü yansıtıyor. Kristal büyüsü ve görünmezlik yeteneği, onun kurnaz ve acımasız bir düşman olduğunu gösteriyor.

Seyir Defteri Notu: Seath'in hikayesi, Dark Souls evrenindeki karakterlerin motivasyonlarının ne kadar karmaşık ve karanlık olabileceğini gösteriyor. Bu karakterler, genellikle iyi ve kötü arasında gidip geliyor ve eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.

Rota Önerisi: Eğer ihanet temasını daha derinlemesine incelemek istersen, Dark Souls 3'teki Aldrich, Devourer of Gods'ı da inceleyebilirsin. Bu boss da, kendi çıkarları için tanrıları yiyen ve yozlaşan bir karakter.


6. Dragon Slayer'dan Greatsword'a: Devasa Kılıçların Mirası

Berserk'ün en ikonik unsurlarından biri olan Guts'ın Dragon Slayer kılıcı, Dark Souls evreninde de çeşitli şekillerde karşımıza çıkıyor. Özellikle, Greatsword (Büyük Kılıç) ve Zweihander gibi devasa kılıçlar, Dragon Slayer'dan açıkça ilham almış. Bu kılıçlar, sadece büyük ve ağır olmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterin gücünü ve kararlılığını da temsil ediyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da bu kılıçları kullanarak düşmanlarını ezip geçiyor ve karanlığa karşı savaşıyor.

Bu devasa kılıçların kullanımı, Dark Souls'un dövüş sistemine derinlik katıyor. Ağırlıkları nedeniyle yavaş ve hantal olsalar da, verdikleri hasar oldukça yüksek. Bu durum, oyuncuyu dikkatli stratejiler geliştirmeye ve doğru zamanlamayla saldırmaya teşvik ediyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da bu kılıçları kullanarak düşmanlarının zayıf noktalarını bulmaya ve onlara ölümcül darbeler indirmeye çalışıyor. Bu dövüş tarzı, sabır, beceri ve kararlılık gerektiriyor.

Bu kılıçların tasarımı, Berserk'ün karanlık ve gotik atmosferini yansıtıyor. Paslı, yıpranmış ve kanlı görünümleri, savaşın acımasızlığını ve karakterin çektiği acıları simgeliyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da bu kılıçları kullanarak karanlığa karşı verdikleri savaşın izlerini taşıyor. Bu izler, sadece kılıçların üzerinde değil, aynı zamanda karakterlerin ruhlarında da derin yaralar bırakıyor.

Seyir Defteri Notu: Bu devasa kılıçlar, Dark Souls evrenindeki karakterlerin gücünü ve kararlılığını simgeliyor. Bu kılıçları kullanan oyuncular, karanlığa karşı verdikleri savaşta asla pes etmiyor ve sonuna kadar mücadele ediyor.

Rota Önerisi: Eğer bu devasa kılıçları daha yakından incelemek istersen, Dark Souls 3'teki Fume Ultra Greatsword ve Lorian's Greatsword'u da inceleyebilirsin. Bu kılıçlar da, Dragon Slayer'dan ilham almış ve oyunculara benzersiz bir dövüş deneyimi sunuyor.


7. Zırhlar ve Tasarımlar: Ortaçağ Gotik Estetiği

Dark Souls evrenindeki zırh tasarımları, Berserk'ün ortaçağ gotik estetiğinden büyük ölçüde etkilenmiş durumda. Ağır, metalik ve detaylı zırhlar, karakterlere hem koruma sağlıyor hem de onların kimliklerini yansıtıyor. Özellikle, Artorias'ın zırhı, Guts'ın Berserker Armor'unu anımsatıyor. Karanlık renkler, yıpranmış yüzeyler ve keskin hatlar, bu zırhlara hem güçlü hem de tehditkar bir görünüm kazandırıyor.

Bu zırhların tasarımı, Dark Souls evreninin atmosferini daha da güçlendiriyor. Kasvetli manzaralar, yıkık dökük kaleler ve yozlaşmış yaratıklarla birleştiğinde, bu zırhlar oyuncuyu karanlık ve umutsuz bir dünyaya sürüklüyor. Zırhların üzerindeki detaylar, karakterlerin geçmişlerini ve motivasyonlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Örneğin, Artorias'ın zırhındaki yıpranmalar, onun Abyss ile olan mücadelesinin izlerini taşıyor.

Bu zırhların kullanımı, Dark Souls'un oynanışına da etki ediyor. Ağır zırhlar, karakterin hareket hızını yavaşlatırken, daha fazla koruma sağlıyor. Bu durum, oyuncuyu zırh seçimi konusunda dikkatli olmaya ve dövüş tarzına uygun bir zırh seçmeye teşvik ediyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da zırhlarını kullanarak düşmanlarının saldırılarına karşı koyuyor ve hayatta kalmaya çalışıyor.

Seyir Defteri Notu: Bu zırhlar, Dark Souls evrenindeki karakterlerin kimliklerini ve geçmişlerini yansıtıyor. Zırh seçimi, oyuncunun dövüş tarzını ve hayatta kalma stratejisini etkiliyor.

Rota Önerisi: Eğer bu zırhları daha yakından incelemek istersen, Dark Souls 3'teki Knight Set ve Black Knight Set'i de inceleyebilirsin. Bu zırhlar da, ortaçağ gotik estetiğinden ilham almış ve oyunculara benzersiz bir görünüm sunuyor.


8. Boss Tasarımları: Devasa ve Korkunç Yaratıklar

Dark Souls evrenindeki boss tasarımları, Berserk'ün devasa ve korkunç yaratıklarından esinlenmiş durumda. Büyük boyutları, ürkütücü görünümleri ve vahşi saldırılarıyla bu boss'lar, oyunculara unutulmaz anlar yaşatıyor. Özellikle, Demon's Souls'taki Flamelurker ve Dark Souls'taki Taurus Demon gibi boss'lar, Berserk'teki şeytani yaratıkları anımsatıyor. Bu boss'larla savaşmak, oyuncuların becerilerini ve sabrını sınayan zorlu bir mücadele.

Bu boss'ların tasarımı, Dark Souls evreninin atmosferini daha da karanlık ve tehditkar hale getiriyor. Kasvetli manzaralar, yıkık dökük kaleler ve ürkütücü ses efektleriyle birleştiğinde, bu boss'lar oyunculara gerçek bir korku ve gerilim hissi yaşatıyor. Boss'ların hareketleri, saldırıları ve tepkileri, onların kişiliklerini ve motivasyonlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Örneğin, Ornstein ve Smough gibi ikili boss'lar, işbirliğinin ve uyumun gücünü temsil ediyor.

Bu boss'larla savaşmak, Dark Souls'un en zorlu ve tatmin edici deneyimlerinden biri. Oyuncular, boss'ların zayıf noktalarını bulmak, saldırılarını öğrenmek ve doğru zamanlamayla saldırmak zorunda. Bu mücadele, sabır, beceri ve kararlılık gerektiriyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da bu boss'larla savaşarak güçleniyor ve karanlığa karşı daha da dirençli hale geliyor.

Seyir Defteri Notu: Bu boss'lar, Dark Souls evrenindeki karakterlerin ve dünyanın ne kadar tehlikeli ve acımasız olduğunu gösteriyor. Boss'larla savaşmak, oyuncuların becerilerini ve sabrını sınayan zorlu bir mücadele.

Rota Önerisi: Eğer bu boss'ları daha yakından incelemek istersen, Bloodborne'daki Father Gascoigne ve Darkbeast Paarl'ı da inceleyebilirsin. Bu boss'lar da, devasa ve korkunç görünümleriyle oyunculara unutulmaz anlar yaşatıyor.


9. Umutsuzluk ve Kadercilik: Ortak Temalar

Berserk ve Dark Souls, umutsuzluk ve kadercilik gibi ortak temaları işliyor. Her iki evrende de, karakterler kaderleriyle savaşmak ve karanlığa karşı koymak için mücadele ediyor. Ancak, bu mücadele genellikle sonuçsuz kalıyor ve karakterler trajik bir sona doğru sürükleniyor. Bu durum, her iki evrenin de karanlık ve umutsuz bir atmosfere sahip olmasına neden oluyor.

Berserk'te, Guts'ın kaderi doğumundan itibaren belirlenmiş gibi. Şeytanlar tarafından takip edilen ve sürekli olarak sevdiklerini kaybeden Guts, kaderine karşı koymak için mücadele ediyor. Ancak, bu mücadele genellikle sonuçsuz kalıyor ve Guts daha da karanlık bir yola sürükleniyor. Dark Souls'ta da, karakterlerin kaderi ateşin sönmesiyle belirlenmiş gibi. Ateşi yeniden alevlendirmek veya karanlığa teslim olmak, karakterlerin kaderini belirliyor. Ancak, her iki seçenek de trajik sonuçlar doğuruyor.

Bu umutsuzluk ve kadercilik temaları, her iki evrenin de felsefi derinliğini artırıyor. Karakterlerin motivasyonlarını, eylemlerini ve sonuçlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da kaderleriyle savaşmak ve karanlığa karşı koymak için mücadele ediyor. Ancak, bu mücadelenin sonuçları her zaman belirsiz ve trajik olabiliyor.

Seyir Defteri Notu: Bu umutsuzluk ve kadercilik temaları, Berserk ve Dark Souls'un ortak noktalarından biri. Bu temalar, her iki evrenin de felsefi derinliğini artırıyor ve karakterlerin motivasyonlarını anlamamıza yardımcı oluyor.

Rota Önerisi: Eğer bu temaları daha derinlemesine incelemek istersen, Bloodborne'daki kader ve delilik temalarını da inceleyebilirsin. Bu temalar, Bloodborne evreninin de karanlık ve umutsuz bir atmosfere sahip olmasına neden oluyor.


10. Müzik ve Atmosfer: Duygusal Yükleme

Hem Berserk hem de Dark Souls, müzik ve atmosfer kullanarak duygusal bir yükleme yaratıyor. Her iki evrende de, müzikler genellikle kasvetli, melankolik ve epik. Bu müzikler, karakterlerin duygularını, dünyanın atmosferini ve hikayenin genel tonunu yansıtıyor. Özellikle, Dark Souls'taki boss müzikleri, dövüşlerin gerilimini ve epikliğini artırıyor. Berserk'teki müzikler ise, Guts'ın yalnızlığını ve acısını vurguluyor.

Atmosfer, her iki evrende de önemli bir rol oynuyor. Berserk'te, karanlık ormanlar, yıkık dökük kaleler ve savaş alanları, dünyanın acımasızlığını ve tehlikesini yansıtıyor. Dark Souls'ta da, kasvetli manzaralar, yıkık dökük kaleler ve yozlaşmış yaratıklar, dünyanın karanlık ve umutsuz bir yer olduğunu gösteriyor. Bu atmosfer, oyuncuları sürekli olarak tetikte olmaya ve hayatta kalmaya teşvik ediyor.

Müzik ve atmosfer, her iki evrenin de duygusal derinliğini artırıyor. Karakterlerin motivasyonlarını, eylemlerini ve sonuçlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Guts gibi, Dark Souls'taki oyuncular da müzik ve atmosfer aracılığıyla evrene daha da bağlanıyor ve karakterlerin acılarını ve umutlarını hissediyor.

Seyir Defteri Notu: Müzik ve atmosfer, Berserk ve Dark Souls'un ortak noktalarından biri. Bu unsurlar, her iki evrenin de duygusal derinliğini artırıyor ve karakterlerin motivasyonlarını anlamamıza yardımcı oluyor.

Rota Önerisi: Eğer bu unsurları daha derinlemesine incelemek istersen, Bloodborne'daki müzik ve atmosferi de inceleyebilirsin. Bu unsurlar, Bloodborne evreninin de karanlık ve gerilim dolu bir atmosfere sahip olmasına neden oluyor.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.