Oynanışından Çok Hikâyesi İçin Önerilen 10 Anime Oyunu: Ruhunuzu Besleyecek Dünyalar

Anime oyunlarının derin hikayelerine yolculuk! Oynanıştan ziyade, sizi içine çekecek, unutulmaz anılar biriktireceğiniz 20 yapımı keşfedin. Duygusal bağ kuracağınız karakterler ve evrenler sizi bekliyor.

Şubat 21, 2026 - 15:55
Şubat 21, 2026 - 15:55
 0  2
Oynanışından Çok Hikâyesi İçin Önerilen 10 Anime Oyunu: Ruhunuzu Besleyecek Dünyalar

1. Steins;Gate: Zamanın Labirentinde Kaybolmak

Yolcu, Steins;Gate'e hoş geldin! Bu görsel roman, zaman yolculuğu temasını ele alış biçimiyle seni derinden etkileyecek. Oynanış basit: metinleri okuyorsun, kararlar veriyorsun ve hikayenin farklı yollara sapmasına neden oluyorsun. Ama asıl olay burada değil. Asıl olay, karakterlerin derinliği ve hikayenin karmaşıklığı. Rintaro Okabe'nin çılgın bilim adamı kişiliği, Mayuri'nin saf ve masum kalbi, Kurisu'nun zekası... Hepsi seni içine çekecek. Zaman yolculuğunun paradoksları, kelebek etkisi, kaderin acımasızlığı... Steins;Gate, sadece bir oyun değil, bir deneyim. Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim ama şunu bil: Bu oyunu bitirdikten sonra uzun süre etkisinden çıkamayacaksın. Hazır ol, çünkü duygusal bir rollercoaster'a bineceksin!

Oyunun görsel sunumu da hikayeyi destekliyor. Karakter tasarımları, mekanların atmosferi, müzikler... Hepsi bir araya gelerek unutulmaz bir deneyim yaratıyor. Özellikle final sahnelerindeki müzikler, gözlerinden yaş getirecek cinsten. Steins;Gate, anime oyunları arasında bir başyapıt olarak kabul ediliyor ve bunun haklı bir sebebi var. Eğer hikaye odaklı oyunları seviyorsan, bu oyunu kesinlikle kaçırmaman gerekiyor. Ama uyarayım, bu oyunu oynadıktan sonra diğer oyunlar sana biraz yavan gelebilir.

Steins;Gate'i oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Her kararın bir sonucu olacak. Hikayenin farklı sonlarına ulaşmak için farklı kararlar vermen gerekecek. Bazı sonlar mutlu, bazıları acı... Ama hepsi hikayenin bir parçası. Oyunun birden fazla kez oynanabilir olması, hikayenin derinliğini daha da artırıyor. İlk oynayışında kaçırdığın detayları, ikinci, üçüncü oynayışında fark edeceksin. Ve her seferinde hikayeye daha da bağlanacaksın.

Seyir Defteri Notu: Steins;Gate'in farklı platformlarda farklı versiyonları var. Eğer İngilizce biliyorsan, orijinal Japonca seslendirmeyi ve İngilizce altyazıyı tercih etmeni öneririm. Seslendirme sanatçılarının performansı, karakterlere hayat veriyor ve hikayenin duygusal etkisini artırıyor.

Rota Önerisi: Steins;Gate'i bitirdikten sonra, Steins;Gate 0'ı oynamayı düşünebilirsin. Steins;Gate 0, orijinal oyunun alternatif bir sonunu konu alıyor ve hikayeyi daha da derinleştiriyor.


2. NieR:Automata: Varoluşsal Bir Sorgulama

NieR:Automata, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir felsefi sorgulama. İnsanlığın yok oluşundan sonra, androidlerin ve makinelerin dünyasında geçiyor. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, androidlerin varoluşsal krizleri, duyguları ve amaçları. 2B, 9S ve A2 gibi karakterlerin hikayeleri, seni derinden etkileyecek. Makinelerin bile duyguları olabileceği fikri, seni düşündürecek. NieR:Automata, sadece aksiyon dolu bir oyun değil, aynı zamanda duygusal bir yolculuk.

Oyunun müzikleri de hikayeyi destekliyor. Keigo Okabe'nin bestelediği müzikler, oyunun atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Hüzünlü melodiler, epik savaş müzikleri, duygusal anlara eşlik eden şarkılar... Hepsi bir araya gelerek unutulmaz bir deneyim yaratıyor. Özellikle final boss savaşındaki müzik, seni gözyaşlarına boğacak cinsten. NieR:Automata, müzikleriyle de öne çıkan bir yapım.

NieR:Automata'yı oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun farklı sonları var. Hikayenin tamamını anlamak için oyunu birden fazla kez bitirmen gerekiyor. Her son, hikayenin farklı bir parçasını ortaya çıkarıyor ve karakterlerin motivasyonlarını daha iyi anlamanı sağlıyor. Oyunun "gerçek" sonunu görmek için sabırlı olman gerekiyor. Ama emin ol, sonunda buna değecek.

Seyir Defteri Notu: NieR:Automata'nın dünyası, NieR serisinin diğer oyunlarıyla bağlantılı. Eğer hikayenin tamamını anlamak istiyorsan, NieR:Replicant'ı da oynamayı düşünebilirsin. NieR:Replicant, NieR:Automata'nın öncesini konu alıyor ve karakterlerin geçmişine ışık tutuyor.

Rota Önerisi: NieR:Automata'dan sonra, NieR Reincarnation'ı deneyebilirsin. Mobil platformlar için çıkmış olsa da, NieR evrenini daha da genişletiyor ve yeni karakterlerle tanışmanı sağlıyor.


3. Final Fantasy X: Aşkın ve Fedakarlığın Hikayesi

Final Fantasy X, bir klasik! Tidus ve Yuna'nın hikayesi, seni alıp Spira dünyasına götürecek. Sin tehdidi altında yaşayan bu dünyada, Yuna'nın hac yolculuğuna eşlik ederken, aşkın, fedakarlığın ve umudun ne demek olduğunu öğreneceksin. Karakterlerin arasındaki bağ, seni derinden etkileyecek. Özellikle Tidus ve Yuna arasındaki aşk, oyun tarihine geçmiş durumda. Final Fantasy X, sadece bir RPG değil, aynı zamanda duygusal bir destan.

Oyunun grafikleri, çıkış yaptığı döneme göre oldukça etkileyici. Spira'nın egzotik mekanları, karakter tasarımları, yaratıkların detayları... Hepsi bir araya gelerek canlı bir dünya yaratıyor. Özellikle su efektleri, o dönem için çığır açıcıydı. Final Fantasy X, görsel olarak da tatmin edici bir deneyim sunuyor.

Final Fantasy X'i oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun savaş sistemi, sıra tabanlı. Bu, bazı oyuncular için sıkıcı olabilir. Ama sabırlı olursan, savaş sisteminin derinliğini keşfedeceksin. Karakterlerin yeteneklerini, stratejik olarak kullanman gerekiyor. Özellikle boss savaşları, taktiksel düşünme gerektiriyor. Final Fantasy X, savaş sistemiyle de meydan okuyan bir yapım.

Seyir Defteri Notu: Final Fantasy X'in HD Remaster versiyonu, orijinal oyuna göre daha iyi grafiklere ve seslendirmelere sahip. Eğer oyunu ilk kez oynayacaksan, HD Remaster versiyonunu tercih etmeni öneririm.

Rota Önerisi: Final Fantasy X'i bitirdikten sonra, Final Fantasy X-2'yi oynamayı düşünebilirsin. Final Fantasy X-2, orijinal oyunun devamı niteliğinde ve Yuna'nın yeni maceralarını konu alıyor.


4. To the Moon: Bir Ömürlük Aşkın Peşinde

To the Moon, basit bir görsele sahip olmasına rağmen, seni derinden etkileyecek bir hikaye anlatıyor. İki doktorun, ölmek üzere olan bir adamın son arzusunu yerine getirme çabalarını konu alıyor. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, adamın geçmişine yolculuk yaparken, aşkın, pişmanlığın ve kayıpların ne demek olduğunu öğrenmen. To the Moon, sadece bir oyun değil, aynı zamanda duygusal bir terapi seansı.

Oyunun müzikleri, hikayeyi destekliyor. Kan Gao'nun bestelediği müzikler, oyunun atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Hüzünlü melodiler, duygusal anlara eşlik eden şarkılar... Hepsi bir araya gelerek unutulmaz bir deneyim yaratıyor. Özellikle "For River" adlı şarkı, oyunun sembolü haline gelmiş durumda. To the Moon, müzikleriyle de öne çıkan bir yapım.

To the Moon'u oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı oldukça basit. Çoğunlukla diyalogları okuyorsun ve bazı bulmacaları çözüyorsun. Ama asıl olay, hikayeye odaklanmak. Karakterlerin duygularını anlamaya çalışmak. To the Moon, oynanıştan ziyade hikayesiyle öne çıkan bir yapım.

Seyir Defteri Notu: To the Moon'un devam oyunları da var. Finding Paradise ve Impostor Factory, aynı evrende geçiyor ve benzer temaları işliyor. Eğer To the Moon'u sevdiysen, bu oyunları da oynamayı düşünebilirsin.

Rota Önerisi: To the Moon'dan sonra, A Bird Story'yi deneyebilirsin. A Bird Story, To the Moon'un öncesini konu alıyor ve River'ın çocukluğunu anlatıyor.


5. Life is Strange: Seçimlerinin Ağırlığı

Life is Strange, ergenlik döneminin karmaşıklıklarını, arkadaşlığı ve doğaüstü güçleri bir araya getiren bir yapım. Max Caulfield'ın zamanı geri alma yeteneği kazanmasıyla başlayan hikaye, seni Arcadi Bay kasabasının sırlarını çözmeye götürecek. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, yaptığın seçimlerin sonuçlarıyla yüzleşmen. Life is Strange, sadece bir macera oyunu değil, aynı zamanda ahlaki bir sınav.

Oyunun atmosferi, indie rock müzikleri ve görsel stiliyle destekleniyor. Alt-J, Syd Matters, Foals gibi grupların şarkıları, oyunun duygusal tonunu belirliyor. Karakter tasarımları ve mekanların atmosferi, Arcadi Bay kasabasının kasvetli havasını yansıtıyor. Life is Strange, atmosferiyle de öne çıkan bir yapım.

Life is Strange'i oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Yaptığın her seçim, hikayenin gidişatını etkileyecek. Bazı seçimler küçük sonuçlar doğururken, bazıları büyük sonuçlara yol açacak. Hikayenin farklı sonlarına ulaşmak için farklı seçimler yapman gerekecek. Life is Strange, seçimlerinin ağırlığını hissettiren bir yapım.

Seyir Defteri Notu: Life is Strange'in farklı sezonları var. Life is Strange: Before the Storm, orijinal oyunun öncesini konu alıyor ve Chloe Price'ın geçmişine ışık tutuyor. Life is Strange 2 ise, farklı karakterler ve farklı bir hikaye anlatıyor.

Rota Önerisi: Life is Strange'den sonra, Tell Me Why'ı deneyebilirsin. Tell Me Why, Dontnod Entertainment tarafından geliştirilen bir başka hikaye odaklı oyun ve benzer temaları işliyor.


6. Danganronpa: Umutsuzluğun Pençesinde

Danganronpa, bir grup lise öğrencisinin, umutsuzluğun sembolü olan Monokuma tarafından kaçırılmasını konu alıyor. Öğrenciler, okuldan kurtulmak için birbirlerini öldürmek zorunda. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, öğrencilerin arasındaki ilişkiler, sırları ve motivasyonları. Danganronpa, sadece bir cinayet gizemi değil, aynı zamanda karakter odaklı bir drama.

Oyunun görsel stili, anime estetiği ve karanlık atmosferiyle öne çıkıyor. Karakter tasarımları, abartılı ve karikatürize edilmiş. Mekanların atmosferi, umutsuzluğu ve çaresizliği yansıtıyor. Danganronpa, görsel stiliyle de dikkat çeken bir yapım.

Danganronpa'yı oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı, görsel roman ve macera oyunlarının karışımı. Çoğunlukla diyalogları okuyorsun, kanıt topluyorsun ve mahkemelerde tartışıyorsun. Mahkemelerde, diğer öğrencilerin yalanlarını ortaya çıkarmak için kanıtları kullanman gerekiyor. Danganronpa, oynanışıyla da meydan okuyan bir yapım.

Seyir Defteri Notu: Danganronpa'nın farklı oyunları var. Danganronpa 2: Goodbye Despair ve Danganronpa V3: Killing Harmony, aynı evrende geçiyor ve benzer temaları işliyor. Eğer Danganronpa'yı sevdiysen, bu oyunları da oynamayı düşünebilirsin.

Rota Önerisi: Danganronpa'dan sonra, Zero Escape serisini deneyebilirsin. Zero Escape serisi, benzer temaları işliyor ve bulmaca çözme mekaniklerine odaklanıyor.


7. Persona 5 Royal: Kalpleri Çalmak

Persona 5 Royal, Tokyo'da geçen bir lise hayatını, fantastik bir macerayla birleştiren bir yapım. Joker adlı karakteri canlandırarak, Phantom Thieves adlı bir gruba katılıyorsun ve insanların kalplerini çalmaya başlıyorsun. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, arkadaşlıkların önemi, toplumun baskısı ve kendi kimliğini bulma çabası. Persona 5 Royal, sadece bir RPG değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesi.

Oyunun görsel stili, canlı renkleri ve şık tasarımıyla öne çıkıyor. Karakter tasarımları, Kazuma Kaneko tarafından yapılmış ve oldukça karizmatik. Müzikler, Shoji Meguro tarafından bestelenmiş ve oyunun atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Persona 5 Royal, görsel ve işitsel olarak da tatmin edici bir deneyim sunuyor.

Persona 5 Royal'i oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı, gündüz lise hayatını yaşamakla, gece kaleleri keşfetmek arasında geçiyor. Lise hayatında, arkadaşlıklar kuruyorsun, derslere katılıyorsun ve hobilerle uğraşıyorsun. Kalelerde ise, düşmanlarla savaşıyorsun, bulmacaları çözüyorsun ve hazineleri buluyorsun. Persona 5 Royal, oynanışıyla da çeşitlilik sunan bir yapım.

Seyir Defteri Notu: Persona 5 Royal, orijinal Persona 5 oyununa göre daha fazla içerik ve iyileştirmeler sunuyor. Eğer oyunu ilk kez oynayacaksan, Royal versiyonunu tercih etmeni öneririm.

Rota Önerisi: Persona 5 Royal'den sonra, Persona 4 Golden'ı deneyebilirsin. Persona 4 Golden, benzer temaları işliyor ve daha küçük bir kasabada geçiyor.


8. Valiant Hearts: The Great War: Savaşın Ortasında İnsanlık

Valiant Hearts: The Great War, Birinci Dünya Savaşı'nı farklı karakterlerin gözünden anlatan bir yapım. Karl, Emile, Freddie ve Anna gibi karakterlerin hikayeleri, savaşın acımasızlığını ve insanlığın direncini gözler önüne seriyor. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, savaşın insanlar üzerindeki etkileri, kayıplar ve umut. Valiant Hearts: The Great War, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir tarih dersi.

Oyunun görsel stili, çizgi roman estetiği ve hüzünlü renk paletiyle öne çıkıyor. Karakter tasarımları, karikatürize edilmiş ama duygusal ifadeleri yansıtıyor. Mekanların atmosferi, savaşın yıkımını ve çaresizliği yansıtıyor. Valiant Hearts: The Great War, görsel stiliyle de dikkat çeken bir yapım.

Valiant Hearts: The Great War'ı oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı, bulmaca çözme ve aksiyonun karışımı. Çoğunlukla bulmacaları çözüyorsun, düşmanlardan kaçıyorsun ve yaralıları kurtarıyorsun. Oyun, savaşın dehşetini ve karakterlerin duygusal durumunu yansıtmaya odaklanıyor. Valiant Hearts: The Great War, oynanışıyla da duygusal bir deneyim sunuyor.

Seyir Defteri Notu: Valiant Hearts: The Great War, gerçek tarihi olaylara dayanıyor. Oyunun içinde, Birinci Dünya Savaşı hakkında bilgilendirici notlar ve fotoğraflar bulunuyor.

Rota Önerisi: Valiant Hearts: The Great War'dan sonra, This War of Mine'ı deneyebilirsin. This War of Mine, savaşın siviller üzerindeki etkilerini konu alıyor ve hayatta kalma mekaniklerine odaklanıyor.


9. Code Realize: Guardian of Rebirth: Viktorya Dönemi Fantazisi

Code Realize: Guardian of Rebirth, Viktorya dönemi Londra'sında geçen bir otome oyunu. Cardia Beckford adlı karakteri canlandırarak, Arsen Lupin, Victor Frankenstein, Abraham Van Helsing, Impey Barbicane ve Saint-Germain gibi tarihi ve edebi figürlerle tanışıyorsun. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, Cardia'nın zehirli vücudu ve aşkı bulma çabası. Code Realize: Guardian of Rebirth, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda fantastik bir macera.

Oyunun görsel stili, anime estetiği ve Viktorya dönemi detaylarıyla öne çıkıyor. Karakter tasarımları, Miko tarafından yapılmış ve oldukça çekici. Mekanların atmosferi, Londra'nın tarihi ve gizemli havasını yansıtıyor. Code Realize: Guardian of Rebirth, görsel stiliyle de tatmin edici bir deneyim sunuyor.

Code Realize: Guardian of Rebirth'i oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı, görsel roman türüne özgü. Çoğunlukla diyalogları okuyorsun ve seçimler yapıyorsun. Yaptığın seçimler, hikayenin gidişatını ve hangi karakterle aşk yaşayacağını belirliyor. Code Realize: Guardian of Rebirth, oynanışıyla da etkileşimli bir deneyim sunuyor.

Seyir Defteri Notu: Code Realize: Guardian of Rebirth'ün devam oyunları da var. Code Realize: Future Blessings ve Code Realize: Wintertide Miracles, aynı evrende geçiyor ve karakterlerin aşk hikayelerini derinleştiriyor.

Rota Önerisi: Code Realize: Guardian of Rebirth'den sonra, Collar X Malice'i deneyebilirsin. Collar X Malice, benzer temaları işliyor ve daha karanlık bir atmosfere sahip.


10. Spiritfarer: Ölümle Dans Etmek

Spiritfarer, ölüm temasına farklı bir bakış açısı getiren bir yapım. Stella adlı karakteri canlandırarak, ölülerin ruhlarını taşıyorsun ve onları öbür dünyaya hazırlıyorsun. Ama asıl olay bu değil. Asıl olay, ruhlarla kurduğun bağ, onların hikayeleri ve kendi geçmişinle yüzleşme. Spiritfarer, sadece bir yönetim oyunu değil, aynı zamanda duygusal bir yolculuk.

Oyunun görsel stili, el çizimi animasyonları ve canlı renkleriyle öne çıkıyor. Karakter tasarımları, sevimli ve karikatürize edilmiş ama duygusal ifadeleri yansıtıyor. Mekanların atmosferi, hem hüzünlü hem de umut dolu. Spiritfarer, görsel stiliyle de büyüleyici bir deneyim sunuyor.

Spiritfarer'ı oynarken dikkat etmen gereken bir şey var: Oyunun oynanışı, kaynak yönetimi, keşif ve hikaye anlatımının karışımı. Ruhlar için gemini geliştiriyorsun, onlara yemek yapıyorsun, onların hikayelerini dinliyorsun ve onları öbür dünyaya uğurluyorsun. Oyun, ölümün kaçınılmaz bir parçası olduğunu ve hayatın değerini anlamaya odaklanıyor. Spiritfarer, oynanışıyla da anlamlı bir deneyim sunuyor.

Seyir Defteri Notu: Spiritfarer, duygusal olarak yoğun bir deneyim olabilir. Oyun, kayıp, yas ve ölüm gibi temaları işliyor. Eğer bu tür temalara hassassan, oyunu oynarken dikkatli olmanı öneririm.

Rota Önerisi: Spiritfarer'dan sonra, Gris'i deneyebilirsin. Gris, benzer temaları işliyor ve daha soyut bir anlatıma sahip.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Galaksi Yolcusu Galaksiler arası seyahat eden bir blog yazarı.